KÜNYE
T.C. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/635
- Karar no
- 2024/1771
- İncelenen kararın mahkemesi
- İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2020
- Numarası
- 2019/536 Esas 2020/759 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Bam karar tarihi
- 10/10/2024
- Karar yazım tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.774 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının ... Satışı adlı işletmenin sahibi olduğu, ticari emtia almak üzere davalı tarafın banka hesabına 4.000,00 USD avans gönderdiği, ancak davalı tarafın davacıya herhangi bir emtia göndermediği, avans bedelini de iade etmediğinden karşılıksız kalan avansın geri iadesi amacıyla davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Mahkemece yapılan yargılama sırasında davalıya usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına rağmen davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamış olmakla birlikte davalı tarafın icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davacı tarafa takibe konu edildiği şekilde bir borcunun bulunmadığı, takibi başlatan alacaklıyı daha önce birkaç kez gördüğü, hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı, babası ve babasının arkadaşı olan ...'nın uzun yıllara dayanan iş ilişkilerinin olduğu, davacının da ...'nın oğlu olduğu,
babası ile ... arasında uzun yıllar boyunca gerek doğrudan gerekse başkaları aracılığıyla aralarında ticari mal ve para akışının gerçekleştiği, bu işlemlerin çoğunun başkaları aracılığıyla gerçekleştirilmesinin her ikisininde geçmişten gelen belirli borçlara sahip olmaları ve banka hesaplarında bloke olmasından kaynaklandığı, 03.08.2019 tarihinde ...'nın oğlu ...'nın şirketi hesabından yapılan ve "verilen avans bedeli" olarak açıklama girilen 4.000,00 USD havale işleminde ... ve oğlu tarafından babasına gönderildiği, bu işlemlerde tarafının yalnızca aracı olarak kullanıldığı,
bu nedenle kendisinin davacı ile hiçbir diyaloğu ve ticari ilişkisinin bulunmadığı, aralarında düzenlenmiş herhangi bir fatura ve çek/senetin de bulunmadığından davacı alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilerek takipteki asıl alacak faiz ve fer'ilerinin tamamına itiraz edildiği bildirilmiştir.
MAHKEMECE
"...,Dava; İİK 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davası olup, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı tarafça davacıya gönderilecek emtia nedeniyle bankadan davalı hesabına 4.000,00 USD avans gönderildiği, ancak gönderilen bu avansa rağmen davalı tarafça davacıya teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediği, avansında iade edilmediğinden bahisle bedelsiz kaldığı iddia olunan avansın geri iadesi için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptaliyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf esasa cevap süresi içerisinde davaya karşı cevap dilekçesi sunmamış olmakla birlikte icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davacı ile kendisi arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davacının babasının arkadaşı olan ...'nın oğlu olduğu, babası ile dava dışı ... arasındaki ticari ilişki sırasında takip ve davaya konu "verilen avans bedeli" açıklamalı 4.000,00 USD havale işleminin bankadaki kendi hesabı aracı olarak kullanılmak suretiyle dava dışı ... ve davacı olan oğlu ... tarafından esasında dava dışı babası olan ...'e gönderildiği, kendi hesabının aracı olarak kullanıldığı, kendisinin davacı ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığından bahisle icra takibine konu alacağa, faiz ve fer'ilerine itiraz ettiğini bildirmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davaya konu havale işlemi ile ilgili olarak ... Bankası A.Ş'ye müzekkere yazılmış olup, dosyaya gelen 19.02.2020 tarihli cevabi yazı ekindeki belgelerin incelenmesinden davacı ... tarafından davalı ... hesabına "verilen avans bedeli" açıklamalı işlem ile 03.08.2018 tarihinde 4.000,00 USD para gönderildiği dosya kapsamı belgelerle sabittir.
Taraflar arasındaki ihtilaf havale işlemine konu 4.000,00 USD'nin davacı tarafça davalıya avans olarak gönderilip gönderilmediği, avans olarak gönderildiği iddia olunan havale tutarı karşılığında davalı tarafça teslim edilmesi gerektiği iddia olunan malların teslim edilip edilmediği, avans olarak gönderildiği iddia olunan dava konusu tutarın karşılıksız kalıp kalmadığı ve davacıya iadesinin gerekip gerekmediği, sonuç olarak takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu tutar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişiden alınan raporda ; davacı tarafça 03.08.2018 tarihinde davalıya gönderilen 4.000,00 USD'nin davacı tarafın 2018 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak daha sonradan 02.01.2019 tarihinde "verilen sipariş avansları" hesabına kaydedildiği, paranın gönderildiği 2018 yılında ise davalının mükellefiyet kaydının olmadığı, yine dosyaya taraflar arasındaki ticari mal alım satımına konu yazılı bir sözleşmenin de sunulmamış olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu, havale işlemi ile ilgili olarak bankadan getirtilen kayıtlar ve tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacıya ait banka hesabından 03.08.2018 tarihinde " verilen avans bedeli " açıklamalı işlem ile 4.000,00 USD paranın davalı hesabına gönderildiği,
havale işlemindeki açıklamanın incelenmesinden iş bu paranın avans bedeli olarak davalıya gönderildiğinin kabul edilmesinin gerektiği, tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacı tarafça davalıya gönderilen takip ve davaya konu 4.000,00 USD'lik avans karşılığında herhangi bir mal gönderildiğine dair bir delilin dosyada bulunmadığı gibi esasen davalı tarafında bu yönde bir iddiasının bulunmadığı,
her ne kadar davalı icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesinde davacının babası ile kendi babası arasındaki dava dışı kişiler arasındaki ticari ilişki sırasında kendisinin banka hesabının aracı olarak kullanıldığı, bu nedenle kendisinin davacı ile bir ticari ilişkisinin bulunmadığından davacının kendisinden dava konusu tutarla ilgili olarak talepte bulunamayacağı belirtilerek icra takibine itiraz edilmiş ise de, dava konusu tutarın davalının da kabulünde olduğu üzere davalının banka hesabına gönderildiği,
karşılığında davacıya herhangi bir mal gönderilmediği gibi paranında iade edilmediği dosya kapsamı belgelerle sabit olup, davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmediğinden davanın kabulüne, davalı borçlunun İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6173 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 23.720,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verme gereği doğmuştur." gerekçesi ile,
" Davanın KABULÜNE, davalı borçlunun İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/6173 Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının iptaliyle 23.720,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek takibin devamına,
Kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 4.744,00 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
6102 sayılı yasanın 4/1 maddesi gereğince söz konusu davanın müvekkili açısından ne mutlak ne de nispi açıdan ticari nitelikte sayılamayacağını, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK 19/2 maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmeyeceğini, müvekkilinin paranın gönderildiği tarihte ticari faaliyetinin bulunmadığını, reşit olmadığını, tarafların babalarının ticari işleri nedeniyle banka hesabı kullanılan müvekkilinin havale tarihi itibariyle davacı tarafa herhangi bir mal gönderme ihmal ve ihtimalinin zaten olmadığını,
havalenin yapıldığı 03.08.2018 tarihinde, hatta aynı yıl içerisinde davacı tacirin ticari defterlerinde havale edilen meblağı kayıt altına almadığını, davacının babasına ait şirketin ödemesi için müvekkilinin hesaplarının kullanıldığını, babaların ticari işleri nedeniyle araları bozulunca 2019 yılında "159- verilen sipariş avansları" hesabına kayıt yapılıp paranın iadesi yoluna gidildiğini, taraflar arasında ne yazılı, ne de sözlü mal gönderme sözleşmesinin bulunmadığını, aksini iddia eden davacının bunu ispatlaması gerekirken mahkemenin böyle sözleşme varmış gibi kabulünün kabul edilemeyeceğini,
sadece gönderilen havaleye aracılık eden müvekkiline sonuçları çok ağır olan icra takibinin ve akabinde davanın açılmasını kabul etmelerinin mümkün olmadığını beyanla usul ve yasa hükümlerine aykırı olarak verilen ilk derece mahkemesi kararının öncelikle görev yönünden, kabul edilmez ise esastan kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, havale işleminden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.
İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Davacı ticari emtia almak üzere davalı tarafın banka hesabına 4.000,00 USD avans gönderdiği, ancak davalı tarafın davacıya herhangi bir emtia göndermediği, avans bedelini de iade etmediğinden karşılıksız kalan avansın iadesi amacıyla davacı tarafça davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının itirazının iptalini talep etmiş, davalı taraf cevap dilekçesi sunmayarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına,
davacıya ait banka hesabından 03.08.2018 tarihinde " Verilen avans bedeli " açıklamalı işlem ile 4.000,00 USD paranın davalı hesabına gönderildiğinin, dekonttaki açıklamaya göre bu paranın avans olarak davalıya gönderildiğinin kabul edilmesinin gerektiğinin, ispat yükü üzerinde olan davalının aksini kanıtlayamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/635, K. 2024/1771, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama