KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Eylül 2019
- Dosya no
- 2019/39
- Karar no
- 2019/8
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/11/2016
- Numarası
- 2014/334 Esas - 2016/806 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.342 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde dava dilekçesinde özetle. 01/12/2008 günü davalılardan ...'ın sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın müvekkilinin motosikletine çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, davalının %100 kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın sigortacısının diğer davalı ... olduğunu belirterek bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydı ile maddi tazminatın (geçici iş göremezlik ve tedavi gideri) davalılardan müteselsilen.
5.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili asıl davada cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçedeki yazılı limitle sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirketin faizden dava tarihinden itibaren sorumlu olduğunu ve araç sürücüsünün kusurunun ispat edilmesi gerektiğini,
davacının maluliyet nedeni ile zararının tespit edilmesi gerektiğini ve maluliyetin kaza nedeni ile meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.Davalı ... cevap dilekçesince özetle; öncelikle görev itirazının kabulü ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini, haksız davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin birleşen 2015/244 Esas - 2015/193 Karar sayılı dosyasında dava dilekçesinde özetle.
01/12/2008 günü davalılardan ...'ın sahibi ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın müvekkilinin motosikletine çarparak trafik kazasına sebebiyet verdiğini, alınan engelli sağlık raporu ile müvekkiline % 13 oranında özür tespit edildiğini, müvekkilinin kaza sonrası mesleğini gereği gibi yapamadığını, başkalarının yardımıyla geçinmek durumunda kaldığını ileri sürerek % 60 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmesine bağlı yaşam boyu çekeceği sıkıntılar ile iş gücü kaybı ve kazanç kaybından fazla hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkeme kararında özetle, davacının tazminat taleplerinin sigorta teminatı içinde kaldığının kabul edildiğini, kaza nedeni ile talep edebileceği maddi zararın hesabı yönünden dosya üzerinde sigorta ve hesap uzmanı marifeti ile bilirkişi incelemesi yapıldığını ve bilirkişi tarafından hazırlanan raporun, yasal düzenlemelere uygun, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişili olduğunu,
asıl dava yönünden 3.666,04 TL tazminatın dava tarihi itibari ile ve birleşen davada da 158.218,52 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 04/03/2015 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine ve feragat nedeni ile her iki dava dosyasında davalı ... ile ilgili davanın reddine ve manevi tazminat talebinin tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve olayın oluş şekli göz önünde bulundurularak kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı ... şirketine karşı açmış oldukları davadan sigorta şirketi ile sulh olmaları sebebiyle feragat ettiklerini, tarafların karşılıklı birbirlerini ibra ettiklerini, sigorta şirketinin de imzalanan sulh sözleşmesi ile vekalet ücretini talep etmediğini beyan ettiğini,
ancak yerel mahkemenin buna rağmen asıl ve birleşen davada sigorta şirketi aleyhine hem asıl davada hem birleşen davada ayrı ayrı 1.800,00'er TL vekalet ücretine hükmettiğini belirterek kararı bu yönden istinaf ettiklerini yeniden yargılamaya gerek olmadan sadece vekalet ücreti yönünden düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili davacının istinaf başvurusuna karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle,
davacı için dosyada alınan raporlardan son raporda % 13 özür durumu belirlenmiş iken mahkemenin daha eski tarihli özür raporlarını dikkate almasının usule aykırı olduğunu, davacı tarafın kural ihlali yaptığı açıkça ortadayken % 100 kusurun davalı müvekkile yüklenmesinin haksız ve usulsüz olduğunu, kusura bilirkişi raporu aşamasında da itiraz etmelerine rağmen, mahkemece itirazları ve beyanları değerlendirilmeden karar verildiğini, davacının ıslah yolu ile manevi tazminat talebinde bulunduğunu, maddi tazminat talebinin ıslahla, manevi tazminat talebine ilave edilemeyeceğini beyanla,
tüm bu sebeplerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davacı vekilinin istinaf talebi bakımından değerlendirmede;Davacı vekili yargılama sırasında davalı .... ile maddi tazminat talebi hakkında toplam 125.000,00 TL karşılığında uzlaşma sağlandığını belirterek maddi tazminat talepleri yönünden davalılar hakkında açtıkları davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.Mahkemece davalı ... şirketine karşı açılan asıl ve birleşen davalarda maddi tazminat talebinden feragat
edilmesi nedeniyle .... A.Ş lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.Somut olayda hakkın özünden feragat söz konusu olmayıp davacı, davalı ... şirketinden olan alacağına yargılama sırasında kavuştuğu için feragat etmiştir. Esasen davalar sigorta şirketi bakımından konusuz kalmıştır. Davalı ... şirketi kendisine karşı dava açılmasına yine kendisi sebebiyet vermiştir.
Bu nedenle, feragat nedeniyle reddedilen maddi tazminat yönünden anılan bu davalı lehine, davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b/2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiştir.Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu bakımından değerlendirmede;Davalı ... vekili,
kendisine gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yasal süresinde istinaf başvurusunda bulunmayıp davacı vekilinin davalı ... şirketi lehine hükmedilen vekalet ücreti yönüyle istinaf başvuruna ilişkin dilekçenin kendisine tebliğinden sonra, HMK m.348/1 kapsamında, "katılma yoluyla" istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Ne var ki, davacı vekilinin istinaf başvurusu davalı ... ile ihtiyari dava arkadaşlığı olan diğer davalı ... şirketi ile ilgili karara ilişkin olup davacının istinaf ettiği kararın sonucundan davalı ...'ın etkilenmesi olasılığı yoktur. Dolayısıyla kendisiyle ilgili olarak verilmiş hükme kaşı istinaf başvurusunda bulunulmayan davalı ...'ın davacının istinaf başvurusuna katılması, katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunması olanağı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda; davalı ... vekilinin istinaf başvurusu, davacının istinafından bağımsız istinaf başvurusu olarak kabul edilmiş. 25/01/2017 tarihinde gerekçeli karar tebliğ edilen bu davalının HMK m.345'deki iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra, 24/02/2017 tarihindeki istinaf başvurusunun süresinde olmaması nedeniyle istinaf başvurusunun HMK m.352/1-c maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2019/39, K. 2019/8, 27 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama