KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2025
- Dosya no
- 2023/1687
- Karar no
- 2025/31
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2021
- Numarası
- 2020/167 Esas - 2021/1004 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 08/01/2025
Karar Metni
977 kelime·5 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde. Başakşehir, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... adresinde davalı tarafından yapılan kazı çalışmalarında davacının tesislerine hasar verildiğini, davalının hasar bedelini ödememesi üzerine 10.668,87 TL hasar bedeli ve 294,64 TL faiz ile birlikte toplam 10.963,51 TL'nin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...
E dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde.
Davalı şirketin hasara ve tutanağa konu 26.07.2019 tarihi itibariyle tutanakta belirtilen adreste bir çalışması olmadığını, söz konusu çalışmanın bir yol yenileme çalışması olup Başakşehir Belediyesi ya da İBB tarafından yürütüldüğünü, hasar tespit tutanakları ile icra takibinde talep olunan hasar tutarlarına ilişkin kayıt ve hesaplamaları kabul etmediklerini, davacının tek taraflı tutulmuş tutanak, form ve kayıtlarla tazminat talep ettiğini, arızanın giderilmesinde görev alması mümkün olmayan müdürler için dahi işçilik birim fiyatları tahakkuk ettirildiğini,
birden fazla araçla hasara müdahale edilmiş gibi lüzumu tartışmalı araçlar için manevra bedelleri yazıldığını, çok küçük miktarlarda kullanılan malzemeler için afaki montaj bedelleri tahakkuk ettirildiğini, bunların neye göre ve nasıl hesaplanmış olduğu, gerçekte iddia olunan hasara ilişkin olup olmadıklarının belli olmadığını, kesinti süreleri ile bu kesinti sürelerinde dağıtılamadığı ileri sürülen elektrik bedelleri için aynı durumun geçerli olduğunu, çok kısa süreli müdahaleler için yüksek oranda kesinti süreleri ve aşım bedelleri hesap edildiğini belirterek;
davanın reddine, davacının takip tutarının %20'sinden aşağı olamamak üzere kötüniyet tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...
Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı şirket görevlilerince düzenlenen tutanaklar ile dosyaya sunulan siyah beyaz iki adet fotoğrafa göre davacı şirkete ait kabloların zarar görüp görmediği anlaşılmamakla birlikte zararı verenin kim olduğuna ilişkin herhangi bir tabela veya ibare de görülmemektedir.
Dosyada müzekkere cevaplarına göre davalı şirkete ait çalışma alanında kabloların bulunduğu da tespit edilememiş olup aksinin kabulünde dahi davalı şirket veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerce kazı yapıldığına ve böylece davacıya zarar verdiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı anlaşılmış olup yukarıda da ifade edildiği üzere hasarın meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunun kanıtlanması HMK 190. ve TMK 6. maddelerine göre davacıya ait olup, davacıya ait kablolarda meydana gelen zararın davalı şirket tarafından meydana getirildiği ispatlanamadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Davalının kötüniyet tazminatı talebinin, davacının takibi başlatmakta kötüniyetli olduğu, dosya kapsamında davalı tarafça ispatlanamadığından reddetmek gerekmiştir......1-Davanın REDDİNE, 2-Şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde.
Müvekkili şirketin saha personeli tarafından tutulan tutanakla davalı tarafın verdiği hasarın tespit edildiğini, davalının haksız fiilinin ispatı için aranan olguların belgelendiğini ve bu şekilde müvekkilinin üzerine düşen ispat külfetini yerine getirdiğini, İBB tarafından davaya konu adreste herhangi bir kuruma ruhsat verilmemiş olmasının davalının ruhsatsız kazı çalışması yapmadığı anlamına gelmeyeceğini, bilirkişi raporunda da ruhsatsız şekilde kazı çalışması yapıldığı tespit edilmesine rağmen davalı tarafa kusur yüklenmemesinin açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava. Haksız fiile dayalı itirazın iptali talebine ilişkindir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”.
Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. TMK'nın 6. maddesine göre.
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” TMK'nın bu hükmü 6100 sayılı HMK'ın 190/1. maddesinde bir başka biçimde yinelenmiş olup. “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı, hasarın davalı tarafından gerçekleştirildiği iddiasını ispat edememiştir.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2023/1687, K. 2025/31, 8 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama