KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1319
- Karar no
- 2024/3239
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2023
- Numarası
- 2023/735 2023/912
- Davanın konusu
- Araç mülkiyetinin aidiyetinin tespiti
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davada İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesince, "...Dava konusu aracın ticari bir araç olması, bu aracın tacir olan davalı şirket adına kayıtlı olması, bu aracın davacı tarafından kendisine ait olduğunun iddia edildiği, bu hali ile tüm dosya kapsamına göre davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...davalı tacir olup, davacının da tacir olup olmadığının araştırılarak görevli mahkemenin belirlenmesi gerekmektedir. Dava konusu aracın ticari bir araç olması huzurdaki mülkiyet tespiti talebi açısından davayı ticari hale getirmemektedir. Davacının tacir olup olmadığının araştırılmasına yönelik ise; ilgili Vergi Dairesi'nin yazı cevabında mükellefiyet kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.
Huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde genel mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu,..." gerekçesiyle karşı görevsizlik yönünde karar vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Dava, sicilde davalı şirket adına kayıtlı ... marka ve modelli aracın aracın mülkiyetinin gerçekte kendisine ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Buna göre dava menkul mala ilişkin namı müstear iddiasına dayanmaktadır. Davacı vekili dilekçesinde aynen "müvekkil, servis taşımacılığı yapan ve geçimini bu işle sağlayan bir kimsedir.
Uzun yıllar başkalarına ait servislerde şoför olarak düşük ücretlerle çalışmış, ancak 2015 yılında bu şekilde çalışmaya devam ettiği sürece maddi olarak feraha eremeyeceğini anlamış ve bir servis aracı satın alarak mesleğini kendine ait araç ile ifa etmek istemiştir..." şeklinde açıklamada bulunarak davaya konu araçla ilgili ne şekilde iştigal ettiğini açıklamıştır.
Karşı görevsziklik kararında da açıklandığı üzere, dava konusu aracın ticari bir araç olması huzurdaki davayı ticari hale getirmemektedir Az yukarıda yapılan dava nitelendirmesine göre dava mutlak ticari dava olmadığı gibi gerek davacının servis taşımacılığında davaya konu araç ile şöför olarak iştigal ettiği yönündeki açıklamaları ve gerekse ticaret sicil ve vergi mükellefiyet kaydının bulunmamasına göre, davacının tacir konumunda olmadığı, giderek davanın nisbi ticari dava niteliğinin de bulunmadığı nazara alırdığında davaya bakmak görevi asliye hukuk makemesine ait bulunmaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, E. 2024/1319, K. 2024/3239, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama