KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2020
- Dosya no
- 2018/259 Esas
- Karar no
- 2020/1923
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/10/2017
- Numarası
- 2015/1023 Esas, 2017/912 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
3.116 kelime·16 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 05.11.2015 tarihli dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında 2012-2013 yıllarına ait KDV iadesi tasdik raporu yazılması anlaşması, 2012 yılı için 31.12.2013 tarih 2013/12 sayılı 2013 yılı için 16.06.2015 tarih 2014/5 sayılı sözleşmeler yapıldığını, taraflar arasında yapılan sözleşmede, müvekkili şirkete ödenecek paranın, hizmet bedelinin vergi dairesince ödemesi yapılan tutarlar üzerinden 3568 sayılı serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler asgari ücret tarifesi üzerinden alınacağına ilişkin olduğunu, müvekkili şirketçe düzenlenen raporların,
vergi dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda, davalı -borçluya 2013 yılı için 7.728,30 TL, 2014 yılı için 26.899,15 TL iade KDV ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin davalı borçlu şirkete verdiği hizmet bedelinin, vergi dairesince yapılan tutarlar üzerinden tarife gereğince hesaplandığını, davalı borçluya fatura tanzim edilerek iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, davalı hakkında Küçükçekmece ... İcra Dairesinin ...
Esas sayılı dosyasında 5.249,34 TL alacağın ve işlemiş faizin tahsili için İcra takibi başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, İtirazın kaldırılmasına dair Küçükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/424 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, açılan davanın alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddine karar verildiğini, bu nedenle alacağın tahsili için davanın açılması gerektiğini iddia ederek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla alacaklı oldukları 5.249,34 TL ‘nin tespiti ile 07.04.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, İcra takibine karşı yapılan İtirazın iptali ile takibin devamına %20’den az olmamak üzere İcra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacının kusurlu eylemi nedeniyle uğranılan zararın hizmet bedelinden fazla olduğunu, 2012 yılı için 15.460, 76 TL iade alınacağının bildirilip buna dair belgenin ibraz edilmesine rağmen davacının hizmet kusuru nedeniyle ancak yarısı oranında 7.728,00 TL tahsil edilebildiğini, müvekkilinin bedelin eksik ödenmesi nedeniyle zarara uğradığını, bunun üzerine davacının 2012 yılı ücretini talep etmeyeceğini beyan etttiğini, sonra ise davacının 2013 yılı için KDV iade alacağı işlemlerini yaptığını,
davacının bu işlemleri yaparken müvekkili şirkete bir şekilde KDV iade alacağını almak üzere imzalatılan belgeler arasında ücret sözleşmesinin de imzalatıldığını bu sözleşme ile fark etttiğini, bu nedenle hizmet sözleşmesinin güven ve bağlılığa uymayacak bir şekilde imzalatılmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu ifade ve beyan etmek gerektiğini, müvekkili şirkete tebliğ edilen faturaya karşılık müvekkili şirket tarafından iade faturasının kesilmiş olduğunu, iş bu faturanın davacı tarafça iade edilmeyip muhtemelen kayıtlarına işlendiğini,
müvekkili tarafından tanzim edilen faturanın iade edildiğinden bahsedilmekte ise de kargonun taraflarına ulaşmadığını, ... Kargo şirketinin internet adresi üzerinden yapılan araştırmada kargonun 13.05.2015 tarihinde ... tarafından teslim alındığı kaydının bulunduğunu ancak teslim alanın isim bilgilerinin yer almadığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, bilirkişi raporunda, davacının 2015 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 5.249,34 TL alacaklı olduğu, davalının 2015 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 5.249,34 TL borçlu olduğunun belirtildiği, her ne kadar davalı taraf 28.04.2015 tarihinde 9.455,43 TL tutarında fatura düzenlemiş davacıya göndermiş ise de faturanın 12.05.2015 tarihinde iade edildiği, kargo ile gönderilen faturanın davalı tarafından teslim alındığı,
davalının hizmet kusurundan bahsetmiş ise de bunun başka bir dava konusu olarak incelenmesi gerektiği, her iki tarafın ticari defterlerinde alacağın kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafın Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 5.249,34 TL borçlu olduğunun tespitine, bu miktar üzerinden İtirazın iptali ile takibin devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, asıl alacak üzerinden %20 oranında İcra inkar tazminatı uygulanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ. Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak, sözleşmelerin tek nüsha halinde tanzim edilmesi ve müvekkiline verilmemesi nedeniyle davacının davasına dayanak yapılan sözleşmedeki aleyhe olan hususların göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, davacı mali müşavirin sözleşme kapsamında hizmeti kötü İfa etmesinin ve ücrete hak kazanıp kazanmadığının incelenmeksizin salt yanılgılı olarak incelenen ticari defterlere dayanan bilirkişi raporu uyarınca hüküm tesis edilmesinin bozma nedeni olduğunu, ücretin KDV dahil neredeyse bu ücretin %50’den fazla olacağı bilgisinin verilmemesinin açıkça hizmet kusuru olduğunu,
davacı şirketin hizmeti gereği gibi yerine getirdiğini ve ücrete hak kazandığını ispat etmeden salt ticari defterler üzerinden inceleme yapılmak suretiyle rapor düzenlenmesinin bozma nedeni olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas teşkil edecek mahiyette olmayıp denetime elverişsiz olduğundan rapora dayanılarak hüküm tesis edilmesinin yanlış olduğunu, faturanın kime ve nasıl teslim edildiği araştırılmadan karar verildiğini iddia ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE. Dava, hizmet fatura bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır. Taraflar arasında, denetim ve tasdik sözleşmeleri kapsamında hizmet ilişkisi olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, sözleşmenin davalı yönünden geçerli olup olmadığı, hizmet kusuru iddiasının yerinde olup olmadığı, taraf ticari defter kayıtlarına göre verilen kararın isabetli olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, taraflar arasında “Denetim ve Tasdik Sözleşmesi “ imzalandığı, sözleşmenin birden çok olduğu, sözleşmede yeminli müşavirin davacı, iş sahibinin davalı şirket olduğu, 16.06.2014 tarihli sözleşmenin tasdik konusunun, indirimli oran KDV iadesi olduğu, davacı şirket tarafından, davalı şirket adına 07.04.2015 tarihli, 2012/1-12 indirimli oran KDV iade 1.848,00 TL ve 2013/1-12 indirimli oran KDV iade 2.600,60 TL olmak üzere KDV tutarı 800,74 TL toplam 5.249,34 TL fatura düzenlendiği,
davalı şirket adına, 2013/11 KDV alacağının iade işlemi adı ile 28.04.2015 tarihli 7.728,30 TL tutarlı, 2014/2 Ay KDV alacağının nakit iade kaydı adı ile 28.04.2015 tarihinde 26.899,15 TL bedelli ödemelere dair banka dekontlarının olduğu, 28.04.2015 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete faturanın düzenlendiği, hizmet bedelinin abartılı bulunduğunu ve davada ileri sürdüğü savunmalar kısmen tekrar edilerek, faturanın iade edildiğinin yazılı olarak bildirildiği, davalı şirket tarafından davacı şirkete 28 Nisan 2015 tarihli KDV dahil 9.455,43 TL tutarlı iade faturası düzenlendiği,
söz konusu faturanın 12.05.2016 tarihli yazı ile davalı şirkete iade edildiği, davacının 22.04.2015 tarihinde, 5.249,34 TL asıl, 21,00 TL asıl alacağa işlemiş faiz olmak üzere davalı şirket hakkında, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlunun 05.05.2015 tarihli dilekçe ile aynı döneme ait kendilerinin uğradıkları zarar ziyan bedeli olarak 9.455,43 TL fatura alacaklarının bulunduğunu, cari hesap mahsubu sonunda firmaya borçlarının olmadığını, mahsup sonucu 4.206,09 TL alacaklarının bulunduğunu belirterek İcra takibine karşı itiraz ettikleri, davacı alacaklının ise İİK 67. madde gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde İtirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
18.04.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda, taraflar arasında, indirimli orana tabi KDV iadesinin YMM raporu gereğince alınmasını teminen, 31.12.2013 tarihli 2012 yılı, 16.06.2014 tarihli 2013 yılı denetim ve tasdik sözleşmeleri düzenlendiği, sözleşmeler esas alınarak davacı şirketin yetkilisi YMM ... tarafından 2012 ve 2013 yıllarına ait KDV iade raporu düzenlendiği, ilgili daireye ibraz edildiği, idare tarafından KDV iade raporlarının incelendiği, devamında iadesi gerekli tutarların yine daire tarafından davalı tarafa ödendiğinin tarafların kabulünde olduğu, sonuç olarak, davacının ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu,
davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu, davalının 2015 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 5.249,34 TL borçlu olduğu, davacının davalıdan 5.249,34 TL alacaklı olduğu, davacının YMM olarak davalı yanın 2012 ve 2013 yılları KDV iadesi raporlarını usulüne uygun şekilde ( 2012 yılı için KDV iade tutarı 15.460,76 TL, 2013 yılı için KDV iade tutarı 27.089,67 TL olarak ) tanzim etmiş olduğu,
ancak vergi idaresinin yapmış olduğu denetim neticesinde davalı firmanın alt kuruluşlarında olumsuzluklar nedeniyle 2012 yılı iade tutarı 7.728,30 TL, 2013 yılı iade tutarınında 26.899,15 TL olarak tahakkuk ettirildiği, bu durumun davacının ihmalinden kaynaklandığına dair somut verinin bulunmadığı,
sonuç olarak,taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmelerinde belirlenen asgari ücret tarifesi, davalı tarafça alınan KDV iade tutarları, takip dayanağı fatura, takip tarihi itibariyle uyumlu taraf ticari defterleri, davacının davalıya vermiş olduğu 2012 ve 2013 yılları KDV iadesi hizmetlerinden dolayı toplam 5.249,35 TL ( KDV dahil ) tutarında ücrete hak kazanmış olduğundan, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 5.249,35 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Mahkemece rapora göre davanın kabulüne karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK ‘nın 1. maddesinde, sözleşmenin kurulması üst başlığı ile sözleşmenin, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamaları ile kurulacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı yasanın 12. maddesinde, sözleşmelerin geçerliliğinin, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı olmayacağı ifade edilmiştir.
6102 sayılı TTK ‘nın 18. maddesinde, tacir olmanın hükümleri üst başlığı ile 18/2. fıkrada, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği düzenlenmiştir. İş bu yasal düzenlemeler kapsamında, tacir olan davalı şirketin, sözleşmenin geçersizliği ve ilgili savunmalarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesinde, ticari defterlerin ibrazı ve delil olması düzenlenmiştir.
2. fıkrada, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduna yer verilmiştir.
3. fıkrada ise, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinin ilk fıkrasında, ispat yükünün kanunda aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK ‘nın 6. maddesinde ise, aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.
Somut dava yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirildiğinde, yukarıda ifade edildiği üzere, tacir olan davalının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin yasal ve geçerli dayanağı bulunmamaktadır. Sözleşmenin geçersizliği ile birlikte hizmetin kusurlu İfa edildiği ve hizmet sonucu bedel iade ödemelerini almış olması da çelişki oluşturmaktadır.
Diğer yandan, her iki tarafın ticari defterleri usulüne uygun tutulduğu gibi her iki tarafın defterlerinde de takip konusu fatura kayıtlıdır. Davalı taraf her ne kadar daha sonraki aşamada iade faturası düzenlemiş ise de, iade faturası davacı tarafça iade edildiği gibi davacı ticari defter kayıtlarında da mevcut değildir.
Bu durumda, davacının, sözleşme kapsamında verdiği hizmet nedeniyle düzenlediği fatura alacağına hak kazandığının kabulü bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere yerindedir. 6102 sayılı TTK ‘nın 20. maddesinde, tacir olan veya olmayan bir kişiye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin uygun bir ücret isteyebileceği düzenlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle ve özellikle tarafların usulüne uygun tutulmuş olan ticari defterlerinde takip konusu faturanın varlığı ve diğer yasal düzenlemeler dikkate alındığında, ilk derece mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmesi gerekmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2018/259, K. 2020/1923, 22 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama