KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Esas no
- 2024/3025
- Karar no
- 2025/484
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/05/2024
- Numarası
- 2023/267 E - 2024/340 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin iş yerinde müvekkili şirket çalışanlarının 24/09/2019 tarihinde tanzim ettiği ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden davalı adına tahakkuk ettirilen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine, davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas sayılı dosyasıyla girişilen ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, itirazın iptali davasının yasal 1 yıllık süresi içerisinde açılmadığını, kaçak elektirk tespit tutanaklarının usule uygun düzenlenmediğini, yapılan hesaplamalarının da hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından.
"Eldeki davanın konusunun bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olduğu, tarafların ikisinin de tacir olması sebebiyle davanın nispi ticari dava mahiyetinde olduğu, bu nedenle dava açılmadan önce arabuluculuk yolunun tüketilip dava dilekçesinin ekine arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylı örneğinin eklenmesi zorunlu dava şartıdır.
Her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinin ekine arabuluculuk son tutanağı eklenmiş ise de; belgenin fotokopi olduğu, bu nedenle tensip tutanağının 16 numaralı ara kararı ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylı örneğini sunmak üzere ihtaratlı davetiye gönderildiği, ancak ihtarın gereğinin yerine getirilmediği..." gerekçeleriyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonunda 30/03/2023 tarih ve 2022/3236 E- 2023/995 K sayılı kararımızla " Dosya kapsamından, davacı tarafça dava dilekçesi ekine arabuluculuk son tutanağının fotokopi olarak eklendiği, mahkemece tensip 16 numaralı ara kararı ile tensip tutanağının tebliği suretiyle davacı vekiline arabuluculuk son tutanağının aslını veya arabulucu tarafından onaylı örneğini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verildiği, gönderilen tebligat zarfının üzerinde ise " bu zarfta tensip zaptı " şerhinin bulunduğu görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/19-286 E., 2010/330 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere muhtıranın geçerli olabilmesi için muhtırada hakim veya mahkeme başkanının sicili ve imzasının bulunması, yapılacak işlemin doğru olarak gösterilmiş olması, verilen sürede muhtıra gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının hatırlatılması gerekmektedir. Bu unsurları taşımayan muhtıra ile geçerli bir bildirimin yapıldığından söz etmeye de imkan yoktur.
Bu hususlar gözetildiğinde hakim imzası olmadan davacıya gönderilen tebligat üzerine şerh verilerek yapılan bildirimin geçerli olmadığı açıktır Açıklanan nedenlerle, Davalının istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılarak davacıya usule arabuluculuk son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylı örneğinin sunulması için muhtıra tebliği ile sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda. "Belirtmek gerekir ki; davalının kaçak elektrik kullanılan yere ait abonelik sözleşmesinin bulunduğu sabittir. Davalının aboneliğe konu olan yeri kiraya vermiş olması haksız fiilden müteselsilen sorumlu olmasına halel getirmeyeceğinden davalının husumete yönelik itirazları yerinde görülmemiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2013/13369 - 16338 E-K sayılı kararı).
Sorumluluk miktarının tespitinin belirlenmesi özel uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu alınmıştır. Sunulan delilleri ve kayıtları detaylı olarak inceleyen, tarife hükümlerine göre hesap yapan gerekçeli bilirkişi raporu benimsenerek davacının 837.051,33 TL asıl alacak, 13.193,13 TL gecikme zammı bedeli ve 2.374,63 TL KDV alacağı olduğu belirlenmiş, taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Son olarak; haksız fiile dayalı alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. " gerekçeleriyle Davanın KABULÜ ile. 1-Davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe yaptığı itirazın İPTALİ ile takibin talepnamedeki koşullarla devamına, 2-Davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı ve katılma yoluyla davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili katılma yoluyla yaptığı istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; davalı tarafından tespiti yapılan kaçak elektrik kullanımı eyleminin öğrenilme tarihinden itibaren 2 yıllık haksız fiil zaman aşımı süresi dolduğunu, itirazın iptali davası açmak için kanunda ön görülen 1 yıllık hak düşürücü süre sona erdikten sonra davanın açıldığını, kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının, yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini, resmi belge niteliği taşımadığını, söz konusu aboneliğin yasal olarak müvekkili adına açılmışsa da fiilen ...isimli firma yetkilisinin ...tarafından kullanıldığını,
şahıs ile husumetli olan nurberdi palvanov tarafından, ..'a zarar verme.rçekleştirilen haksız eylemde müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, aboneliğin kullanıldığı adreste kiracı olarak faaliyet gösteren ... İnş. Ltd. Şti. İsimli iş yeri fiili kullanıcı durumunda olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Dava, kaçak tahakkukuna dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı tarafça icra inkar tazminat talebinin kabulü gerektiği, davalı tarafça ise zamanaşımı ve fiili kullanıcı olmadığı itirazları ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dolayısıyla istinaf incelemesi istinaf sebepleriyle bağlılık nedeniyle bu kapsamda yapılmıştır.
Abonelik sözleşmesini imzalayan abone, sözleşme sona erinceye kadar tahakkuk edecek olan tüketim bedelinden, dağıtım yapan kuruma karşı sözleşme gereği sorumludur. Hemen belirtmek gerekir ki, burada kullanımın normal ya da kaçak kullanım olmasının da sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Buna göre, fiili kullanıcıya karşı rücu hakkı mevcut olan abonenin, sözleşmesi iptal edilmediği sürece, kullanım bedelinden dolayı fiili kullanıcı ile beraber müteselsil sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ve Yüksek Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulamasına göre, abonelik iptal ettirilmedikçe, o abonelik üzerinden tüketilen su, elektrik ve doğalgaz gibi abonelik bedellerinden fiili kullanıcı ile birlikte abone de müteselsilen sorumludur. Nitekim, aynı ilkeler HGK'nın 27.04.2011 tarih ve 2011/19-104 E.-239 K.sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Somut olayda; dava konusu yerdeki aboneliğin davacı üzerinde olduğu, davacının kaçak kullanımdan sorumlu olduğu, sözleşme ilişkisi nedeniyle 10 yıllık sözleşme zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, dava tarihi itibariyle de zamanaşımı süresinin dolmadığı, takibe itiraz dilekçesinin alacaklı/davacıya tebliğ edilmemiş olması nedeniyle de 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı, davacının hesaplamaya ilişkin istinaf itirazının bulunmadığı anlaşılmakla davalının istinaf itirazları yerinde görülememiştir.
Davacının istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise kaçak kullanımın haksız fiil olması ve yargılama sonunda kaçak kullanım ve miktarının belirlenecek olması nedeniyle alacağın likit olmadığı anlaşılmakla mahkemece icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi de isabetlidir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, tarafların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
KARA R
Yukarıda açıklanan nedenlerle. Davacının ve davalının istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine, Davacıdan alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3025, K. 2025/484, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama