KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Dosya no
- 2021/2127
- Karar no
- 2025/242
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/09/2021
- Numarası
- 2019/403Esas - 2021/715 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
Karar Metni
1.860 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...
Sigorta Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı sürücü ...'nin idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu davacıların murisi ...’ın vefat ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... ve ... için ayrı ayrı 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... için 25.000 TL, davacı ... için 25.000 TL, davacı ... için 25.000 TL,
davacı ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsilini talep ve dava etmiş.
10/03/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat tutarlarını davacı ... için 32.739,44 TL, davacı ... için 16.369,72 TL'ye yükselterek davalı ... yönünden kaza tarihi olan 20/03/2015 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden 21/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş.
24/08/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat tutarlarını davacı ... için 51.154,08 TL'ye, davacı ... için 25.577,04 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davacı ... yararına 51.154,08 TL ve davacı ... yararına 25.577,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...
Sigorta Şirketi yönünden dava tarihi olan 14/10/2019 tarihinden, diğer davalı ... yönünden kaza tarihli olan 20/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ...
Sigorta Şirketi ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... aleyhine manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ... yararına 20.000 TL ve davacı ... yararına 15.000 TL ve davacı ... yararına 10.000 TL, davacı ... yararına 10.000 TL manevi tazminat talebinin kabulü ile kaza tarihi olan 20/03/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı ...
Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat hesaplamasının 1,8 teknik faiz ve aktüeryal yöntem ile yapılması gerektiğini, meslekte kazanma gücü kaybının rapor hesabında dikkate alınmasının yanlış olduğunu, tazminat hesabı yapılırken destek tazminatı talep etme hakkı bulunan tüm kişilerin paylarının dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, müvekkilinin manevi tazminattan sorumlu olmadığı halde harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tamamından sorumlu tutulduğunu, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilemeyeceğini,
ıslah tarihinden mahkeme aksi kanaatte ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminat miktarlarının haksız ve fahiş olduğunu, kusur raporları arasında çelişki olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece alınan kusur raporuna göre davacıların desteği % 25 , davalı sürücünün ise % 75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir.
Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesince alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları).
Bu nedenle, Anayasa Mahkemesi iptal kararı gereğince genel şartlarda belirtilen 1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması olanaklı değildir.
Destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir.
Somut olayda; davacı Kemal olay tarihinde 24 yaşında olduğu ancak Bakırköy 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 03.02.2009 gün 2008/1114 E.-2009/181 K. sayılı kararı ile sağlık kurulu raporu ile “Ağır Derecede zeka geriliği” saptanarak akıl zayıflığı nedeniyle ayırt etme gücünden yoksun olmasına göre vesayet altına alındığından bakiye ömrü 50 yıl belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı aktüer bilirkişi raporunda desteğin kaza tarihindeki yaşına göre muhtemel yaşam süresinin, davacıların kaza tarihinde yaşlarına göre destek süreleri belirlenerek desteğin geliri asgari ücret üzerinden kabul edilerek destek, eş, çocuklar, anne ve babanın öldüğü,
sağ kalan eşin evlenme ihtimali de değerlendirilerek TRH 2010 yaşam tablosuna göre proresif rant formülüyle yerleşik yargıtay içtihatlarında benimsenen yöntem ve ilkelere göre tazminat hesaplaması yapılmış olmasında ve İlk Derece Mahkemesince de bu rapora göre karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yine, davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesi gerekmekte olup, davalı sigorta şirketinin iddia ettiği gibi bilirkişi rapor tarihinden itibaren faize hükmedilmemesinde usul ve Yasaya bir aykırılık yoktur.
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uyduğu kanısına varıldığından, davalı vekilinin, manevi tazminat miktarı yönündeki istinaf itirazı yerinde değildir. Ancak.
Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı harç hesaplanması (davalı sigorta şirketi manevi tazminattan sorumlu olmadığından) ve maddi tazminat için harç hesaplanırken sadece maddi tazminat için yatırılan peşin harç ve ıslah harcının mahsubu gerekirken maddi ve manevi tazminat tutarları toplamı üzerinden harç hesaplanarak davalı sigorta şirketinin manevi tazminat harcından da sorumlu tutulması yerinde görülmemiş, bu husustaki davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf itirazı yerinde görülmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/2127, K. 2025/242, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama