KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2024
- Esas no
- 2024/3047
- Karar no
- 2024/2910
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2024
- Numarası
- 2024/349 E
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
1.411 kelime·7 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı-borçlu ile müvekkili şirket arasında imza- lanan elektrik enerjisi satış sözleşmesi kapsamında "... Mah. ... Sk. No:... ... Bakırköy / İstanbul" adresine elektrik bağlandığını, söz konusu hizmet kapsamında davalı adına düzenlenen 15.08.2024 son ödeme tarihli 994.285.70 TL bedelli fatura bedeli ödenmediğinden davalı aleyhine ...
E sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının itirazları nedeniyle takibin durduğunu , dava ön şartı olarak öngörülen arabuluculuk başvurusunun anlaşmazlık ile sonuç- landığını beyanla, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 oranından az olma- mak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, davalının alışkanlık haline gelen tutumu ve itiraz- sız dosyalara gelen müzekkere cevaplarından başkaca takyidatların bulunduğunun anlaşılması karşısında ,alacağın güvence altına alınması için ihtiyati hacze karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ;Müvekkili şirketin Bakırköy ilçesinin en işlek konumunda 7/24 kesintisiz sağlık hizmeti sunan bir hastane, davacının ise elektrik tedariği sağlayan bir firma olduğunu,davacı şirketinin müvekkilinin elektrik enerjisine duyduğu ihtiyacı ve zorunluluğu haksız kazanç sağlamak amacıyla kullandığını, müvekkilinin kullanımında bir artış olmamasına rağmen fatura edilen elektrik bedelinin yüksek oranlarda hesaplandığını, bu kapsamda Bakırköy ...
Noterliği'nin 28.08.2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işbu davaya konu faturaya itiraz edildiğini ve ... nolu 27.08.2024 tarihli KDV dahil 976.707,91TL bedelli iade faturası düzenlendiğini,ancak davacının bu itirazları hiçe sayarak huzurdaki davayı açtığını, takip ve dava konusu faturanın davacı tarafça tek yanlı hazırlandığını,itiraz ve iadeye konu olduğun- dan borcun varlığını ispatlamaya elverişli olmadığını,davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmediğini beyanla davanın reddini, ayrıca kötü niyetle takip başlatan davalının % 20 oranından az olmamak üzere tazminat ile mahkumiyetini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi'nce 20.09.2024 tarihli ara karar ile; " dosya kapsamındaki bel- gelerin davacının ihtiyati haciz isteminde haklı olduğuna dair kanaat uyandıracak nitelikte bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişki kapsamında tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri ve davacı iddiasının yerinde olup olmadığı hususunun yargılamaya muhtaç olduğu, aleyhine ihtiyati haciz istenen borçlunun mal kaçırma çabası içinde bulunduğuna dair bir delil sunulmadığı" gerekçesiyle "İHTİYATİ HACİZ TALE- BİNİN REDDİNE" karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu: Ara karar davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde:borçlunun faturaları ödememeyi alışkanlık haline getirdiğini, benzer şekilde ödenmeyen faturalar nedeniyle davalı hakkında başkaca ihtiyati haciz tale- binde bulunduklarını ve bu taleplerinin kabul edildiğini, takibin kesinleşmesi ile esastan devam olun- duğunu, iş bu dosyalara gelen müzekkere cevaplarından karşı tarafın ekonomik sorunlarının olduğu- nun anlaşıldığını,
bunun açıkça mal kaçırma delilini olduğunu ve alacağın tahsilinin tehlikeye girdi- ğini beyanla ara kararın kaldırılmasını ,ihtiyati haciz haciz kararı verilmesini talep etmiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incele- meye göre. Davada asıl talep, İİk 67 maddesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olup davacı vekili takip ve dava konusu alacağı teminen ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve söz konusu ara karar istinafa getirilmiş olmakla, bu aşamada uyuşmazlık, eldeki dosyada ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı nokta- sında toplanmaktadır.
2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa.
2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa. Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi. “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir.
Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası. “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içermektedir.
Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır.
Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir.
Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.
Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş ol- ması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir.
İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tara- fın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.
Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür.
Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade Tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Somut olayda, alacaklı vekili, dava dilekçesi ekinde abonelik sözleşmesini ve dayanak faturaları ibraz etmiş, son ödeme tarihi geçen faturaların ödenmediğini beyanla ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.
İbraz olunan sözleşme içeriğinden; dava konusu tesisat ile ilgili olarak taraflar arasında elektrik aboneliği sözleşmesi imzalandığı ve alacağın dayanağı olan faturaların da bu sözleşme kap- samında tahakkuk olunan normal tüketim bedeline ilişkin olduğu, Fatura bedelleri ile ilgili olarak MTS sistemi üzerinden borçlu aleyhine icra takibine girişildiği, borçlunun " takip alacaklısı olarak görünen şirkete her hangi bir borcunun bulunmadığı"ndan bahisle icra takibine,ödeme emrine, borcun tümüne, faize vs ferilerine itirazda bulanması nedeniyle takibin durduğu anlaşılmaktadır.
Dosyaya ibraz olunan abonelik sözleşmesi, faturalar, icra dosyası vs içeriğine göre davacının alacağının varlığı hususunda yaklaşık ispat sağlanmıştır. Faturaların son ödeme tarihi geçmiş, muaccel olan alacak rehin ile temin edilmemiş, ihtiyati haciz koşulları oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde ara karar vermek gerekmiştir.
KARA R
Yukarıda açıklanan nedenlerle. Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında.
1- İhtiyati Haciz Talebinin Kabulüne, Takip ve dava konusu 15.08.2024 son ödeme tarihli 994.285.70 TL bedelli fatura ile sınırlı olmak kaydıyla, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine ,İş bu ihtiyati haciz işleminden dolayı borçluların ve 3. şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık, alacağın %15'i oranında (149.142,85 TL) HMK 87. maddesine uygun nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu talep eden tarafça kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde dosyaya sunulmasına, Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3047, K. 2024/2910, 4 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama