KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2025
- Dosya no
- 2025/619
- Karar no
- 2025/899
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/09/2024
- Numarası
- 2024/111 Esas - 2024/833 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/03/2025
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekilin dava dilekçesinde.
Davalının internet sitesinde yayınlanan gerçek dışı ve iftira niteliği taşıyan açıklamalar sebebiyle davacı Şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve kişilik haklarının ağır bir surette ihlal edildiğini, Türk Medeni Kanununun 25. ve Türk Borçlar Kanununun 49. maddeleri gereğince 0,03 TL (ÜçKuruşTürkLirası) manevi tazminatın davalıdan tahsiliyle birlikte hükmün, tirajı en yüksek iki ulusal gazetede ve davalının internet sitesinde yayınlanmasını talep ettiği görülmüştür.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...Dosya tüm deliler ile birlikte değerlendirildiğinde; dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının (son tutanağın) aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesinin zorunlu olup, davanın arabulucuya başvuru yapılmadan, doğrudan açıldığı anlaşılmakla davanın 7155 Sayılı yasa ile değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5/A ve aynı sayılı yasa ile değişik 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin birinci fıkrası gereğince arabulucuğa başvurulmasına ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle...1-HMK 114/2 ve 115/2 md gereğince;
davacının davasının dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/262 esas ve 2024/319 Karar sayılı ilamı ile''...Somut uyuşmazlıkta görevsizlik kararı üzerine davacı tarafça arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dosyaya sunulduğu, bu sebeple dava şartı eksikliğinin bulunmamasına göre mahkemece işin esasına girilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına.." karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "...dosya kapsamından dava konusu edilen yazının davacının kullandığı iddia edilen kredilere ve kredi ödemelerine ilişkin olduğu, söz konusu haberin daha öncesinde farklı haber sitelerinde yayınlandığı anlaşıldığından ve davacı tarafın Türkiye'de bilinen bir şirket olması sebebiyle davacıya ilişkin başka sitelerde de yayınlanan haberin yayınlanmasının haber içeriği de gözetildiğinde kişilik haklarını ihlal edecek nitelikte olmadığı, davalının eyleminin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından davanın reddine ..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde. Manevi tazminat koşullarının oluşması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacı Şirketin ticari itibarının zedelenmesi ve kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu,
davaya konu edilen haberin toplumsal ilgiye haiz, güncel ve yargılamaya konu bir olaya ilişkin olarak ve özle biçim arasındaki denge korunarak kamuoyuna aktarıldığını, kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığı ve doğrudan davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/619, K. 2025/899, 5 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama