KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2019
- Dosya no
- 2019/116
- Karar no
- 2019/280
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/04/2017
- Numarası
- 2015/1215 2017/256
- Davanın konusu
- Rücuen Tazminat
- Karar tarih
- 24/10/2019
Karar Metni
789 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket nezdinde ferdi sağlık sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan sigortalısı ..., 20/04/2014 tarihinde ... plakalı araçla seyir halindeyken, ... plakalı araç sürücüsü ... kusuru ile meydana getirdiği trafik kazasında zarara uğradığını ve tedavi olduğunu, müvekkili şirketin sigorta poliçesi kapsamında 3.225,00 TL tedavi giderini karşıladığını ve TTK'nın 1472 maddesi çerçevesinde rücuen halefiyet hakkını kazandığını iddia ederek,
sigortalıya ödenen 3.225,00 TL tedavi giderinin davalılardan 20/04/2014 kaza tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesi talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesince; "davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden kabulüne, 3.225,00 TL alacağın dava tarihi olan 21/12/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zarardan, SGK dışındaki diğer davalılarında sorumlu olduğunu, rücuen tazminat talebinin SGK'ya 13/01/2015 tarihinde tebliğ edildiğini, dolayısıyla faizin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiğini, kararın bu yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.Davalı SGK vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemenin görevsiz olduğunu, davanın iş mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davacının özel sağlık sigorta poliçesi üzerinden kurumlarına rücu hakkı bulunmadığını, diğer davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, ferdi sağlık poliçesi kapsamında, trafik kazasından kaynaklanan tedavi gideri tazminatının TTK'nın 1472 maddesi çerçevesinde rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme dayanak alınan 10/10/2016 tarihli bilirkişi heyet raporu ile 10/01/2017 tarihli ek bilirkişi heyet raporuna göre davacı tarafın, kaza nedeniyle sigortalısına ödemek zorunda kaldığı 3.225,00 TL'lik tedavi gideri tazminatını, davalı SGK'dan talep etmeye hakkının olduğu, diğer davalıların sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporunun incelemesinde, raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, dolayısıyla davacı vekili ile davalı SGK vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Davacı taraf dava dilekçesinde, kaza tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuştur. Mahkemece dava tarihi olan 24/12/2015 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
Tedavi gideri tazminatının ödenmesi için davacı tarafça gönderilen ihtarname 13/01/2015 tarihinde davalı SGK'ya tebliğ edilmiştir. KTK'nın 99/1.maddesi ve ZMSS Genel Şartları B.2.b maddesi gereğince tebliğ tarihinden itibaren işleyen 8. işgününün bitiminde davalı temerrüde düşmüştür.
Bu durumda faiz başlangıç tarihinin 26/01/2015 olarak kabul edilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi isabetli olmamış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmüştür.
Bu bağlamda; davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2.maddesi gereğince faiz başlangıç tarihi yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesi amacıyla kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm oluşturulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/116, K. 2019/280, 24 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama