KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/618
- Karar no
- 2024/1340
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 05/07/2021
- Numarası
- 2018/677 (E) - 2021/574 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
1.712 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 19/02/2010 tarihinde, davacı ...'ın içinde yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Sigorta AŞ (eski unvan ... Sigorta AŞ) nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, kaza tarihi itibarıyla geçerli trafik sigortası bulunmayan dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı traktöre takılı römorka arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın yaralandığını, kazaya ilişkin ... ve ...
Sigorta AŞ tarafından bir kısım ödeme yapıldığını, ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek şimdilik 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 4.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100 TL geçici bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 12/11/2020 tarihli talep artırım dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 40.433,44 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 1.045,75 TL'ye ve bakıcı gideri talebini 1.943,51 TL'ye yükseltmiştir.
Davacı vekili 24/07/2020 tarihli dilekçesiyle dosya kapsamında belirlenecek 10.000 TL alacak miktarını ...'e devir ve temlik ettiğini bildirmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza sonucu hak sahibine %7 maluliyet oranı için 2/8 kusur indirimi uygulanmak suretiyle 3.812 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacı tarafın başkaca hak ve alacağının kalmadığını, müvekkilinin ibra edildiğini, 2 yılllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin davadan önce yapmış olduğu ödeme nedeni ile sorumluluğu kalmadığından davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince. "Davalı ... (...) Sigorta AŞ'ye yönelik davanın kısmen kabulü, davalı ... Hesabına yönelik davanın tam kabulü ile.
1-16.233,35 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 4.000 TL'si temlik alan davacı ...'e ödenmek üzere, 28/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, 2-Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin davalı ... (...) Sigorta AŞ yönünden reddine, 3-645,89 TL bakıcı gideri tazminatının 28/06/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine,
4-24.200,09 TL sürekli iş göremezlik tazminatının, 6.000 TL'si temlik alan davacı ...'e ödenmek üzere, 20/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, 5-1.045,75 TL geçici iş göremezlik tazminatının 20/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine, 6-1.297,62 TL bakıcı gideri tazminatının 20/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...ndan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'na yönelik davanın tam kabulüne karar verilmesine rağmen kararın (14) nolu bendiyle bu davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca temlik alan lehine, davalı ...
Sigorta AŞ aleyhine karar tarihi itibarıyla 4.080 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken kararın (12) nolu bendiyle 4.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
müvekkili kurum tarafından davacı tarafa 21/06/2011 tarihinde 3.812 TL ödeme yapıldığını, başvuran tarafın tüm tazminat taleplerine ilişkin olarak müvekkili kurumdan başka bir alacağının kalmadığını beyan ederek müvekkili kurumu ibra ettiğini, davacı tarafın işbu dava ile ibranamenin iptalini istemesi ve müvekkili kurumdan ek maluliyet tazminatı talep etmesinin hukuken geçerli olmadığını, ayrıca KTK'nin m. 111/2 gereğince 2 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiğini, Karayolları Trafik Kanununun 109. madde ve Türk Ceza Kanununun 89/1. maddesi dikkate alındığında davanın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiğini,
müvekkili kurumun geçici bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, arazların bakıcı tutmayı gerektirmeyecek düzeyde olduğunu, başvurucunun fiilen bakıcı tuttuğunu ispat etmediğini, kabul etmemekle birlikte geçici bakıcı giderinin hesaplanmasında brüt ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, net asgari ücret üzerinden hesap yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ...ndan talep edilemeyeceğini, kaldı ki davacının kaza tarihinde 50 yaşında olduğunu, fiilen çalıştığını ve bunun sonucunda gelir kaybının oluştuğunu ispat etmesi gerektiğini,
davacının devam eden gelirini ve fiilen çalıştığını ispat etmeden aleyhe geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta emniyet kemerinin takılı olmadığının kaza sonrası vücudunda oluşan arazlardan anlaşıldığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının muayene edilmeden ve arazları belirtilmeden, izahatten uzak şekilde tanzim edildiğini, bu nedenle hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 03/05/2019 tarihli maluliyet raporunda davacının maluliyet oranının %12 olduğunun tespit edildiğini, oysa müvekkili kurum tarafından alınan medikal görüş raporunda ise özür oranının %7 olduğunun tespit edildiğini, bu iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulu marifetiyle tespit edilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla faizin ancak dava tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, 19/02/2010 tarihinde, davacı ...'ın yolcu olarak bulunduğu, davalı ... Sigorta AŞ (eski unvan ...
Sigorta AŞ) nezdinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile sigortalı, müteveffa ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın, kaza tarihi itibarıyla geçerli trafik sigortası bulunmayan dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı traktöre takılı römorka arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacı ...'ın yaralandığı anlaşılmış, ilk derece mahkemesince Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 03/05/2019 tarihli raporda.
Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınarak davacının vücut genel çalışma gücünden %12 oranında kaybettiği, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, iş göremez kaldığı 3 ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunda; olayda maktul sürücü ...'ın %40 oranında, sürücü ...'ın %60 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
1-Davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 131 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve borcun sona ermesi hallerinden biri olan ibra; borçluyu borcu ifa etmeden borçtan kurtarmak hususunda alacaklı ile borçlunun anlaşmasıdır. Diğer bir ifade ile ibra alacaklının borçlu ile yaptığı bir akit ile alacağından vazgeçerek borçluyu borçtan kurtarmasıdır. Nitekim TBK'nin 132. maddesinde ibra ve sözleşmenin düzenlenme biçimi.
"Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." biçiminde düzenlenmiştir.
2918 sayılı KTK’nin 111. maddesinde, bu kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, tazminat miktarlarına ilişkin olan ve yetersiz veya fahiş olduğu “açıkça belli olan” anlaşmalar ya da uzlaşmaların, yapıldıkları tarihten başlayarak “iki yıl içinde” iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
Burada düzenlenen sürenin hukuki niteliği zamanaşımı süresi olmayıp “hak düşürücü süre” olduğundan, kısmi ödemeyi kabul etmiş olan kişi, artık KTK’nin 109. maddesindeki zamanaşımı sürelerinden yararlanamayacak, iki yıllık hak düşürücü süreyi geçirmişse zararının kalan bölümünü dava edemeyecektir. Somut olayda.
19/02/2010 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davalı ... tarafından davacıya 20/06/2011 tarihinde 3.812 TL ödeme yapıldığı, 16/06/2011 tarihinde ibranamenin imzalandığı, makbuz ve ibraname başlıklı belgenin incelenmesinde;
davacının, ...nı kesin ve dönüşümsüz ibra ettiği, 19/02/2010 tarihli kaza ile ilgili başkaca bir alacağının kalmadığını beyan ettiği, eldeki davanın KTK'nin 111. maddesinde öngörülen 2 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 23/07/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davalı ... yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabülüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmüştür. 2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi. İlk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13/2 maddesine gereğince hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden davacı temlik alan lehine, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine 4.000 TL vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/618, K. 2024/1340, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama