KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1876
- Karar no
- 2024/1667
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 17/03/2021
- Numarası
- 2017/161 (E) - 2021/241 (K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
924 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 02/04/2016 tarihinde davacının ... plakalı aracıyla seyir halindeyken davalı ...
AŞ'nin sigortaladığı, davalı ...'e ait davalı ...'ün idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu yaralandığını, sigorta şirketinin yaptığı ödemenin yeterli olmadığını, sürekli maluliyet tazminatının ve geçici iş göremezlik tazminatının tespit edilerek olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini ve aracın sürücüsü ve işleteni olan davalılar aleyhine 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiş.
04/03/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 255.928,89 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 24.535,16 TL'ye artırmıştır.Davalı... AŞ vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... ve davalı ... davaya cevap vermemiştir.İlk derece mahkemesince. "1-Davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 2-226.336,56 TL sürekli işgöremezlik tazminatının davalılar ...
AŞ yönünden davacının davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu tarihten sonraki 8. iş günü olan 04/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılar ... ve ...'ten ise kaza tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-24.535,16 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalılar ...
AŞ yönünden davacının davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu tarihten sonraki 8. iş günü olan 04/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer davalılar ... ve ...'ten ise kaza tarihi olan 02/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 5-30.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Karara karşı davalı ...
AŞ vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İlk derece mahkemesince 09/07/2021 tarihli karar ile davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Davalı ...
AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu kazanın bir iş kazası olduğundan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmaksızın hüküm kurulmasının bozma sebebi olduğunu, ... tarafından yapılan ödeme varsa bu hususun hesaplama yapılırken dikkate alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının trafik sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmamasına rağmen mahkemece bu zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulduğunu,
Trafik Sigortası Genel Şartlarına göre tedavi süresince çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler yani geçici iş göremezlik zararı ile geçici banka giderleri ve tedavi giderlerinin sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu, davacının yaralanması sebebiyle çalışmadığı günler için geçici iş göremezlik zararının ... tarafından karşılandığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan davacının tazmini gereken geçici iş göremezlik zararı bulunmadığını, davadan önce müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını,
dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerekirken 04/11/2016 tarihinden itibaren işlemiş faizden ve de yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının hem KTK'nin 97. maddesine hem de temerrüt hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete eksik evrak ile başvurulduğunu, mahkemenin ön inceleme safhasına geçmeden önce dava şartı noksanlığı sebebiyle davayı usulden reddetmesi gerekirken bu yöndeki savunmalarını dikkate almaksızın davanın kabulüne karar vermesinin yasaya aykırılık teşkil ettiğini,
müvekkili şirketin faiz ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının temerrüt hükümleri ile bağdaşmadığını, ilk derece mahkemesinin savunmalarını dikkate almadan ve gerekçeli kararında dahi savunmalarına neden itibar edilmediğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadan hüküm kurduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Davanın dayanağını oluşturan olay, yaralamalı bir trafik kazasıdır.
Davalı vekili 29/03/2022 tarihli dilekçe ile sulh olduklarını bildirmiş ve yapılan sulh anlaşması ile vekalet yargılama gideri talebi bulunmadığını, sulh doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin "Sulhun zamanı" başlıklı 314. maddesinin (2). fıkrası.
"Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince sulh doğrultusunda ek karar verilir." şeklindedir.Yukarıda sulhe ilişkin anılan dilekçeye göre, davalı ... Şirketi ile davacı taraf arasında mahkeme dışı sulh yapıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, mahkeme dışı bu sulhe göre karar verilebilmesi için HMK'nin 154/3-ç maddesine göre mahkemeye verilen sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın taraflara (veya sulh için yetkili vekillerine) imza ettirilmesi gerekir. Böylece mahkeme dışı sulh mahkeme içi sulhe dönüşür ve buna göre karar verilir.
Bu şekilde işlem yapılması gerekliliği, yargılaması devam eden davalara münhasır olmayıp HMK'nin 314/2 maddesi uyarınca verilecek kararlar için de geçerlidir.Bu durumda Mahkemece duruşma açılarak, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması, tarafların sulh ve feragate ilişkin iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi,
taraflardan mahkeme dışı sulh sözleşmesini mahkeme içi sulh sözleşmesi haline getirmek isteyip istemedikleri sorularak istemleri halinde HMK'nin 154/3-ç maddesi gereğinin yapılarak ve yargılama giderleri için de bir anlaşma olup olmadığı belirlenmesi ve ondan sonra tutanağın taraflara/vekillerine imza ettirilmesi gerekir. Böylece, mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulhe dönüşecektir.
Anlaşmaya varılmaması halinde ise sulh protokolundeki kısmi kabul ve feragata göre karar verilmelidir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1876, K. 2024/1667, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama