KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/648
- Karar no
- 2024/1405
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/03/2024
- Numarası
- 2023/338 Esas - 2024/178 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
2.152 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;....Şti'nin 1959 yılında Konya/Ereğli'de kurulduğunu, bir akaryakıt işletmesi olduğunu, 06.02.2023 tarihinde ülkede meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem dolayısıyla konum itibarı ile deprem bölgesine gidiş-geliş güzergahında bulunan işletmelere sahip olan müvekkilinin, firmaya ait Ereğli'de bulunan .... isimli işletmenin, felaketin ilk gününden itibaren tamamen ücretsiz olarak deprem mağduru vatandaşların kullanımına açıldığını, 12.06.2023 tarihinde çeşitli sosyal medya mecralarında, tamamen gerçeğe aykırı olarak, müvekkilin bir bisküvinin fiyatını 40 TL'ye arttırdığı,
depremi bir fırsata çevirdiği gibi açıklamalar ile birlikte çeşitli gıda ürünlerini fahiş fiyata sattığını ifade eden paylaşımlar yapıldığını, mevcut muhasebe kayıtlarında benzer şekilde binlerce fiş bulunduğunu, firmaya ait tüm kayıtların her türlü incelemeye hazır olduğunu, anılan paylaşımların yapılması üzerine müvekkil firmaya ait işletmelerde Niğde Valiliğince 12.02.2023 tarihinde yapılan haksız fiyat denetiminde de ürünlerin fahiş bir fiyat ile satılmadığının ve bisküvilerin satış fiyatının 8 TL olduğunun tespit edildiğini, resmi kayıtlarla sabit olduğu üzere,
müvekkili firma tarafından hiçbir tarihte ve herhangi bir şekilde standart fiyatın üzerinde tek bir satış dahi yapılmadığını, müvekkilin deprem tarihi olan 06.02.2023 tarihinden öncesi ve sonrası fiyatlarında hiçbir farklılık bulunmadığını, anılan paylaşımların çeşitli sosyal medya platformlarında, doğruluğu hiçbir şekilde araştırılmaksızın özellikle davalı gibi basın organları aracılığı ile yayılması neticesinde hakikatin bir öneminin kalmadığını, yaratılan bu algı nedeniyle müvekkil firma hakkında binlerce hakaret ve tehdit içeren paylaşım yapıldığını,
hatta çeşitli taraftarın grupları tarafından müvekkil firmaya ait işletmelerin basıldığını, müvekkilin ticari itibarının zedelendiğini, yayınlanan habere ilişkin Konya ... Noterliği marifetiyle 22.02.2023 tarih ... yevmiye numarası ile elektronik tespitte bulunulduğunu, haberin tam metninde “Adana - Niğde arasında bulunan .... tesisinde, 5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü.
Niğde Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı.” ibaresi yer aldığını, hiçbir şekilde gerçeği yansıtmayan bu bilgi doğrudan müvekkil hedef gösterilerek ve kesin ifadeler ile yayınlandığını, bu haber sosyal medya platformlarında milyonlarca kişiye ulaştığını, “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” başlığıyla verilmesi de müvekkiline yönelik “deprem fırsatçısı” algısı yaratıldığını, davalı tarafından haberin müvekkile ilgili kısmının “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” başlığı ile servis edildiğini, haber içeriğinde ise “Adana - Niğde arasında bulunan ... tesisinde,
5 liralık bisküvi fiyatlarının 40 liraya çıkarıldığı görüldü.
Niğde Valiliği, fahiş fiyata bisküvi satan dinlenme tesisine ceza kesildiğini açıkladı.” ibarelerinin yer aldığını, anılan haberde yer alan ifadelerin “kötüleme” vasfını haiz olduğu izahtan vareste olduğunu, müvekkilin fahiş fiyat uyguladığının vurgulandığını , fahiş fiyat uygulamasının nedeni olarak ise dolaylı olarak “deprem fırsatçılığı” gösterildiğini ,anılan ibarelerin müvekkilin maddede belirtilen şekli ile müvekkilin “faaliyetlerini ve fiyatlarını” hedef aldığını ve ticari itibarına geri dönülemez şekilde zarar verecek mahiyette olduğunu, müvekkil firmaya yöneltildiği hususunda da bir şüphe bulunmadığını,
haberde müvekkilin işletme adı doğrudan kullanıldığını, ek olarak işletmenin lokasyonu hakkında da bilgi kullanıldığını, müvekkilin fiyat politikasında depreme bağlı bir değişim olmadığı, bir bisküvinin satış bedelinin 8 TL olduğu hususlarının resmi kayıtlarla sabit olması karşısında anılan beyanların hiçbir suretle gerçeği yansıtmadığını, bunun yanı sıra, haber içeriğinde Niğde Valiliği'nce müvekkile fahiş fiyat nedeniyle ceza kesildiği belirtilmişse de bu yönde müvekkil aleyhine düzenlenmiş fahiş fiyat ile alakalı herhangi bir yaptırım bulunmadığını,
bu noktada davalının açıklanan beyanlarının basın özgürlüğü içerisinde değerlendirilemeyeceği hususunun da açıklanması gerektiğini, her ne kadar basın özgürlüğü Anayasa'nın 28. Maddesinde güvence altına alınmış olsa da bu sınırsız bir özgürlük olmadığını, nitekim basının haber verme fonksiyonunu yerine getirirken ilettiği bilginin objektif ve gerçek olması gerektiğini, dava konusu haber metninde yer alan bilgilerin ise hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, haber metninde yer alan “deprem güzergahında fahiş fiyatlandırma” ibaresi, doğrudan müvekkil firmanın itibarına saldırı niteliğinde, gerçek dışı bir yorumdan ibaret olduğunu, bu nedenle,
herhangi bir kaynağa veya haberin gerçekliğine ilişkin en ufak bir araştırma dahi yapılmaksızın hazırlanmış olan metnin haber verme hakkı kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, eldeki davanın TTK 55 vd. düzenlenmiş olan haksız rekabete dayanmakta olduğunu, davalı internet sitesinde kendisi tarafından yayınlanan künye içeriği incelendiğinde, davalı şirketin ....
Şubesi, internet sitesinden yayınlanan haberlerle ilgilendiğinin görüldüğünü, buna göre yürürlükteki HMK'nın 14. maddesi “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” hükmüne havi olduğunu, bununla birlikte, arabuluculuk yoluna da başvurulduğunu, davalı yanın arabulucunun tüm çabalarına rağmen kasten arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını ve sürecin “görüşemeden anlaşamama” olarak sonuçlandığını, haksız rekabetin gerçekleşmesi için kusurun bir önemi olmadığını, bu nedenle haksız rekabetin tespiti,
önlenmesi ve ortadan kaldırılması talepleri bakımından incelenmesi gereken tek hususun davalının web sitesinde yayınlanan 10.02.2023 tarihli .... uzantılı ve dava tarihinde hala aktif haberin TTK 55/1-a anlamında kötüleme teşkil edip etmediği olduğunu, bu nedenle davalıya ait haber sitesinde ekor-ceza uzantısı ile yayınlanan ve dilekçemiz ekinde sunulan haber metninin haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunun tespit edilmesi gerektiğini, yer alan web sitesi bağlantısına işbu dava tarihi itibarı ile halen ulaşılabildiğini, bu nedenle davalının haksız fiili temadi ettiğini,
kötüleme niteliğindeki bu haksız ve gerçek dışı ifadelerin yarattığı tehlikenin sonlandırılması gerektiğini beyanla davalıya ait haber sitesinde yayımlanan açıklamaların, TTK Md 55/1-a hükmü uyarınca “yanlış ve kötüleyici açıklama” ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalıya ait haber sitesinde yayımlanan açıklamaların ve bu habere ilişkin olarak davalıya ait sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımların kaldırılmasına ve davalının benzer şekilde yanlış ve açıklamalar yapmaktan men'ine,
davalıya ait haber sitesinde yapılan ve müvekkilin deprem nedeniyle fahiş fiyat uyguladığı içeriğine sahip haberin gerçeği yansıtmadığı, müvekkilin fiyat politikasında depremden kaynaklı bir değişimin olmadığı ve bu hususun resmi kayıtlarla sabit olduğu belirtilerek kalıcı olarak tekzip metni yayınlanarak haksız rekabetin yarattığı maddi durumun ref'ine, TTK Md 59 hükmü uyarınca, işbu davaya ilişkin karar kesinleştiğinde kararın bir özetinin masrafı davalıdan karşılanmak üzere Türkiye genelinde yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip üç gazeteden birisinde yayımlanmasına,
davalının gazetecilik ilkelerine ve araştırma yükümlülüğüne aykırı şekilde kusurlu olarak yayınlamış olduğu haber nedeniyle müvekkilin ticari itibarının zedelendiğinin kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL manevi tazminatın haber tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, TTK Md 61 hükmü uyarınca, tedbir talebimizin kabulü ile işbu dava kesinleşene kadar, davalıya ait haber sitesinde .... uzantısı ile yayınlanmış olan haberin;
haber içeriğinin gerçeği yansıtmadığı ve müvekkilin fiyat politikasında depreme bağlı bir değişim olmadığı belirtilerek bu hususu açıklayan fatura ve fişlerin de yayınlanması suretiyle tedbiren düzeltilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu haberin habervakti.com isimli internet sitesinde yayınlandığı ve haksız rekabet oluşturduğu varsayımında dahi davalı olarak muhatabın müvekkil şirket olmadığını, Müvekkil şirket ....
A.Ş., uzun yıllardır Kocaeli ilinde Özel Eğitim Kurumu olarak faaliyet gösterdiğini, bahsi edilen internet haber sitesi ile herhangi bir maddi, dolaylı, hukuki veya fiili bir bağlantısı bulunmadığını, bu hususta; somut olaya ilişkin olarak davanın neden maddi hukuk kaynaklı husumet yokluğundan reddedilmesi gerektiğini ifade edilmeden önce konuya ilişkin temel hukuki kavramların izah edilmesi gerektiğini, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişki olduğunu, taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde,
taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkin olduğunu, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen (nitelendirilen) kişiler, şeklen (biçimsel açıdan) o davanın tarafları olduğunu, ancak mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerektiğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile,
bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemeyeceğini, davanın sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilmesi gerektiğini, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu tamamen maddî hukuka göre belirlenebileceğini, bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğunu,
sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü)'nin bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapıp karar veremeyeceğini, mahkemenin, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar vereceğini, bu kararın, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmadığını, gene davanın esasına ilişkin bir karar olduğunu, sıfat yokluğunun, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz olduğunu, Hâkim,
kendisine sunulan dava malzemesinden bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu re'sen gözetir. İşte bu nedenle, hâkim, sıfat yokluğunu kendiliğinden gözettiğini, nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/5-233 E., 2007/221 K.. 04.03.2009 gün ve 2009/10-34 E. 2009/104 K.. 03.02.2010 gün ve 2010/4-4 E., 4 K..
08.02.2012 gün ve E:2011/21-789, K:2012/62 sayılı kararlarında da benimsendiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle Sıfat (Husumet) yoksunluğu nedeniyle ve diğer usuli ve esas yönlerden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere habervakti.com sitesinin imtiyaz sahibinin ... Şirketi olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın davasının ... Şirketine yöneltmesi gerekirken, davacı tarafın davasını dava ile ilgisi olmayan ... Şirketi'ne yönelttiğinden, dosyamızda davalı olarak gözüken ...
Şirketine yöneltilecek bir husumetin bulunmaması sebebiyle davanın HMK madde 114/1-d ve 115/2 gereği pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve her ne kadar davacı taraf HMK 327/2 maddesi gereğince, kendileri aleyhine yargılama giderine hükmedilmemesini talep etmiş ise de, davacı tarafın üzerine düşen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmeden davayı dosyamızda davalı olarak gözüken esasen kendisine husumet yöneltilmesinin mümkün olmayan ...
Şirketine yönelttiği ve bu davanın açılmasında ... Şirketinin bir kusuru olmadığından davanın HMK madde 114/1-d ve 115/2 gereği pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında davacı tarafın davasını yönelteceği kişiyi araştırmakla yükümlü olduğundan bahsettiğini ancak delilleri inceleme ve yasaları uygulama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kurucusu/ortakları dahi aynı olan iki şirketin yaptığı hileli hareketler sonucu yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiğini, ancak hileli bir şekilde işbu dava ikame edildikten sonra ilgili internet sitesinde yer alan künyedeki şirket ismi kurucuları/ortakları aynı kişiler olan başka bir şirket ile değiştirildiğini, yapılan açıklamalar ve ekte sundukları belgelerden davalının,
taraflarını ve mahkemeyi yanılttığının anlaşıldığını, buna rağmen ilk derece mahkemesi tarafta iradi değişiklik taleplerini kabul etmemiş ve aleyhlerine yargılama giderlerine hükmettiğini, müvekkili aleyhine haber yapan internet sitesinin künye bilgilerini değiştirmek suretiyle sorumluluktan uzaklaşmaya çalıştığını, yapılan açıklamalar ve yasa maddeleri birlikte değerlendirildiğinde husumet ile ilgili taraflarına izafe edilebilecek bir kusur bulunmaması ve yargılama sırasındaki tarafta iradi değişiklik taleplerinin dürüstlük kuralına aykırı olmaması nedeniyle işbu taleplerinin kabulü gerektiğini,
kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte ise kararın kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55 ve 56. Maddeleri uyarınca haksız rekabetin tespiti ve meni ile manevi tazminat davasıdır.Mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı,....com internet sitesinin künyesinde imtiyaz sahibi olarak ... Şirketinin yazılı olduğunu , bu sebeple davayı ... Şirketine yönelttiğini, daha sonra künyenin ...
Şti. olarak değiştirildiğini belirterek HMK'nın 124.maddesi uyarınca taraf değişikliği talebinde bulunmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesine göre, bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları üzerinden yapılan incelemede; .... Şirketi ve ....
Şirketi'nin farklı tüzel kişiliğe sahip iki ayrı şirket olduğu görülmektedir. Ancak davacı tarafça dosyaya sunulan ....com internet sitesinin künyesinde imtiyaz sahibi ... Şirketinin yazılı olup, dava sırasında dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda ...com internet sitesinin sahibinin dava dışı ... Şirketi olduğu belirtildiğinden, davacının dava dışı ...
Şirketi yerine ...Şirketi'ne davanın yönlendirilmesi konusundaki talebinin dürüstlük kuralına aykırı olmayan, kabul edilebilir yanılgı olarak değerlendirilerek, HMK. 124. maddesi uyarınca taraf değişikliği yapılarak işin esasına girilip taraf delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/648, K. 2024/1405, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama