KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2025/604 Esas
- Karar no
- 2025/797
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/12/2024
- Numarası
- 2022/131 Esas, 2024/1036 Karar
- Dava
- İFLAS (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)
Karar Metni
1.332 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı ...
Gıda şirketinin müvekkili bankadan teminat mektubu verilmesinden kaynaklı gayrinakdi kredi ile kredi kart kredisi kullandığını, davalı ... şirketin yetkilisi olup, kredi sözleşmelerine müşterek ve müteselsil kefaleti nedeniyle borcun tamamından sorumlu olduğunu, teminat mektubunun muhatabı dava dışı şirketin talebi üzerine müvekkili bankanın 500.000,00 TL'yi muhatap şirkete ödediğini, teminat mektubundan kaynaklı 521.666,67 TL ile ticari karttan kaynaklı 285.700,60 TL kredi borcunun ödememesi üzerine 10.09.2021 tarihli ihtarname ile borcun ödenmesini talep ettiklerini, ancak ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalılar aleyhine İstanbul ...
İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattıklarını, davalıların borca itirazı üzerine takibin durduğunu, sonrasında takibi iflas yolu ile takibe çevirdiklerini, davalıların iflas ödeme emirlerine de itiraz ettiğini, davalı gerçek kişinin tacir olduğunu ileri sürerek davalıların takibe itirazının kaldırılmasına ve depo emrine rağmen borcu ödememeleri halinde iflaslarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevabında; genel haciz yolu ile takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulduğunu, takibin durdurulması nedeniyle davacının itirazın iptali davası açması gerektiğini, duran takibin iflas yoluna çevrilerek müvekkillerinin iflasının istenmesinin usule aykırı olduğunu, kredi ve kefalet sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, kat ihtarında hesap özeti yer almadığından,
hesap kat ihtarının usulüne uygun olmadığını, kat ihtarının tebligatı almaya yetkili kimseye tebliğ edilmediğini, kat ihtarnamesinin yasa ve usule aykırı olması nedeniyle temerrütün gerçekleşmediğini, talep edilen faiz oranı ve takipte istenen işlemiş faizin fahiş olduğunu, davacının kötü niyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve davacının takip tutarının % 20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; gerçek kişi yönünden dosya tefrik edildikten sonra, davalı şirket yetkilisine imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunda isticvap davetiyesi çıkartılmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, bu nedenle sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği, davacı bankanın, davalı şirketin lehtarı olduğu 500.000,00 TL bedelli teminat mektubunu tazmin ederek dava dışı muhataba ödediği, hesap kat ihtarının usulüne uygun tebliğ edilmemesinin ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takipler dışında takip şartı olmadığı,
bilirkişi raporuna göre davacı bankanın, teminat mektubunun tazmin edilmesinden ve ticari kredi kartından kaynaklanan takip miktarı kadar alacağı bulunduğu, bu nedenle davalının takibe itirazının kaldırıldığı, davalı şirketin depo emri tebliğine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin imzasının bulunmadığı kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığını, davacının takip yollarından hangisini seçtiğini takip talebine yazmadığını, icra dosyasında haciz yapan davacının iflas talep edebilmesinin mümkün olmadığını, usulüne uygun gönderilmiş bir kat ihtarı bulunmadığını, borcun tahsil edilebilmesi için muaccel olması gerektiğini, kat ihtarı usulüne uygun tebliğ edilmediğinden alacağın muaccel olmayacağını ve takip yapılamayacağını,
temerrüte düşürülmeyen müvekkilinden takip öncesi işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, müvekkili şirketin iflasını gerektiren bir durum olmayıp müvekkili şirketin ticari kayıtları ve aktif bilançolarının incelenmediğini, asıl alacağa uygulanan faiz kaleminin fahiş olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava; takibe itirazın kaldırılması ve iflas talebine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının davalı aleyhine toplam 862.363,80 TL alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ...
Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip başlattığı, davalının takibe süresinde itiraz ettiği, davacının 15.12.2021 tarihli dilekçesi ile ilamsız takibin iflas yolu ile takibe dönüştürülmesini talep ettiği, iflas ödeme emrinin davalı şirkete 02.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği,
davalının 05.01.2022 tarihinde iflas yolu ile takipte borca ve ferilerine itiraz ettiği, itirazın kaldırılması ve davalının iflası için eldeki davanın açtığı anlaşılmaktadır.Mahkemece gerçek kişi yönünden dosya tefrik edildikten sonra davalı şirketin depo emrine rağmen borcu ödemediği gerekçesiyle davalı şirketin iflasına karar verilmiş, davalı şirket hükmü istinaf etmiştir.
1-Davalı ... yönünden dosya tefrik edildiğine ve davalı şirket hakkında hüküm verildiğine göre davacının davalı gerçek kişi yönünden istinaf nedenlerinin incelenmesine gerek yoktur. 2-İİK'nın 155. maddesi.
"Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.
Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir" hükmünü, aynı Yasa'nın 156/3 maddesi. "Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir." hükmünü, 158/2 maddesi ise.
Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder.
Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." hükmünü düzenlemektedir. Ayrıca İİK'nın 158/1 maddesi uyarınca iflas takibi kesinleştiğinde İİK'nın 166. Maddesinde belirtilen usulle ilan edilmesi gerekir.Somut olayda davacının, ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinden davalının takibe itirazının kaldırılması ve iflasına karar verilmesini talep ettiği,
davacının iflas avansını ikmal ettiği mahkemece iflas takibinin kesinleştiğinin İİK'nın 166. maddesi uyarınca ilan edildiği anlaşıldığından Mahkemece işin esasının incelenmesi yerindedir.3-İİK'nın 43 maddesi gereği haciz ya da iflas yollarından birini seçen alacaklının bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine müracaat edebilir.
Takip yolunun değiştirilmesi için önceki takibin kesinleşmiş olmasının veya itiraz üzerine durmasının bu işleme etkisi yoktur. Takip yolunun iflas yoluna çevrilmesi ve haciz yolunun terk edilmesi nedeniyle önceki hacizler kendiliğinden kalkacaktır.
Somut olayda davacı banka davalı şirket hakkında haciz yoluyla takip başlattıktan sonra 15.12.2021 tarihli dilekçesi ile takibin iflas yoluna çevrilmesini talep etmiş, icra dairesince de davalı şirkete iflas yoluyla adi takibe ilişkin örnek 11 nolu ödeme emri tebliğ edilmiştir.
Davacının İİK'nın 43. maddesi gereği haciz yolunu terkedip iflası seçtiği, bu durumda Yargıtay 12. HD'nin 20.01.1987 tarni 4838/382 sayılı kararına göre evvelki haczin kendiliğinden kalkacağı gözetildiğinde, davalının takip yollarından hangisinin seçildiğinin takip talebine yazılmadığı ve haciz yapan davacının iflas talep edebilmesinin mümkün olmadığına dair istinaf nedenleri yerinde değildir.4-Yargıtay 19. HD'nin 2015/15405 Esas, 2016/9924 Karar ve Yargıtay 11. HD'nin 2016/780 Esas, 2016/1811 Karar sayılı kararlarında belirtildiği üzere alacağın muaccel hale gelebilmesi için hesabın kat edilmesi yeterli olup,
ayrıca ihtarın tebliğine gerek bulunmamaktadır. Ancak davacı banka davalı şirkete ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki bir gün için mühlet tanıyarak alacağını imhal etmiştir.
Bu durumda verilen bir günlük süre sonunda temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek depo emrine esas alacağın faizinin hesaplanmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan faiz oranının uygulanmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.5-Davalı şirket ilk derece mahkemesinde verilen kesin sürede ticari kayıtlarını sunmayıp, ara karar gereği artık ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayılacağından,
davalı vekilinin ticari defterlerinin incelenmediğine dair istinaf nedeni yerinde değildir.6-Davalı şirketin bilirkişi raporunda tespit edilen borcu depo emri tebliğine rağmen ödememesi nedeniyle iflasına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmayıp, davalı şirketin mali durumunun bu sonuca herhangi bir etkisi bulunmadığından, davalı vekilinin, müvekkili şirketin ticari kayıtları ve aktif bilançolarının incelenmediği ve iflasını gerektiren bir durum bulunmadığı yönündeki istinaf nedeni de reddedilmelidir.
Sonuç olarak davanın kabulü ile davalının iflasına dair ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere.
1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/131 Esas, 2024/1036 Karar sayılı ve 26/12/2024 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/604, K. 2025/797, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama