İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2022/869 K.2025/1306

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

Esas2022/869Karar2025/1306Tarih16 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.649 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Ekim 2025
Dosya no
2022/869 Esas
Karar no
2025/1306
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
21/12/2021
Numarası
2015/487 Esas, 2021/925 Karar
Davanın konusu
TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklı
Karar tarih
16/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.649 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar ... - ... - ... vekili dava dilekçesinde; müvekkil ile davalı arasında 03/05/2005 tarihinde alarm tesisatı kurulması ve işleyişinin temini amacıyla hizmet sözleşmesi imzalandığını, müvekkillerinin işlettiği kuyumcu dükkanında 08/03/2007 tarihinde iki kademede hırsızlık meydana geldiğini, dükkana takılı siren cihazı sökülmesine rağmen alarm sisteminin devreye girmediğini, bu durumun davalının alarm sistemini ayıplı tesis etmesinden kaynaklandığını, olay neticesinde ticari defterde kayıtlı 130.000,00 TL'lik altın süs eşyası ve takılardan ibaret emtia ve dükkanda ise 3.000 TL tutarında maddi zarar meydana geldiğini,

keşide edilen ihtarnameye rağmen zararın ödenmemesi üzerine Fatih 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/152 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, hırsızlar alarm cihazının söküp götürmelerine rağmen sinyal ve uyarı gelmediğini, hırsızların 2 saat sonra olay yerine yeniden gelerek hırsızlık eylemini gerçekleştirdiğini, alarm sistemi devreye girseydi hırsızlık olayının meydana gelmeyeceğini olayda illiyet bağını kesen herhangi bir neden olmadığını, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, güvenlik sistemine ilişkin tüm ürünlerin davalının garantisi altında olduğunu, ayıplı ürün satması,

tesis etmesi nedeniyle davalının zararı tazmin etmekle sorumlu olduğunu, aynı olay ile ilgili açılan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esas sayılı dosyasında verilen karar temyiz incelemesi sonucunda bozulmuş olsa da "Davacı işyerine kurulu alarm sisteminin sirenin söküldüğünü algılayıp, haber alma Servisine iletmediği; ayıplı olduğu kanaatine varılmıştır.

Davalının sorumluluğunda bulunan sistemin usulüne uygun bir şekilde çalışmadığı; aradaki sözleşmenin ihlal edildiği açıktır. Doğan zararlardan; karşı tarafın sorumlu olduğunda şüphe yoktur.

Temel sözleşmede bulunan sorumsuzluk kaydının geçerli kabul edilmesi de hukuken mümkün değildir." hususlarının bozma dışında kalmak suretiyle kesinleştiğini belirterek İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esas sayılı davası ile işbu davanın birleştirilmesine; bu talepleri kabul görmez ise davanın kabulü ile, ilave olarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 120.000,00 TL tazminatın olay tarihi olan 08/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın derdestlik sebebiyle reddi gerektiğini, zira aynı olay sebebiyle açılan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esasında kayıtlı davanın derdest olduğunu, müvekkili ile davacılar arasında 03/05/2005 tarihinde güvenlik sistemi hizmet sözleşmesi imzalanmasının akabinde davacıların adresinde kurulumu yapılan sistemin tam, eksiksiz ve çalışır bir şekilde teslim edildiğini, 08/03/2007 tarihinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle ...'in alarm haber alma merkezine gelen alarm sinyali üzerine kolluk kuvvetlerine ve davacıya olaya ilişkin derhal bildirimde bulunulduğunu,

bu durumun ise sistemin kurulması ile ilgili bir kusurun olmadığını gösterdiğini, iddia edilenin aksine olay öncesinde hırsızlar tarafından siren kablosunun çıkartılmasının tespitinin müvekkili tarafından yapılması gerektiğine yönelik sözleşmede bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün elektronik alarm sistemlerinden gelen mesajları iletmek olduğunu, delil tespiti dosyasında somut olaya özgü bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz ve kusursuz olarak yerine getirdiğini, davacının ileri sürdüğü zararını kanıtlayamadığını,

olay öncesinde işletmede bulunan mal mevcudunun saptanması gerektiğini, olayda davalının ihmalinin olup olmadığının da değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin hırsızlığa karşı güvence sağlayan bir sigorta şirketi olmadığını, kaldı ki bu yönde bir taahhüdünün de bulunmadığını, dava dilekçesinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararına yönelik bozma ilamı dışında kalan hususların kesinleştiği ileri sürülse de, bozma ilamı ile birlikte yerel mahkemenin hükmü tamamen ortadan kalktığından bu iddianın temelden yoksun olduğunu belirterek davanın usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece mahkemesince; davacı vekilinin 06/07/2021 tarihli beyan dilekçesi ile munzam zararın belirlenmesi ve tazmini için dosyanın bilirkişiye tevdii talebinin, dava dilekçesinde buna yönelik bir talebin olmaması, munzam zarar talebinin ayrı bir davanın konusu olması, munzam zarara ilişkin talep beyan dilekçesi ile harçlandırılmaksızın sunulduğundan ıslahın da söz konusu olmaması, davalının munzam zarara ilişkin iddiayı genişleten beyanlara muvafakatinin olmaması sebeplerine istinaden reddedildiği,

tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esas 2016/221 Karar sayılı ilamında, davalının sözleşmenin 3.3. maddesinde yer alan yükümlülüğünü yerine getirmediği ve kusurlu olduğu, sarraf ve tacir olan davacının ise işyerini terk ederken muhafaza tedbirlerini gerekli şekilde almadığı, tezgah üzerinde açıkta mal bıraktığı, tüm altınları kasaya almadığı, komşu işyerinden giriş imkanı veren kapının bulunmasının zorunlu olmamasına rağmen mevcut kapı yönünden kapıyı izole edecek güvenlik tedbirlerinin alınmadığı,

dolayısıyla davacının müterafik kusurunun bulunduğu ve bu oranın da somut olaya göre %30 olarak kabulünün uygun ve makul olacağı, bu durumda davacının, davalıdan talep edebileceği zarar miktarının 31.178,00 TL olduğu belirlenerek taleple bağlılık kuralı gereği davanın 10.000,00 TL üzerinden kabul edildiği, anılan mahkeme kararının kesinleşmesi ile davacının talep edebileceği toplam zararın da 31.178,00 TL olarak kesinleşmiş olduğu, bu nedenle kusur ve zarar hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı,

davacının İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında kabul edilen tutar dışında davalıdan zararları nedeniyle 21.178,00 TL daha talepte bulunabileceği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, 21.178,00 TL'nin 08/03/2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde.

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/604 Esas sayılı dosyasında verilen kararın temyiz edilmesi neticesinde, davalının 4 kg altın bedelinden sorumlu olduğu tespit edilerek çalınan altınların 4 kg olduğu hususunun Yargıtay tarafından kabul gördüğünü, kararın sadece müterafik indirim yapılması yönünden bozulduğunu, işbu eldeki davada ise mahkemece bozma ilamı dışında kalan hükmün gözardı edildiğini, bu nedenle müvekkilinin gerçek zararı olan 4 kg altının dava tarihi itibarıyla TL karşılığı tespit edilerek %30 müterafik kusur iskontosuyla,

çalınan altının tazminine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; işbu dava ile konusu, tarafları ve dava sebebi aynı olan İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm ve derdestlik itirazlarının olduğunu, davacının zararına ilişkin bir delil sunmadığını, davacı tacir olduğundan uğradığını iddia ettiği zararı ticari defterleriyle, ticari kayıt ve belgeleriyle ve sair somut yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğunu, bu nedenle davacıya ait ticari kayıt ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava konusu olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını,

zira yasal mevzuat ve sözleşme hükümleri uyarınca tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, müvekkilinin alarm haber alma merkezine alarm sinyali ulaştıktan sonra 32 saniye içinde hem emniyet birimlerine hem de davacıya bilgi verildiğini, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği hizmet kapsamında hırsızlıkları önleyeceğine dair bir taahhüdünün bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin sigorta sözleşmesi hükmünde olmadığını, davacının aylık olarak ödemekle yükümlü olduğu abonelik bedeliyle talep ettiği tazminat tutarının açık şekilde nispetsiz ve orantısız olduğunu, sözleşmenin 5.3 maddesinde açıkça ".

Bu sözleşme, hırsızlık, yangın gibi olaylara karşı sigorta hükmünde değildir. Elektronik güvenlik sistemlerince korunmuş mekan ve bölgede, ...

Alarm Merkezi’nin sağladığı izleme hizmetine rağmen meydana gelebilecek hırsızlık, soygun, elektronik güvenlik sisteminden kaynaklanmayan arıza ve problemlerden ve benzeri olaylardan ... sorumlu tutulamaz." hükmünün yer aldığını, buna göre tacir olan davacının sözleşmeyi imzalayarak hırsızlık, yangın ve sair risklerin meydana gelmesi halinde uğrayacağı zarardan dolayı müvekkilinin sorumlu olmayacağını kabul ettiğini ve müvekkilini ibra ederek dava ve sair yasal yollara başvurma hakkından da feragat ettiğini, davacının müterafik kusuru bulunduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile sabit hale geldiğini,

kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müterafik kusurunun, müvekkiline atfedilmeye çalışılan kusurla iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE

Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacılar vekili 06/07/2021 tarihli dilekçesinde.

İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/182 Esas sayılı dosyasında verdiği karar ile müvekkilinin zararının 2 kg altın ve değerinin 44.540,00 TL olduğunu kabul ettiğini, söz konusu kararın ise kesinleştiğini, zarar tarihi ile günümüzdeki altın fiyatları karşılaştırıldığında müvekkilinin munzam zararının söz konusu olduğunu belirterek munzam zararın hesaplanması için dosyanın bilirkişiye tevdiine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL munzam zarar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Yukarıda özetlenen mahkeme kararı içeriğindeki gerekçeler ile davacı vekilinin bu talebi reddedilmiştir.Davacı tarafından aynı davalıya karşı aynı olay sebebiyle 10/08/2007 tarihinde açılan dava ile, hırsızlık olayı neticesinde defterlerinde kayıtlı 130.000,00 TL'lik emtiasının çalındığını ve dükkanda da 3.000,00 TL tutarında maddi zararın oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Yapılan yargılama neticesinde İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/03/2011 tarih ve 2007/604 Esas 2011/161 Karar sayılı kararı ile, bilirkişi raporunda çalınan altının 4 kg olduğuna yönelik gerekçelerin uygun bulunduğu, buna göre çalınan altın bedelinin 89.093,23 TL olduğunun kabulü ile davacının talebinin 10.000,00 TL olduğu gözetilerek bu miktarın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13/01/2014 tarih ve 2013/5119 Esas 2014/2 Karar sayılı kararı ile, bilirkişi raporu esas alınarak kurulan hükmün hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayandığından bahisle "...Sözleşmenin 3.3. maddesinde "... alarm merkezi hizmetinden faydalanan müşterilerin elektronik alarm sisteminden gelen mesajları 365 gün 24 saat süre ile izlenip, müdahale yapılması gereken mesajlar için Müşteri'nin ... alarm merkezi hizmet formunda belirttiği kişilere ve/veya ilgili merciilere haber verileceği" belirtilmiş olup, bu madde gereğince,

müşterinin (davacının) işyerine hırsız girmesi veya teşebbüs edilmesi halinde sistemin alarm merkezine haber vermesi ve haberi alan davalı şirketin ise durumdan müşteriyi haberdar etmesi gerekmektedir. Ancak somut olayda, hırsızlık olayının failleri tarafından davacının işyerine ilk kez girilmek istendiği sırada davalının bu yükümlülüğü yerine getirmediği, dosyadaki belgelerden anlaşıldığı gibi mahkemenin de kabulündedir. Davacı ise sarraf ve tacirdir.

Sarraflığın gerektirdiği tüm bilgi, beceri ve koruma tedbirlerini almak zorundadır. Yine gerçek zararın kanıt yükü de davacıdadır. Gerçek zararın belirlenmesi için olay anına kadar işletmeye giren mal mevcudu ile satılan mal mevcudunun farkının belirlenmesi, diğer anlatımla olay öncesinde işletmede kalan mal mevcudunun saptanması gerekmektedir.

Bu hususlar öncelikle davacı defter ve kayıtları ile maliyeye bildirilen vergi beyanları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya konmalıdır. Bunun yanında, kolluk tutanağına göre herhangi bir zorlama veya müdahaleye maruz kalmayan kasada altın bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa miktarı, yine tezgahta bulunduğu belirtilen altın miktarı saptanmalıdır.

Tüm bu araştırma ve incelemeler sonrasında, gerçek zararın miktarı kesin olarak saptanamaz ise, hakimin kendisinin değerlendirme yapması, somut olayın özelliklerini tartışması, hakkaniyete uygun tazminat miktarını belirlemesi gerekir (818 sayılı BK m.42, 6098 sayılı TBK m.50).

Bu yapılırken, davacının çalışma saati sonunda işyerini terkederken muhafaza tedbirlerini yeterince alıp almadığı, dışarıdan görülebilecek veya daha kolay ulaşılabilecek şekilde açıkta mal bırakıp bırakmadığı, bitişik işyerinden davacının işyerine giriş imkanı veren bir kapının bulunmasının zorunlu olup olmadığı, bunun davacı yönünden müterafik kusur teşkil edip etmeyeceği; başka gerekli tedbirler alınmış olsaydı hırsızlık olayının önlenip önlenemeyeceği hususları üzerinde durulmalıdır.

Bu durumda mahkemece, kuyumculuk alanında deneyimli ve uzman bir bilirkişinin de içinde yer aldığı bilirkişi heyetinden yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçelerine istinaden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bunun üzerine Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde 29/03/2016 tarih ve 2014/182 Esas 2016/221 Karar ile, gerek bozmadan önce gerek bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarındaki çalınan altın miktarının 4 kg olabileceği öngörülerine itibar edilemeyeceği, somut olay sebebiyle çalınan altın miktarının 2 kg olabileceği, bunun da birim fiyata göre miktarının 44.540,00 TL olduğu (2 Kg x 22,27 TL=44.540 TL),

mevcut olayda gerçek zarar miktarının kesin olarak saptanmasının olanaklı bulunmadığından bu kabulün ve bu kabul doğrultusunda hesaplanacak tazminat miktarının somut olaya ve TBK'nun 50. maddesi kapsamında hakkaniyete de uygun düşeceği, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, sarraf ve tacir olan davacının iş yerini terkederken muhafaza tedbirlerini gerekli şekilde almadığı, tezgah üzerinde açıkta mal bıraktığı, tüm altınları kasaya almadığı,

komşu iş yerinden giriş imkanı veren kapının bulunmasının zorunlu olmamasına rağmen mevcut kapı yönünden kapıyı izole edecek güvenlik tedbirlerinin alınmadığı anlaşıldığından davacının müterafik kusurunun bulunduğu ve bu oranının da somut olaya göre %30 olarak kabulünün uygun ve makul olacağı, bu durumda davacının talep edebileceği zarar miktarının 44.540,00 TL / %70 = 31.178,00 TL olduğu,

ancak davacının talebinin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL olduğu gerekçelerine istinaden 10.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olup işbu kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi neticesinde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 23/11/2020 tarih ve 2017/386 Esas 2020/3743 Karar sayılı kararı ile onandığı ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 19/04/2021 tarih ve 2021/3514 Esas 2021/1768 Karar sayılı kararı ile davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki ilk davanın açıldığı 10/08/2007 tarihi itibariyle 1086

sayılı HUMK yürürlükte olup buna göre davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak açtığı ilk dava kısmi dava niteliğindedir. Öte yandan 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinin ise davanın niteliğine bir etkisi olmayacaktır. Kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması da usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir.

Kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya dair hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı hâlinde birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür (Yargıtay HGK'nun 2017/4-1397 Esas 2021/292 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, ilk davanın fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden açıldığı,

davacının ise o davada ıslah hakkını kullanmadan eldeki işbu davayı açtığı anlaşılmakla bahsi geçen HGK kararında da vurgulandığı üzere davacının ilk açılan kısmi dava karara bağlanmadan önce yada daha sonra ayrı bir dava açması usulen olanaklı olduğundan davalı tarafın derdestlik itirazı ve kesin hüküm itirazları yerinde değildir.Davacı tarafından açılan ilk davada verilen karar, davalının sözleşmenin 3.3. maddesinde belirtilen "... alarm merkezi hizmetinden faydalanan müşterilerin elektronik alarm sisteminden gelen mesajları 365 gün 24 saat süre ile izlenip,

müdahale yapılması gereken mesajlar için Müşteri'nin ... alarm merkezi hizmet formunda belirttiği kişilere ve/veya ilgili merciilere haber verileceği" yükümlülüğüne aykırı davrandığı, gerçek zarar miktarının tespiti yönünden olay öncesinde işletmede kalan mal mevcudunun saptanması, saptanamaz ise zarar miktarı konusunda hakimin değerlendirme yaparak hakkaniyete uygun bir tazminat miktarı belirlemesi gerektiği, ayrıca davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı yönlerinden Yargıtayın ilgili bozma ilamı ile bozulmuştur.

Bozmaya uyularak Mahkemece yapılan yargılama neticesinde onama ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşen karar ile, gerek bozmadan önce gerek bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında çalınan altın miktarının 4 kg olabileceğine yönelik tespite itibar edilemeyerek çalınan altın miktarının 2 kg olabileceği, bunun da birim fiyata göre miktarının 44.540,00 TL olduğu (2 Kg x 22,27 TL=44.540 TL), gerçek zarar miktarının kesin olarak saptanması olanaklı bulunmadığından bu kabulün ve bu kabul doğrultusunda hesaplanacak tazminat miktarının somut olaya ve TBK'nun 50. maddesi kapsamında hakkaniyete de uygun düşeceğinin kabul edildiği,

davacının olayda %30 oranında müterafik kusuru bulunduğundan talep edilebilecek zarar miktarının 31.178,00 TL olduğu gerekçeleri ile ve taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Yapılan açıklamalar karşısında, olay sebebiyle davalının sorumlu olduğu ve davacının müterafik kusurunun bulunduğu ile zarar miktarı artık taraflar açısından kesinleştiği anlaşılmakla tekrardan işbu eldeki davada inceleme konusu yapılması hukuken olanaklı değildir. Zira tüm bu hususlar yukarıda bahsi geçen ve yargısal yollardan geçerek kesinleşen karar ile tespit edilmiştir.

Bu nedenle yeniden bilirkişi incelemesi yapılmadan kesinleşen kararda yer alan ve taraflar yönünden kesinleşen olgular dikkate alınarak Mahkemece 21.178,00 TL üzerinden hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvuruları yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜ M

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/487 Esas, 2021/925 Karar sayılı ve 21/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması

SONUÇ / HÜKÜM

gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 362,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 253,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.16/10/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2022/869, K. 2025/1306, 16 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Cevap
  5. İlk Derece Mahkeme Kararı
  6. İstinaf Nedenleri
  7. Delillerin Tartışılması Ve Gerekçe
  8. Hükü M
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/869
Karar No
2025/1306
Tarih
16 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/872 K.2025/725
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/872 K.2025/650
  • Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/884 K.2025/584
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/884 K.2025/708
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/891 K.2025/1621
  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/891 K.2025/747

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.