KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/112
- Karar no
- 2024/1445
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 27/11/2023
- Numarası
- 2023/337 Esas - 2023/877 Karar
- Dava
- Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 10/10/2024
Karar Metni
1.161 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında "İzmir İli, Dikili İlçesi, ... Köyü, ... Ada, ...
Parsel" sayıda kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan otogaz satış ve servis istasyonunun davalı şirket tarafından müvekkili yanın marka ve logosu altında bayi sıfatıyla işletilmesine ilişkin 13.08.2012 tarihli, beş yıl süreli Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında taahhütname imzalandığını, bu taahhütnamenin yıllık 200 ton LPG ürünü konu edindiğini, davalı şirketin sözleşme süresince 1000 ton ürün almayı taahhüt ettiğini, ancak 51,98 ton ürün alarak taahhüdü ihlal ettiğini, sözleşme süresince eksik ürün alımının müvekkili şirket tarafından davalı şirkete ihtar edildiğini,
müvekkili şirketin ilk 3 sözleşme dönemindeki eksik ürün alımlarına ilişkin müvekkili şirket tarafından 27.400,80 USD bedelli, 03.05.2016 tarihli ... nolu fatura düzenlendiğini, müvekkilinin davalı şirketten 1.126,21TL cari hesap alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisinin dava açıldıktan sonra 11/07/2023 tarihinden sonra değişikliğe uğradığını, öncelikle zaman aşımı itirazında bulunduklarını, taraflar arasındaki ilişkiye, yeni TTK hükümlerinin uygulanacak olması sebebi ile davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğu göz önüne alınarak,
tüm alacak kalemleri bakımından davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacı taraf her ne kadar müvekkili davalı şirketten alacaklı olduğunu iddia etmekte ise de, müvekkili şirketin kendisine bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın alacağının dayandığı 2012-2017 yılları ticari kayıtları ve müvekkili şirket kayıtlarının incelenmesi ile davacı şirkete bir borcunun bulunmadığının anlaşılacağını, dava konusu alacağın 27.400,80 USD tutarlı fatura bedeli, 23.5.2016 tarihinde 81.095,66-TL olarak muhasebeleştirilmiş, şimdi ise aynı alacak 27.400USD.* 27.70TL.: 758.980-TL yapmakta olduğunu,
cezai şart miktarının artışı % 1000 üzerinde olmakla, bu miktara uyularak ödeme yapılması hakkaniyete aykırı olacağı ve müvekkili şirketin ekonomik mahfına yol açacağı açıkça ortada olduğunu, bu durumda, davanın kabulü halinde dahi, cezai şarttan indirim yapılmasının zorunlu olduğunu, bayilik sözleşmesinin 7. Maddesinde satın alma taahhüdünde herhangi bir miktar düzlenmesinin mevcut olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Somut olayda talebin, bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhüdüne aykırı davranış nedeniyle cari hesap alacağı ve eksik ürün alımından kaynaklanan zararın tashili istemine ilişkin olduğu, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında alacakların en son 2016 yılına ilişkin olduğu,
TBK'nin 147.maddesi uyarınca işbu alacak kalemlerine 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, arabuluculuk sürecinde geçen süre(48 gün) ve pandemi nedeniyle sürelerin durduğu zaman dilimi(3 ay 2 gün) de dikkate alınarak yapılan hesaba göre zaman aşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolduğu, eldeki davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra-18.05.2023 tarihinde-açıldığı ve davalının usulüne uygun bir şekilde zaman aşımı def'inde bulunduğu görülmekle zaman aşımı nedeniyle davanın reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Dava konusu alacağın, otogaz bayilik sözleşmesi ve ürün alım taahhüdünden kaynaklanmakta olup TBK m. 147'de sayılan 5 yıllık zamanaşımına tabi alacak tiplerinden olmadığını, alacağın davacı şirket ile davalı taraf arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve taahhütnameden kaynaklandığını, işbu taahhütnameye göre davalının;
yıllık 200 ton LPG ürününü davacıdan almayı taahhüt ettiğini ayrıca davalının, huzurdaki davada ödenmesi talep edilen cezai şartı ödemeyi yüklenmiş olup bu sözleşmeyle davacının, mallarını davalıya düzenli olarak satmayı, davalı ise belli miktarda malı satın almayı üstlendiğini, davalının davacıdan satın aldığı malları kendi nam ve hesabına sattığını, bu anlamda davalı bayinin, davacı akaryakıt şirketinin temsilcisi ya da acentası olmadığını, davalının davacı şirketten yalnızca mal almakta;
ticari faaliyetlerini kendi adına yürütmekte, kar ve zararına kendisi katlanmakta olup buna göre davacı şirket ile davalı bayinin sözleşmede belli bir dönem için asgari bir alım miktarı belirlemiş, bu miktara uyulmaması halinde ise sözleşmede cezai şart öngördüklerini, bayilik sözleşmesinin hukuk sistemi açısından sui generis bir nitelik taşımakta olup doğrudan TBK m. 147'de düzenlenen sözleşme tiplerinden olmadığından bu sözleşmelere TBK'nın genel hükümleri uygulanması gerektiğini,
taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kendine has özellikleri olan bir sözleşme türü olduğundan ve bu tür için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrı bir hüküm bulunmadığından, sözleşmeden doğan alacağın TBK m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Davalının bayilik sözleşmesi ve taahhütname kapsamında satın almayı kabul ve taahhüt ettiği yıllık satış miktarlarını gerçekleştiremediğinden,
davacının kar mahrumiyeti alacağını talep etmesinin hukuka uygun olduğunu, mahkeme kararında dava konusu olaya hangi gerekçe ile TBK m. 147 hükmünün uygulandığına ilişkin bir değerlendirmenin yer almadığını, hükmün bu haliyle, söz konusu olayda TBK m. 146'da düzenlenen 10 senelik genel zamanaşımı süresinin uygulanmayacağı anlamına gelmekte olup bu kararın ne sebeple verildiğine ilişkin açık bir gerekçe bulunmadığını, davalının asile yapılan tebligata rağmen toplantıya belirlenen gün ve saatte katılım göstermediğinden arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını,
davacılın yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmasını ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşme ve taahhüt nedeniyle kar kaybı ve cari hesap alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. Taraflar arasında 13/08/2012 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve 14/03/2012 tarihli taahhütname imzalanmıştır.
Davacı tarafça, davalının alım taahhüdünü ihlal ettiği ve bakiye cari hesap alacağını ödemediğinden bahisle bu alacakların tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf zamanaşımı define dayanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146. Maddesine göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
TBK'nın 147. maddesinde bu maddede düzenlenen alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanacağı düzenlenmiştir. Bayilik sözleşmesinde; bayi, dağıtıcıdın aldığı malları kendi nam ve hesabına satmaktadır. Bu yönüyle, bayilik sözleşmesi acentalık ve komisyonculuk sözleşmesinden ayrılır.
Bu nedenle bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak TBK'nın 147/1-5 maddesinde "vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan" alacaklardan olmadığından 5 yıllık zamanaşımına değil, 10 yıllık zamanaşımına tabidir.
Somut olayda, davacı taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesi gereğince davalının ifa yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemesi, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan kar mahrumiyeti alacağının tahsilini istemiş olup, tarafların beyanlarına göre de iddia olunan alacaklar 2015-2016 yıllarına ait olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde eldeki dava açılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince TBK'nın 147.
Maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/112, K. 2024/1445, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama