KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/455 Esas
- Karar no
- 2024/833
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 10/12/2020
- Numarası
- 2020/163 Esas, 2020/656 Karar
- Dava
- İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
1.368 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki 06/12/2018 tarihli sözleşme kapsamında müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve sözleşmede kararlaştırılan aylık hizmet bedelleri için fatura düzenlendiğini, davalının faturaları itirazsız kabul etmesine rağmen alacağın ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında 94.589,60 TL asıl alacak ve 6.670,68 TL işlemiş faizin tahsili için takip başlattıklarını, davalının 66.269,60 TL ödeyerek kalan 34.990,68 TL alacak yönünden takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının 34.990,68 TL alacak tutarına itirazının iptali ile takibin devamına, % 20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı şirket yetkilisi cevabında; taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğunu, davacının talep ettiği 94.589,60 TL asıl alacaktan 28.320,00 TL'lik kısmının fazladan talep edildiğini, zira davacının hatalı işlemleri nedeniyle müvekkilinin antreposuna mal giriş çıkışının durdurulduğunu ve antreponun iki gün ve sonrasında bir hafta süre ile kapalı kaldığını, bu sürede kazançtan mahrum kalmaları nedeniyle şimdilik tespit ettikleri zararın KDV dahil 28.320,00 TL olduğunu, bu miktarı davacının asıl alacağından takas ettikten sonra kalan 66.269,60 TL'yi icra dairesine ödediklerini ve borçları kalmadığını,
temerrüte düşmediklerinden takipte istenen işlemiş faizin haksız olduğunu, ödeme yapılmak istenmesine ve bu konuda görüşmeler devam etmesine rağmen haksız icra takibi başlatıldığını, alacak çekişmeli olduğundan icra inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine ve davacının % 20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi raporu ve defter kayıtları ile sabit olduğu üzere davacının 28.320,00 TL asıl alacak ve 5.540,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.860,04 TL alacağı bulunduğu, davalının davacının işi ayıplı ifası nedeniyle antreposunun kapalı kalarak zarara uğradığına dair somut belge sunamadığı,
iki taraf tacir olduğundan avans faizi uygulanması gerektiği, takipten sonra davalının yaptığı ödemeye ilişkin vekalet ücreti, faiz ve giderlerinin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 28.320,00 TL asıl alacak, 5.540,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.860,04 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, hükmolunan alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
davada reddedilen kısım yönünden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ; Karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının hatalı işlemi nedeniyle zarara uğradıkları savunmaları yönünden tüm belgeleri cevap dilekçesinde sunduklarını, eksik olan tek şeyin bu zararın sebebinin ne olduğunun idareden sorulması olduğunu, ancak mahkemenin Gümrük Müdürlüğü'ne yazı yazmadığını, yazı yazılsaydı davacının kusurunun ortaya çıkacağını, tanıklarının dinlenmediğini, zararlarına ilişkin düzenledikleri faturanın da davacıya gönderildiğini, bu faturanın kendilerine iade edilmediğini, müvekkilinin temerrüte düşürülmediğini, takipten önce müvekkiline herhangi bir ihtarname gönderilmediğini, alacağın likit olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında 94.589,60 TL asıl alacak ve 6.670,68 TL işlemiş faizin tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde 66.269,60 TL'yi ödeyerek kalan 34.990,68 TL alacak yönünden takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının kalan alacak tutarı 34.990,68 TL yönünden takibe itirazın iptalini ve takibin devamını talep ettiği görülmektedir.
Mahkemece, davacının 28.320,00 TL asıl alacak ve 5.540,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 33.860,04 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle 33.860,04 TL alacak yönünden takibin devamına, alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının işi ayıplı ifa edip etmediği, varsa ayıplı ifa nedeniyle davalının zararı bulunup bulunmadığı ve bu zarar bedelini davacının hizmet bedelinden takas edilip edilemeyeceği, davalının temerrüte düşüp düşmediği, buradan hareketle davacının takipten önce işlemiş faiz alacağı bulunup bulunmadığı, alacağın likit olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.
1-Davalı vekili, davacının hizmet bedeli alacağından ayıplı ifa nedeniyle müvekkilinin uğradığı zarar miktarının düşülmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; tarafların 2018-2020 yıllarına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahipleri lehine delil vasfına ait olduğu, davacının düzenlediği toplam 29 adet faturanın tarafların ticari defterlerine işlendiği, davacının takip tarihi itibariyle 94.589,60 TL alacağı olduğu,
takipten sonra davalının 66.269,60 TL ödeme yaptığı, davalının öne sürdüğü zarar hususunda somut belge sunmadığı belirtilmiştir.Buna göre taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve davacının sözleşme gereği hizmet bedeli olarak takip tarihi itibariyle 94.589,60 TL alacağı bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, davacının ayıplı ifası nedeniyle antreposunun kapalı kaldığını, bu nedenle zarara uğradığını savunmuştur.
HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu durumda davalı, davacının ayıplı ifada bulunduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını kanıtlamalıdır. Ancak gümrük mevzuatı ve gümrük antrepoları konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyeti bilirkişi raporuna göre, davalının öne sürdüğü zarar konusunda somut belge sunulmamıştır.
Tek başına Gümrük Müdürlüğü'nün yazısı da, davacının hizmeti ayıplı ifa ettiğini ve bu nedenle davalının zarar miktarını ispatlamaya elverişli olamayacağından, davalının, eksik araştırma ile karar verildiği ve davacının hizmeti ayıplı ifa ettiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 2-TBK'nın 117/1 maddesinde.
"Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." denilmekle birlikte maddenin ikinci fıkrasına göre, borcun ifa edileceği gün birlikte belirlenmişse bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur.
Taraflar arasında iki adet sözleşme yapıldığı, sözleşmelerde, sözleşme konusunu tarif edildiği, buna göre 2018 ile 2019 yıllarında antrepolarda bulunan stok kayıtlarının giriş ve çıkış işlemlerinin tespit edileceği, gümrük beyannamelerinin stok kayıtlarına uygun olduğuna dair denetim yapılacağı kararlaştırılmıştır. Her iki sözleşmede de ücretin tutarı ve ödeme şekli başlıklı maddesine göre, sözleşme ücretinin peşin ödeneceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla taraflar arasında yapılan sözleşmelere göre, sözleşme ücretinin peşin ödeneceği, hizmet döneminin 2018 ve 2019 yılları olduğu, dolayısıyla verilen hizmet için düzenlenen fatura tarihinin bir gün sonrasının ücretin ödenme tarihi olarak belirlendiği kabul edilerek yapılan hesaplamalar dosya içeriğine uygundur.
Sözleşme ücretinin peşin ödeneceği açıkça yazıldığından ve düzenlenen faturalar her iki tarafında defterlerine kayıtlı olduğundan ayrıca davalının temerrüde düşürülmesine gerek yoktur. Takip tarihine kadar işlemiş faizin hesaplanarak hüküm altına alınmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
3-Diğer taraftan fatura ile tespit edilen alacağın belirlenebilir ve likit olması karşısında mahkemece asıl alacak tutarı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Sayın çoğunluk ile uyuşmazlık, davacının işlemiş faiz alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. TBK'nın 117/1 maddesinde. "Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer." denilmek suretiyle, temerrüdün muacceliyetten itibaren değil de kural olarak alacaklının ihtarından itibaren gerçekleşeceği kabul edilmiştir. Borçluya fatura gönderilmesi ise ihtar olarak değerlendirilemez.
Temerrüt için ihtara gerek olmayan ilk durumda, tarafların anlaşmasıyla borcun ifa edileceği gün belirlenmiş ise o gün ödeme yapılmaması hâlinde borçlu mütemerrit olmuş sayılacaktır. Borcun ifa edileceği süre taraflarca belirlenmişse, bu sürenin dolmasıyla ifada geciken borçlu mütemerrit duruma düşer. Ancak, ifa zamanı veya süresinin kanun ile düzenlendiği hâllerde, borçlunun temerrüde düştüğünün kabulü için alacaklının ihtarda bulunması gerekir.
İfa günü açık ve belirli bir gün olarak kararlaştırılmalıdır, aksi hâlde temerrüt için ihtar zorunlu sayılacaktır (Oğuzum M. Kemal/ Öz, Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler C, I. İstanbul. 2017. s. 462 ). Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede ücretin peşin ödeneceği kararlaştırılması da, ifa günü açık ve belirli bir gün olarak belirlenmiş değildir. Bu nedenle davalının temerrüte düşürülmesi için ihtar zorunludur.
Ne var ki takipten önce davalıya çıkartılan bir ihtar bulunmadığından, takipte istenen işlemiş faiz tutarı yönünden, davalının takibe itirazı haklıdır. Bu nedenle mahkemece işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan karara muhalif kaldığımı bildiririm.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/455, K. 2024/833, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama