KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/633 Esas
- Karar no
- 2024/1046
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 24/11/2020
- Numarası
- 2015/902 Esas, 2020/632 Karar
- Dava
- TAZMİNAT (Rücuen Tazminat
Karar Metni
982 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı yükleniciler arasında yapılan ihale kapsamındaki işte çalışan ...'nun İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi'nin 2013/351 Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsili için dava açtığını, davanın kısmen kabulü üzerine dava dışı işçinin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında ilama dayalı takip başlattığını, müvekkilinin icra dosyasına 13.01.2014 tarihinde 40.875,54 TL ödediğini, dava dışı işçinin davalı yüklenicilerin personeli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği, yüklenicilerin çalıştırdığı işçilerin her türlü ücret ve tazminatlarından yüklenicinin sorumlu olacağını ileri sürerek 40.875,54 TL'nin ödeme tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı asıl işverenin işçilik alacaklarından yarı yarıya, davalıların ise kendi dönemi ile sorumlu olduklarına dair bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 970,05 TL'nin davalı ...Ltd. Şti'den, 7.920,75 TL'nin ...Ltd. Şti'den ve 2.972,12 TL'nin davalı ...Ltd. Şti'den ödeme tarihi olan 13.01.2014 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemine reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin icra dosyasına ödeme yaptıktan sonra iş mahkemesi kararının Yargıtay'ca bozulduğunu, bozmadan sonra verilen karara göre ödedikleri fazla miktarın henüz kendilerine iade edilmediğini, taraflar arasındaki sözleşme ve Genel Hizmet Şartnamesi gereği işçilik alacaklarından tamamen yüklenicinin sorumlu olduğunu, emsal dosyalarda işçi alacaklarından tamamen yüklenicinin sorumlu olduğuna karar verildiğini, yüklenici şirketlerin aldığı hizmet bedelinin işçilik alacaklarını da kapsadığını, müvekkilinin işçinin açtığı davada ödeme yapması halinde ikinci defa ödeme yapmış olacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının rücuen tazmini istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı ile davalılar arasında hizmet alım sözleşmesi bulunduğu, ihale konusu iş kapsamında çalışan dava dışı ...'nun İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi'nin 2013/351 Esas sayılı dosyasında işçilik alacaklarının tahsili için dava açtığı ve iş mahkemesinde hükmedilen ilamın tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasında ilama dayalı takip başlattığı, davacının icra dosyasına 13.01.2014 tarihinde 40.875,54 TL ödediği ve ödenen bedelin davalılardan rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece; davacının işçilik alacaklarından alt işverenlerle birlikte yarı yarıya sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; işçilik alacağının tahsili için yapılan takip nedeniyle davacının icra dosyasına ödediği miktarın tamamından davalıların sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk derece mahkemesinde alınan 22.01.2020 tarihli raporda; taraflar arasındaki sözleşmelerde işçilerin her türlü ücret ve tazminatından sadece yüklenicilerin sorumlu olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediğine değinilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmede sorumluluğun hangi tarafa ait olacağına dair bir düzenleme bulunmadığı takdirde işverinin işçilik alacaklarından 1/2 oranında sorumlu olacağı belirtilmiştir.
Anılan rapor davacı vekiline tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itirazda bulunmamıştır. Sonrasında alınan bilirkişi raporunda işçilik alacaklarından davacı işverenin 1/2 sorumlu olduğu esasına göre hesaplama yapılmıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır.
"Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.
Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını;
belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur. Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar.
Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3,
s. 2753)Somut olayda 22.01.2020 havale tarihli bilirkişi raporu davacıya tebliğ edilmesine rağmen, davacı vekili rapora itiraz etmemiştir.
Bu nedenle anılan raporda belirlenen, işverenin işçilik alacaklarından 1/2 oranında sorumlu olduğu yönünde, davalılar lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinden, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda, işçilik alacaklarından davalı yüklenicilerin kendi dönemleri ile sınırlı olmak üzere davacı işverenle birlikte 1/2 oranında sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/633, K. 2024/1046, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama