KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Dosya no
- 2025/417
- Karar no
- 2025/606
- İncelenen ara kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 06/02/2025
- Numarası
- 2024/246 E.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/04/2025
Karar Metni
1.258 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına kayıtlı ... tescil numaralı markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davada davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince 11/11/2024 tarihli ara karar ile.
"Dosya kapsamı deliller ve davanın niteliğine göre davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 10.000,00 TL teminat karşılığı kabulüne, davalı adına tescilli ise ... tescil numaralı markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi bakımından kaydına ihtiyati tedbir konulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle,Dosya kapsamı deliller ve davanın niteliğine göre davacının ihtiyati tedbir talebinin takdiren 10.000,00 TL teminat karşılığı kabulü ile, davalı adına tescilli ise ... tescil numaralı markanın 3.kişilere devrinin önlenmesi açısından TPMK sicil kaydına tedbir konulmasına, karar verilmiştir.Davalı vekili itiraz başvuru dilekçesi ile;
hakkın elde edilmesini imkansız hale getirebilecek bir endişenin oluşmasının mümkün olmayacağını, kendileri dinlenmeden cevap ve delilleri sunulmadan duruşmasız şekilde tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa ait markanın "..." olup hükümsüzlüğü talep edilen markanın ise "..." olduğunu, müvekkili adına tescilli markanın işitsel ve görsel olarak davacı markası ile benzer nitelikte olmadığını, tedbir kararını kabul anlamına gelmemekle belirlenen teminat miktarının oldukça düşük olduğunu, davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini,
davacı tarafın kötü niyetle bu davayı ikame ettiğini, ara kararda dava talebi gibi karar verilmiş olup müvekkili aleyhine telafisi mümkün olmayacak zararlar doğuracağını, bu nedenle ilk derece mahkemesi ara kararının itirazen kaldırılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince 06/02/2025 tarihli ara karar ile. "Somut olayda tedbirin ortadan kaldırılmasını gerektiren somut ve kabul edilebilir bir neden bulunmamaktadır.
İtiraz dilekçesindeki temeller genel ve soyuttur ve bu soyutluk dayanaktan mahrum olduğu için, itirazı kabul edilebilir olmaktan uzaklaştırmaktadır. Teminat yetersizliğine ilişkin itiraz, adalete erişim potansiyelini tetikleyen bir özelliğe sahiptir ve aksi bir karar, mülkiyet hakkını da tehdt eder bir boyuta ulaşacaktır.
Dava konusu markanın dava görülmekte iken tasarruf yetkisinin kötüye kullanılarak iradi olarak devredilmesi ile meydana gelen etki ve sonuçların hükmün etki ve verimiliğini hükümden düşürme potansiyeli vardır ve mahkemenin hükmün etki ve sonuçlarını koruyan bu önlemi muhafaza etmesi için şartlar varlığını korumaktadır. Anılan nedenlerle itiraz red edilmelidir." gerekçesiyle, İhtiyati tedbire yönelik itirazın reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili adına tescilli markanın işitsel ve görsel olarak davacı markası ile benzer nitelikte olmadığını, müvekkilinin davacı markasına benzerlik yaratma niyetinde ve tanınmışlıktan faydalanma amacı gütmediğini, endileri dinlenmeden cevap ve delilleri sunulmadan duruşmasız şekilde tedbir talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, uzurdaki dava bakımından, davacı tarafından yargılama süresince telafisi güç bir zararın doğacağının ispatlanmadığını,
htiyati tedbirin davanın etkinliğini temin etme amacına uygunluk kriterini de sağlamadığını, davacının haklarının derhal korunmasını gerektiren zorunlu bir hukuki durumun söz konusu olmadığını, davanın reddi halinde müvekkilinin uğrayabileceği zararları karşılamaya yeterli bir teminat tutarının dosyada yer almamasının hakkaniyete aykırı olduğunu, güncel yargı kararlarının karşı tarafın gerekçelerinin tamamen dayanaksız olduğunu ortaya koyduğunu, davacı tarafın müvekkili tarafından TPMK nezdinde tescil için başvurulan markaların başvurularına süreç içinde itiraz ettiğini,
TÜRKPATENT tarafından davacının yayıma itirazları reddedildikten sonra davacının karara itiraz ettiğini, TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından davacı tarafın karara itirazlarının tümden reddedildiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında belirgin farklılıklar olduğunu, iltibas oluşturabilecek bir benzerlik olmadığını, ortalalama tüketicinin müvekkiline ait markayı gördüğünde davacıya ait markayı aklına getirmeyeceğini, müvekkili markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlama ve itibarını zedeleme durumu olmadığını, davacının soyut iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini,
müvekkilinin davacıya ait markaları kullanarak kazanç elde etmeyi amaçlamadığını, kötü niyetli olmadığını, markalar arasındaki benzerlik iddiasının somut delillerle desteklenmedikçe kötü niyetin kanıtı olamayacağını, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin uyuşmazlığın esasını halleder şekilde olduğunu, bu şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, ihtiyati tedbir koşulları oluşmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davada talep edilen tedbirin dava konusu markanın davanın devamı sırasında taraf teşkili sağlanması hususunda zorluk ve verilecek kararın infazında sıkıntı yaşanmaması adına üçüncü kişilere devredilmesinin önlenmesi amaçlı olduğunu, davalının teminatsız verilen tedbir kararına konu teminat miktarının yetersiz olduğunu hiçbir hukuki argüman sunmadan iddia ettiğini, çok daha yüksek miktarların mevzu bahis olduğu otomotiv sektöründe açılmış olan davalarda teminatsız olarak tedbir kararı verildiğini,
aynı şekilde hükümsüzlük ya da kullanmama nedeniyle iptal davalarında da teminatsız tedbir kararları tanzim edildiğini, pek çok hukuki uyuşmazlıkta mahkemelerin bu şekilde uygulama yaptığını, üçüncü kişilere devrin önlenmesi kadar sınırlı bir davada teminata hükmedilmiş olması da dikkate alındığında hükmedilen teminat miktarının düşük olduğu iddiasının yersiz olduğunu, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesine ilişkin tedbir kararının davalı dinlenmeksizin verilmesinin hukuka uygun olduğunu, tedbir talep eden tarafın iddialarının gerçekliğinin kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmesi gerektiğini,
dava konusu marka tescili üzerindeki tedbirin kaldırılması halinde tescilin üçüncü kişilere devrinin yolu açılacak olup bunun da davada taraf teşkilinin sağlanmasını aksatacağını, son derece sınırlı ve makul olan devrin önlenmesi tedbir talebinin müvekkili tarafından kötü niyetle ileri sürüldüğü iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının iddialarının aksine dava konusu markanın müvekkillerinin ... markalarıyla iltibas derecesinde benzer olduğu ve davalının müvekkillerinin tanınmışlığından faydalanmak, istifade edebilmek ve sırf tescil engelini aşmak amacıyla tescil ettirdiğinin ortada olduğunu,
davaya konu markanın kullanımının müvekkillerinin tanınmış Zara markasının ayırt ediciliğini zedeleyeceğinin de mahkeme kararıyla sabit olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddi ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü davasıdır.
Mahkemece 11/112024 tarihli ara karar ile davalı adına tescilli markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş olup itiraz üzerine istinafa konu 06/02/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava konusunun markanın hükümsüzlüğü davası olduğu, hükümsüzlük davalarında dava konusu olan markaların üçüncü kişilere devredilmek suretiyle taraf teşkilinde sorunlar yaşanmaması ve usul ekonomisi prensipleri gereği tedbir kararı verilmesinin gerek ilk derece mahkemesi kararları, gerekse Dairemizin kararları ile yerleşik uygulama haline geldiği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbire itiraz üzerine ihtiyati tedbirin kaldırılması talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
17/04/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2025/417, K. 2025/606, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama