KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/727
- Karar no
- 2024/1122
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2020
- Numarası
- 2019/300 Esas, 2020/714 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Sözleşmeye Aykırılıktan Kaynaklanan
Karar Metni
1.974 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı sanayi sitesinde soğutucu kamyon kasası imalat, bakım, onarım hizmetleri sunan ... isimli iş yerini çalıştırdığını, sitenin güvenlik hizmetlerinin, davalı güvenlik şirketince sağlandığını, içlerinde soğutucu klima sistemleri takılmış olan araç kasalarının dükkanın hemen önünde park etmiş şekilde durmakta iken 11/02/2019 tarihinde 18.30'da iş yerinden ayrılıp evine giden müvekkilinin 12/02/2019 tarihinde saat 08.00'de iş yerine geldiğinde her üç kasanın içindeki soğutma sistemlerinin de çalındığını gördüğünü,
müvekkilinin 3 adet soğutucu kamyon kasası ve içlerine montajlanacak 3 adet soğutucu klima motorlarını 16.000,00 TL'ye alarak bakım ve onarımlarını yaptığını, bu bakım ve onarımlar için malzeme masrafları olduğu gibi ayrıca bir hafta emek harcadığını, alıcısı hazır olan soğutma sistemlerinin satışı için 30.000,00 TL'ye anlaşma sağlandığını, davalı güvenlik şirketinin, site yönetimi ile imzalanan sözleşme gereği görevlerini layıkıyla yerine getiremediğini, davalıların,
müvekkiline karşı müteselsil sorumluluğunun bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi zararın eşyaların çalınma tarihinden ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Hiz. Tic. Ltd.
Şti. vekili cevap dilekçesinde; olay tarihinde araç içerisinde soğutma sisteminin bulunup bulunmadığını ve hırsızlık olduğunu davacının ispat etmesi gerektiğini, davacının, güvenlik zafiyetinin olduğunu, zira kendi aracıyla ilgili üzerine düşen güvenlik tedbirlerini almadığını, sitenin 24 saat güvenlik kamerasıyla izleniyor olmasının her dükkanın ayrı ayrı izleneceği anlamına gelmediğini, bu olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ...
Yönetimi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili yönünden geçerli bir arabuluculuk başvurusu bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, Mahkemenin görevli olmadığını, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığından husumet itirazlarının olduğunu, bir sorumluluk var ise bu sorumluluğun müvekkilinin güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzaladığı diğer davalı şirkete ait olduğunu, dava konusu olaya ilişkin güvenlik hizmetinde herhangi bir kusur olmadığını, davacının hırsızlık iddialarını ispatlayamadığını, iddia edilen zarar bedellerine itiraz ettiklerini, davacının gerekli tedbirleri almadığından olayda ağır kusurlu olduğunu,
yasal şartları oluşmadığından manevi tazminat talep edilemeyeceğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkili davadan evvel temerrüde düşmediğinden olay tarihinden itibaren faiz istenemeyeceğini belirterek davanın usulden ve esestan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince; meydana gelen olayda davacının % 40 oranında, her bir davalının ise % 30 oranda kusurlu bulundukları kanaatine varıldığı, bilirkişiler tarafından 5.250,00 TL olarak tespit edilen maddi zarar hesaplamasına itibar edildiği, zararın meydana gelmesinde davacıya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunan davalıların kusur oranlarına göre bu zararın 3.150,00 TL'sinden sorumlu olduğu, çalınan ürünleri müşterilerine teslim edilemeyen davacının itibar ve güven kaybı yaşadığı yönündeki iddiasının kabul edilebilir olduğu,
tarafların kusur oranları ve uğranılan zararın boyutu da göz önünde bulundurularak 1.000,00 TL manevi tazminat takdirinin uygun bulunduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.150,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 12/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine;, fazlaya ilişkin talebin reddine;
manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 12/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davalı ... Hiz. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; davacının davasını ispatlayamadığını, çalındığını iddia ettiği soğutma sistemi için davacının kendi alması gereken tedbirleri almadığını, bu olayda müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, zira müvekkili şirketin, işini layıkıyla ifa ettiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ...
Yönetimi vekili istinaf dilekçesinde; iddia edilen hırsızlık olayı sebebiyle müvekkilinin kusurlu veya kusursuz sorumluluğunun bulunmadığını, bir sorumluluk var ise bu sorumluluğun müvekkilinin güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzaladığı diğer davalı şirkete ait olduğunu, davacının iddialarını ispatlayamadığını, gerekli tedbirleri almadığından davacının olayda ağır kusurlu olduğunu, müvekkili davadan önce temerrüde düşmediğinden olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili davalıların istinaf dilekçelerine cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; davalı güvenlik şirketinin, davalı site yönetimi ile imzalanan sözleşme gereği görevlerini layıkıyla yerine getiremediğini, zarar miktarının tespiti bakımından doğru bir hesaplama yapılmadığını, kusur tespitinin hatalı ve buna göre hükmedilen maddi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca manevi tazminat rakamının da yetersiz olduğunu, davalıların istinaf başvurularının yerinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hırsızlık sebebiyle oluşan hasar tutarının zarardan sorumlu oldukları iddia edilen davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Maddi Tazminat Yönünden İstinaf Başvurularının Değerlendirilmesi. 6100 sayılı HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar gösterilmiştir.
Buna göre maddenin 2. fıkrasında, miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, 3. fıkrasında, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırının alacağın tamamına göre belirleneceği, 4. fıkrasında ise, alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın, istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir.
02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile HMK'nun 341. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmek suretiyle 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesin hale getirilmiş ve aynı yasanın 44. maddesi ile HMK'ya eklenen ek madde 1 ile de kesinlik sınırı olan 3.000,00 TL'nin her yıl yeniden değerleme oranında artışa tabi olduğu kabul edilmiştir. Yeniden değerleme sonucunda 2020 yılı için kesinlik sınırı 5.390,00 TL olmuştur.
HMK'nun 352. maddesinde. "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir dairece yapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında öncelikle karar verilir.
Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeye alınır." hükmü gereğince ön inceleme sonucu karar verilecek dosyalara ait şartlar belirtilmiştir. İstinaf kanun yoluna başvuru olanağı bulunmayan kesin nitelikteki kararlara ilişkin olarak HMK'nun 346/1 maddesi uyarınca mahkemesince bir karar verilebileceği gibi Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da istinaf isteminin reddine karar verilebileceği de belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemelere göre somut olayda, davacı vekilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 5.000,00 TL maddi tazminat talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde maddi tazminat talebinin 3.150,00 TL yönünden kabul edilerek hüküm tesis edildiği ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği anlaşılmakla kararın,
karar tarihi itibariyle HMK'nun 341. maddesinde belirtilen kesinlik sınırının (5.390,00 TL) altında kalması sebebiyle ortada istinafı kabil bir karar bulunmadığı ve davalıların her birinin istinaf hakkının olmadığı anlaşılmakla karara yönelik davalıların istinaf başvurularının HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca ayrı ayrı usulden reddine karar verilmesi gerekir.
6100 sayılı HMK'nun 348/2 maddesi uyarınca, istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
Buna göre davacı tarafından katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, az yukarıda açıklandığı üzere davalıların istinaf başvuruları, istinaf kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle esasa girilmeden usulden reddine karar verilmiş olup buna göre katılma yoluyla hükmü istinaf eden davacının istinaf başvurusunun da HMK'nun 348/2 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekir.Manevi Tazminat Yönünden İstinaf Başvurularının Değerlendirilmesi.
Davacı vekili, çalınan makinelerin teslim edilememesi sebebiyle müvekkilinin mesleki bakımından itibar ve güven yaşadığını ileri sürerek 5.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuş olup Mahkemece manevi tazminat talebinin 1.000,00 TL yönünden kabul edilerek fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından, sözleşmeye aykırılık sebebiyle oluşan zararın tazmini istendiğine göre ortada bir hukuki ihtilaf bulunduğundan somut olayda manevi tazminata hükmedilmesine yönelik şartların bulunmadığı, bu nedenle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece talebin kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamıştır. Bu açıdan davalılar istinaf başvurularında haklı olup davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar Mahkemece maddi tazminat yönünden tesis edilen karara yönelik istinaf başvuruları yukarıda belirtilen sebeplerle reddedilmiş ise de, manevi tazminat yönünden verilen karar isabetli olmadığından kararın kaldırılması suretiyle yeniden hüküm tesis edilirken hükmün bütünlüğü ve infazında tereddüt oluşmaması için ilk derece Mahkemesinin sadece manevi tazminat talebi yönünden değil tümden kaldırılarak hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle, maddi tazminat talebine yönelik karar bakımından, davalıların istinaf başvurularının HMK'nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca, davacının istinaf başvurusunun ise HMK'nun 348/2 maddesi uyarınca usulden reddine; manevi tazminat talebine yönelik karar bakımından, davacının istinaf başvurusunun reddine, davalıların istinaf başvurularının ise ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/727, K. 2024/1122, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama