KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1212 Esas
- Karar no
- 2024/1602
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/01/2021
- Numarası
- 2017/1081 Esas, 2021/52 Karar
- Dava
- Rücuen Tazminat (İşyeri Poliçesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.497 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan ...'e ait "... Fatih/İstanbul" adresindeki iş yerinde 16/06/2017 tarihinde kaldırımın altından geçen temiz su borusunun patlaması sonucu akan sulardan dolayı işyerinde bulunan raflarda ve muhtelif emtiada hasar meydana geldiğini, müvekkili şirketin TTK 1301. madde ve Sigorta Genel Şartları gereğince ödediği hasar tazminatı oranında sigortalının kanuni halefi olduğunu,
sigortalının zarara sebebiyet verenler aleyhine her türlü haklarının müvekkili şirkete intikal ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 7.650,00 TL tazminatın ödeme tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren kısa vadeli kredilere uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "..." adresindeki binaya hasar verdiği belirtilen su patlağı ihbarının 16.06.2017 tarihinde saat 08:16'da idare arıza kayıt servisine yapıldığını, olay mahalline gidildiğinde "..." adresindeki binanın şube yolu bağlantısında patlak tespit edildiğini, saat 09:28 itibariyle arızaya gecikmeye mahal verilmeksizin müdahale edildiğini, bu durumun arıza kayıt raporundan anlaşıldığını, binanın izolasyon ve drenaj sistemi eksikliğine bağlı olarak "..." adresindeki binada su sızıntısı oluştuğunu, binada yağmur suyu kanalı bulunmadığını,
kanalizasyon sisteminin Fatih ilçesinin genelinde olduğu gibi birleşik sistem çalıştığını, davacı tarafın kanal bağlantısının idari mevzuata uygun olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zararı meydana getiren sebeplerin ve kusur durumunun tespiti için iskan izninin olup olmadığının ilgili belediyesinden sorularak binaya ait yapı ruhsatı ile projelerin getirtilmesi ve binanın projesine uygun yapılıp yapılmadığının, imar mevzuatına ve İski mevzuatına uygun olup olmadığının tespiti için mahallinde keşfen inceleme yapılması gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; kullanımı davacı şirket sigortalısına ait ve işyeri olarak kullanılan adreste yer alan taşınmazda temiz su borusunun patlaması sonucu akan sulardan dolayı işyerinde bulunan raflar ve muhtelif emtiada hasarın meydana gelmesinde temiz su şebeke borusu bakım ve yenileme sorumluluğunun...'ye ait olduğu, ...'nin bakım ve yenileme sorumluluğunu layığı ile yerine getirmediği, bu nedenle boru hattında patlak oluştuğu, davalı ...nin hasarın oluşumundan %100 sorumlu olduğu, yapılan hasar değerlemesinde hasar bedeli olan 7.650,00 TL hasar bedelinin hakkaniyete uygun ve kadri marufunda olduğu,
davacının sigortalısının oluşan hasarın meydana gelişinde müterafik kusurunun bulunmadığının bilirkişi raporu ile de sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.650,00 TL'nin ödeme tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; İmar Yönetmeliği m. 6.09.11 gereğince sigortalıya ait iş yerinin drenaj ve izolasyon sisteminin olup olmadığının, sigortalının ortak kusurunun olup olmadığının, imar iskan durumunun, deponun uygun yer olup olmadığının, depolama için gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığının ve hasar bedelinin piyasa araştırmasına göre uygun olup olmadığının araştırılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından iş yeri ekstra sigorta poliçesi gereğince sigortalıya ödenen sigorta tazminatının hasar sorumlusu olduğu ileri sürülen davalıdan tahsili için açılan rücuen tazminat davasıdır.6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir.
Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur.
TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur.
Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.Davacı sigortacının, iş yeri sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalısına 7.650,00 TL sigorta tazminatı ödediği, ödenen sigorta tazminatının tahsili için davalıya 24/07/2017 tarihinde ihtarname göndererek ödenen bedelin davacı sigorta şirketine ödenmesini talep ettiği, davalı ...'nin bu talebe karşı 25/08/2017 tarihinde red cevabı verdiği,
daha sonra iş bu rücuen tazminat davasının açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece; meydana gelen hasarda davalı ...'nin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 7.650,00 TL'nin ödeme tarihi olan 21/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalı ... tarafından istinaf edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ...'nin hasardan sorumlu olup olmadığı ile hasar miktarı hususlarında toplanmaktadır.TBK nun 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nun 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki,
bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, ...'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır.
Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.
Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.Davalı ...'ye ait temiz su borusu da maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı ... bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur 2560 sayılı Kanunun 18. Maddesinde, yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişilerin, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorunda oldukları, ...'nin o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi vereceği,
yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.Yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, ...'nin içme suyu şebekesi hattının yapım, bakım, onarım görevlerinin yanı sıra denetim yükümlülüğü de bulunmaktadır.
Kaldı ki, ...'nin içme suyu şebekesi sisteminden doğan zararlardan 6098 sayılı TBK’nun 69/1 maddesi gereğince yapı maliki olarak da kusursuz sorumluluğu vardır.
Nitekim ..., içme suyu şebeke sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür.Somut olayda, ilk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; davalıya ait içme suyu şebekesinin patlaması sonucu toprak altından çıkan basınçlı suyun kot farkı nedeniyle aşağıda yer alan sigortalı iş yerinin duvarından sirayet ettiği,
bu şiddetteki suyun herhangi bir tedbirle önlemeyeceği belirtilmiştir.Somut olayın oluş biçimine göre sigortalı iş yerinin bulunduğu binada uygun su izalosyon sisteminin veya drenaj sisteminin mevcut olmasının zararın oluşumunu önleyemeyeceği dikkate alındığında hasardan tamamen davalı ...'nin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.Basınç altındaki boru patlağından çıkan suyun aşırı -10 atmesferlik- basınç ile çevresindeki bina duvarlarında su yalıtımı da olsa basınçlı su tahribatının kaçınılmaz olacağı, su yalıtımının basınçlı su neticesinde ek yerlerinden kabarmış olacağı, basınçlı suyun geçiş koridoru oluşturduğu,
duvar ve mazgal içinden geçerek bodrum kat duvarlarından ilerleyerek bodrum katta duvara monteli ahşap raflara hasar verdiği, genellikle duvar su yalıtımlarının basınçsız çevre sularında kar ve yağmur sularında binayı korumaya yönelik olduğu, bu korumanın da olayda uzun yıllar bodrum katı koruduğu,
ancak olayda suyun yüksek basınç altında etkili olması nedeniyle bodrum katta emtia hasarına neden olduğu denetime elverişli teknik bilirkişi ek raporunda tespit edilmekle dava dışı sigortalının somut olayda ortak kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.İş yerine ait imar-iskan durumunun araştırılmasının teknik rapordaki tespitler karşısında somut olay özelinde dosyaya bir katkı sağlamayacağı, yani zararın oluşumuna ya da artmasına etki etmeyeceği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, hasar miktarı yönünden de hükmü istinaf etmiştir.
Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkesine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarardan sorumlu olanlardan isteyebilir.
Somut olayda, eksper raporu ile ilk derece mahkemesinde hasara uğrayan emtialarla ilgili bina ve eşya hasarı konusunda uzman bilirkişiden alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacının sigortalısına eşya hasarı nedeniyle yaptığı hasar ödemesinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, piyasadan alınan teklif ile eksper tarafından sunulan teklif arasında fazla fark olması nedeniyle asistan firma tarafından verilen teklif karşılaştırılarak zarar bedelinin tespit edildiği,
bu nedenlerle davacı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği bedelin sigortalının gerçek zararı olduğu anlaşıldığından davalının bu yöndeki istinaf nedenleri de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1081 Esas, 2021/52 Karar sayılı ve 21/01/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 130,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 296,95 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1212, K. 2024/1602, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama