KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/779
- Karar no
- 2024/816
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/04/2019
- Numarası
- 2010/357 Esas - 2019/411 Karar
- Dava
- Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 23/05/2024
Karar Metni
3.134 kelime·16 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların daha önce çalışmış oldukları ... Hastanesinde davalı ... şirketi tarafından Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduklarını, davacı Dr. ...'ün 04.07.2005 tarihinde, davacı Dr. ...'ın ise 28.06.2005 tarihinde başlayan sigorta poliçesi teminatı kapsamında çalışmaları sırasında 25.12.2005 tarihinde ...
Hastanesi hastalarından ...'e uygulamış oldukları tedavi sonrasında haklarında bir takım talepler ile Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/530 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bahsi geçen hastanenin ekonomik zorlukları nedeni ile usulüne uygun tebligatların yapılmadığını ve haberdar olamayan davacılar hakkında 2009/190 Karar sayılı kararla dava dosyasında tazminat ödemelerine hüküm kurulduğunu, verilmiş olan aleyhteki bu karar neticesinde İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile takibe konan icra takibinde davanın temyiz edilmesi ve sürenin uzaması nedeni ile icra takibine konu olan borç için verilen teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsil edildiğini, sigorta kapsamında bulunan iş bu ödenen tazminatın tahsili için sigorta şirketine Beyoğlu ...
Noterliğinin 29.01.2010 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile talepte bulunulmuş olsa da davalı ... şirketi tarafından işbu ihtarname ile uğramış oldukları zarar talep ettiklerini ancak davalı ... şirketinin haber alındığı tarihten 5 gün içerisinde sigortacıya haber verilme mecburiyeti bulunduğu gerekçesi ile taleplerini reddettiğini, davaya konu olayın herhangi bir kasıt olmaksızın icra takibi sırasında öğrenildiği ve davalı ... şirketine ihbar edildiğini, daha öncesinde mevcut olan davanın kendilerine de usulüne uygun tebliğ edilmeksizin sonuçlandığını,
davanın davacıların bilgisi dışında olması nedeniyle davalı ... şirketine ihbar edilebilmesinin de mümkün olmayacağını ve davanın temyiz aşamasında olduğunu, açıklanan nedenlerle dava konusu 26.790,80-TL'nin faizi ve bütün ferileri ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ün 28/06/2006-2007 vadeli ... sayılı ve davacı ...'ın 04.07.2005-2006 vadeli ... sayılı Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesine sahip olduklarını, davaya konu tıbbi müdahalenin 25.12.2015 tarihinde meydana gelmiş olduğunu, sigortalılar aleyhine 2006 yılında dava ikame edilmiş olmasına karşın bu durumun 01.02.2010 tarihinde kendilerine ihbar edildiğini,
Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.l maddesi gereği poliçe teminatı geriye dönük işlerlik tarihinin 1 yıl olduğunu ve poliçe özel şartlarının "Bildirim Süresi" başlıklı 3. Maddesi gereği tazminat talebine konu olan tanı ve/veya tedavinin başlangıç tarihinin geçmişe dönük işlerlik tarihinden sonra veya poliçe vadesi içinde olmasının esas olduğunu,
Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçelerinde sigorta teminatının "Mesleki Sorumluluk Sigortaları Genel Şartlarının" A.1.b maddesi çerçevesinde ve yöneltilmiş talep esası ile verilmiş olduğunu ve sadece poliçe süresi içinde sigortalıya yöneltilmiş ve sigortalı tarafından yine poliçe süresi içinde sigortacıya ihbar edilmiş taleplerin teminat kapsamında olduğunu, poliçe vadesi sona erdikten sonra sigortacıya ihbar edilen tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamı dışında kaldığını, TTK.'nın 1292/1 maddesine göre sigortalı davacının aleyhine ikame edilen davayı öğrendiği andan itibaren 5 gün süre içinde ihbar yükümlülüğünün olduğunu,
aynı maddenin 3. Fıkrasına göre sigortalı ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmedi ise, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan haklarını zayi edeceğini, davacı tarafın işbu davanın karara çıkana kadar haberdar olmadığını beyan etmiş olmasını kabul edilemeyeceğini, davacı tarafında savcılıkla ifade verdiğini ve ayrıca 23.07.2009 tarihli icra emri ile haberdar olduklarının açık olduğunu, yine dava dilekçesinde de ikrar edildiği gibi icra dosyasına teminat mektubu konduğu,
bu itibarla davacı tarafın Genel Şartların B.2.A sayılı maddesinde kendisine yüklenen mükellefiyeti yerine getirmediğini ve sigorta şirketinin bilgisi ve onayı dışında üçüncü şahıslara ödeme yaptığını, bu sebeple sigorta haklarının zayi olduğu kanaatine ulaşıldığını, ayrıca ödenmiş olan işbu tazminatın maddi ve/veya manevi tazminat olup olmadığının açık olmadığını, manevi tazminat taleplerinin Genel Şartların A,4.2 maddesi (f) bendinde belirtildiği gibi teminat dışı olduğunu, davacı tarafından ...isimli üçüncü şahsa ne tür bir tanı ve tedavinin uygulandığı,
olayın nasıl geliştiğinin araştırılmasını, poliçe teminat dışı bir durum var ise bunun da tespit edilmesi gerektiğini, davacıların aleyhine ikame edilen Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/530 E. sayılı dosyasının Yargıtay aşamasında olduğunu, bekletici sebep olarak değerlendirilmesini, bu dosyanın davacıların olayda bir kusurunun bulunup bulunmadığının ortaya çıkacağını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikle poliçe Özel şartlarının 4. Maddesi gereği "Sigortacının ödemesi gereken tüm tazminat, masraf ve giderleri ile birlikte sorumluluğu, bu tutarlar için işletilecek faiz,
sigortacıdan önceden onay alınmak kaydı ile tazminat talepleri ile ilgili yargılama giderleri ve bütün savunma masrafları dahil olmak üzere poliçede belirtileri beher hasar başına tazminat limit tutarını geçemeyeceğini, poliçe üst limiti dahilinde sorumluluklarının bulunduğunu beyan ederek, haksız ve mesnetsiz ikame edilmiş olan davanın reddine, masraf ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... davalı ... şirketine, davacı ... tarafından 04/07/2005 başlangıç - 04/07/2006 bitiş tarihli, davacı ... tarafından 28/06/2005 başlangıç - 28/06/2006 bitiş tarihli, 50.000-TL limitli "Hekim Sorumluluk Teminatı Maddi + Bedeni Ayrımı Yapılmaksızın" şeklinde ana teminat açıklaması ile Bireysel Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası yaptırıldığı anlaşılmıştır.
Davaya konu tedavinin yapıldığı tarih 25/12/2005 olup, sigorta başlangıç tarihi ve olay tarihi itibariyle 16/03/2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları henüz yürürlüğe girmemiş, poliçelerde poliçe ve olay tarihinde yürürlükte bulunan Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına atıf yapılmıştır.
Düzenlenen sigorta poliçesi ve atıf yapılan genel şartlar incelendiğinde manevi tazminat taleplerinin sigorta kapsamında olacağına dair bir hüküm bulunmamakta, sigorta poliçesi ile teminat altına alınan riskin, maddi tazminat talepleri olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar poliçede manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında tutulduğunun belirtilmemiş olduğu iddia edilmişse de poliçede kapsam içinde olduğu belirtilmeyen bir riskin sırf kapsam dışında olmadığı belirtilmemiş olması nedeniyle poliçe kapsamı içinde olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Diğer yandan dava konusu olayda Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarına atıf yapılmış olması nedeniyle dava ve poliçe tarihinde yürürlükte olan 6267 Sayılı TTK.'nın 1292. Maddesindeki. "Sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği,
sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar." hükmü gereği 5 günlük süre mesuliyet sigortalarında dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlayacağından icra dosyasına ödemenin ... tarafından 22/01/2010 tarihinde yapıldığı,
davacılar tarafından ihtarnamenin (ihbarın) 29/01/2010 tarihinde gönderildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu sigorta poliçelerinde ve bu poliçelerde atıf yapılan Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında, manevi tazminatın sigorta kapsamında olduğunda dair bir kayıt bulunmaması nedeniyle davaya konu talebin sigorta kapsamında olmadığı kanaati oluştuğundan ve icra dosyasının incelenmesinde davaya konu ödemenin davacı ... tarafından yapılmış olduğu, davacı ...'ün herhangi bir ödeme yapmadığından talepte bulunamayacağı anlaşıldığından,
6267 Sayılı TTK. m. 1292/3 gereği kasten mi kusurlarıyla mı ihbar yükümlülüklerini yerine getirmedikleri hususunda araştırma yapılamasına yer olmamış, davacıların dava dışı şahsa ödediklerini iddia ettikleri manevi tazminat tutarının davalı ... şirketinden tahsili istemi ile açtıkları davanın reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müvekkillerin hekim olarak görevlerini ifa etmiş olduğu zaman zarfı içerisinde uygulamış oldukları tedavi neticesinde haklarında Silivri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/530 E. Sayılı dosyasından maddi ve manevi talepli olmak üzere dava açıldığını, söz konusu dava neticesinde müvekkiller hakkında davanın kısmen kabulü ile 15.000,00.-TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiğini, verilen karar müvekkil tarafından temyiz edilmiş olması ile birlikte davacılar tarafından İstanbul ...
İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından ilamlı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkiller tarafından icra dosyası alacağı kadar teminat mektubu dosyaya sunulduğunu ve daha sonra dosyanın kesinleşmesi ile birlikte teminat mektubu paraya çevrilerek dosya kapatıldığını, müvekkillerin maddi ve manevi bütün riskleri davalı şirket tarafından sigortalattırılmış olması vesilesiyle söz konusu ödemelerin talebi için Beyoğlu ...
Noterliğinin 29 Ocak 2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş ise de davalı şirket tarafından talebin süresinde olmadığı gerekçesiyle bu talep reddedildiğini, davalı şirket tarafından verilen cevap üzerine işbu dava açılmış yapılan yargılama neticesinde hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin de bildiği üzere halihazırdaki dosya kapsamında müvekkiller tarafından sigorta şirketi ile tanzim edilen poliçede bütün zararlar teminat altına alındığını,
bu durumda maddi ve manevi diye ayrım yapılmaksızın bir sözleşme söz konusu olduğunu, davalı şirket de buradan yola çıkarak müvekkillerin ihtarnamesine vermiş olduğu 15 Mart 2010 tarihli cevabi yazısında taleplerin haklılığını kabul ettiğini, sadece ihbar süresinden ötürü talebin reddedildiğini beyan ettiğini, (EK1). davalı şirketin kabulüne rağmen bilirkişi raporunda hukuka aykırı olarak manevi tazminat talebinin teminat dışında olduğu beyan edildiğini ve mahkeme tarafından bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verildiğini,
verilen karar davalı şirketin beyanıyla çelişkili olduğu aşikar olmakla davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı olup düzeltilmesi gerektiğini, mahkemenin de bildiği üzere hekimlerim zorunlu mesleki sigortalarında bulunan manevi tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında bırakılması 25 Aralık 2005 tarihli düzenleme ile yürürlüğe girdiğini, oysaki müvekkiller tarafından davalı şirket ile yapılan sözleşmelerin tarihi bundan önce olduğunu, buna göre müvekkil ...
28 Mayıs 2005 tarihinde müvekkil ... da 04 Temmuz 2005 tarihinde risklerini sigortalattırdığını, müvekkil poliçelerinden sonra yürürlüğe giren düzenlemenin müvekkillere uygulanması kanuna açıkça aykırı olduğunu, mahkemenin de bildiği üzere aynı düzenlemeye ek olarak yapılan 16 Mart 2006 tarihli düzenlemede bu sefer müvekkillerin poliçelerini de kapsayacak yeni bir düzenleme ile teminat değerinin %50'si kadar sigorta şirketinin sorumlu tutulacağı öngörüldüğünü, buna rağmen sayın bilirkişi kendisini kanun koyucu yerine koyarak aleyhe olan düzenlemeyi olaya uygulamış fakat lehe olan düzenlemeyi de olaya uygulamadığını,
bu husus kanunun hedeflemiş olduğu adalet olgusunu zedelemekle zaten güçlü olan kurumların hukuka aykırı olarak menfaat sahibi olmasını sağladığını, mahkeme tarafından bu durumun gözden kaçırılarak davanın reddine karar verilmesi kabul edilemediğini, mahkemenin dikkat etmesini istenilen tek husus poliçe tanzim tarihleri ile birlikte diğer düzenlemelerin tarihle olduğunu,
zira söz konusu düzenleme tarihleri dikkate alındığında müvekkillerin davasının haksız olarak reddedildiği fark edileceğini davaya konu olayın davalı şirket tarafından bile teminat içerisinde olduğu kabul edilmesine rağmen bilirkişi raporunda aksi iddia edilmesi ve buna göre de mahkeme tarafından davanın reddinin hukuka aykırı olması sebebiyle istinaf talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava; tıbbi kötü uygulama nedeniyle dava dışı 3. Kişiye ödenen manevi tazminatın Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesine dayalı olarak sigortacıdan tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İstinafa konu uyuşmazlık temelde; taraflar arasında düzenlenen poliçenin manevi tazminat istemi yönünden teminat verip vermediği ve poliçenin "yöneltilmiş talep esası"na göre düzenlenmiş olup olmadığı ve meydana gelen rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmadığı noktalarındadır.
Davacı ... ile davalı ... şirketi arasında 28/06/2005 - 28/06/2006 tarihlerini kapsar Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiği, poliçede Hekim Sorumluluk teminatı olarak "maddi + bedeni ayrımı yapılmaksızın Hekimin sorumluluk teminatı" için 50.000,00 TL teminat verildiği, poliçe özel şartları başlığı altında ikinci sahifesinde sigorta teminatının kapsamı maddesi başlığının 1. maddesi son cümlesinde; "...
Poliçede yazılı olan teminat limitleri dahilinde Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının bu sigortaya uygulanabilir hükümleri çerçevesinde temin eder" düzenlemesi bulunduğu, poliçenin özel şartlar bölümünde "poliçenin yöneltilmiş talep" esasına dayalı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı görülmüştür.
Davacı ... ile davalı ... şirketi arasında 04/07/2005 - 04/07/2006 tarihlerini kapsar Hekim Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiği, poliçede Hekim Sorumluluk teminatı olarak "maddi + bedeni ayrımı yapılmaksızın Hekimin sorumluluk teminatı" için 50.000,00 TL teminat verildiği, poliçe özel şartları başlığı altında ikinci sahifesinde sigorta teminatının kapsamı maddesi başlığının 1. maddesi son cümlesinde; "...
Poliçede yazılı olan teminat limitleri dahilinde Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının bu sigortaya uygulanabilir hükümleri çerçevesinde temin eder" düzenlemesi bulunduğu, poliçenin ön yüzünde özel şartlar bölümünde "işbu poliçenin yönlendirilmiş talep esaslı (claims made) olarak tanzim edildiği ve teminatın sadece sigorta süresinde meydana gelmiş ve yine sigorta süresi içerisinde poliçede belirtilecek bildirim süreleri içinde sigortacıya yazılı olarak bildirilmiş hasarlar itibariyle geçerli olacağı taraflar arasında kararlaştırılmıştır." kaydının bulunduğu görülmüştür.
Dosyadaki anlatıma göre, dava konusuna dayanak tıbbi müdahale 25 Aralık 2005 tarihinde hasta ...'e uygulanmıştır.
Dosyaya alınan bilirkişi raporunda; uyuşmazlık konusu olay, rizikonun gerçekleştiği tarih, rizikonun ihbarına ilişkin görüşler, poliçe ve riziko tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK 1292 maddesi ile 16/03/2006 tarihinde resmi gazetede yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve bu genel şartlarda değişiklik yapan 21 Eylül 2006 tarihli resmi gazetede yayımlanan Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları Hekim Mesleki Sorumluluk Sigortası Klozu düzenlemeleri kapsamında değerlendirme yapılmış, manevi tazminatın poliçe kapsamında olup olmadığı,
rizikonun meydana geldiği tarih, ihbar süresi gibi hususlar bu düzenlemeler dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Oysa bahsi geçen mesleki sorumluluk sigortası genel şartları sigorta poliçelerinin ve rizikoyu doğuran tıbbi uygulamanın yapılmasından sonra yürürlüğe giren düzenlemeler olup somut uyuşmazlıkta doğrudan uygulama yeri bulunmamaktadır.Mahkemece poliçede atıf yapılan 6 Nisan 1959 tarihinde yürürlüğe giren Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları hükümde esas alınmış,
bahsi geçen genel şartlarda manevi tazminatın kapsam dışında bulunduğuna dair bir düzenleme bulunmamakla birlikte poliçede kapsam içinde olduğu belirtilmeyen bir riskin sırf kapsam dışında olmadığı belirtilmemiş olması nedeniyle poliçe kapsamı içinde olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı ve poliçeler üzerinde de "maddi + bedeni ayrımı yapılmaksızın" şeklinde ana teminat açıklaması ile sigorta yaptırıldığı, düzenlenen poliçe ve atıf yapılan genel şartların manevi tazminat taleplerinin sigorta kapsamında olacağına dair hüküm bulunmadığı,
sigorta poliçesi ile teminat altına alınan riskin maddi tazminat talepleri olduğu görüşüyle davanın reddine karar verilmiştir. 14/06/2007 tarihinde yürürlüğe giren 5684 Sigortacılık Kanununun 11. Maddesi (4) fıkrası "Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış riskler açıkça belirtilir. Belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılır." düzenlemesini içermektedir. Somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK 1281.
Madde başlığı ile birlikte " III - Vüsat ve şümulü: 1. Umumiyet esası: Madde 1281 – Sigortacı, harb ve isyandan başka bir sebeple mallara arız olan telef ve tagayyür gibi bütün hasarlardan mesul olur. Sigortacının, 1 inci fıkra gereğince mesul olduğu rizikolardan biri sigorta poliçesinin hükmünden istisna edilmişse vakı hasarın istisna edilen rizikolardan doğduğunun ispatı sigortacıya aittir. düzenlemesini içermektedir.
Poliçenin düzenleme ve süresi dikkate alındığında uygulanması gereken TTK 1281 maddesi düzenlemesi rizikonun genelliği prensibinden hareketle konulmuş bir düzenleme olup 2007 tarihinde yürürlüğe giren ve halen yürürlükte bulunan sigortacılık kanunu 11. Maddesi 4. Fıkrası ile aynı prensipten hareketle birbiri ile uyumlu düzenlemelerdir. Bu düzenlemelere göre Rizikonun genelliği prensibinden hareketle kapsam dışı olduğu belirtilmemiş riskler teminat kapsamında sayılır.
Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının kapsam dışı kaldığının ispat külfeti sigortacıya aittir. Bu hükmün uygulanmasında sözleşmede öngörülen risklerin, sigorta konusu ile bağlantılı olduğu sonucuna varılmalıdır. Buna göre sigortacılık kanunu 11/4 maddesi hükmünün sigorta konusuyla birlikte ele alınması söz konusu hükmün sınırının sigortacının hangi riske karşı teminat verdiğini gösteren sözleşmenin konusunu teşkil ettiği kabul edilmelidir.
Bu hususa ilişkin genelgede ( 9/10/2007 tarihli 2007/17 sayılı 5684 sayılı sigortacılık kanunun 11. Maddesinin 4. Fıkrasının uygulanmasına ilişkin genelge) yangın riskine karşı teminat veren sözleşmede hırsızlığın veya dolu gibi yangınla alakası olmayan risklerin teminat dışında kaldığının belirtilmesine gerek yoktur. Zira sigorta sözleşmesinin konusu gereği yangın dışındaki tüm riskler doğal olarak sigorta teminat dışındadır görüşüne yer verilmiştir. ( prf.
Rıza ayhan sigorta hukuku 5. Basık sayfa 107-174 Prf dr.
Emine Yazıcıoğlu sigorta hukuk 4. Baskı sayfa 76 vd. ) bu durumda uyuşmazlığa konu poliçelerde "maddi + bedeni ayrımı yapılmaksızın Hekimin sorumluluk teminatı" verildiği, hekimin kötü uygulama ile vereceği zararların kapsamında manevi zararların da bulunduğu, poliçede yada olay tarihinde yürürlükte bulunun Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında manevi tazminatın kapsam dışı bırakıldığına dair bir kayıt bulunmadığı anlaşılmakla poliçenin limitiyle sınırlı olarak manevi tazminat zararlarını da kapsadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle, davacıların icra takibi ile durumdan haberdar oldukları, bu durumdan itibaren davalıya noter kanalı ile ihtarname gönderdikleri, bu ihbarda bulunulmasında kasıt veya ağır kusurdan söz edilemeyeceği poliçe tarihinde yürürlükte olan 6267 Sayılı TTK.'nın 1292. Maddesindeki. "Sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren beş gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Bu müddet, üçüncü şahsın sigortalıya karşı dava açması halinde sigortacıya sigortalının müdafaasına yardım etmeye mecbur tutan mesuliyet sigortalarında sigortalının tebligat üzerine davayı öğrendiği,
sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği veya dava olmaksızın yahut dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlar." hükmü gereği 5 günlük süre mesuliyet sigortalarında dava neticesi beklenmeksizin üçüncü şahsa sigortalının para ödemiş olması halinde parayı ödemiş olduğu tarihten başlayacağından icra dosyasına ödemenin yapılması ile sürenin başlayacağı,
sigortalıların ihbarı ödeme tarihinden sonra 7 gün içinde 29/01/2010 tarihinde yapıldığı, 2 günlük gecikmede kasıt veya kusurlarının ispat edilmediği gibi 2 günlük geç ihbarın davalı aleyhine bir zarar doğurmasından veya zararın artmasına neden olduğu da iddia edilemeyeceğinden davalını sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir durum olmadığı, davacıların taleplerinin TTK 1292 kapsamında süresinde yapmış olduğu ve rizikonun teminat kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta her iki davacının uğradığı zarar tek zarar olup 3. Kişi tarafından Silivri 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2006/530 E. Dosyası ile açılıp bozma sonrası 2010/655 E. 2011/91 K sayılı ilamıyla hüküm altına alınan 15.000 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş, kararın temyizi üzerine onama kararı ile kesinleşmiş ve her iki davalı ve dava dışı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. dosyası ile başlatılan takipte ferileriyle birlikte 22.108,99 TL'nin üç borçludan talep edildiği, davacılardan ... Tarafından verilen teminat mektubunun nakte çevrilmesi ile dosya borcunun 26.790,80 TL olarak kapatıldığı anlaşılmaktadır. Her iki davacının uğradığı zarar aynı olaydan kaynaklı müteselsil borçluluk hükümlerince sorumlu oldukları bir zarardır.
Haklarında 3. kişinin başlattığı takibe borçlulardan birinin verdiği teminat mektubunun paraya çevrilmesi ile dosya borcunun kapatılmış olması, diğer davacının dava hakkı bulunmadığı anlamına gelmeyeceğinden davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar vermek gerekirken aksi düşünce ile davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda.
Mahkemece eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/779, K. 2024/816, 23 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama