KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1128 Esas
- Karar no
- 2025/105
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 29/03/2022
- Numarası
- 2020/320 E. - 2022/86 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 16/01/2025
Karar Metni
3.512 kelime·18 dk okuma·7 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1988 yılında kurulmuş birçok global saat üreticisine ev sahipliği yapan global bir şirket olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." markasının tescilli sahibi olduğunu ve kuruluşundan 2017 yılına kadar kullanmış olduğu ticaret unvanının "..." markasının müvekkili tarafından ortaya çıkarıldığını, müvekkilinin öncelikli hak sahipliğini açıkça gösterdiğini, "..." markasının halihazırda Türkiye dahil yetmişten fazla ülkede bulunan ve uluslararası alanda her kesimden insanda büyük bilinirliğe sahip olan global bir marka olduğunu, ancak hal böyle iken,
davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markada, açık olarak müvekkili şirkete ait "..." ibareli markanın kullanıldığını, bu marka kullanımının müvekkilinin markasının farklı bir serisi, alt veya üst sınıf başka bir markası olduğu yönünde intiba yarattığını ve davalının bu eyleminin müvekkilinin tescilli markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA;Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: müvekkili markası ile davacı markalarının emtialarının birbirine benzemediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin marka görseli ile davacı marka görseli arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasında esas unsurun "..." olduğunun ortada olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacı markasının bir yer olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı markasının bir yer ismi olduğunu, "..." markasının, İsviçre'nin ... şerhinin telaffuz ediliş şeklinin birebir aynısı olduğunu,
bu nedenle de davacı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini gerektiğini, ayrıca davacının bu markayı kanunda belirtilen süre içerisinde de kullanmadığını iddia ederek, öncelikle müvekkili aleyhine açılan asıl davanın reddini, davacının "..." ibareli markasının kullanmama nedeniyle iptalini ve davacı adına tescilli ... ve... tescil numaralı "...+şekil" ibareli markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı/Karşı Davacı vekili, “dava konusu markaların, ayırt edici niteliği olmadığını, coğrafi işaret içeren bir marka olduğunu, markanın halk üzerinde malın coğrafi niteliği konusunda yanıltıcı etkiye sebebiyet verdiğini, davalı saatlerinin üretim yerinin Kore olduğunu ancak gerek markanın İsviçre’de yer alan bir şehir isminin okunuşu olması nedeniyle İsviçre saati olduğu yönünde yanıltıcı izlenim bıraktığını, davalının kötü niyetli olduğunu, kötü niyet olduğunda ise 5 yıllık zaman aşımının uygulanmadığını, davacının malın menşei konusunda halkı yanılttığını,
davacının markasının ülkemizde kullanılmadığı iddiaları ile aynı zamanda dava konusu markaların hükümsüzlüğünü” talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince "Tüm dosya kapsamı deliller ve dosya kapsamıyla uyumlu görülen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; asıl dava açısından; karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, tescilli oldukları emtia sınıflarının da aynı olduğu,markaların karıştırılabileceği, SMK m.6/1 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 anlamında tanınmış marka statüsünün ispatı ve davacı markasının tanınmışlığının değerlendirilebilmesi açısından yeterli delil ibraz edilmemiş olup mevcut delillere göre davacı markasının tanınmış marka olarak kabulü mümkün olmamıştır.
Davacının hak sahibi olduğu "..." markasının bir bütün olarak esas ve ayırt edici unsuru olan "..." kelimesinin davalı tarafça "..." şeklinde tescil ettirmesi karşısında tamamen davacı markasının uzun zamandan beri sektörde bilinirliğinden yararlanılmak amacıyla tescil ettirildiği, asıl markanın asli unsurlarının birebir tescil edilmiş olduğu,
davalının davacı markasından haberdar olmadan tesadüfen aynı ibareyi tescil ettirilmesinin mümkün görülmediği değerlendirilmekle davalının dava konusu markayı tescil ettirmesinin SMK m.6/9 kapsamında “kötüniyetli tescil” olarak kabulü gerekmiştir.Davalı vekili davacının markalarının kullanılmadığını def'i yoluyla ileri sürmüş ise de davacının Türkiye de ki distribütörü aracılığıyla kol saati emtiasında yoğun ve ciddi bir şekilde kullanıldığı anlaşılmakla asıl davanın kabulüyle davalı adına olan markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir.Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede; kullanmama nedeniyle iptali talep edilen ...
Tescil nolu “...” markasının. 14. sınıfta; “kol saatleri"emtialarında kullanılmakta olduğu, davacı/karşı davalı tarafından markanın kullanımına ilişkin sunulan delillerin, ilgili sınıfta yer alan emtialar açısından hakkı devam ettirecek nitelikte bir kullanım için SMK madde 9'da belirlenen esasları sağladığı,
marka sahibinin ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu gösterdiği (kullanımın markadan kaynaklanan hakları sürdürmek amaçlı simgesel kullanım olmadığı) tespit edilmiş olmakla bu markanın kullanmama nedeniyle iptaline ilişkin karşı davanın reddi gerekmiştir.Davacı/Karşı Davalı markası olan “...”un, İsviçre’nin “...” şehrinden esinlenilerek oluşturulduğu ifade edilmektedir.
Söz konusu marka ilgili şehir ile birebir aynı şekilde ifade edilmemiştir, yazım itibariyle farklılık söz konusudur. Dolayısıyla marka açısından ayırtedicilik söz konusudur.Davacı/Karşı Davalı markası olan “...” birçok ülkede tescilli olduğu gibi aynı zamanda Türkiye’de 1998 yılından beri tescil koruması kapsamındadır. Dosyada mevcut delillere göre 2011 yılından bu yana kullanılmaktadır.
Satış rakamları, satılan ürün adetleri, yapılan reklam faaliyetleri gibi hususlar değerlendirildiğinde “...” markasının ayırt edicilik kazanmış olduğu ve ülkesellik prensibi çerçevesinde markanın kullanıldığı ürünlerin ülkemizdeki nihai tüketicisi konumundaki alıcılar açısından yanılmaya sebebiyet vermeyeceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davaya konu markaların, kötüniyetli tescil edildiklerini gösterir şekilde soyut beyan dışında herhangi bir delil ibraz edilmemiştir.
Dolayısıyla, coğrafi işaret içermesi, ayırt edici niteliğe haiz olmaması ve kötüniyet nedeni ile hükümsüzlük taleplerine ilişkin şartların mevcut olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ayrıca ... numaralı marka tescili 26.11.1999 tarihinde, ... numaralı marka tescili ise 16.05.2000 tarihinde yayınlanmıştır. Huzurdaki dava ise 17.02.2021 tarihlidir.
Dava konusu markaların tescil edildiği tarihten itibaren SMK m.25/6 kapsamında 5 yıllık sürenin geçirilmesinden sonra huzurda bulunan davanın açıldığı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olduğu anlaşılmakla karşı davanın ... (... başvuru numaralı) marka yönünden olan reddi gerekmiştir.
Dava konusu ... tescil nolu (... başvuru numaralı) marka karşı dava tarihinden önce müddet olduğundan ve geçersiz hale geldiğinden bu marka yönünden karar verilmesine yer olmadığına" şeklindeki gerekçeleri ile;
A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN
Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 80,70 TL ilam harcından, 54,40 TL peşin harcın mahsubu ile, 26,30 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hesaplanan 7.375,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 108,80 TL dava ilk masrafı, 124,5 TL tebligat - tezkere masrafı ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.733,30 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;Dava konusu ... tescil nolu (... başvuru numaralı) marka karşı dava tarihinden önce müddet olduğundan bu marka yönünden karar verilmesine yer olmadığına,Davalı karşı davacının dava konusu ... (... başvuru numaralı) marka yönünden olan davasının REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
Davalı/ karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilince müvekkili adına tescilli adına tescilli ... tescil numaralı " ..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, karşı dava ise, davacı/karşı davalı adına tescilli... ve ... tescil numaralı "...+şekil" ibareli markaların kullanmama nedeniyle iptali ve hükümsüzlüğü ve iptali talepli dava açıldığını, mahkemece, davacının davasının kabulüne karşı davanın reddine karar verdiğini, müvekkili markası ile davacı markaları ile emtiaları birbirine benzemediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartları oluşmadığını, müvekkili markasında esas unsurun ... olduğunu,
davacı markasına ise bütün itibarıyla bakıldığında ... ibaresinin yanında şeklinde yer aldığını, bu açıdan davacı markasının da aynen tescil edildiği haliyle esas unsur içerdiği ortada olduğunu, bu nedenle davacı markasındaki esas unsur ...+şekil halinde ortaya çıktığını, marka görsellerine bakıldığında bütünü itibarıyla bir benzerlik olmadığını, davacı taraf, dava dilekçesinde markalarını İsviçre’nin ... şehrinden esinlenerek oluşturduklarını ifade ettiğini, gerçekten de ...
İsviçre’de bulunan bir şehir olduğunu, ...) ancak burada bir esinlenme olmadığını, yani davacı taraf, markayı bu şekliyle esinlenerek oluşturulmadığını, davacının yaptığı, ... şehir isminin İsviçre’de bulunan herkes tarafından telaffuz ediliş şeklini tescil ettirdiğini, davacı markası bu manada, İsviçre şehrinin isminin telaffuzunu tescil ettirmekten öteye gitmediğini, marka emtiaları da farklı olduğunu, sınıf sistemi sadece marka tescilinde Türk Patent ve Marka Kurumuna tescilde kolaylık sağlamak bakımından getirildiğini, müvekkilinin ... numaralı ... ... markası, 14. sınıfta: “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil).
Altınlar, Mücevherler, Kıymetli Taşlar ve bunlardan mamul Takılar, Kol Düğmeleri, Kravat İğneleri Ve Heykeller, Biblolar Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil)” ürünleri için tescilli olduğunu, davacının... markası emtiası 18. Sınıfta: “Kart mahfazaları, El Çantaları, Cüzdanlar, Para Çantaları, Evrak Çantaları, Valizler, Seyahat Çantaları, Omuza Asılan Çantalar, Sırt Çantaları Ve Seyahat İçin Saplı Üstü Açık El Çantaları”;
... marka emtiası 14. sınıfta “kol Saatleri” olduğunu, davacının ... sayılı markası emtiası, sadece çanta emtiasında tescilli olduğunu, çantalar ile müvekkilinin markası emtiası arasında en ufak bir benzerlik veya bağlantı dahi bulunmadığını, davacının ... sayılı markası emtiası ise sadece kol saatleri olduğunu, davacının markası kol saatlerinde tescilli olduğu ve ayrıca davacının tanınmışlık iddiasında bulunduğuna göre ilgili halk kesiminde karıştırma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin markası ile davacı markaları benzemediğinden ve emtiaları da farklı olduğundan salt bu nedenlerle davanın reddine karar vermek gerektiğini,
bu aşamada ayrıca karıştırma ihtimaline girilmesine ve incelenmesine dahi gerek olmadığını, yerel mahkeme, maalesef bu kötü niyeti görmemiş, davacı markasının tescilli kalmasına izin verdiğini, karşı dava bakımından istinaf sebepleri ise yerel mahkeme, karşı dava bakımından davacı-karşı davalı markalarının malın coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltmadığı, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verdiğini, davacı markası, bir yer ismi olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar vermek gerektiğini, davacının ... markası, İsviçre’nin ... şehrinin telaffuz ediliş şeklinin birebir aynısı olduğunu, ... kelimesi,
İsviçre’de ve diğer yerlerde ... şeklinde telaffuz edildiğini, davacı-karşı davalı markası, halkta malın coğrafi kaynağı konusunda bir yanıltmaya sebebiyet verdiğini ve bu husus davacı/karşı davalı tarafından sürekli bir şekilde devam ettirildiğini, dava dosyasına bakıldığında gerek marka sahibi gerek markalı malın üretim yeri Kore olduğunu oysaki gerek markanın İsviçre’nin ... şehrinin telaffuz ediliş hali olan ... şeklinde oluşturulması gerek kullanımlarda... made ibaresine yer verilmesi halkta markanın coğrafi kaynağının İsviçre olduğu şeklinde bir yanıltmaya sebebiyet verdiğini, tüketici nezdinde bir araştırma yapılsa ve ... markası,
davacının kullanım şekliyle birlikte gösterilse hemen herkes bunun bir İsviçre markası olduğunu söyleyeceğini, markanın Kore menşeli olduğunu, davacı/karşı davalının iş, işlem ve eylemleri bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, markanın iptali sebepleri bakımından hak düşürücü süreni söz konusu olmadığını, davacı/karşı davalının eylemleri süreklilik arz ettiğini, bu eylemleri bütünüyle ele alındığında da, İsviçre saati imajı verdiğini, markanın tescili aşamasından sonra da bu kullanımlarına devam ettiğini, davacı/karşı davalı taraf, böylelikle halkta malın menşei, coğrafi kaynağı konusunda halkı yanılttığını,
bu eylem süreklilik arz ettiğinden ve bir kısmı da tescil aşamasından sonra gerçekleştirildiğinden, hak düşürücü süre zaten söz konusu olamayacağını, tüm bu hususlar birlikte ele alındığında, karşı davanın kabulüne karar vermek gerektiğini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/320 Esas, 2022/86 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacı/karşı davalının asıl davasının reddine, karşı davanın kabulü ile davacı/karşı davalı adına tescilli ... sayılı ...+şekil ibareli ve ... sayılı ...+şekil ibareli markaların hükümsüzlüğü ile iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
Davacı karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürmüş olduğu itirazlarda, markaların ayniyeti, benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı yönünde yapılacak değerlendirmelerde, telafuz, biçim, anlam ve diğer tüm unsurlarla birlikte bütünsel biçimde değerlendirilme yapılması gerektiği ifade edilmiş ve fakat her nasılsa dava konusu markalar arasında ayniyet veya benzerlik olmadığı sonucuna varıldığını dava konusu markada, müvekkili şirketin markası olduğu gibi kullanıldığına göre, markalar arasında görsel, sessel ve biçimsel anlamda benzerlik bulunduğunu,
işbu hususun aksinin iddia edilmesi objektif değerlendirme esası ile çelişeceğini, ... ibaresi her iki markada da aynen yer aldığını, davalı/karşı davacı tarafın markasında yer alan ... ibaresi ... ibaresinin kısaltması olduğunu,... sözcüğü ise İngilizce dilinde büyük anlamına gelmekte olup, bu ibareye yer verilerek ... ibaresi nitelendiğini, daha açık ifade ile markanın anlamı "..." olarak ortaya çıktığını, hal böyleyken markanın esas unsurunun ... olduğu hususunun tartışmasız olduğunu, müvekkili şirket markası dünyada saat denildiğinde ilk akla gelen bir bölgenin adının tescili niteliğinde olduğunu,
dünyada da ülkemizde de ... denildiğinde hiç kimse İsviçre'de bir belde adından söz edildiğini anlamayacağını, davalı markasının müvekkilinin şirket markasına iltibas yaratacak derecede benzediğini, sebeple de dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, zira Kuyumculuk Eşyaları, Takılar, Zaman Ölçme Cihazları vs. birbiri ile yakın ilişki içindeki sektörler olduğunu, bu bağlamda markalar arasında karıştırılma ihtimalinin son derece yüksek olduğu anlaşıldığını, müvekkili şirket Türkiye'de en çok izleyici kitlesi bulunan ve 10 seneden fazla süren ... dizisinde ve bu diziye ait filmlerde sponsor olarak yer almış,
markanın tanınmışlığının artırılması için oldukça önemli bütçeler harcadığını, özellikle ... dizi ve sinema filmlerinde yapılan reklam çalışmaları sonrasında ülkemizde bilinirliği oldukça artmış olan müvekkili şirket markası ..., yıllar boyunca "...", "...", "...." ve "..." gibi ülkemizde ses getiren popüler dizi ve yarışma programlarında yaptığı reklam faaliyetleri ile de tanınmışlık seviyesini en üst düzeye taşıdığını, müvekkili şirketin o dönemki distribütörü olan ....
Şti.'ye düzenlenmiş olduğunu, müvekkili şirketin tescilli markası "...
Şekil", 06.07.1999 tarihinde ... no ile 14. sınıfta, 04.02.2000 tarihinde ... no ile ise 18. sınıfta tescil edildiğini, tescil edildiği günden bu yana, şirketin Türkiye'de ... markası ile saat sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu husus ... web sitesinde yapılacak kısa bir araştırma ile dahi tespit edilebileceğini, halihazırda ... markası ile saat satışları devam etmekte olup, ... web sitesinde ... ibaresi ile arama yapıldığında Türkiye'nin önde gelen e-ticaret sitelerinden ..., ...., ve ... gibi web sitelerinde ürünlerin satıldığına ilişkin içerikler görüldüğünü,
davalı-karşı davacı tarafça sunulan karşı dava dilekçesi ile müvekkili şirkete ait ... ibareli markaların coğrafi kaynak belirtmesi ve "..." ibaresi kullanılarak halkın yanıltılmaya çalışılması sebepleriyle hükümsüzlüğü ve iptali talep edildiğini, yerel mahkeme de somut olaya ve hukuka uygun olarak karşı davanın reddine karar verdiğini, müvekkili şirket markası oluşturulurken adından esinlenilen beldenin saat sektöründe dünya çapında bir bilinirliği söz konusu olmadığını, müvekkili şirket İsviçre'de üretmediği hiçbir saatin üzerine "..." ibaresi yerleştirmediğini,
davalı/karşı davacı taraf da gerçeğe aykırı işbu iddiasını ispatlayacak hiçbir delil sunamamış olduğu, dünya çapında bilinen ve kurumsal bir yapıya sahip müvekkili şirketi alenen mesnetsiz bir biçimde itham ettiğini, şu aşamadan sonra davalı/karşı davacı tarafın sunacağı hiçbir delile muvafakati bulunmadığını, tarafça işbu hususlara ilişkin olarak suç duyurusunda bulunma hakkı ile tüm talep ve dava hakları saklı tutulması gerektiğini, müvekkili şirket markası ..., dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de ayırt edicilik kazanmış ve yüksek bilinirliğe ulaşmış tanınmış bir marka olduğunu, yerel mahkemenin asıl dava bakımından kabul,
karşı dava bakımından red kararı yerinde olup, karşı taraf ülke genelinde müvekkili şirket marka hakkına tecavüz teşkil edecek nitelikte kullanımda bulunduğunu, davalı-karşı davacı tarafın hem esas hem de karşı dava bakımından hukuki dayanaktan yoksun istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davanın konusu; davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, karşı davanın konusu ise, davacı/karşı davalı adına tescilli ... ve... tescil numaralı "...+ŞEKİL" ibareli markaların kullanmama nedeniyle iptali ve hükümsüzlüğü taleplidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... ve ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" ibareli markaların davacı adına, ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 14. sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmüştür.6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile,
5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. düzenlemesi yer almaktadır.6769 Sayılı SMK'nın 9. Maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.
Mülga 556 Sayılı KHK'nın 14. Maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptaline ilişkin gerekçeli kararın 06 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanması ile 6769 Sayılı SMK'nın 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe girmesi karşısında, 10/01/2017 tarihinden sonra açılan iptal davalarında, 5 yıllık sürenin hesabında aradaki bu günlük 4 günlük boşluk nedeni ile 6769 Sayılı SMK'nın yürürlüğünden önceki dönemde geçen sürenin de hesaba katılması gerekir.
Zira 06/01/2017 tarihine kadar markanın kullanılmamasının bir yasal yaptırımı mevcuttur ve marka sahipleri de bunu bilmektedir. Türkiye'nin taraf olduğu Paris Sözleşmesi'nin 5/c maddesi ile... Anlaşmasının 19. Maddesinde de, markanın kullanılması koşulu düzenlenmektedir. Her ne kadar 6769 Sayılı kanunda, bir geçici madde ile 4 günlük boşlukla ilgili bir düzenlemeye yer verilmemiş ise de,06/01/2017 tarihinden önceki kullanmama sürelerinin yok sayılması mümkün değildir.
Sonuçta halen yürürlükteki yasal düzenlemeye göre tescilden itibaren 5 yıl kullanılmayan marka iptal edilir. SMK'nın 26. Maddesinin SMK önceki dönemde tescil edilmiş, fakat kullanılmayan markalar yönünden de uygulanması, kanunların geçmişe yürümeme ilkesine de aykırı değildir. Zira geçmişe etki yasağı mutlak olmayıp, hak sahiplerinin belirli bir hukuki duruma olan güveni objektif olarak haklı ise geçmişe etki yasağından söz edilemez.
(Bakınız , Türk Marka Hukuku, 4. Bası, S.983 vd) Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12/11/2020 tarih ve 2020/1133 Esas 2020/5023 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı 28/02/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; " Asıl Dava Açısından;Karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, markaların karıştırılabileceği tespit sonuç ve kanaatine ulaşıldığı,
Davacının SMK m.6/4 ve SMK m.6/5 anlamında tanınmış marka statüsünün ispatı ve davacı markasının tanınmışlığının değerlendirilebilmesi açısından dosya içinde yeterli bilgi ve delil yer almadığından bu konuda bir değerlendirme yapma imkanı olamadığı,Davalının, dava konusu markayı tescil ettirmesinin SMK m.6/9 kapsamında “kötüniyetli tescil” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu, Karşı Dava Açısından.
Kullanmama nedeniyle iptali talep edilen...Tescil No.lu “...” markasının.
14. sınıfta; “kol saatleri" emtialarında kullanılmakta olduğu, Davacı/Karşı Davalı tarafından markanın kullanımına ilişkin sunulan delillerin, ilgili sınıfta yer alan emtialar açısından hakkı devam ettirecek nitelikte bir kullanım için SMK madde 9'da belirlenen esasları sağladığı, marka sahibinin ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu gösterdiği (kullanımın markadan kaynaklanan hakları sürdürmek amaçlı simgesel kullanım olmadığı), tespit edildiği,... tescil no.lu “...” markasının;
mali inceleme kapsamında kullanımının olmadığı tespit edilmiş ise de, dava tarihi itibariyle müddet olduğunun anlaşıldığı Hükümsüzlük Açısından.
Davaya konu markaların, coğrafi işaret içermesi, ayırt edici niteliğe haiz olmaması ve kötüniyet nedeni ile hükümsüzlük taleplerine ilişkin şartların mevcut olmadığı, Dava konusu markaların, tescil edildiği tarihten itibaren SMK m.25/6 kapsamında 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmesinden sonra mevcut davanın açıldığı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olduğunun, tespit edildiği" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller ve bilirkişi heyet raporu da birlikte değerlendirildiğinde;
asıl dava yönünden davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer oldukları, tescilli oldukları emtia sınıflarının da aynı olduğu, markaların karıştırılabileceği, SMK m.6/1 kapsamında davalı markasının hükümsüzlük şartlarının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece davalının dava konusu markayı tescil ettirmesinin SMK m.6/9 kapsamında “kötüniyetli tescil” olarak kabul edilmiş ise de, Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı). Davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin koşullar somut olayda oluşmamıştır.
Mahkemenin bu konudaki gerekçesinin düzeltilmesi gerekmektedir.Davalı karşı davacı vekilinin asıl dava yönünden ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olmadığı, mahkemece alınan raporda ... saatlerinin davacının yıllık satış ciroları üzerinde önemli bir paya sahip olduğunun tespit edildiği, karşı dava yönünden yapılan incelemede; karşı davanın davacı markalarının tescil tarihinden 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra açıldığı, kullanmama nedeniyle iptali talep edilen ...
Tescil nolu “...” markasının.
14. sınıfta; “kol saatleri" emtialarında ciddi biçimde kullanıldığı bilirkişi heyet raporu ile de saptandığından ve diğer dava konusu olan ... tescil nolu (... başvuru numaralı) marka karşı dava tarihinden önce müddet olduğundan ve geçersiz hale geldiğinden bu marka yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar hukuken yerinde olduğu, ayrıca ... markasının doğrudan yer adı olduğuna yönelik iddianın yerinde olmadığı, kol saati emtiası yönünden marka olarak seçilip kullanılabilecek, ayırt ediciliği haiz tanıtıcı bir işaret olduğu ve davadan önce de ayırt edicilik niteliği kazandığının tespit edildiği,
hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalı karşı davacının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla, davalı karşı davacının asıl ve karşı dava yönünden istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davalı/karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına düzeltilmiş gerekçe ile yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
16/01/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1128, K. 2025/105, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama