KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/54
- Karar no
- 2025/901
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/11/2024
- Numarası
- 2024/53 Esas - 2024/719 Karar
- Dava
- Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
1.085 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Davalı şirketin aleyhine gerçekleştirdikleri eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, davalı şirketin davacıya uğratmış olduğu tüm menfi zararların tespiti ile TTK M.
56/1 son gereğince davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemleri ile engel olduğu ve davacı şirketin elde etmesi beklenen yoksun kalınan karına hükmedilmesini, bu zararların fazlaya ilişkin hakları ve diğer tüm haklarının saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 600.000 TL maddi tazminata dava açıldığı tarihten itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini, davacı şirketin davalı şirket haksız fiilleri nedeniyle uğramış olduğu itibar kaybı, ticari saygınlığın zedelenmesi durumları sebebiyle manevi tazminat olarak 500.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının usule ilişkin itirazlarda bulunduğunu, huzurdaki davanın haksız rekabet davası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın davalı şirkete yönelttiği iddiaların hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını dolayısıyla iddia ettiği şekilde haksız rekabet teşkil eden herhangi bir eylemin de bulunmadığı, huzurdaki davada haksız rekabetin önlenmesini gerektirecek koşulların oluşmadığı, davacının haksız rekabet olarak nitelendiği işbu davada menfi zararların talep edemeyeceği, davacının somut uyuşmazlıkta yoksun kalınan karın talep edilmesinin mümkün olmadığı,
olayda davalıdan manevi tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar bulunmadığı gibi istenilen manevi tazminat tutarının da fahiş olduğu ve dolayısıyla reddinin gerektiğini, iddialarıyla talepleri dahi örtüşmeyen davacının davasında samimi olmadığı ve hiçbir somut delille kanıtlayamadığı davasının hukuk düzenine kabul edilebilir olmadığı, davanın reddini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda; davacı şirket ve dava dışı ... şirketler grubu arasında 01.08.2016 tarihli distribution agreement SSD (micro) sözleşmesi ve 01.02.2020 tarihli distribution agreement MEA sözleşmeleri imzalanarak davacı şirkete distribütörlük verildiği, daha sonra ... şirketler grubu tarafından sözleşmesel yükümlülüklerinin davalı şirkete devredildiği, devir sözleşmesinin yürürlük tarihinin 15.02.2022 olduğu,
davacının işbu dava ile davalının davacıya karşı haksız hareketlerde bulunması nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve maddi manevi tazminat isteminde bulunduğu; taraflar arasındaki Mikroskopi sözleşmesinin 15.8 maddesi ile endüstriyel sözleşmesinin 14.8.
Maddesinde: ''Taraflar, iş bu sözleşmenin imzalanması, ifası, yorumlanması, hükümsüz kılınması, feshedilmesi, veya geçersiz kılınmasından kaynaklanan veya herhangi bir şekilde bu sözleşmeyle (özellikle sözleşme kapsamında akdedilen münferit siparişlerle) ilgili olan her türlü ihtilafın tahkim yolu ile çözümleneceğini kabul ederler.'' düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
Buna göre, taraflar arasındaki distribütörlük Sözleşmeleri ile tahkim şartının bulunduğu ve tahkim şartının uygulanabilir olması nedeniyle geçerli olduğu, taraflar arasındaki tahkim şartının sadece sözleşme ile sınırlı olmayıp sözleşme ile ortaya çıkan ilişkiden doğacak uyuşmazlıkları da kapsadığı, dosya kapsamında davacı tarafından haksız rekabetten kaynaklı olarak davayı açtıklarını sözleşme ile bağlantısı olmadığını savunmuş ise de dava dilekçesinde sözleşme kapsamında sipariş edilen cihazlara ilişkin iddia ve taleplerinin bulunduğu görülmekle uyuşmazlığın sözleşme ile ilintili olduğu anlaşılmıştır.
Mezkur sözleşmelerde tahkim şartına göre taraflar mezkur sözleşmeden kaynaklı bir davada tahkim yoluna başvurmak durumunda oldukları, davalının süresi içinde tahkim itirazında bulunması nedeniyle tahkim şartı yokluğundan davanın usulden reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusunun davacı şirket ile davalı arasında imzalanmış olan sözleşme ile ilişkili olmadığını ve ilk derece mahkemesinin tahkim şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, davacı şirketin Türkiye’de faaliyet gösterdiğini, delillerin toplanması ve oluşan zararın tespit edilebilmesi için Türk Mahkemelerinin yargı yetkisinin gerektiğini, davalı şirketin haksız rekabet oluşturan fiiller gerçekleştirmekte olduğunu, bu fiillerin davacı şirketi zarara uğratma amacı taşıdığını,
davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri ile sair mevzuat kapsamında tazminat talebinde bulunma hakkı olduğun beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında yürürlükte bulunan sözleşmelerin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi ve davalı çalışanının davacıyı kötülemiş olması nedeniyle haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece; davalının tahkim itirazlarının kabulü ile davanın HMK 116 ve 413 maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, uyuşmazlığın tahkim itirazının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket ve dava dışı ... şirketler grubu arasında 01.08.2016 tarihli distribution agreement SSD (micro) sözleşmesi ve 01.02.2020 tarihli distribution agreement MEA sözleşmeleri imzalanarak davacı şirkete distribütörlük verildiği, daha sonra ... şirketler grubu tarafından sözleşmesel yükümlülüklerinin davalı şirkete devredildiği,
devir sözleşmesinin yürürlük tarihinin 15.02.2022 olduğu, davalı şirketçe her iki sözleşmenin feshedildiği, taraflar arasındaki Mikroskopi sözleşmesinin 15.8 maddesi ile endüstriyel sözleşmesinin 14.8.
Maddesinde: ''Taraflar, iş bu sözleşmenin imzalanması, ifası, yorumlanması, hükümsüz kılınması, feshedilmesi, veya geçersiz kılınmasından kaynaklanan veya herhangi bir şekilde bu sözleşmeyle (özellikle sözleşme kapsamında akdedilen münferit siparişlerle) ilgili olan her türlü ihtilafın tahkim yolu ile çözümleneceğini kabul ederler.'' hakemlerin atanması da dahil olmak üzere tahkim işlemleri Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi (DIAC) kurallarına uygun olarak yürütülecektir." hükmünün yer aldığı görülmektedir.
Davacı tarafın; haksız rekabet oluşturan eylemler olarak; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, bu nedenle maddi ve manevi zarar gördüğü, satış ilişkisi kurduğu müşterilerine malları teslim edemediği, bir kısım çalışanının davalı tarafça ayartılarak yeni distribütör şirkette çalışmasının sağlandığı, davalı çalışanı .. 'nın davacı şirketi davacının müşterisine kötülediği bu nedenlerle haksız rekabetin oluştuğuna yöneliktir.
Davada vakaların anlatımı taraflara talebinin hukuki niteliğini tavsif mahkemeye aittir. Bu anlatıma göre davacının iddialarının temelini oluşturan sözleşmenin haksız feshi ve bundan kaynakla tazminat istemleri doğrudan sözleşme ile ilgili konulardır. Yine davalı tarafa yüklenin diğer eylemlerde sözleşmenin kötü ifasına ilişkin konulardır.
Bu durumda davacının iddialarının sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, tahkim şartının kapsamında kaldığı anlaşılmakla mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, kararının isabetli olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/54, K. 2025/901, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama