KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1379 Esas
- Karar no
- 2025/97
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/04/2021
- Numarası
- 2018/385 Esas, 2021/378 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan
Karar Metni
2.580 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının aidat borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; olağan genel kurullarda alınan kararların üyeler tarafından mahkemeye taşınarak bazılarının iptal edildiğini, yöneticilerin yolsuzluktan ihraç edildiğini, yöneticilerin onaylatamadığı bütçelere dayanılarak yapılan hesap sonucu çıkarılan borcun yasal olmadığını, kabul anlamına gelmemek şartı ile böyle bir borcu olmamasına ragmen sıkıntı yaşamamak için talep edilen dönemlere ilişkin bir kısım ödeme yaptığını, zaten talep edilen 2016 ve 2017 dönemine ilişkin kiracısının da bir kısım aidat ödemesi yaptığını, yapılan ödemeler düşüldüğünde borcu olmadığını, talep edilen faiz ve masrafları kabul etmediğini,
hangi genel kurul kararına dayanarak aidat toplama ve harcama yetkisine sahip olunduğu, hangi genel kurul kararı ile aidat parası talep edildiğinin belli olmadığını, alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; davalının, davacı kooperatifin ortağı olduğu, davalının söz konusu yerin başkasına kiraya verdiği yönündeki savunmasının aidat borcundan kooperatif ortağının sorumlu bulunması nedeniyle dinlenemeyeceği, davacı kooperatifin bir kısım genel kurul toplantıları ile alınacak aidat miktarının belirlendiği,
her ne kadar sonraki bir kısım yıllarda genel kurul kararı ile aidat alınmasına ve miktarına ilişkin bir karar alınmamış ise de, daha önceki yıllardaki genel kurul kararları ile alınan aidat kararlarının müteakip genel kurulda kaldırıldığı veya değiştirildiğine ilişkin bir karar alınmaması durumunda -aksi kararlaştırılmamışsa- daha önce alınan aidat kararının aynen geçerliliğini sürdüreceği, alınan aidat karalarının sadece alınan yıl için geçerli olacağı hususunda bir mevzuat hükmü bulunmadığı,
bu kapsamda dosyada mevcut genel kurul kararlarının incelenmesinden icra takibinde talep edilen döneme ilişkin 25/05/2013 tarihli genel kurulda aidata ilişkin bir karar alınmamış olduğu, 22/02/2014 tarihli genel kurulda 01/03/2014 tarihine kadar eski aidat miktarı üzerinden devam edilmesi ve 01/03/2014 tarihinden itibaren % 25 düşürülmesinin kararlaştırıldığı, 06/06/2015 tarihli genel kurulda çoğunluk sağlanamadığından karar alınamadığı, 03/04/2016 tarihli genel kurulda aidat alınması gündemli talebin reddedildiği,
31/03/2018 tarihli genel kurulda, 2017 yılında karar alınmayan ancak aynı miktarda devam ettirilen ödemelerin uygulandığı şeklinde kabulüne karar verildiği, davalı tarafça cevap dilekçesinde genel kurul kararının iptali yönünde bir kısım mahkeme kararı bulunduğu belirtilmiş ise de, bu hususun daha önce alınan ve iptal edilmeyen genel kurul kararları ile alınması kararlaştırılan aidatların sonraki yıllarda karar alınmayan yıllar için de geçerli olacağı sonucunu değiştirmeyeceği,
kaldı ki davalının aidat borcu bulunmadığını ileri sürmesine rağmen icra takibinden sonra bir kısım ödemeler yaparak söz konusu aidatların geçerliliğini zımnen kabul etmiş sayılması gerektiği, bu ödemede herhangi bir ihtirazı kayıt dermeyan etmeksizin ödemede bulunan davalının sonradan aidatların alınamayacağının ileri sürmesinin TMK'nun 2. maddesinde yer alan objektif iyiniyet kuralına da aykırı olduğu,
yine davacı kooperatif tarafından talep edilen aidatların site işletme aidatı niteliğinde olup davacı kooperatifçe yönetilen sitenin büyüklüğü karşısında alınan aidat miktarlarının son derece düşük miktarlı olup bu aidatların sitenin ihtiyaçlarının karşılanması için zaruri giderler için harcanacağından aidatların alınmamasının hizmetin de görülememesi sonucunu doğuracağı, tüm bu nedenlerle 08/02/2021 tarihli ek raporda yapılan hesaplamaya göre aidat alacağına hükmedilmesi gerektiği, takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce yapılan ödemelerin aidat alacağından mahsubu gerektiği,
davalının itirazın iptali davasının açılmasından sonraki bir kısım ödemelerinin ise icra müdürlüğü tarafından infazda dikkate alınması gerektiği, talep edilen faiz oranının mevzuat ve alınan genel kurul kararlarına uygun olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 4.333,00 TL asıl alacak ve 1.552,91 TL işlemiş faiz (gecikme zammı) üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalının 23/05/2018 tarihli 1.600,00 TL, 29/05/2018 tarihli 1.344,00 TL ve 19/10/2020 tarihli 240,00 TL'lik ödemelerinin icra müdürlüğünce dikkate alınmasına, 4.333,00 TL asıl alacağa takipten itibaren avans faizi uygulanmasına,
davalı itirazında haksız çıktığı ve alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile 4.333,00 asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; icra kapak hesabı 8.145,91 TL iken kararda muğlak ifadeler kullanıldığından hangi kısmın kabul edilip hangi kısmının reddedildiğinin belli olmadığını, reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, genel kurulca kararlaştırılmaksızın üyelerden her ne nam altında olursa olsun ödeme alınamayacağını, ayrıca müvekkiline kararlaştırılan aidat miktarına ilişkin bir tebligat yapılmadığını, davalı adına kiracısı "...
Dış Tic. Ltd.
Şti." tarafından banka havalesi ile ödeme yapıldığı ve defter kayıtlarına işlenmediği 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporu ile belirtilmesine rağmen yapılan hesaplamada dikkate alınmadığını, yine aynı raporda genel kurul kararlarına uyulmadan ticari defterlerin tutulduğu belirtilmesine rağmen bu tespitin dikkate alınmadığını, müvekkilinin hazır olduğu 1 nolu celsede ön inceleme duruşması yapılmadığını, bir sonraki celse ise ön inceleme yapılacağına ilişkin ihtar yapılmadan müvekkilinin yokluğunda ön inceleme duruşması yapılmasının usulüne uygun olmadığını, dava dosyasındaki hiçbir delilin, müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispat edemediğini,
bu nedenle müvekkilinin iyiniyetli üçüncü kişi olarak tapu kaydına güvenerek yaptığı ayni hak iktisabı hukuken korunarak kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının denetime elverişli olmadığını, zira bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında 08/04/2017 tarihinde aidat ve işlemiş faize ilişkin toplam 5.974,36 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Kooperatif uzmanı bilirkişi tarafından sunulan 28/11/2018 tarihli raporda; davalının, davacı kooperatif ortağı bulunduğu, üyeliği gereği davalıya B2 tipi işyerinin tahsis edildiği, davacı kooperatifin 25.05.2013,06 .06.2015, 03.04.2016 ve 21.06.2017 tarihinde yapılan genel kurullarında ortaklardan, site işletme aidatının tahsil edilmesine yönelik karar alınmadığından, bu yıllara ilişkin talepte bulunulamayacağı, davalının üyeliği gereği, 30.06.2013 tarihi itibariyle geçmiş yıllardan gelen toplam 2.217,00 TL tutarında borcunun bulunduğu,
davalının geçmiş dönemden 30.06.2013 tarihine kadar olan tüm bu borçlarına karşılık 19.07.2013 tarihinde 1.105,00 TL, 18.01.2016 tarihinde 87,00 TL, 14.03.2016 tarihinde 87,00 TL, 12.05.2016 tarihinde 174,00 TL, 19.09.2016 tarihinde 362,00 TL, 29.12.2016 tarihinde 300,00 TL, 20.03.2017 tarihinde 348,00 TL olmak üzere toplam 2.463,00 TL ödediği, yapılan bu ödemelerin geçmiş dönemdeki genel kurul kararlarıyla kararlaştırılmış ve icra takibine konu edilen 2013 yılı Mayıs ayı bakiyesi 70,00 TL ile Haziran ayı aidatı olan 116,00 TL aidatlara yönelik yapıldığının cari hesap ekstresinden tevsik edildiği,
davacının, iptal edilmeyen genel kurul kararları gereği davalıdan tahsilini talep edebileceği 1.537, 00 TL tutarındaki asıl alacağı ve bu asıl alacağına 08.04.2017 icra takip tarihine kadar işletebileceği aylık %1.5 gecikme faizinin 724,61 TL olacağı, bu durumda davalının toplam 2.261,61 TL borcunun ubulunduğu, huzurdaki işbu davanın 11.04.2018 tarihinde açılmasından evvel davalının 10.04.2018 tarihinde 2.500,00 TL tutarında ödeme yaptığının davacı kooperatifin ibraz ettiği cari hesap ekstresiyle tevsik edildiği, bu hususun takdirinin Mahkemeye ait olduğu, %1,5 faiz talebinin yerinde olduğu bildirilmiştir.
2'li bilirkişi heyeti (kooperatif uzmanı bilirkişi yanına mali müşavir bilirkişi eklenerek) tarafından sunulan 30/09/2019 tarihli raporda; davacıya ait defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının defter kayıtlarında takip tarihi itibariyle 5.974,36 TL alacağının bulunduğu, genel kurullarda aidat kararı alınmasa bile aidatın üyelerden tahsil edilebileceğinin mahkemece kabul edilmesi durumunda, davacının 4.333,00 TL işletme aidatı alacağı ve 1.641,36 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 5.974,36 TL alacağı olduğu,
davalının gerek takipten gerek davadan sonra toplam 5.444,00 TL ödeme yaptığı, bu ödemeden TBK'nun 100. maddesi gereğince öncelikl faizlerin düşeceği, bu durumda 1.641,36 TL gecikme faizinin mahsubu ile kalan 3.802,64 TL'nin de aidat alacağı olan 4.333,00TL'den mahsubu ile 530,36 TL işletme aidat alacağının kaldığı ve bu tutar üzerinden takip tarihinden itibaren faiz işletilebileceği, genel kurullarda kararlaştırılmayan aidatların üyelerden tahsil edilemeyeceğinin mahkemece kabul edilmesi durumunda,
aidat kararı alınmayan 01.07.2013-01.03.2014 arası dönem bakımından tahakkuk eden 928,00 TL aidat ve 580,96 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.508,96 TL olduğu, yine aidat kararı alınmayan 01.03.2015-31.03.2017 arası dönem bakımından tahakkuk eden 2.175,00 TL aidat ve 431,69 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.606,69 TL olduğu, buna göre aidat kararı alınmayan genel kurullar için aidatın istenmeyeceğine karar verilmesi durumunda davacının takip tarihi itibariyle alacağının faiz dahil olarak 1.858,71 TL (1.230,00 TL asıl alacak ve 628,71 TL işlemiş faiz) olduğu,
takipten sonra davadan önce davalı tarafından davacı kooperatife ödenen 5.444,00 TL'nin tenzili ile davacının, davalıdan alacağının kalmadığı bildirilmiştir.7 2'li bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/02/2021 tarihli ek raporda; önceki raporlarının tekrar edildiği, ayrıca 3. bir ihtimal olarak davalı tarafından yapılan ödemelerin değerlendirildiği, buna göre 10/04/2018 tarihinde yapılan ödemeye göre 4.333,00 TL aidat alacağı ve 1.552,91 TL işlemiş faiz alacağının olduğu.
23/05/2018 tarihinde yapılan 1.600,00 TL ödemeye göre 4.333,00 TL aidat alacağı ve 117,97 TL işlemiş faiz alacağının olduğu. 29/05/2018 tarihinde yapılan 1.344,00 TL ödemeye göre 3.130,00 TL aidat alacağının olduğu, davalının ödediği 300,00 TL, 348,00 TL ve 24,00 TL'nin zaten davacı defterlerinde mahsup edildiği, 2.500,00 TL, 1.600,00 TL, 736,00 TL ve 522,00 TL ödemenin ise itirazın iptali davasında dikkate alındığı,
bunun dışında kalan 86,00 TL, 87,00 TL, 521,00 TL, 22,00 TL, 20,00 TL, 261,00 TL, 435,00 TL, 540,00 TL, 174,00 TL ve 87,00 TL ödemelerin ise esasen itirazın iptali davasına konu olmayan ve açıklamada da görüleceği üzere 2018-2019 aidatlarına istinaden yapılan ödemeler olduğu bildirilmiştir.Ayrıca farklı bir bilirkişiden 24/01/2020 tarihli kök ve 28/07/2020 tarihli ek rapor alındığı anlaşılmıştır.Davalı kooperatifin 29/09/2012 tarihli genel kurulunda B2 tipi işyeri için aylık 116,00 TL aidat belirlenmiş olup sonraki genel kurulda aidat ile ilgili karar alınmadığı,
22/02/2014 tarihli genel kurulda ise 01/03/2014 tarihine kadar eski aidat miktarı üzerinden aidat alınmasına, 01/03/2014 tarihinden sonra aidat miktarının % 25 düşürülerek ödenmesine karar verildiği (buna göre davalının ödemesi gereken aidat miktarının 87,00 TL olduğu) görülmüştür.
Bu durumda kooperatifte aidat alacağının bir yıllık süre ile belirlendiği yönünde fiili bir uygulama olduğundan söz edilemeyeceği, eğer yapılan genel kurullarda aidat kararı alınmamış ise, önceki genel kurullarda alınan aidat kararlarının devam edeceğinin kabulü gerektiği, ayrıca kooperatif genel kurulunun, yönetim kurulunun yaptığı işlere sonradan icazet vererek geçerli hale getirmesinin de mümkün olduğu,
kaldı ki kooperatifin hizmetlerinden yararlanan ortağın ödeme yükümlülüğünün de mevcut olduğu dikkate alındığında kooperatif genel kurul kararının alınmadığı dönemlere ilişkin ortaklardan aidat istenmesi mümkün olup davalının aidat ödeme yükümlülüğü bulunduğundan bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
İcra takibinde 2013 yılı Mayıs ayı bakiye aidatı olan 70,00 TL, 2014 yılı Şubat ayına kadar -bu ay dahil- devam eden aylarda 116,00 TL, 2014 yılı Mart ayından 2017 Mart ayına kadar -bu tarihler dahil- her ay için 87,00 TL aidat alacağı ile bu alacağa işleyen faizlerin tahsili talep edilmiştir. İcra takibine konu dönemler itibariyle talep edilen aidat miktarı yukarıda bahsi geçen genel kurul kararları ile uyumludur.
Bu durumda davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının tespiti gerekir. Bilirkişi heyetinin 08/02/2021 tarihli ek raporu, ayrıntılı, gerekçeli ve denetlenebilir olup ayrıca dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna da uygun olduğundan Mahkemece hükme esas alınmasında bir hukuka aykırılık yoktur. Öncelikle davalının iddiasının aksine kiracısı tarafından yapılan ödemeler de dikkate alındığından bu hususa yönelik davalının itirazları yerinde değildir.
Kooperatife gerek davalı gerekse de kiracısı tarafından yapılan ödemeler gözetilerek rapor hazırlanmış olup alacağın hesabında icra takibine konu borca yönelik yapılmadığı anlaşılan ödemelerin dikkate alınmaması yerindedir.
Dava tarihinden sonra yapıldığı kabul edilen 23/05/2018 tarihli 1.600,00 TL, 29/05/2018 tarihli 1.344,00 TL ve 19/10/2020 tarihli 240,00 TL'lik ödemeler yönünden davacının bir istinafı bulunmayıp Mahkemece bu ödemelerin icra müdürlüğü tarafından dosyanın infazında dikkate alınmasına yönelik karar verilmesi yerindedir.
Ayrıca genel kurul kararlarına göre davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetlidir. Öte yandan ön inceleme duruşmasının yapılması bakımından usul ve yasaya aykırı bir durum da bulunmamaktadır.
Ancak davalı tarafından icra takibinden sonra davadan önce 2.500,00 TL ödeme yapıldığından bu tutarın 6098 sayılı TBK'nun 100. maddesine göre öncelikle faiz ve fer'ilerinden mahsup edilerek ödeme tarihi itibariyle alacağın tespiti gerekir.
Buna göre takip tarihi itibariyle tespit edilen alacak tutarına takip tarihinden önce temerrüdün başladığı kabul edildiğine göre takip ve ödeme tarihine kadar işleyen faiz tutarı, icra vekalet ücreti, icra masrafları eklenmek suretiyle bulunan miktardan 10/04/2018 tarihi itibariyle ödenen 2.500,00 TL kısmi ödemenin düşülerek kalan alacağın tespiti gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu doğrultuda hesaplama yapılarak davacının 4.333,00 TL aidat ve 1.552,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.885,91 TL alacağının olduğunun belirlendiği ve Mahkemece de bu miktarlar üzerinden hüküm tesis edildiği anlaşılmakta ise de,
TBK'nun 100. maddesi uyarınca yapılan hesaplamalar gözetilmeksizin mükerrer tahsilata sebep olacak şekilde kalan miktara kısmi ödemenin yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan dava 5.974,36 TL üzerinden açılmış olup Mahkemece aidat ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.885,91 TL üzerinden takibin devamına ve fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesine rağmen kendisini bir vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1379, K. 2025/97, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama