KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Dosya no
- 2025/72
- Karar no
- 2025/67
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/11/2024
- Numarası
- 2024/514 Esas
- Talep
- İhtiyati Tedbir
- İstinaf karar tarihi
- 23/01/2025
Karar Metni
1.327 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle. Davalının dava dışı ...
Şirketinin ortağı ve müdürü olmasından kaynaklı yetkilerini kötüye kullanarak şirketten şahsi menfaat elde ettiğini, bu yetkilerini kötüye kullanarak hem şirketin hem müvekkilinin ticari/şahsi itibarını zedelemiş olduğu şirketi gerçek olamayan bir borç altına soktuğunu, ayrıca davalının müvekkilini şirket işlerinin çoğunlukla dışarısında bıraktığını, şirketin bilançosu ve işleyiş ile ilgili bilgi ve belgeleri müvekkiline vermekten kaçındığını, şirket defterlerini ve kayıtlarını doğru tutmadığı gibi bu kayıtları müvekkiline göstermediğini, davalı ağır ihmali ve kötü niyeti sebebi ile şirketi iyi yönetemediğini,
görev ve sorumluluklarını kötüye kullandığını, müvekkilinin zararına olacak şekilde şirketin aktiflerini azalttığını, davalının bu davranışlarıyla şirkete karşı özen ve bağlılık yükümlülüğü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, başta TTK 630/3 maddesi gereğince davalının şirket yönetim hakkı ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını, Şirket Müdürlüğünden Azil ile şirkete Kayyım atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Bu bağlamda dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, kayyım atanması talebi mahiyet gereği ihtiyati tedbir talebi olduğu, somut olayda ihtiyati tedbir isteyenin haklılık durumunun tespiti yargılamayı gerektirmekte olup, yaklaşık ispat koşulunun henüz gerçekleşmediği anlaşıldığından davacı vekilinin kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının ağır ihmali ve kötü niyeti sebebiyle şirketi iyi yönetemediğini ve görev sorumluluklarını kötüye kullandığını, davacının zararına olacak şekilde şirketin aktiflerini azalttığını, davacının bu davranışlar sebebiyle ortak olduğu şirketinden bir seneye aşkın süredir kazanç ve kar elde edemediğini, tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu,
davalının davacı ve ortak oldukları şirketi madden ve manen zora sokmak maksadı ile kötü niyetli olarak sırf kendi çıkarları adına davacının bilgisi olmadan senetler düzenleyip ve bu senetlere şirketi kefil olarak gösterdiğini, davalı verdiği senetler ile tahsilatların kendi şahsi malvarlıklarından değil şirket hesaplarından alınmasını sağladığını, davalının müşterilerinden tahsil edilen nakit bedelleri şirket kasasına koymadığını kendi şahsi hesabına aktarmakta ve bunların kayıtlarını da tutmadığını, şirketin davacı tarafından bilinen ... ve ... bankası olmak üzere iki banka hesabı bulunduğunu, ...
Bankası Hesaplarının Şirketin günlük satışlarından elde ettiği kredi kartları gelirlerinin yattığı ve yoğun olarak kazancın döndüğü hesaplar olduğunu, belirtilen icra dosyalarında sadece bu hesaplara bloke konduğunu, yoğun olarak paranın geldiği bu hesaplar bloke konduğundan beri direk gelen yüklü paraların davalının babasına aktarıldığını,...
Bankası hesapları ise, şirketin daha küçük tutarlar olan yemek sepeti, getir ve fuudy gibi evlere yönelik paket hizmetleri karşılığı elde ettiği gelirlerin yattığı hesapları olup bu hesaba ilişkin bloke konmamış olup bu hesaba yatan paraları da direk davalının çektiğini, banka kartlarıyla yapılan ödemelere ilişkin olarak da davacının bilgisinde olan banka hesaplarından hiç para alamamasın diye yeni bir bankadan üçüncü bir hesap (...) açmış olup bebek şubeye bu bankanın post cihazı bağlatılmış, müşteriler nakit ödemeleri dışındaki ödemeleri de davacının bilgisi dışında olan 3. hesabın post cihazına yapmakta olduğunu,
yargılama süresince şirkete ihtiyati tedbir doğrultusunda kayyım atanmaması, davalının, şirketin tüm kazanç ve karını kendi elde etmesine, gerçek olmayan senetler düzenleyerek şirketi kefil göstererek buradan da kazanç elde etmesinin yolunu açacağını, davacı da yargılama süreci boyunca geçimini sağladığı şirketinden hiç para kazanamayacak ve gerçek olmayan borçlara şirketi kefil olarak gösterildiği için bunları ödemek zorunda kalacak ve bunları geri alması,
tahsil etmesi neredeyse imkansız olacağını, bu kararın verilmemesi ile birlikte iki ortaklı olan şirketten davacının madden ve manen dönülmez şekilde zarara uğrayacağını, kaldı ki bir yıla aşkın süredir zaten ortağı olduğu şirketinden hiç kazanç elde edemediğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Talep, limited şirket müdürünün azli davasında şirkete kayyım atanması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı ile davalı, 17/12/2010 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre, dava dışı...
Şirketinin %50'şer hisse ile ortağı ve aynı zamanda şirketi münferit imza ile temsile yetkili müdürleridir.İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafça, dava dışı şirketin kötü yönetildiği ve şirket kaynaklarının davalıya aktarıldığı iddiasıyla dava dışı şirkete kayyım atanması talep edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2.
Maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak anılan maddede bu halde alınacak önlemlere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.
Bu nedenle, limited şirket yöneticisinin azli davasında yapılan kayyım talebi hakkında ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekir.6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1.
Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.
HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir.
Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, limited şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur.
Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen müdürler tarafından idare olunması esastır.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4.
Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.
Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) Bu hususlardan birinin bulunduğuna ilişkin dosyada yaklaşık ispat bulunmadığından davalı şirkete tedbiren yönetim kayyımı atanmasının şartları bulunmamaktadır.
Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre dava dışı şirkete yönetim kayyımı atanması istemi yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/72, K. 2025/67, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama