KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/507 Esas
- Karar no
- 2024/1082
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/12/2020
- Numarası
- 2017/769 Esas, 2020/1022 Karar
- Davanın konusu
- Alacak (Hizmet Sözleşmesi Kaynaklı
- Kararın yazıldığı t
- 07/10/2024
Karar Metni
1.128 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle 24/08/2015 tarihli danışmanlık hizmet sözleşmesi çerçevesinde davacı tarafından davalıya danışmanlık hizmetleri verildiğini, sözleşmenin süresinin belirlendiği üzere 20/07/2016 tarihinde sona erdikten sonra tarafların sözlü olarak devamı konusunda anlaşmaları nedeniyle şubat 2017 tarihine kadar devam ettiğini, davalının dava ve icra takibi konusu 2 fatura hariç ödeme yaptığını, ancak son 2 faturanın alınan hizmete rağmen ödenmediğini ileri sürerek 12.337,34 TL alacağın icra takip tarihi olan 09.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialarının tümünün asılsız olduğunu ve haksız kazanç almaya yönelik olduğunu, danışman hizmet sözleşmesinin bitiş tarihi olarak 27/07/2016 tarihinin kararlaştırıldığını, ancak sözlü olarak anlaşılmış olsa da davacının iddia ettiği gibi sözleşmenin Şubat 2017 de değil 31 Aralık 2016 tarihinde sonlandığını, davacı şirketin sözleşme sonrası hizmet vermesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin davacı şirkete sözleşmeden, faturadan veya cari hesaptan kaynaklanan herhangi bir borcunun olmadığını savunarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Taraflar arasında yazılı bir akdin olmadığı, tarafların sözlü olarak ticari ilişkiye girdikleri, davalının davacıdan faturaya konu hizmeti almadığını beyan ettiği, davacının tek taraflı olarak tanzim ettiği faturanın davalı tarafından kabul edilmediği, faturaya konu edilen hizmetin davalıya teslim edildiğinin yazılı belgeler ile ispat edilemediği, davacının hizmeti verdiğini HMK. 200. vd. maddeleri uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının faturanın tebliğ edildiğini ve davalıya hizmet verdiğini yazılı delille kanıtlayamadığı gerekçeleriyle davacı tarafça delil listesinde açıkça yemin deliline dayanılmadığından yemin delili hatırlatılmaksızın ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak.
Taraflar arasındaki 24.08.2015 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi 20.07.2016 tarihinde sona ermesine rağmen sözlü olarak sözleşmenin devamı konusunda tarafların anlaştığını, Şubat 2017 tarihine kadar davacının danışmanlık hizmetini ifa ettiğini, davalının dava konusu son iki fatura dışında kalan danışmanlık faturalarını ödediğini yargılama sırasında son iki aya ait fatura içeriğinde belirtilen danışmanlık hizmetinin verildiğine dair tanık dinletme talebinin kabul edilmediğini, taraflar arasında elektronik mail üzerinden yapılan yazışmalar ile belgeler incelendiğinde davacı tarafın dava konusu hizmeti verdiğini,
bu belgelerin en azından yazılı delil başlangıcı kabul edilerek hizmetin ifa edildiğine dair tanık dinletme talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak tanıklarının dinlenerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki danışmanlık hizmet sözleşmesinin süresinin sona ermesinden sonra sözlü anlaşma kapsamında olduğu iddiasıyla davacı tarafça düzenlenen faturaya dayalı alacağın tahsiline ilişkin açılan alacak davasıdır.Davacı, taraflar arasındaki sözleşmenin 20.07.2016 tarihinde sona ermesinden sonra sözlü olarak sözleşmenin devamı konusunda tarafların anlaştıklarını, sözleşmenin Şubat 2017 tarihine kadar devam ettiğini, davalı şirkete bu tarihe kadar danışmanlık hizmeti verdiğini,
davalının dava konusu son iki fatura olan 01.02.2017 tarihli 20 Aralık-20 Ocak 2017 aylarına ait fatura ile 01.03.2017 tarihli 20 Ocak-20 Şubat 2017 aylarına ait fatura hariç davacıya ödeme yaptığını, ancak davalının ödenmeyen son iki faturaya konu danışmanlık hizmetini almasına rağmen ödeme yapmadığını iddia ederek iş bu davayı açmıştır.Davalı taraf ise sözleşmenin sözlü olarak 31/12/2016 tarihine kadar uzatıldığını, bu hususun şirketler arası e-posta yazışmalarından anlaşılacağını, Ocak ve Şubat ayı için taraflar arasında bir sözleşme olmadığını, bu aylara dair bir hizmetin alınmadığını,
davaya konu 01.02.2017 tarihli 20 Aralık-20 Ocak 2017 aylarına ait faturanın kendilerine tebliğ edilmediğini, kargo ile gönderilen 20 Ocak-20 Şubat 2017 aylarına ait 01.03.2017 tarihli faturanın ise davacıya noter yoluyla iade edildiğini, 31/12/2016 tarihinden sonra taraflar arasında sözleşme olmadığını, bu tarihten sonra herhangi bir hizmet alınmadığını, dolayısıyla sözleşmeden ve faturadan kaynaklı davacıya borçlu olmadıklarını savunmuştur.
Uyuşmazlık, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin taraflar arasında bir sözlü anlaşma bulunup bulunmadığı ile bu döneme ilişkin davacı tarafından davalıya davaya konu iki adet fatura konusu hizmetin verilip verilmediğine ilşkindir. Davacı taraf, 2017 yılı Ocak ve Şubat aylarına ait hizmetin verildiği hususunda delil olarak taraflar arasındaki yazışmalara ve onaylı raporlara dayanmıştır.
Davalı, ara karar gereği dosyaya sunduğu 10.01.2018 tarihli beyan dilekçesinde, davalı şirketin mail yazışmalarında kullandığı...mail adreslerinin davalı şirketin iç/dış yazışmalarında personel tarafından kullanılan kurumsal mail adresleri olduğunu, ancak resmi niteliğe haiz .... adresleri olmadığını, davalı şirketin kayıtlı elektronik posta adresinin "... '' olduğunu, 23.12.2016 tarihi itibari ile İlgi ...'nın davalı şirket ile herhangi bir hizmet akdinin bulunmadığını, davalı şirket çalışanı olmadığını, ...'nin ise davalı şirkette 19.12.2016 tarihinde sigortalı olarak hizmet akdine bağlı şekilde çalışan muhasebe bölümü çalışanı olduğunu,
ilgili maillerin içeriği itibari ile davalı şirket adına şirketi temsile yetkili kişiler tarafından gönderilmediğini beyan etmiştir.Davacı vekilinin ara karar gereği dosyaya sunduğu 15.03.2019 tarihli beyan dilekçesinde, davalı firmada çalışılan dönemlerde kullanılan ve talep edilen mail adreslerinin ....ve .... olduğunu, ayrıca şahsi yazışmaların da ... adresinden yapıldığını beyan etmiştir. ... cevabi yazısı içeriklerinden, onaylı raporlarda ismi geçen ... ile ....'ın davalı çalışanları olmadıkları tespit edilmiştir.... kayıtlarına göre,
... ile ...'ın davalı şirket temsilcileri olmadığı görülmüştür.Davacı tarafça dosyaya sunulan e-mail içerikleri incelendiğinde, yapılan yazışmaların tarihlerinin dava konusu faturaların 01.02.2017 ve 01.03.2017 olan düzenleme tarihleri ile uyumlu olmadığı ve yazışmaların dava konusu faturalara ilişkin olmadığı görülmüştür.Davacı tarafından, 01.02.2017 tarihli faturanın davalıya tebliğ edildiğine dair bir belge dosyaya sunulmamıştır.
Ayrıca davalı tarafından, 01.03.2017 tarihli faturanın davacıya noter yoluyla iade edildiği görülmüştür. Alınan mali bilirkişi raporunda, dava konusu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.HMK'nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Yukarıda yapılan tespitler uyarınca sözleşmenin 2017 yılı Şubat ayına kadar uzatıldığı iddiası ile davaya konu faturalara konu hizmetin verildiği davacı tarafından ispat edilememiştir.
HMK'nun 200. maddesine göre, değeri belli bir meblağın üzerinde bulunan bir hakkın ispatının ancak senetle mümkün olacağı, ancak aynı Kanunun 202. maddesinde senetle ispat kuralına bir istisna getirilerek, delil başlangıcı niteliğinde bir belge var ise tanık dinlenebileceğinin hükme bağlandığı, dosyadaki yazışmalar dava konusu faturalara ait döneme ilişkin olmadığından ve onaylı raporların davalı adına imzalandığı ispat edilemediğinden ortada delil başlangıcı mahiyetinde bir belge bulunmamaktadır.
Dolayısıyla davacının tanık dinletilmesi yönündeki talebi yerinde değildir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/769 Esas, 2020/1022 Karar sayılı ve 10/12/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/507, K. 2024/1082, 7 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama