KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Dosya no
- 2024/1176 Esas
- Karar no
- 2025/1295
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 22/02/2024
- Numarası
- 2017/464 E. - 2024/70 K.
- Davanın konusu
- Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 15/10/2025
Karar Metni
1.053 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİDÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Müvekkilinin birçok ödüllü mimari projeye imza atmış, alanında son derece saygın ve başarılı bir Yüksek Mimar olduğunu, davalı tarafından satın alınan ve akabinde restore edilerek kullanıma açılan, dava dilekçesinde listede ayrıntılı adres ve tapu bilgileri verilen tarihi taşınmaz yapıların Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Projelerinin müellifinin davacı olduğunu, binaların restorasyon projelerinin davacıya ait olduğu ve kendisinin rızası hilafına projelerde değişiklik yapılmaya çalışıldığını, bunun mümkün olamayacağı, Tarihi Yarımadanın eşsiz güzelliğine değer katan, 19. Yüzyıl Osmanlı Mimarisinin örnekleri olan bu yapıların,
uzun bir zaman zarfında bilfiil kendi emeği, bilgisi ve estetik bakış açısıyla hazırladığı projeler neticesinde Kültür yaşamına ve Turizme kazandırıldığını, Halihazırda ... Oteli, ...
Pansiyonları ve Konukevi otel olarak hizmet vermeye devam ettiğini, davalının dava konusu projeler üzerinde taraflarınca hiçbir şekilde bilgi verilmeden, iznimiz alınmadan başka bir mimara aslına aykırı değişiklikler yaptırıldığını, bunların dışarıdan da görülecek şekilde uygulanmaya başladığını, fiili olarak da mimari yapının onaylı proje aykırı bir şekilde değiştirilmeye başlandığını, hatta ve hatta bir başka mimar ismiyle imzalanan bu değişikliklerin Belediyeye ve Kültür Varlıklarını Koruma Kuruluna sunulduğunun öğrenildiğini,
Davalının başka bir mimara izinleri ve bilgileri olmaksızın yaptırdığı bu geniş kapsamlı proje değişikliklerinin asgari proje bedellerinin dahi çok yüksek olduğunu, davalının usulsüz davranışları nedeniyle davacının bu kazançtan mahrum kaldığını, dava konusu mimari projelere ilişkin başka bir mimar tarafından yapılan “değişiklik projelerinin gerçek bedellerinin belirlenmesini” ve 3 katı değerinde tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini, şimdilik 1.000 TL’maddi (davacı yan 20.2.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 5.059.926.
TL olarak talep etmiştir) ve 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, projelerin uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, mimaride değişiklik yapılmış ise eski hale getirilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili süresi içinde davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; ''Davacı yanın FSEK 68. Madde kapsamında hesaplanan maddi tazminat talep edebileceği miktar 358.666 TL nin 3 katı olan 1.078.998 TL olarak belirlenmiş ise de; davacı yan dava dilekçesinde 1000 TL maddi tazminat talep etmiş, 6.11.2023 tarihli dilekçe ile ıslah dilekçesi sunmuş ve maddi tazminat istemini 5.058.926 TL olarak talep ettiği ıslah harcının ise 20/02/2024 tarihinde yatırdığı gözetilerek bilirkişi raporu dikkate alınarak 1.078.998 TL ‘nin davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline, ıslah ile talep edilen fazla istemin reddine,
takdiren 30.000 TL manevi tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.07.1987 tarih, 1836/4131, 13.10.2009 tarih 5561/10516, 13.09.2011 tarih 10929/10277 ve HGK'nın 20.03.2002 tarih, 176/214 sayılı kararlarında açıklandığı ve öğretide de benimsendiği üzere, hak sahibinin FSEK'in 68. maddesi uyarınca telif tazminatı talebinde bulunduğu ve mahkemece de telif tazminatına hükmedildiğinden taraflar arasında farazi sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum meydana geleceğinden ve bu durumda, davalının eyleminin de farazi sözleşme kapsamında yasal kullanım haline dönüşeceğinden;
tedbir isteminin reddine, eski hale getirme talebi yönünden davacı vekilinin 24.10.2023 tarihli oturumda eski hale getirme talepleri bulunmadığına dair beyanı gözetilerek bu yönde bir karar verilmesine yer olmadığına, " karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekili ...'nun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne ibraz ettiği 26/09/2025 tarihli dilekçesi ile, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/464 Esas sayılı davasından feragat ettiğini bildirdiği,
davadan koşulsuz olarak feragat ettiklerini bildirdikleri, sertifika denetiminde EHSH sertifikalarının güvenilir, imzalarının doğru olduğu, davacı vekilinin vekaletnamesinin incelemesinde, davadan feragate yetkili olduğu tespit edilmiştir.6100 Sayılı HMK'nın 307 maddesinde. "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. HMK 309 maddesinde. Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır.
Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Feragat ve kabul, kayıtsız şartsız olmalıdır. HMK 310 maddesinde.
Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir." düzenlemeleri mevcuttur.Davacı vekili 26/09/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat etmiş olup, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını bildirdiği tespit edildiğinden, İ İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2017/464 Esas - 2024/70 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 310/2 maddesi ve 3535/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından, davanın feragat sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2024/1176, K. 2025/1295, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama