KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Dosya no
- 2021/2020
- Karar no
- 2025/456
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/10/2020
- Numarası
- 2015/214 Esas - 2020/525 Karar
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak
- İstinaf karar tarihi
- 10/04/2025
Karar Metni
1.506 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankadan kredi kullandığını, davalı tarafından kredi kullanımından dolayı davalı banka tarafından kredi masrafı adı altında ve müvekkilinin izni ve onayı olmadan kesinti yapıldığını, müvekkili tarafından masraf iadesinin şifahi olarak talep edildiği, ancak davalı tarafından reddedildiği, bunun üzerine haksız ve fahiş miktarda kredi masrafı kesintisine ilişkin İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tacir olan davacının imzalamış olduğu sözleşmeler ile bağlı olduğunu, davacıdan alınan masrafların taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine ve bankacılık işlemleri sözleşmesine uygun olduğunu, davacının bu sözleşmelere uygun olarak yaptığı ödemelerin iadesini isteyemeyeceğini, aksi yönde bir düşüncenin sözleşmeye bağlılık ve irade özgürlüğü ilkesine aykırı olacağını, dava konusu ücretlerin Türk Ticaret Kanunu ve Bankacılık Kanununa uygun olduğunu, davacının davaya konu masrafları öderken herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini,
hesap ekstresi/dekontların fatura niteliğinde olduğu ve tacir olan davacının TTK hükümleri gereğince basiretli davranarak borçlarını takip etmekle yükümlü olduğunu, davacının BSMV iadesini talep etmesinin kabul edilebilir olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...İddia, savunma, toplanan deliller değerlendirilerek dava konusuna ilişkin tespit yapılarak rapor sunulmas bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve dosya kapsamında bankacılık alanında uzman üç farklı bilirkişiye dosyanın tevdi edildiği anlaşılmıştır.
12/12/2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda davacı tarafından talep edilen komisyon ücret ve masrafın davalı bankanın söz konusu masrafları belgeleyemediğinden bahisle talebin yerinde olduğu, 25/10/2019 ve 03/02/2020 tarihli iki farklı bilirkişi raporunda ise özetle; davalı bankanın tahsil ettiği komisyon ve ücretin -takdiri sayın Mahkemeye ait olmak üzere..,- başta sözleşme, TTK, BK, Bankacılık K., TC.
Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği ve bankacılık teamüllerine uygun olduğu, dolayısıyla bu yönden de, davalı bankanın tahsil ettiği ücret ve komisyonun iade koşullarının oluşmadığı görüşü bildirilmiştir.Bu itibarla, 25/10/2019 ve 03/02/2020 tarihli iki farklı bilirkişi raporu dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunmakla birlikte davalı banka ile davacı arasında genel ticari kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında davacıya taksitli ticari krediler kullandırıldığı,
dava konusu komisyon ve ücret ile bunların gider vergisi (BSMV) tahsilinin sözleşme koşullarına uygun olarak tahsil edildiği kanaati oluştuğundan davanın reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan ilk kök bilirkişi raporu iddia ve davalarını ispat ettiğini ancak mahkemenin hükme işbu rapor esas almadığını ve bu raporun neden nazara almadığını kararında gerekçelendirmediğini, 03.02.2020 tarihli bilirkişi raporuna tüm hesaplamalarına, inceleme ve tespitlerine açıkça itiraz ettiklerini, bilirkişinin raporu teknik bir inceleme ve rapor sunmadığını, kanaat ile rapor hazırlandığını ve rapora mesnet, bilirkişinin şahsi, kişisel ve subjektif düşünceleri, kanaati dışında hiçbir somut veri teknik bilgi olmadığını,
ticari müşterilere sunulacak ürün ve hizmetlere ilişkin sözleşmeler kapsamında her bir ürün veya hizmetin asgari olarak adı ve tanımı, vadesi ya da süresi, tahsil edilecek ücret kalemleri ve tarifesi ile bunların tahsil yöntemi ve geçerli olduğu süre hususlarını içerecek şekilde bilgilendirme formu hazırlanmak zorunda olduğunu, bilgilendirme formunun sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğunu, sözleşmenin yazılı olarak kurulması halinde bu formun taraflarca imzalanmış bir nüshasının ticari müşteriye verilmesi gerektiğini, gerek mahkeme kararı gerekse mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporu;
bankalara, kanunda yer almayan şekilde kazanç kapısı sağlar mahiyetile; müşterinin çektiği krediye bir oran uygulaması ile komisyon uygulaması ile gelir yaratma imkanı tanır hale gelmekte ve masraf olmayan ve esasen masraf yapıldığı dahi ispat edilemeyen ve belgelenemeyen fahiş tutarda tahsil edilen ve müşteri hesabından talimatsız şekilde bankaca doğrudan kesilen masraflar ile bankalara haksız kazanç sağlandığını beyanla mahkeme kararının bozulmasını ve mahkeme kararının ortadan kaldırılarak haklı dava ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; davacının kullanmış olduğu kredi dolayısı ile davalı tarafından tahsil edildiği iddia edilen kredi masrafı adı altında yapılan kesintinin iadesi istemi amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında 27.825 TL alacağın tahsili istemiyle 01.12.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında 07.03.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedilmiş , anılan sözleşmenin 15. Maddesinde bankanın, her nevi komisyonları ve faiz farkı iade fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllere göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri, taraflarına herhangi bir ihbarda bulunmaksızın uygulayarak bunları, gider vergileri ve vesaire resim ve harçları ile birlikte cari hesaba borç yazabileceği,
bu hususlarda müşterinin herhangi bir itiraz hakkının bulunmadığı düzenlenmiştir. Bu kapsamda davalı banka tarafından 09.03.2011 tarihinde "kredi tahsis ve operasyon ücreti" olarak 27.825 TL tahsil edilmiştir.Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin tarihi 07.03.2011 olup, sözleşmenin akdedildiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.
Sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış olup, anılan Kanun'un genel işlem koşullarına ilişkin hükümleri bu sözleşmede nazara alınmayacaktır. Bankaların kredi müşterilerinden yaptıkları işlemlerin karşılığında faiz dışı menfaat ve komisyon talepleri Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) dayanmaktadır. 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK 20.madde) uyarınca tacir olan bankanın verdiği hizmet karşılığında ücret talep etmesi mümkündür.
5411 Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi çerçevesinde, kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarının serbestçe belirleneceği belirtilmiştir.
Anılan maddenin vermiş olduğu yetkiye istinaden 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve taraflar arasındaki sözleşmenin akdedildiği ve kesintinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları İle Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğin 3. Maddesinde "bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği", Tebliğ’in 4. maddesinde "Bankalarca,
reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirleneceği", aynı Tebliğin 6/2.
Maddesinde "bankaların, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan edeceği ve bu oranları internet sitelerinde yayımlayacağı" hükümleri mevcuttur.
Bu durumda ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken öncelikle, kredi sözleşmesiyle belirlenen bir oran olup olmadığı araştırılmalı, olması halinde bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli, sözleşmeyle bir oran belirlenmediğinin tespiti halinde ise bankanın masraflara ilişkin olarak belirlediği ve ilan ettiği oranlar bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, varsa yine bu oran üzerinden masraf tahsil edilebileceği kabul edilmeli,
ilan edilen bir tutar bulunmaması halinde ise tahsil edilen masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulaması da bu yöndedir (Emsal nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 Tarih, 2019/1303 Esas- 2019/2961 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/01/2019 tarih, 2017/1380 esas ve 2019/239 karar sayılı ilamı) Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde;
taraflar arasındaki sözleşme ve yukarıda belirtilen mevzuat ve yargısal içtihatlar dikkate alındığında davalı bankanın kullandırılan kredi kapsamında kredi masraflarını tahsil etme hakkı ve yetkisi bulunmaktadır.
Taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinde tahsil edilecek masrafa ilişkin oran belirtilmediğinden ve davalı banka tarafından eş dönemde filli uygulamalara ilişkin emsal kredi dosyalarından örnek sunmadığından, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olan ve hükme esas alınan ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında, emsal bankalarca uygulanan oranlar incelenmiş ve 11 ayrı bankadan gönderilen emsal oranlara göre kredi tahsis ve operasyon ücretinin ortalama oranının %2,14 oranına denk geldiği , davalı bankanın tahsil ettiği komisyon oranının ise %1,55 olduğu, davalı bankanın tahsil ettiği ücretin T.C.
Merkez Bankası'nın 2006/1sayılı Tebliği ve bankacılık teamüllerine uygun olduğu tespit edilmiştir. Davalı bankaca uygulanan % 1,55 oranının, orantılı ve taraflar arasındaki menfaati bozacak şekilde fahiş olmadığı, emsal banka uygulamalarına ve cari bankacılık uygulamasına göre davalı banka uygulamasının makul düzeyde olduğu anlaşılmıştır.
(Y.11.H.D 02.04.2020 tarih ve 2018/3971E-2020/884 K)Bu durumda davalı bankanın, davacıdan fazla ve haksız bir tahsilatı bulunmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/2020, K. 2025/456, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama