KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/3990
- Karar no
- 2025/2296
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/01/2025
- Numarası
- 2024/390 Esas, 2025/94 Karar
- Davanın konusu
- Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... Belediyesinin iştirak şirketi olduğunu, yaptığı ve yapacağı tüm iş ve işlemlerde TBK, TTK hükümlerinin yanı sıra 2886 sayılı kanun ve 4734 sayılı kanun ve sair mevzuat hükümlerinin de uygulanacağını, ...’ye ait olan çiçek satış büfelerinin işletme ve tasarruf yetkilerinin müvekkili şirkete verildiğini, bu yetki kapsamında davalı ile 01/12/2016 tarihli ...
Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme süresinin 30.06.2017 tarihinde sona ereceğinin kararlaştırılmasına rağmen, davalının büfeyi tahliye etmediğini, haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, davalının fuzuli işgalci olduğunu, haksız işgalden doğan kullanım bedelini ödemediğini, kullanım bedellerine ilişkin faturalar düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, borcunu ödememesi üzerine icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafından hukuka aykırı ve haksız olarak takibe itiraz edildiğini, itiraz sonrası 25/11/2022 tarihinde kısmi ödeme yapıldığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanmadığını, itirazın iptaline,
alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; tacir değil esnaf olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, aralarında kira ilişkisi olduğundan ecrimisil isteyemeyeceğini, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunu, faturaya itiraz edilip iade edildiğini, alacağın likit olmadığını, 25.11.2022 de bakiye tüm kira borcunun ödendiğini, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince ; görevsizlik kararı ile Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hatalı niteleme yapıldığını, davacının TTK hükümlerine göre kurulan bir sermaye şirketi olduğunu, taraflar arasında ticari iş olduğunu, sözleşmenin işletme hakkı sözleşmesi olduğunu, takibe konu alacağın haksız işgalden doğduğunu, sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dava, itirazın iptali davasıdır.Davacı taraf, davalı ile aralarında imzalanan 01/12/2016 tarihli ... Sözleşmesinin süresinin sona ermesine rağmen davalının sözleşmeye konu büfeyi haksız işgal suretiyle kullanmaya devam ettiğini, davalının fuzuli işgalci olduğunu, haksız işgalden doğan kullanım bedelini ödemediğini iddia etmektedir.Dosyaya sunulan 01/12/2016 tarihli ... Sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin konusunun ...
Satış Büfesinin işletmeci tarafından işletilmesi olduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki ilişkisi kira sözleşmesine dayalı değildir.Davacı taraf dava dilekçesinde, davalının hiçbir hukuki sebebe dayanmadan taşınmazı kullandığını, fuzuli işgalci olduğunu, taşınmazı haksız şekilde kullanması sebebiyle kullanım bedeli için takip başlattıklarını, takibe yapılan itirazın iptalini talep etmiştir.“Kira alacağı talebi ile ecrimisil talebi davanın sebebi yönünden ayrı mahiyettedirler.
Kira alacağı sözleşmeye göre belirlenirken ecrimisil rayice göre hesaplanacağından verilen kararların birbirlerine karşı kesin hüküm dahi teşkil edemeyecekleri düşünüldüğünde aynı dava olduklarından bahsedilemez.
Bu durumda davacı vekili kira sözleşmesine dayanmadığından anılan bu isteğin 4721 sayılı Kanun hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Kanun'un 2/1 inci maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğunun kabulü gerekir.”( HGK 2023/1-235 E. 2024/195 K.) Yargıtay 20.HD 2016/4722 Esas sayılı ilamında ''Çerkezköy Vergi Dairesinin 20/11/2015 ve 18/11/2015 tarihli cevabî yazıları ile davacının 13/10/2015 tarihi itibariyle bilanço esasında defter tutan birinci sınıf tacir olduğunun, davalının ise mobilya ve ev döşemelerinin onarımı faaliyetinden mükellef olup,
ikinci sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtildiğinden, tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren eser sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.'' şeklinde belirtilmektedir.
Yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatlarına göre somut olaya konu uyuşmazlık değerlendirildiğinde ; tasarruf hakkı davacı şirkete ait olan çiçek büfesinin davalı tarafından haksız kullanıldığı iddiasıyla ecrimisil bedeli faturasından kaynaklanmaktadır. Haksız kullanım bedeli TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmadığından, eldeki uyuşmazlık, mutlak ticari dava niteliğinde değildir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gereklidir.
İlk derece mahkemesince yapılan araştırma sonuçlarına göre davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının olduğu, işletme hesabına göre defter tutan ikinci sınıf tacir olduğu, buna göre uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olduğu ve eldeki davanın nispi ticari dava olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan tüm bu saptamalar karşısında, uyuşmazlığı çözme görevinin ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği nazara alınarak Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a-3 maddesi ile uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2025/3990, K. 2025/2296, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama