KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Dosya no
- 2023/2055
- Karar no
- 2024/1341
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23/06/2023
- Numarası
- 2022/111 (E) - 2023/552 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
1.632 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
12/09/2016 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralandığını, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000 TL daimi ve 300 TL geçici maluliyet tazminatının davalı şirkete başvuru tarihi olan 10/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 13/02/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 20.834,85 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini ise 5.494,19 TL olmak üzere tazminat talebini toplam 26.329,04 TL'ye artırmıştır. Davacı vekili 18/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 144.834,33 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini ise 5.490,59 TL olmak üzere tazminat talebini toplam 150.324,92 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 2017/210 Esas ve 2019/857 Karar sayılı kararla.
"Dava ve talep arttırım dilekçeleri birlikte değerlendirilerek davanın kabulü ile 26.329,04 TL'nin (geçici ve sürekli iş görememezliğe ilişkin) 21/10/2016 (temerrüt) tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiş, bu karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 12/01/2022 tarih,
2019/3798 Esas - 2022/35 Karar sayılı kararıyla davacının maluliyeti ve oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi gerekirken kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlenmesi dosya içeriğine uygun görülmemiş,
kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet oranının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi amacıyla ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece kaldırma kararındaki hususlar doğrultusunda işlem yapılmış ve bilirkişi raporu alınmıştır.İlk derece mahkemesince bu kez.
"Davanın kabulüne, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.490,59 TL geçici iş göremezlik, 144.834,33 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21/10/2016 temerrüt tarihinden (başvuru sonrası 8 iş günü) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı hareket ederek karar verdiğini, istinaf kaldırma kararı öncesinde verilen ilk karar davacı tarafından istinaf edilmediği halde güncel asgari ücret ve TRH-prograsif rant dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılması ve işbu hatalı hesaplamaya göre karar verilmesinin doğru olmadığını, karara esas alınan 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda, usuli kazanılmış hakları dikkate alınarak önceki hükme esas alınan ilk rapor tarihine göre yapılan hesaplamanın karara esas alınmamasının hatalı olduğunu, bu nedenle,
öncelikle kararın kaldırılarak davanın reddine, aksi halde 5.490,59 TL geçici iş göremezlik ve 28.613,06 TL sürekli sakatlık tazminatının karara esas alınması gerektiğini, uyuşmazlığın poliçe tanzim tarihi olan 04/09/2016 tarihi itibarıyla Yeni Genel Şartlara tabi olduğu halde hatalı bir şekilde PMF tablosu ve prograsif rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, Genel Şart hükümlerinin Kanun atfından bağımsız olarak uygulama alanı bulması gereken,
genel işlem koşulu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayan, kapsamı ve hükümleri tüm taraflarca bilinir durumda olan ve tarafsız bir kurum tarafından hazırlanan, sigortacının sorumluluğunu düzenleyen bir mevzuat olmakla KTK'nin 90. maddesinde yapılan değişikliğin işbu düzenlemenin uygulanmasına engel teşkil etmediğinin kabul edilmesi gerektiğini, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini,
trafik sigortası sözleşmesinin yasa ile zorunlu kılınmış olması ve bu sözleşmenin içeriğinin de Türk Ticaret Kanunu ve Sigortacılık Kanununun ilgili maddeleriyle düzenlenerek halen yürürlükte olan Genel Şartlar ile poliçenin bir bütün olduğunun vurgulanmış olması karşısında, dosyada tazminat hesaplanması bakımından Genel Şartlarda belirlenen usul ve esasların dikkate alınması gerektiğini, ayrıca %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, tazminatın %1.8 teknik faiz ile hesaplanması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere tedavi giderleri,
geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri tedavi teminatı kapsamında olduğundan ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bu giderlerden müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından, 12/09/2016 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde 03/01/2016-03/01/2017 vadeli ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 22/11/2022 tarihli raporda.
Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinden yararlanılarak davacının 4 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı (tıbbi şifa süresinin 4 ay olduğu), tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya özür oranının % 8 olduğu tespit edilmiştir.
25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun SGK'ye geçmesine karşın belgeye dayanmayan tedavi giderlerinden (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam ettiğinin anlaşılması karşısında, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir.
Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince alınan 03/04/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda alternatifli değerlendirme yapılarak.
TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre ve davacının gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek rapor tarihindeki veriler (güncel asgari ücret) dikkate alınmak suretiyle yapılan hesaplamada; davacının geçici iş göremezlik zararının 5.490,59 TL, sürekli iş göremezlik zararının 144.834,33 TL olduğu tespit edilmiş; davacı vekilinin önceki kararı istinaf etmemiş olması,
davalı yönünden usuli kazanılmış haklar gözetilerek yapılan hesaplamada ise (Devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi, 1.8 teknik faizle ve kaldırma kararı öncesi alınan 27/12/2018 tarihi itibarıyla en son bilinen 2019 yılı asgari ücretleri işleyecek dönem için alınarak yapılan hesaplamada) davacının geçici iş göremezlik zararının 5.490,59 TL, sürekli iş göremezlik zararının 28.613,06 TL olduğu tespit edilmiştir.Dairemizin kaldırma kararından önce İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 27/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda.
TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü ile 1.8 teknik faiz kullanılarak yapılan hesaplamaya davacı tarafça itiraz edilmeyip istinaf başvurusunda bulunulmadığından hesaplama bakımından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Mahkemece usuli kazanılmış hak ilkesi dikkate alınarak 03/04/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporunda devre başı ödemeli belirli süreli rant yöntemi ile 1.8 teknik faiz uygulanmak ve 2019 yılı asgari ücret verileri esas alınmak suretiyle tazminat hesaplamasını yapan 2. alternatif uyarınca karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK’nin 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/2055, K. 2024/1341, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama