KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/2035
- Karar no
- 2024/1859
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/9/2021
- Numarası
- 2018/694 (E) - 2021/620 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
938 kelime·5 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
2/11/2017 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği trafik kazası sebebiyle araçta yolcu olarak bulunan müvekkili ...'un yaralandığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL işgöremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinin sorumluluğu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, şimdilik 1.000 TL bakım-bakıcı giderinin davalı sigorta şirketinin sorumluluğu,
kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan azami poliçe teminatı limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 330.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/3/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının bakım-bakıcı gideri talebinin poliçe limiti sınırını aşıyor olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın geçici iş göremezlik ve bakıcı tazminatı açısından hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı şirketin sorumluluğunun yetkili merci tarafından istenecek kusur raporu ve maluliyet raporu uyarınca belirlenmesini, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi giderleri kapsamında olduğunu ve müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını tüm sorumluluğunun Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğunu,
sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının sigortalı araçta herhangi bir ivaz karşılığı bulunup bulunmadığının araştırılmasını, hatır taşıması olması halinde indirim yapılmasını, davalının sorumluluğunun dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, tehiri icra talepli istinaflarının kabulünü talep etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece alınan 15/10/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre dava dışı sürücüsü %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporunun, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Somut olayda, Adli Tıp 2. İhtisas Dairesi'nin "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" ve "Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına, raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacı için belirlenen kalıcı maluliyet oranı, geçici maluliyet süresi, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülüne göre düzenlendiği ve tazminatın belirlendiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK'nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenecek indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir.
Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir. Ayrıca Hakim tazminattan mutlaka indirme yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Somut olayda, davacının halk otobüsünde yolcu olduğundan hatır taşıması indirimi uygulanmaması yerindedir.
Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır.
Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin geçici iş göremezlik zararından ve tedavi giderlerinden sorumluluğu devam etmektedir. Ayrıca, Mahkemesince geçici iş görmezlik tazminatına hükmedilmediğinden davacının istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
Yine davacı vekili, davalı sigorta şirketine başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açtığından başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının faize başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde ve davalıya ZMMS poliçesiyle sigortalı otobüsün yaptığı kaza da avans faize hükmedilmesinde usul ve Yasaya bir aykırılık yoktur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/2035, K. 2024/1859, 24 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama