KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/881
- Karar no
- 2024/855
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 25/03/2021
- Numarası
- 2020/84 (E) - 2021/303 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
- Karar yazım tarihi
- 04/06/2024
Karar Metni
913 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin işleteni olduğu ... plakalı aracın park halinde bulunduğu sırada, davalı şirkete ait sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde müvekkiline ait ... plakalı araca çarparak aracın hasarlanmasına neden olduğunu, davalı borçlu ve sürücü ... hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
(E) sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu vekilinin borcun tamamına, talep edilen faiz oranına ve tüm ferilerine itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, borçlunun yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... (E) sayılı takip dosyası ile ilgili olarak davanın 7.500 TL asıl alacak üzerinden kabulü ile itirazın iptaline, takibin aynen devamına, işlemiş faize ilişkin istemin reddine, talep yargılamayı gerektirdiğinden davacının yerinde görülmeyen inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın davalı ...
AŞ tarafından, dava dışı ...'a kiralandığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, tarafların haksız fiile ilişkin kusur oranlarına yönelik beyanlarının araştırmaya muhtaç iken bilirkişi tarafından eksik incelemeye dayalı olarak hazırlanan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda aracın günlük kazancının 167 TL olduğu yönünde tespit yapılmış ise de bedele ilişkin tespitin gerçeği yansıtmadığını belirterek, istinaf incelemesi sonucunda reddedilen kısmın bozularak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazası nedeniyle araç mahrumiyet bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece kusur yönünden hükme esas alınan 29/01/2021 tarihli raporda, davalının maliki olduğu aracın sürücüsü ... 'in %100 oranında kusurlu olduğu, davacının park halinde duran acında herhangi bir kusurunun etkinliğinin bulunmadığı yönündeki tespitin Kaza Tespit Tutanağına, dosya içeriğine ve kazanın oluşuna uygun olması nedeniyle yerinde olup bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
Bir şeyin kısmen hasar görmesi halinde, kullanılamamasından doğacak zararlar sorumlu kişiden talep edilebilir. Motorlu araç zarar görmüş ise, aracın kullanılış amacına göre araçtan mahrumiyet zararı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece, araç tamir edilmiş ise tamir süresince araç mahrumiyeti bedelinin, pert kabul edilmiş ise kaza tarihinden yeni bir araç satın alınmasına kadar geçecek makul süre için araç bedelinin hesaplanması yönünden bilirkişiden rapor alınmalı, araç mahrumiyetine ilişkin belge sunulamaması halinde, BK’nin 42. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak takdir edilmelidir.
Somut olayda kaza nedeniyle pert olan aracın yerine emsal nitelikte yeni bir araç alınması için gerekli makul sürenin bilirkişi tarafından 45 gün olarak tespiti aracın nitelikleri ve dosya kapsamına uygundur.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir.
Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Eldeki davada ise, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davalıya ait aracın dava dışı üçüncü kişiye 20/02/2019 gününden 22/02/2019 gününe kadar kiralandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu kısa süre kira sözleşmesinden dolayı davalı tarafın işleten sıfatının devam ettiğine yönelik kabul yerindedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/881, K. 2024/855, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama