KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/751
- Karar no
- 2024/999
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/01/2021
- Numarası
- 2019/621 Esas - 2021/14 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 04/07/2024
Karar Metni
1.246 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı, müvekkilinin ... müşterisi olup, taraflar arasında '"Bankacılık Hizmet Sözleşmesi ve Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve akabinde davalıya ... no'lu kredi kartı ve ... no'lu ticari kredi verildiğini, kredilerin aksaması üzerine İstanbul .... Noterliğinin 14.06.2019 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesini keşide edildiği, ihtarname davalı şirket yetkilisi ...
20.06.2019 tarihinde tebliğ edildiği, kredi kartı borcunu ödemeyen borçluya İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiği, borçlunun takip konusu alacağa, takip talebinde uygulanan faiz orana haksız olarak itiraz ettiğini, davalı borçlunun İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu tüm itirazların iptaline ve takibin devamına, yapılan haksız itirazın kötü niyetli olduğu sabit olduğundan, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmış olup süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında genel kredi ve kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşme de davalı şirketin asıl borçlu olduğu, davacı tarafından hesabın kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalının sözleşmedeki adresine tebliğ edildiği, temerrüdün oluştuğu, mahkememizce tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği,
bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmakla beraber temerrüt faiz oranı hesaplamasının kabul edilemeyeceği, zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-1650 Esas 2019/507 Karar no'lu ilamı esas alınmak üzere davacının davalının kullandığı krediye uyguladığı akdi faiz oranın sözleşmenin 10. maddesi hükmü gereğince %50 fazlası esas alınmak suretiyle (akdi faiz %22) temerrüt faizinin %33 olacağı, bilirkişi tarafından her bir kredi yönünden ayrı ayrı işlemiş faiz hesabı yapılmakla davacı tarafından takip talebinde tek işlemiş faiz hesabı yapıldığı ve talep edildiği, mahkememizce son celse davacı vekiline sorulduğu,
davacı vekilinin kredi kartı asıl alacağı yönünden işlemiş faiz talepleri bulunmadığını beyan ettiği ve beyanı doğrultusunda işlemiş faiz ve BSMV yönünden genel kredi sözleşmesi alacağı esas alındığı, faiz ve BSMV hesaplamasının HGK kararı doğrultusunda mahkememizce yapılarak davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat yapılmasının zorunlu olduğunu, huzurdaki dava konusunun itirazın iptali olduğunu, davacı tarafından başlatılan İstanbul ...
İcra Dairesi .... sayılı dosyasından başlatılan takibinin iptalini talep ettiklerini, bu takibe vekil sıfatıyla 16.07.2019 tarihinde icra dairesine itiraz edildiğini, ayrıca 24.10.2019 tarihinde tamamlanan arabuluculuk görüşmesine de vekil sıfatıyla iştirak ettiklerini, itirazın iptali davasının tam anlamıyla itiraz edilen takipten bağımsız bir dava olmayacağını, bu takibin devamını sağlama niteliğine haiz bir dava olacağının sabit olduğunu, bu nedenle müvekkile çıkartılan ve TK 35. Maddesine göre tebliğ olunan dava ve tensip zaptlarına ilişkin hiçbir bilgilerinin bulunmadığını,
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddeleri gereğince vekil ile takip edilen işlerde, tebligatın vekile yapılmasının zorunlu olduğunu, somut olayda; davalı vekili aracılığıyla ... İcra Müdürlüğü’nün ...
Esas ve yenileme ile 2013/13827 esas sayılı dosyasında gönderilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde borca itiraz ettiğini ve vekile ait vekaletnamenin takip dosyası içinde bulunduğunu, itirazın iptali davası ekinde dava dilekçesi bulunan ve üzerinde duruşma gününün yazılı olduğu tebligatın vekile yapılması gerekirken asile yapılmasının doğru olmadığını, davalı şirkete (asile) yapılan tebligatın, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince usulsüz olduğunu, söz konusu tebligata dayanılarak taraf teşkili sağlandığından söz edilemeyeceğini, tebligatın usulsüz olmasının savunma hakkının engellenmesine sebebiyet verdiğini,
her ne kadar mahkemece gerekçeli kararda usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edildiği beyan edilmiş ise de davalının işbu davadan haberi olmadığını, davanın son celsede öğrenildiğini, vekalet ve beyan dilekçesi sunarak davaya katıldıklarını, yine bilirkişi raporlarından da haberlerinin olmadığını, gerekli itirazların yapılamadığını ve hükme itiraz edemediklerini, bilirkişi raporunun esas alındığını, icra inkar tazminatının fazla hükmedildiğini, icra inkar tazminatının asıl alacağın yüzde 20 sinden aşağı olamayacağını, ancak yerel mahkemece 26.841 asıl alacağa yüzde 20 oranında tazminat hükmedilmesi gerektiğini,
miktarın ise 5.368,2 TL olması gerekirken, mahkemece 5.414,81 TL olarak hesaplandığını, bu durumda fazla icra inkar tazminatına hükmedildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle:açılan davada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlandığını, açılan itirazın iptali davası sonrasında "Dava Dilekçesi ve Tensip Zaptı ile duruşma tarihi" 06.05.2020 tarihinde davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, yine bilirkişi raporunun da davalı-borçluya 24.12.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı-borçlu,
icra takibine vekili aracılığıyla itiraz etmiş olsa dahi davacı tarafından açılan itirazın iptali davasında davalı vekilinin yetkili olup olmadığının belli olmadığını, dolayısıyla asile yapılan tebligatların usulüne uygun olduğunu, davalının bu husustaki itirazının yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının, bilirkişi incelemesine ve hukuki dayanaklara uygun olduğunu, dava konusunun itibari ile basit yargılamanın uygulandığı bir dava olduğunu, basit yargılamada hakimin tarafları dinlemeden dosya üzerinden dahi karar verme yetkisine sahip olduğunu,
kaldı ki davada tebligatların yapıldığını, bilirkişi raporu alındığını ve davanın duruşmalı olarak değerlendirilerek karara çıktığını ve istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince yukarıdaki gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili tarafından yasal süresi içinde yukarıdaki nedenler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalıya yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ve hesaplanan icra inkar tazminatının yerinde olup olmadığı noktalarındadır.
Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul .... İcra müdürlüğün ... esas sayılı dosyası ile 22.023 22 TL kredi asıl alacağı, 4.817,78 TL kredi kartı asıl alacağı, 384,86 TL işlemiş faiz, 1,52 TL faizin gider vergisinin tahsili istemiyle İcra takibi başlatılmış davalı borçlunun itirazı üzerine takip durmuş ve eldeki itirazın iptali davası açılmıştır.
Dosyada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu ile; davacının takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktar belirlenmiş mahkemece rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 03/06/2022 tarih, 2021/1 Esas 2022/3 Karar sayılı ilamı ile; icra takibine maruz kalan borçlu, vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde itiraz üzerine duran icra takibin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asıla tebliğ edilmesi gerektiği yönünde içtihatların birleştirilmesine karar verilmiştir.
Bu durumda davalı vekilinin itirazın iptali davasına ilişkin dava dilekçesinin asıla tebliğinin usulsüz olduğu, bu nedenle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik istinaf istemi yerinde değildir.
İİK 67/2 "(Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesini içermektedir. Mahkemece itirazın iptaline hükmolunun toplam miktar 26.841 TL'dir.
İlk derece mahkemesince de bu miktar üzerinden %20 oranında tazminata hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla davalının bu yöne ilişkin istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden doğru olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/751, K. 2024/999, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama