KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Dosya no
- 2021/1391 Esas
- Karar no
- 2025/202
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06/04/2021
- Numarası
- 2017/995 Esas, 2021/257 Karar
- Dava
- ALACAK (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.658 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin 2012 yılından itibaren davalıya mali danışmanlık hizmeti verdiğini, 01.01.2017 tarihli sözleşme ile yeniden mali danışmanlık hizmetlerine ilişkin sözleşme düzenlendiğini, sözleşmenin 6. maddesinin 1. bendine göre aylık ücret KDV dahil 18.821,00 TL olup, ücretin her ayın 5. günü ödenmesi gerektiğini, aynı maddenin 5. bendine göre sözleşme ile kararlaştırılan ücretin üst üste iki kez ödenmemesi halinde meslek mensubunun sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği ve bu halde işsahibinin sözleşme süresinin sonuna kadarki ücreti ödemesi gerektiğini,
davalı işsahibinin Mart ve Nisan aylarına ilişkin ücreti ödememesi üzerine 17.05.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiklerini ve sözleşme süresi sonuna kadar olan 150.568,00 TL ücretin ödenmesini talep ettiklerini, davalının aynı gün Nisan ve Mayıs ayına ilişkin ücretleri ödediğini, davalı ihtarnameye cevabında Mart ayına ilişkin faturanın 06.04.2017 tarihinde, Nisan ayına ilişkin faturanın ise 10.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğini beyan etmişse de, aylık ücretin her ayın en geç 5. günü ödenmesi gerektiğini, sözleşmede ifa tarihi kararlaştırıldığından,
fatura kesilmediğinden veya faturanın geç tebliğ edildiğinden sözedilerek borcun doğmadını söylemenin yerinde olmadığını ileri sürerek 150.568,00 TL'nin 22.05.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verillmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; davanın sözleşmede kararlaştırılan yetkili İstanbul Mahkemelerinde açılmaması nedeniyle seçimlik hakkın müvekkiline geçtiğini, buna göre yetkili mahkemenin, genel yetkili ve müvekkilinin adresi mahkemesi olan Amasya Suluova Mahkemesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin süre bittikten sonra devam etmesi nedeniyle sözleşmenin belirsiz hale geldiğini, belirsiz süreli sözleşmede kalan sürenin hizmet bedelinin talep edilemeyeceğini, sözleşmenin 3. maddesinde meslek mensubunun yapacağı işlerin boş bırakıldığını ve davacının ediminin ne olduğunun belli olmadığını,
bu nedenle sözleşmenin geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkilinin kendisine fatura kesilmesinden sonra ödeme yaptığını, Mart ayına ilişkin 31.03.2017 tarihli faturanın 06.04.2017 tarihinde, Nisan ayına ilişkin 28.04.2017 tarihli faturanın 10.05.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, fatura kesilmeden ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, sözleşmeye göre 06.04.2017 tarihinde tebliğ edilen faturanın 05.05.2017 tarihinde, 10.05.2017 tarihinde tebliğ edilen faturanın ise 05.06.2017 tarihinde ödenmesi gerektiğini, bu nedenle söz konusu aylara ait ücreti zamanında ödediklerini,
davacının müvekkili şirketin yönetim kurulu toplantısına katılmaması ve bilgi vermemesi nedeniyle 18.05.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini savunarak mahkemenin yetkisiziliğine ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; her ne kadar taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6.1. maddesinde kesin vade belirlenmiş ve ihtara gerek olmaksızın temerrüt faizi uygulanacağı kararlaştırılmış ise de, uygulamada kesin vade uygulanmadığı ve davacının ödemelerin geciktirildiği aylara ilişkin temerrüt faizi talebi olmadığı,
dolayısıyla davacının haklı nedenle fesih hakkının, taraflar arasında ortaya çıkan uygulama ile ortadan kalktığı, davacının fesih iradesinin 17.05.2017 tarihli ihtarname ile ortaya konulması sebebiyle, sadece fesih tarihine kadar ücrete hak kazandığı ve bu durumda 10.037,87 TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.037,87 TL alacağın 26/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşme her yıl yenilendiğinden, süresi biten sözleşmelere dayanılarak, aylık ücretin ifa tarihi ile ilgili davalıda haklı bir güven oluşturulduğunu söylemenin mümkün olmadığını, sözleşmede kararlaştırılan ifa zamanının kesin vade olduğunu, ödemelerin geç yapılması hususunda karşı tarafta güven oluşturulduğunun kabulü halinde, müvekkilinin hiçbir zaman sözleşmeyi feshedemeyeceğini, sözleşmedeki ifa zamanının tarafların uygulaması ile değiştiği şeklinde bir yorum yapılamayacağını, taraflar arasında fiili durum bulunduğu kabul edilse dahi,
2017 yılı Mart ve Nisan aylarına ilişkin ücretlerin 42 gün ve 12 gün gecikmesi nedeniyle makul kabul edilmemesi gerektiğini, eski ödemelerdeki gecikmenin ekseriyetle 10 günü geçmediğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz hale gelmesi nedeniyle sözleşmenin kalan süresine dair ücret talep edilemeyeceğini, sözleşmeye göre davacının yapacağı hiçbir görevi bulunmadığını, müvekkilinin davacının kestiği faturalara istinaden tüm ödemeleri zamanında yaptığını, her iki tarafın ticari defterlerinde yapılan incelemeye göre herhangi bir borçları bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, reddedilen miktar üzerinden vekalet ücretinin eksik hesaplandığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, mali müşavirlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Mahkemece, davacının sadece sözleşmenin feshi tarihine kadar olan ücretini talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacı mali müşavir şirketinin sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediği, aylık ücretin fatura kesilmesinden sonra ödenmesi hususunda taraflar arasında fiili uygulama bulunup bulunmadığı, sözleşmenin feshinden sonra kalan sözleşme süresine ilişkin alacağın ödenmesi gerekip gerekmediği, davalının Mayıs ayına dair hizmet bedeli borcu bulunup bulunmadığı, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin AAÜT'ne uygun olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
1-Davalı işsahibi, sözleşmede davacının yapacağı iş ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmadığını savunmuşsa da, taraflar arasında 2012 yılından itibaren mali danışmanlık hizmeti alınmasına dair ilişki bulunması ve davalının 2017 yılı ilk dört ayına dair faturaları ödemesi karşısında, davalının sözleşmede herhangi bir iş kararlaştırılmadığı gerekçesiyle sözleşmenin geçersiz olduğuna dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
Yine sözleşmenin bir yıllık ve belirli süreli olması karşısında, davalının, belirsiz süreli sözleşme nedeniyle bakiye ücret alacağına hükmedilemeyeceği yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
2-Davalı şirket, davacıdan 2012 yılından itibaren mali müşavirlik ve danışmanlık hizmeti almış olup, taraflar arasında en son 01.01.2017 - 31.12.2017 dönemi için sözleşme imzalanmış, davacı mali müşavirlik şirketi, üst üste iki aya dair ücretin ödenmediği gerekçesiyle 17.05.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshetmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1. maddesi gereği aylık ücret KDV dahil 18.821,00 TL olup, iş sahibi her ayın en geç 5. günü meslek mensubuna ücretini ödeyecek, ödemenin zamanında yapılmaması halinde herhangi bir ihtara gerek olmadan aylık ücrete yasal faiz uygulanacaktır.
Aynı maddenin 5. bendine göre ise; sözleşme ile kararlaştırılan ücretin üst üste iki kez ödenmemesi meslek mensubu açısından haklı nedenle fesih sebebi olup, meslek mensubunun sözleşmeyi haklı nedenle feshi halinde, işsahibi sözleşme süresinin sonuna kadarki bedeli ödemesi gerekecektir. Tarafların ortak iradesi ile oluşturulan 01.01.2017 - 31.12.2017 dönem için düzenlenen sözleşme hükümlerinin taraflar için bağlayıcı olacağı açıktır.
Sözleşmenin 5. maddesinde açıkça her ayın 5. günü meslek mensubunun ücretinin ödeneceği, ücretin üst üste iki kez ödenmemesi halinde meslek mensubunun sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği, bu halde kalan sözleşme süresi sonuna kadarki ücretin ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Ancak davalı işsahibi, Mart ve Nisan aylarına ilişkin ücreti sözleşmede kararlaştırılan vadede ödememiş, davacı da sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiştir.
Bu durumda ilk derece mahkemesinin, kalan sözleşme süresine ilişkin hizmet bedeline hükmetmesi gerekirken, davanın kısmen kabulüne karar vermesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 2. madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına göre, ödemenin ayın en geç 5. günü yapılması gerektiği, aksi halde aylık ücrete yasal faiz uygulanması gerektiği yönündeki hüküm taraflar arasında uygulanmış değildir.
Davacının haklı fesih nedeni olarak gösterdiği 2017 yılı Mart ayına ait ücret 42 gün gecikme ile, Nisan ayına ait ücret 12 gün gecikme ile ödenmişse de, daha önce yapılan birçok ödemenin de belirtilen süreyi geçmesi ve yasal faiz uygulanmaması nedeniyle, davalının ödemeyi fatura kesilmesine müteakip yaptığı ve sözleşmenin ifa zamanına dair hükmünün uygulanmaması konusunda taraflar arasında fiili uygulama olduğunun kabulü gerekir.
Bu nedenle özellikle Nisan ayına ilişkin ödemenin 12 gün gecikmeli yapıldığı dikkate alındığında, ücretin üst üste iki kez ödenmemesine dair haklı fesih nedeni şartlarının somut olayda bulunmadığı, davacının sadece sözleşmenin feshi tarihine kadar olan aylık ücreti talep edebileceği anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece 2017 yılı Mayıs ayına ilişkin 10.037,87 TL'ye hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak mahkemece davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifenin 13. maddesi gereği reddedilen alacak tutarı üzerinden takdir edilmesi gereken nisbi vekalet ücretinin eksik hesaplandığı anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerindedir.
Açıklanan nedenler ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1391, K. 2025/202, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama