KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Dosya no
- 2020/2347
- Karar no
- 2023/1810
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL AND. 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/09/2020
- Esas no
- 2018/729
- Karar no
- 2020/466
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/12/2018
Karar Metni
1.666 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili 27/12/2018 harç tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketi ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki gereği davalı şirketin ... markalı cihazların yetkili teknik servis hizmetlerini yerine getirdiğini, bu süreçte işbu davaya konu ... ve ... seri numaralı ... cihazın arızalanması üzerine cihazın kullanıcısı tüketici ...'nın başvurusu üzerine davalı şirket ... ... yetkili servisinin tüketicinin adresine servis hizmeti vermek için gittiğini, cihazın onarımı için 04/11/2017 tarihinde davalı şirket tarafından atölyeye alındığını ve cihazın tamiri tamamlanarak tüketiciye 09/11/2017 tarihinde teslim edildiğini,
cihaz arızasının davam etmesi üzerine aynı cihaz için 22/11/2017 tarihinde tüketicinin tekrardan servis hizmeti talep etmesi üzerine davalı yetkili servis tarafından servis hizmeti verilmek üzere tüketicinin adresine gidildiğini ve cihazın davalı şirket tarafından arızası nedeniyle tekrardan davalı şirketin atölyesine alındığını, sorunun giderilememesi üzerine cihaz için değişim kararı alındığını, değişim kararı üzerine yeni cihazın 05/12/2017 tarihinde montajının gerçekleştiğini, ancak tüketicinni hakkında değişim kararı verilen TKG 840 model ve ... seri numaralı cihazın davalı şirket tarafından müvekkili şirkette teslim edilmediğini,
bunun üzerine davalı şirkete cihazın müvekkili şirkete teslimi için mail gönderildiğini, davalı şirketin cevaben "tamamdır,teşekkürler" yanıtı verdirdiğini, söz konusu cihazın teslim edilmemesine binaen müvekkili şirket tarafından davalıya noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen davalı şirket tarafından arızalı cihazın teslimi yapılmadığı gibi cihaz bedeli olan 6.590,01 TL 'nin de müvekkiline ödenmediğini beyan ile iş bu cihaz bedelinin 02/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davacı tarafın her ne kadar bahsi geçen ürünün müvekkil şirket yediinde bulunduğunu iddia etmiş ise de bu husus kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ürünün değişimi kararı verilmesiyle birlikte yeni ürün davacı şirket tarafından müşteriye teslim edildiğini ve kurulumunun gerçekleştirildiğini, ancak değişimi yapılan arızalı ürün davacıya 04.12.2017 tarihinde iade onay formu ile birlikte teslim edildiğini, ürünün bizzat davacı tarafından, davacının kendi servisi ile müvekkilinin atölyesinden teslim alındığını ve iade onay formunun da imzalandığını,
04.12.2017 tarihinde davacı tarafından teslim alınan ürün ile ilgili olarak yaklaşık bir sene hiçbir yazışma yapılmadığını ve yahut bir talepte bulunulmadığını, ancak 02.10.2018 tarihinde müvekkilinine gönderilen ihtarname ile bu hususun yeniden gündeme geldiğini, zira ürününün davacı ile yapılan e-mail yazışması üzerine 04.12.2017 tarihinde davacının kendi servisi tarafından müvekkilinden teslim alındığını, bu sebeple dava konusu cihazın müvekkilinde bulunmadığını beyanla iş bu davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece "Dava, ... Model ,... seri numaralı cihazın değişim kararı sonrasında davalı tarafından davacıya iade edilmediği iddiası ile açılan cihaz bedelinin iadesine ilişkin alacak davasıdır.
Cihazın arızalı olduğu,tüketicinin arıza bildirimi akabinde davalı yetkili servis ve davacı cihaz sağlayıcısı şirket tarafından cihazın değşimi kararı verildiği ve cihazın bedeli konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Uyuşmazlık ,verilen değişim kararı sonrası davalıya ait yetkili serviste bulunan ayıplı cihazın davacı şirkete iade edilip edilmediği noktasındadır.Davacı tanığı ... beyanında. "Ben ...
Elektirkli Aletler Merkezinde teknik sorumlu olarak çalışmaktayım, ilk olarak ... Servisinde kontrolü atölyede ben yaptım.
Cihazın sorunlu olduğunu, tamirin mümkün olmadığını ve değişimin gerektiğini bildirdim, ancak değiştirilen cihanızın iade edilip edilmediği hususu benim görev alanımda değildir, benden sonraki işlemlere aitir, bize iade edilecek her cihazın sevk irsalyesinin olması lazım, bu sevk irsalyesinin olmadığını bilmekteyim, iade işlemleri yapılırken iadeyle ilgilenen arkadaşlar iade olduğu zaman kontrolü ben yaptığım için şirketin işleyişi bakımından banada sormaları gerekirdi, böyle bir durum olmadığı için sevk irsalyesi olmadığı yönünde bilgim vardır, dedi.
Tanığa davalı vekilinin cevap dilekçesi ile sunmuş olduğu iade onay formu (04/12/2017 tarihli) gösterildi. Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu; bana gösterilen iade onay formu bizim şirketimizin iç işleyişi ile ilgilidir, malın davalı şirketçe bize iade edildiğine ilişkin değildir, dedi.
Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu; bizim şirketimizin cihazları teslim alması için mutlaka sevk irsalyesi olması gerekmektedir, başka türlü bir uygulamamız yoktur, benim iade edilmeyen cihazların şirketçe hangi sürede fark edildiğine ilişkin bir bilgim veya tespitim yoktur, zaten bizim depomuza bir mal veya cihaz sevk irsalyesi olmadan iade olarak giremez, tanıklık ücreti talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanığı ... beyanında: "ben ... 'de müşteri hizmetleri departmanında görevliyim, benim çalıştığım poziyon itibari ile değişim ve iade işlemlerine ilişkin bilgim vardır, iade işleminin işleyişi şu şekildedir, öncelikle cihazda sorun olduğu ve iade alınmasına ilişkin ... müşteri temsilcisine talep gelir, talep alındıktan sonra eğer değişime konu husus teknik bir konu ise iade formu doldurulur, eğer sorun teknik konu ise servis formu vb belgeler düzenlenir, akabinde ilgili form bu konularla ilgili bölüm müdürlüğüne onaylatılır, karar ne ise müşteriye bildirilir,
bu bildirim son tüketiciye yani cihazın sorunlu olarak teslim edildiği kişiye yapılır, daha sonra lojistik departmanımıza sorunlu cihazın nasıl teslim edileceğine ilişkin bilgi geçilir, ben bulunduğum konum itibari ile sorunlu cihazın tarafımıza teslim edilmediğini bilmekteyim, şöyle ki lojistik departmanı bu cihazın teslim edilmediğine ilişkin bana bilgi vermiştir, dedi. Tanığa davalı vekilinin cevap dilekçesi ile sunmuş olduğu iade onay formu (04/12/2017 tarihli) gösterildi.
Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu; bana gösterilen form yukarıda işleyişi anlatığım aşamalarda iade formunu ilgili bölüm müdürlüğüne onaylatılmasına ilişkindir, cihazın iade alındığına ilişkin değildir, dedi.
Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu; ortalama her vakadan vakaya değişmekle birlikte cihazların iade edilmediği 2-3 gün içerisinde farkedilir, ancak tanıklık yaptığım uyuşmazlığa ilişkin cihaz servisin deposunda olduğu ve lojistik depertmanıyla bilgi geçilmesi gerektiği için cihazın iade edilmediğini farketmek uzun sürmüş olabilir, tanıklık ücreti talep etmiyorum, " şeklinde beyanda bulunmuştur.Cihazın arızalanması sonrası davalı yetkili servise getirildiği hususunda anlaşmazlık bulunmamaktadır.İspata muhtaç mesele ,cihazın davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediğidir.
4721 sayılı TMK'nın 6.maddesi uyarınca cihazın iade edildiğine ilişkin ispat külfeti davalının üzerindedir.İncelenen servis formunun, arızalanıp atölyeye alınan cihazın kontrolüne ilişkin olduğu,iade onay formunun ise tüketicinin arıza bildirimi sonrasında servis formu ile arızası onaylanan cihazın tüketiciden iade alınarak yeni cihaz verilmesine ilişkin onay formu olduğu ancak davalı yetkili servis tarafından arızalı cihazın davacı şirkete teslim edildiğini kanıtlar nitelikte olmadığı gerek sunulan formlardan gerekse tanıkların iade sürecine ilişkin dile getirdikleri tanık beyanlarından anlaşılmakla arızalı cihazın davalı tarafından
davacıya iade edilmemiş olduğu anlaşılmıştır.İade edilmeyen cihaz nedeniyle ,taraflarca üzerinde anlaşmazlık bulunmayan cihaz bedelinin davacıya iade edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davacının davalıya keşide etmiş olduğu Üsküdar ...Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin 02/10/2018 tarihinde davalıya tebliğ edildiği,ihtarnamede ödeme süresi olarak 3 günlük mehil verildiği ,mehilin son gününün 05/10/2018 Cuma günü olduğu ancak temerrüdün gerçekleştiği gün haftasonu tatil günü olamayacağından davalının 08/10/2018 tarihinde temerrüde düşürüldüğü anlaşılmış ve davacı vekilinin dava dilekçesi ile talep ettiği faiz türü
belirtilmediğinden yasal faize hükmedilmiştir.'' gerekçesi ile 6.590,01 TL'nin 08/10/2018 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; ürün bizzat davacı tarafından, davacının kendi servisiyle müvekkilin atölyesinden alınmış ve iade onay formu da imzalatılmıştır. Davanın reddi gerekmektedir. somut uyuşmazlığın giderilmesi konusunda senetle ispat zorunluluğu bulunulmasına rağmen mahkemece tanık dinlenilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Diğer önemli bir husus ise kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte biran söz konusu cihazın davalı şirkete iade edilmediği düşünülse dahi davaya konu cihazın arızalı olduğu taraflarca bilinen bir husustur. Bu nedenle müvekkilden sanki cihazın hatasız ve yeni bir ürünmüş gibi satış tutarından alacak davası açılması da hukuka aykırıdır.
Yerel Mahkemece davaya konu cihaz üzerinde bilirkişi incelemesi yapılıp mevcut değerinin tespit edilmesi gerekirken, salt tanık beyanları üzerinden sonuca giderilmesi de hatalıdır. Son celse mazeretimiz değerlendirilmeden karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.'' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde.
Dava, davacının yetkili servisi olan davalının, arıza sonucu değiştirilmesine karar verilen cihazı davacıya teslim etmediği iddiası ile cihaz bedelinin ödenmesine ilişkin alacak davasıdır.Cihazın arızalı olduğu,tüketicinin arıza bildirimi akabinde davalı yetkili servisin cihazı tüketiciden teslim aldığı, davacı cihaz sağlayıcı şirket tarafından cihazın değişimine karar verildiği dosya kapsamı ile sabittir.
Uyuşmazlık, verilen değişim kararı sonrası davalı yetkili serviste bulunan ayıplı cihazın davacı şirkete iade edilip edilmediği hususundadır.Her ne kadar davalı vekili, istinaf itirazında cihazın hatasız ve yeni bir ürünmüş gibi satış tutarından alacak talebinde bulunulmasına itiraz etmiş ise de; yargılama boyunca bu iddiada bulunmamıştır. HMK 357.
Madde gereğince istinaf aşamasında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz. Bu sebeple davalının bu husustaki itirazı incelenmemiştir.Davalı taraf, istinaf itirazında; son celse sunduğu mazeret dilekçesi değerlendirilmeden yokluklarında karar verildiğini, sözlü yargılamaya geçileceği ihtar edilmeden karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu ileri sürüştür.
Her ne kadar davalı vekilinin mazeret dilekçesi mahkemece değerlendirilmeden karar verilmiş ise de; görülen davanın türü ve parasal miktarı bakımından basit yargılama usulüne tabi olduğu açıktır. Basit yargılama usulünde tahkikatın tamamlanmasından sonra, mahkeme tarafların son beyanlarını alır ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmez.
Bu haliyle davalı vekilinin itirazı yerinde görülmemiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi ve HMK. 190 Maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunda belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Somut olayda, cihazın davacıya teslim edildiğini ispat yükü davalıdadır.
Davalı bu hususu ispatlamak için 04/12/2017 tarihli iade onay formunu sunmuş ise de; ilgili form, müşteri talebi doğrultusunda ayıplı cihazın yenisi ile değişimine karar verildiğine ilişkin olup, formda davalıda bulunan cihazın davacıya teslim edildiğine ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Davalı, cihazın davacıya teslim edildiğine dair bir belge ibraz etmemiştir.
Bu bağlamda mahkemece iade edildiği davalı tarafça kanıtlanamayan cihaz bedeline hükmedilmesi doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 122,54 TL'nin mahsubu ile bakiye 157,31 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2020/2347, K. 2023/1810, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama