KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2024
- Esas no
- 2024/2069
- Karar no
- 2024/2035
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ara karar tarihi
- 18/07/2024
- Numarası
- 2024/229 E
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
2.673 kelime·13 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davalı-birleşen dosya davacısı vekili birleşen dosyadaki dava dilekçesinde; ... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağının düzenlenmesi üzerine tahakkuk ettirilen faturanın, son ödeme tarihi geçmiş olmasına rağmen ödenmediğini, alacağı muaccel olup, rehin ile de temin edilmediğini, bu davanın sonuçlanması ve icra takibinin kesinleşmesi beklenildiği takdirde, "kamu alacağı" niteliğinde olan kaçak elektrik bedelinin tahsili tehlikeye gireceğini, borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan, hüküm ve icra takibi kesinleşinceye kadar, hukuki güvence kapsamında,
borçlunun borca yeter miktarda menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi için İİK m. 257 gereği ihtiyati haciz talep etme zorunluluğu doğduğunu beyanla davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.İDM tarafından 06/06/2024 tarihli ara kararla "Somut durumda Birleşen İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/333 Esas 2024/425 Karar sayılı dosyadaki talep dilekçesi incelendiğinde;
alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, bu hali ile alacağın yaklaşık olarak ispat koşulları gerçekleşmediği" gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı-birleşen dosya davacısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı-birleşen dosya davacısı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; kararın gerekçesiz olduğunu, sundukları kaçak/usulsüz elektrik kullanım tespit tutanaklarının, kaçak tahakkuk zabıtları, faturalar, video kaydı, uzman mütalaasının borcun varlığını kesin kıldığın, aksi karşı tarafça da ispat edilemediği için muaccel borcun varlığının açık ve net bir şekilde kanıtlandığını, yaklaşık ispat şartının yerine getirilmiş olduğunu, ihtiyati haciz kararının reddi başta ciddi hak kaybına ve maddi kayıplara mahal verdiğini,
tüm dosya kapsamında davalının kaçak elektrik kullandığının sabit olup birçok delille ispatlanmasına rağmen verilmeyen ihtiyati haciz kararının, kanun koyucu tarafından korunması amaçlanan hukuki yararın korunmamasına sebebiyet verdiğini, Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine dair Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı İlamında: "Yapılan bu açıklamalar ışığında başvuru incelendiğinde;
abonenin kaçak elektrik kullandığı yönündeki tutanaklar, Yönetmelik’in “Kaçak elektrik enerjisi tespit süreci” başlıklı 43 üncü maddesinde belirtilen hallerin tespiti durumunda ilgili dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi tarafından düzenlenmektedir. Diğer bir anlatımla kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörülmüştür.
Bu nedenle, her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, elektrik abonesinin kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi,
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin kesin nitelikteki kararları arasındaki görüş ve uygulama uyuşmazlığının bu şekilde giderilmesine karar vermek gerekmiştir." denildiğini, bu karar neticesinde kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarda, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi kararlarının aksine sundukları bilgi belgeler ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış olabileceğinin vurgulandığını, alacağın muaccel olduğunu, sundukları uzman görüşü ile de müvekkili şirketin hesaplamalarının ve tahakkuklarının yönetmeliğe uygun olarak yapıldığının kanıtlandığını,
alacağın kamu alacağı niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, asıl dava yönünden tutulan kaçak elektrik tutanağına istinaden tahakkuk eden fatura ve takip nedeniyle menfi tespit, birleşen dosya yönünden ise fatura alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise birleşen dosyada ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir.
Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin 12/12/2019 Tarih, 2019/2300 E-2019/5531 K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca.
"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.
"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.. 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.).
İstinaf eden tarafça sunulan Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu,
kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında;
somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.
Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır.Somut uyuşmazlıkta birleşen dosya davacısı elektrik dağıtım şirketi olan BEDAŞ kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunmaktadır.Kaçak elektrik tutanağının davacı-birleşen dosya davalısı şirketi temsilen yetkili tarafından imzalandığı. tutanak içeriğinde
01.03.2024 tarihinde yapılan kontrollerde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek sureti ile sayaçtan geçirmeksizin elektrik enerjisi tüketildiğinin tespit edildiği görülmektedir.
Davacı -alacaklı şirket tarafından tutanağa istinaden 715.637,45-TL kaçak kullanım faturası ve 315.573,25-TL kaçak ek tüketim faturası tahakkuk ettirildiği, sunulan uzman görüşünde ise tutanak gereği harici hatta bağlı cihazlar üzerinden yapılan hesaplama ile tüketim kayıtlarında kaçak kullanımın 365+ gün olduğu gerekçesiyle yönetmelik gereği kaçak ve kaçak ek tüketim için ayrı ayrı 180 gün üzerinden hesaplama yapıldığı, kasap olan işyeri için günlük 21 saat üzerinden hesaplama yapılarak tahakkukun doğru olduğu yönünde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.Asıl davada ise davacı şirket tarafından davı dışı tedarik şirketi olan ...
Enerji A.Ş.'nin 2023/12 ve 2024/1-2 dönemi normal tüketim faturalarından da anlaşıldığı gibi ticarethane grubu sözleşmeli abonesi olduğunu, tutanağın irade fesadına uğratılarak imzalatıldığını, kaçak elektrik kullanılmadığını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır.Bu halde birleşen dosya davacısı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları, video kaydı, uzman görüşü gibi belgelerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre, vardiya saati, harci hat üzerinde kurulu olan cihazların gücü yönünden ispat yükünün davalı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur.
İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığını kabul zorunludur.
Yukarıda yer verilen ve istinaf dilekçesinde dayanılan Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında esasen aynı ilkeler benimsenmiş olup somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, birleşen dosya davacısı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu,
uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu açıktır.
Davalı-birleşen dosya davacısının, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı, davalı gerçek kişiler yönünden ise kullanım yeri ve fiili kullanıcı ile aboneliğin yargılama sırasında tartışılarak borçtan sorumlu olup olmadıklarının belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle İİK 257. vd maddeleri gereği ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin değerlendirilmesi bakımından yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı Birleşen dosya davacısının n istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/2069, K. 2024/2035, 18 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama