KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Haziran 2025
- Dosya no
- 2025/702
- Karar no
- 2025/874
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/03/2025
- Numarası
- 2024/187 Esas - 2025/124 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 26/06/2025
Karar Metni
1.618 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili banka ile davalı ... San. Ve Tic. A.Ş arasında 02.04.2019 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmeye istinaden davalı tarafın kredi kullandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden borç ödenmeyince davalı hesabı kat edilerek borçluya Beşiktaş ... Noterliği'nin ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hesap kat ihtarı gönderildiği, müvekkilinin alacağı ödenmediğinden davalı hakkında İstanbul ...
İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca ve faize itiraz edildiğini, sözleşme serbestisi çerçevesinde akdedilen sözleşmede faiz oranı taraflarca belirlendiğini, faize yönelik yapılan itiraz yerinde olmadığını, davalı tarafın kredi sözleşmesine ilişkin ödenmeyen borçlarına istinaden başlatılan takiplere, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi müvekkilinin alacağını tahsil etmesine engel olmak çabasından ibaret olduğunu, müvekkilinin alacağının, kredi sözleşmelerine dayanmakta olduğunu ve likit olduğunu bu nedenle, alacak likit (belirlenebilir, belirtilebilir,
hesap edilebilir) olduğundan hükmedilen miktar üzerinden İİK’nun 67/2 maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.“MADDE 67 - Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.” Hükmü olduğunu, davalının bu tutumu müvekkilinin alacağını tahsil etmesine engel olmak çabasından ibaret olduğunu, bu nedenlerle davalı yanın haksız ve mesnetsiz olarak yapmış olduğu itirazın iptali,
takibin devamı ile davalıların alacağın % 20'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi amacı ile iş bu davayı açtıklarını, davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davanın süresi içinde açılmadığını, bu sebepten dolayı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkili tarafından yapılmış olan itiraz neticesinde davacı-alacaklı tarafa tebliğ edilmemiş olsa da gerek icra dosyasında gerekse de yapılan arabuluculuk başvurusu göz önünde bulundurulduğunda açılan iş bu dava süresi içinde açılmadığını, takip dosyasında 04/01/2022 tarihli talep evrakında davacı-alacaklı vekili tarafından takibin kesinleştirilmesi talep edildiğini, dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk başvurusu sonucunda arabuluculuk son tutanak 14/02/2022 tarihinde düzenlendiğini,
1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan iş bu davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde sözleşme serbestisi çerçevesinde müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan sözleşmede faiz oranının belirlendiği faize yönelik itirazın yerinde olmadığı belirtildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinde ödeme emrine bakıldığında açıkça görüleceği gibi "Kontrat için Asıl Alacak (İstenen:%56.5 Yıllık Diğer), (İşlemekte Olan Temerrüt Faizi)(%46.56 Tem.F.-F.Baz Tutar), gibi tutarlar ve faiz oranları gösterilerek müvekkilden olması gerekenden oldukça fazla miktarda faiz talep edildiğini, müvekkili,
bu sebepten dolayı ödeme emrindeki faiz oranına itiraz ettiğini, her ne kadar müvekkili şirkete kredilerin daha yüksek oranlardan kullandırıldığı görülse de, taksitli tüketici kredisi işlemlerinde akdi faiz oranının 6098 Sayılı kanunun 88. Maddesinin atfı ile 3095 sayılı kanunun 1.maddesine istinaden yıllık faiz oranının belirlenmesi ve ondan sonra bir hesap yapılması akabinde bu orana bağlı olarak gecikme faiz oranının da 6502 Sayılı Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliğinin 4. Maddesinin E fıkrası gereği, akdi faiz oranının % 30 fazlasının esas alınması gerektiğini, müvekkili şirket ilgili borç için kısmi ödeme yaptığını,
bankadaki tüm kayıtların yapılacak hesaplamada göz önünde bulundurulması gerektiğini, davanın dava şartı noksanlığından usulden reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davacı banka ile davalı şirket arasında 06.02.2014 tarihli 150.0000,00 TL limitli, 02.06.2014 tarihli 3000.0000,00 TL limitli, 02.04.2019 tarihli 1.000.000,00 TL limitli ve 13.10.2020 tarihli 2.000.000,00 TL.
Limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmeler kapsamında davalıya 1 adet taksitli ticari kredi, çek karnesi, 2 adet Borçlu Cari Hesap (BCH) / Rotatif Kredi ve 2 adet kredili mevduat hesabının açıldığı, davacı banka tarafından Beşiktaş ...
Noterliğinin 25.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın 25.11.2021 tarihinde kat edildiği belirtilerek toplam 387.201,88 TL nakti alacağın ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin aksi halde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği, ihtarın davalıya 10.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği, icra takibinin ise 06.12.2021 tarihinde henüz 7 günlük ödeme süresi dolmadan açıldığı, verilen 7 günlük sürenin borcun ödenmesinin ertelenmesi niteliğinde bulunduğu, icra takip tarihi itibariyle muaccel hale gelmiş istenebilir bir borç bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut olayda müvekkili banka ile borçlu ... San. ve Tic.
A.Ş. arasında 02.04.2019 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, Genel kredi sözleşmesinin temerrüt hallerini düzenleyen 7. maddesinde "Bankaca düzenlenen geri ödeme planlarında belirtilen veya ödenmesi gereken anapara, faiz, fon ve gider vergisinden oluşan taksitlerden herhangi birini vadesinde ödememesi halinde ...müşteri kredi borcunun tamamının kendiliğinden muaccel olacağını, yasal hükümler çerçevesinde, temerrüde düşmüş sayılacağını ve bu nedenle bakiye borcunun tamamını derhal ve nakden ödemekle yükümlü olduğunu kabul eder " şeklinde düzenlemeye yer verildiğini, ticari ilişkiden kaynaklanan borçların,
borçlu tarafından vadesinde ödenmemiş olması borcun muaccel olması ve takip işlemlerinin başlatılması için yeterli olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmede kredi borcunun vade tarihinin belli olduğunu, borçlu vade tarihi geldiği halde borcunu ödemediğini , asıl alacak ve onun akdi faizinin muaccel olduğunu ve müvekkili banka tarafından hesap kat edildiğini, dolayısıyla somut olayda takiple istenebilir bir borcu mevcut olduğunu, taraflar arasındaki dava ticari nitelikte olduğu için ihtarnamenin tebliğ edilmesi veya tebliğ edilen ihtarnamenin süresinin dolması istenebilir bir borcun varlığı için zorunlu bir şart olmadığını,
Hukuk Genel Kurulu kararında da yer verildiği üzere ihtarnamenin amacının borçluyu temerrüde düşürmek olduğunu ve ihtarnamenin tebliğinin ancak borcun temerrüt faizinin talebi açısından önemli olduğunu, yasal düzenlemeler, Yargıtay’ın sürerlik kazanmış içtihatları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun güncel tarihli kararları ışığında;
borçlunun vadesinde borcunu ödememesi halinde borcun muaccel olacağını ve davacı alacaklı tarafından icra takip işleminin başlatılabilmesi için hesabın kat edilmiş olması yeterli olup, borçluya ayrıca bir ihtarname tebliğ edilmesine ve bu ihtarnamenin süresinin dolmasının beklenmesine gerek olmadığının açık olduğunu beyanla istinaf incelemesi neticesinde usul ve yasaya aykırı mahkeme ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, usul ve yasaya aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılmasına ve neticede işin esasına girilerek talepleri doğrultusunda davanın kabulüne,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine kredi borcunun tahsili istemi ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizin 18.01.2024 tarih ve 2023/1538 Esas ve 2024/41 Karar sayılı kaldırma ilamı üzerine ilk derece mahkemesince muaccel hale gelmiş istenebilir bir borç bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı takip dosyasında "kredi/kredi kartı" borcu sebebine dayalı olarak 345.758,97 TL asıl alacak 44.957,94 faiz, vergi ve masraf olmak üzere toplam 390.716,91 TL alacağın tahsili istemiyle 07.12.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, takibe itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur.
Dosya kapsamından, davacı banka ile davalı arasında 06.02.2014 tarihli 150.000 TL limitli, 02.06.2014 tarihli 300.000 TL limitli, 02.04.2019 tarihli 1.000.000 TL limitli ve 13.10.2020 tarihli 2.000.000 TL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, sözleşmeler kapsamında davalıya 1 adet taksitli ticari kredi, borçlu cari hesap (bch) / rotatif kredi ve kredili mevduat hesabı kullandırıldığı ve çek karnesi verildiği , davacı tarafından Beşiktaş ...
Noterliğinin 25.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın 25.11.2021 tarihinde kat edildiği ve ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren kredi borcunun 7 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın davalıya 10.12.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda kat tarihi itibariyle davacı bankanın varlığını iddia ettiği alacak muaccel olmuştur.
Davacı banka tarafından davalıya gönderilen ihtarname, mahkeme kabulünün aksine bir muacceliyet yahut erteleme ihbarnamesi değil, Türk Borçlar Kanunu'nun 117/1.maddesi ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 18/3 fıkrası kapsamında gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesidir. Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşecek olup, somut olayda kat tarihinde muaccel hale gelen borç bakımından temerrüd henüz gerçekleşmemiştir.
Buna göre temerrüt ihtarında verilen mehilin dolmasını beklemeksizin takip başlatılmasının sonucu, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibarettir. Aksinin kabulü temerrüt ve muacceliyet kavramları arasındaki farkın ortadan kalkmasına, muaccel borcun müeccel hale gelmesi sonucu doğurmasına neden olacaktır.
Bu nedenle davacı banka tarafından hesabın kat edilmesi icra takibine geçilmesi için yeterli olup, keşide edilen ihtarname ile verilen atıfet süresi sona ermeden icra takibine geçilmesi ve takibe itiraz üzerine itirazın iptali davası açılması usulüne uygundur.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2017 tarih ve 2017/19-815 Esas ve 2017/1007 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 13.02.2014 tarih ve 2013/18783 Esas ve 2014/2861 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2025 tarih 2024/2446 Esas ve 2025/760 Karar sayılı kararında yazılı karşı oy).
Bu durumda işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece takip tarihi itibariyle davalının muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/702, K. 2025/874, 26 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama