İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2023/1919 K.2024/334

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Esas2023/1919Karar2024/334Tarih27 Şubat 2024Okuma12 dk · 2.483 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
27 Şubat 2024
Dosya No
2023/1919
Karar No
2024/334
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
11/07/2023
Numarası
2021/403 (E) - 2023/529 (K
Davanın konusu
Maddi ve Manevi Tazminat
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.483 kelime·12 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Genel Müdürlüğü'ne (...) ait, davalı ...

Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı belediye otobüsünde yolcu konumunda bulunan müvekkilinin durakta indiği sırada kapıların sürücü tarafından kapatılması ve otobüsün hareket etmesi sebebiyle araç içerisinde sıkışarak sürüklenerek ağır biçimde yaralandığını, sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen taraflarına tazminat ödenmediğini, ... plakalı otobüs ile davalı işleten İETT ve davalı ...'ın menkul ve gayrimenkul malları ile bankalardaki ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını,

fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 100 TL geçici bakıcı gideri olmak üzere toplam 300 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden başvuru tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile 100.000 TL manevi tazminatın davalı işleten İETT ve davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş.

19/06/2023 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği 100 TL sürekli iş göremezlik zararını 153.078,90 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacının 153.178,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 09/10/2018 tarihinden itibaren (davalı ...

Sigorta AŞ yönünden dava tarihinden itibaren) işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, koşulları oluşmadığından davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talebinin reddine; davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacının 40.000 TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 09/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılar ... ve ...

Genel Müdürlüğü'nden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... otobüslerinde kapı kapanmadan aracın hareket ettirilmesini engelleyen sistem mevcut olup kapılar kapanmadan araçların hareket ettirilmesinin mümkün olmadığını, kusur oranını belirleyen bilirkişi raporu alınmadığını, ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının memur olup maluliyetine ilişkin herhangi bir iş göremezliği olup olmayacağı değerlendirilmeden hükmolunan maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin tacir sıfatı olmayıp ticari faiz uygulanmasının kabul edilemeyeceğini,

talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının otobüsün kapıları kapandığı esnada kendisini aracın dışına atarak düşmüş olup davalı sürücünün olay yerine ambulans çağırarak davacının kaza yerinden güvenli bir şekilde sağlık kuruluşuna ulaşmasını sağladığını, kazanın meydana gelmesinde davalı ... ve davalı ...'ın kusurlu olmadığını, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, ortada bir maluliyet yokken fahiş bir maddi tazminata hükmedilmiş olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemelerin de tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini,

kamu hizmeti ifa eden bir kamu kurumu olan müvekkili idarenin ticari faaliyet göstermesinin söz konusu olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin zabıt kâtibi olup on parmak kullanması nedeniyle her iki kolunu da kullanmak zorunda bulunduğu, sadece sağ kolunu kullanarak mesleğini icra edemeyeceğini, müvekkilinin ücretine ilişkin 01/01/2024 - 31/12/2025 tarihleri arasında geçerli olacak 31/12/2025 tarihine kadar bilinen dönem kapsamında hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkilinin bilinen dönem aktüerya hesabı yapıldıktan ve 01/01/2026 tarihi itibariyle ücreti bulunduktan sonra işleyecek aktif ve pasif dönem tazminatlarının hesaplanması gerektiğini,

Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kullanılarak tespit edilen %8,1 olan maluliyet oranının değişmemesine rağmen Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %5 olan maluliyet oranının ek raporda %3 olarak tespit edilerek davacının iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren üç aya kadar uzayabileceğinin belirtilmesine rağmen geçici bakıcı gideri ihtiyacı olmadığına ilişkin değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu belirterek,

manevi zararın tazmini amacıyla talep edilen 100.000 TL manevi tazminatın kısmen reddine ilişkin kısmının kaldırılması ve tamamına hükmedilmesi gerektiğini talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Somut uyuşmazlıkta davacının otobüste yolcu konumunda bulunduğu sırada kazanın meydana geldiği, ceza dosyasında alınan kusur raporunda davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş ve ceza mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen mahkûmiyet hükmü istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.

Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi gereğince, hukuk hâkimi ceza hâkiminin tespit ettiği kusurla ve beraat kararı bağlı değil ise de ceza mahkemesince tespit edilen fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını saptayan maddi vakıalar yönünden ceza mahkemesi kararı ile bağlıdır.

Bu durumda Asliye Ceza Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen hususlardaki maddi vakıalar hukuk mahkemesi için de bağlayıcı olduğundan kusura ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir.

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.

Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.

Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. " maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.

KTK'nin 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.

(Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı) Davalı ... kazaya karışan ... plakalı aracın maliki ve işleteni olduğundan sorumluluğuna karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. KTK'nin 90. maddesinde ZMSS kapsamındaki tazminatların bu Kanun'da öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu belirtilmiş, ayrıca bu Kanunda düzenlenmeyen hususlarda TBK'deki haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.

Davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının belirlenmesi bakımından (somut olayda) davaya konu trafik kazasının meydana geldiği 09/10/2018 günü itibarıyla yargısal uygulamalarda uygulanması kabul edilen Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğu gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği de yürürlüktedir.

Bu yönetmeliğin (Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği) "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde. 5510 sayılı Kanun'un 107. maddesi hükmüne dayanılarak hazırlandığı belirtilmiş.

"Kapsam" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı bendinde de yönetmeliğin, "5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalıların iş kazası ile meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hâllerinin meslekte kazanma gücünü ne oranda azaltacağına," ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiştir.

Buna karşılık Özürlülük Ölçütü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde bu Yönetmeliğin, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 5. maddesine dayanılarak hazırlandığı,

yine anılan Yönetmeliğin 2. maddesinde Yönetmeliğin, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsadığı düzenlenmiştir.

Buna göre -Adli tıp öğretisinde de kabul edildiği üzere- Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, amaç ve kapsam olarak tazminat hukuku ilkeleri bağlamında hükümler içerip haksız fiile maruz kalan kişideki travmatik lezyonlar ile birlikte meslek veya iş türü, meslek grup numaraları, iş kolları ve kişilerin yaşlarına yönelik ayrı ayrı cetveller içermekte ve bu itibarla tıbbi kıyas/takdir metoduna elverişli olması nedeniyle bilirkişi/adli tıp uzmanının yorumuna olanak vermektedir.

Buna karşılık Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ise, kişinin maruz kaldığı haksız fiil ve bunun sonucu olarak mesleğinde kazanma gücünü hangi oranda kaybettiğini belirlemekte yeterli olmayıp daha ziyade kişide bulunan sistematik hastalıkları ön plana çıkarmakta, malulen emeklilik, vergi indirimi, bakım ücreti, özel eğitim ve özel donanımlı araç kullanımı gibi konulara yönelik olup tazminat hesabında asıl önem taşıyan yaş, sanat, meslek,

meslek grubu gibi faktörlerin hesaplamada değerlendirilmemesinden dolayı tazminatın unsurlarını ve hak edilen tazminatın belirlenmesinde yeterli ve gerekli parametreleri içermediği için yeterli olmamaktadır.

Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, davacının kazadan kaynaklanan sürekli sakatlık oranının, yukarıda ayrıntılı biçimde açıklandığı gibi, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre.

ATK 2. İhtisas Kurulunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlediği 14/11/2022 tarihli rapordaki %8,1 sürekli sakatlık oranına göre 10/03/2023 tarihli raporda aktüerya hesap uzmanı tarafından hesaplanan sürekli iş göremezlik zarar tutarına göre karar verilmesi gerekirken, %3 sürekli sakatlık oranı üzerinden hesaplama yapılması doğru değildir.

Kabule göre de; -Mahkemece hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının aylık ücreti esas alınmış ve asgari ücrete oranlanmak suretiyle asgari ücretin 1,2725 katı gelir elde ettiği gözetilerek sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplanmıştır.

Devlet memuru olduğu anlaşılan davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olacağında her hangi bir kuşku bulunmaması nedeniyle gelirinin asgari ücrete oranlanarak 1,2725 katı olduğunun kabulü ile yapılan hesaplamada bir isabetsizlik yoktur. -Davacının memur olması nedeni ile geçici iş göremezlik süresi içerisinde maaşını almaya devam ettiği gözönüne alındığında, bu dönemdeki zararı, varsa bu süre içerisinde çalışamadığı için alamadığı ek ödemeleri kadardır.

Davacının ek ödeme gerektiren faaaliyetinin bulunduğuna ve bu nedenle zararının doğduğuna dair bir iddiası bulunmadığına ve kazadan önceki ve sonraki bordrolara göre kazanç kaybı bulunmadığı anlaşıldığından, geçici iş görmezlik isteminin reddine dair mahkeme kararında ve Adli Tıp Kurumunun 14/11/2022 tarihli raporunda davacının yaralanması sebebiyle iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği ancak başkasının bakımına muhtaç olmadığının mütalaa edilmesi karşısında bakıcı gideri tazminatı talebinin reddine dair mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir. -TBK'nin 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim,

bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.

Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz.

Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmak; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir. Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır.

Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.

Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda; davacının 09/10/2018 günü gerçekleşen trafik kazasına bağlı kol kemiğinde kırığa neden olan yaralanmasının, vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin orta (3) derecede nitelikte olduğu, sol üst ekstremitede meydana gelen fonksiyonel kısıtlılık ve anatomik noksanlığın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu mütalaası ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre trafik kazasına bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %8,1 olduğu bildirilmiştir.

Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalıların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, kusur durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, yaralanma bölgesinin davacının mesleğine etkisine, günün ekonomik koşullarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre davacı lehine hükmolunan manevi tazminatın bir miktar az olduğu sonucuna ulaşılmıştır. -Davaya konu trafik kazasında ... plakalı aracın halk otobüsü olarak kullanıldığı bu durumda kazaya sebebiyet veren otobüs ticari olduğundan, ticari faize hükmedilmesi doğrudur.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yukarıda esas ve karar numarası belirtilen ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.196,05 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 3.569,85 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek,

bakiye 9.626,20 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.196,05 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 3.623,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 9.572,75 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... ile davalı ...'nin istinaf kanun yolu başvuruları nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

7-İstinaf başvurusu için yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının, istekte bulunulması durumunda ilk derece mahkemesince davacıya geri verilmesine, 8-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 9-İstinaf kanun yolu başvurusundan ötürü davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 10-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden davacıya geri verilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/02/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1919, K. 2024/334, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1919
Karar No
2024/334
Tarih
27 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1920 K.2024/219
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2023/1920 K.2024/134
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1922 K.2024/242
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1923 K.2024/189
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2023/1925 K.2024/259
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2023/1925 K.2024/123

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.