KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/1151
- Karar no
- 2024/1448
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 07/02/2024
- Numarası
- 2022/590 (E) - 2024/104 (K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı, müvekkiline ait, dava dışı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı yaralamalı çift taraflı trafik kazasında ...'ın olay yerini terk ettiğini, sürücünün olay yerini terk etmesinden dolayı ... plakalı araç sahibine 43.000 TL tazminat ödemesi yapıldığını, müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
(E) sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra takibinin iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının, sürücünün olay yerini terk ettiği ve alkollü olduğu yönündeki iddialarının mesnetsiz olup somut delillerleispatlanamadığını, ...'ın aracı emniyet şeridine çektikten sonra olay yerine döndüğü ve o akşam polisler ile birlikte karakola gittiğini, davalı ... şirketinin somut olayda rücu hakkının bulunmadığını, tazminatın müvekkile rücu edilebilmesi için gereken şartların oluşmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkil hakkında başlatılan haksız icra takibinin iptali ile müvekkilinin borcu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirket aleyhine açmış olduğu menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılmış olup icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında bu teminat tutarının dışında ayrıca tüm icra dosyası bedelinin depo edilmesi gerektiğini, ancak icra takibi yokmuşçasına asıl alacak üzerinden %15 teminat miktarı esas alınarak icra işlemlerinin durdurulmasının usul ve esasa aykırı olduğunu, müvekkil şirket lehine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak şartı ile tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, davacı sigortalı (ZMSS) araç işletenine karşı, araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği iddiasıyla -dava dışı karşı araç malikine ZMSS kapsamında yapılan ödeme nedeniyle rücuen tahsil amacıyla- davalı sigortacı tarafından yürütülen icra takibine karşı menfi tespit istemine ilişkindir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı "Bu Kanun,
her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar" şeklinde açıklanmıştır.
Kanunun 3/l maddesinde tüketici işlemi, "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder" biçiminde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Somut olayda; davacı sigortalı ile davalı ... arasında kurulan zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesine ilişkin sözleşme TKHK’nin 3. maddesi anlamında bir tüketici işlemidir.
Açıklanan nedenlerle HMK'nin 1. maddesine göre görev hususu kamu düzenine ilişkin ve aynı yasanın 114/1-c maddesi uyarınca ayrıca dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 115. maddesi uyarınca da her aşamada mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması zorunluluğu bulunduğu da dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2024/1151, K. 2024/1448, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama