KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2025
- Dosya no
- 2021/1934
- Karar no
- 2025/9
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas no
- 2018/154
- Karar no
- 2021/30
- Dava tarihi
- 19/12/2018
- Karar tarihi
- 14/01/2021
- Dava
- Alacak
Karar Metni
2.834 kelime·14 dk okuma·6 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin ... bayisi olduğunu, pazarlama ağını genişletmek ve verimli bir şekilde çalışmak adına müşterilerine farklı avantajlar sağlamak amacıyla birçok girişimde bulunduğunu, bu kapsamda müşterilerine "..." isimli ürünü geliştirerek bir kısım rizikoları içeren poliçeler tanzim etme hususunda davalı ile görüştüğünü, müşterilerine ücret almadan davalı nezdinde "..." sıfatıyla "..." isimli ürünün poliçeleştirme yetkisi hususunda davalı ile anlaştığını, anlaşma uyarınca müvekkili müşterilerinin sigorta ettirilmesi adına ...
Poliçesi ferdi klozu için 1,00 TL ve diğer klozlar için ise 12,00 TL olmak üzere toplamda poliçe başına 13,00 TL'den 15.000 adet poliçenin tanzim edileceğini, 15.000 poliçe karşılığında davalıya 2017 Haziran ayında nakden 50.000,00 TL ödendiğini, kalan tutar yönünden ise 3 adet çek verildiğini ve toplamda davalıya 195.000,00 TL ödeme yapıldığını, taraflar arasındaki anlaşma gereği müvekkilinin poliçe tanzim etmek ve sigorta yapmak için işlemlere başladığını, bu kapsamda müvekkili müşterilerine 2452 adet poliçe tanzim ettiğini,
108 adet poliçenin ise müvekkili tarafından tanzim edildiğini ancak davalı tarafından bu 108 adet poliçe Haziran 2018 tarihinde onaylanmadığı için işleme alınamadığını, davalının Ağustos 2018 tarihinde ise müvekkile poliçe tanzim etmek için açmış olduğu poliçe oluşturma portalını kapattığını, müvekkilinin bu tarihten itibaren müşterilerine poliçe tanzim edemediğini, davalı ile yapılan anlaşma gereği 15.000 adet poliçe tanzim edileceği hususunda anlaşılmış olmasına rağmen haklı neden olmaksızın davalının anlaşmayı iptal ettiğini ve müvekkilinin zarara uğradığını,
toplam 15.000 poliçe karşılığında 195.000,00 TL ödeme yapmış olması ve poliçelerin tamamının tanzim edilmemesi sonucu davalının ödenen bedel neticesinde sebepsiz zenginleştiğini beyan ederek tanzim edilmeyen 12.548 poliçe karşılığı olan 163.124,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ...
Acenteliğinin aynı zamanda ... bayisi olan davacı şirket ile çalıştığını, davacı çalışanlarına ... nezdinde hayat sigorta poliçeleri düzenlediğini, müvekkili şirketin ... firmasını satın almasından dolayı dava dışı ...Sigorta'nın müvekkili acentesi olduğunu ve müvekkili şirketin halen davacı çalışanlarının hayat sigortası poliçelerini yenilemeye devam ettiğini, bu süreçte ...Sigorta tarafından davacı ile çalışanlarına yapılan hayat sigorta poliçeleri dışında başka işler yapılabileceğinin belirtildiğini ve müvekkili tarafından başka ürünler de çıkarılabileceği bilgisi verildiğini,
davacı ile yapılan görüşmelerde 100-110 civarında satış ekibi olduğu bilgisi alınması üzerine müvekkili tarafından bu satış ekiplerinin satış amacıyla ziyaret ettiği müşterileri için özel asistans teminatlı hayat sigortası poliçelerinin düzenlenebileceğinin açıklandığını, bu fikrin davacının hoşuna gittiğini ve özel asistans teminatlı hayat sigorta poliçelerini müşterilerine hediye ederek bu durumu müşteri kazanmak için kullanabileceği belirtilerek müvekkilinden özel asistans teminatlı hayat sigortası poliçeleri düzenlemesini istediğini,
bunun üzerine müvekkilinin asistans hizmeti aldığı dava dışı ... firmasından asistans hizmet dökümlerini alarak davacı firma ile paylaştığını, paylaşılan asistans teminatlarının davacı tarafça beğenilmesi akabinde asistans teminatlı hayat sigortası poliçelerinin oluşturulduğunu, müvekkili ile ... firması arasında davacı tarafça taahhüt edilen adette asistans hizmeti alınacağı taahhüt edilerek sözleşme imzalandığını ve davacı tarafça verilen çekler doğrultusunda ... firmasına ödeme yapıldığını, dava dışı acente ...'ya davacı firmanın müşterileri adına düzenlenecek hayat sigortaları poliçeleri için ekran açıldığını,
söz konusu ekranın davacı iddiasının akdine halen açık olduğunu, bu ekrandan bir kısım poliçe satışlarının yapıldığını, devam eden süreçte hayat sigorta poliçe satışlarının düşük kalması nedeniyle bu durumun davacıya sorulduğunu, davacının ise ...in de buna benzer bir ürün çıkardığını ve o ürünü davacı firmanın müşterilerine de hediye ettiğini, bu nedenle müvekkili tarafından sunulan ürüne ihtiyacın azaldığını belirterek sürecin biraz daha uzatılmasını şifahi olarak talep ettiğini, müvekkili şirketin ise bu durumu dava dışı asistans firma ile görüşeceğini beyan ettiğini,
dava dışı asistans firması le yapılan görüşmede imzalanan sözleşme gereğince alınacak asistans hizmet adedinin taahhüt edildiğinden hareketle bunun karşılığında ödenen 160.030,00 TL'nin iade edilmeyeceği yönünde yanıt verildiğini, davacı tarafça poliçeler nedeniyle 195.000,00 TL ödendiğini, bunun 160.030,00 TL tutarındaki kısmının asistans teminatı için müvekkili tarafından dışı ... firmasına ödendiğini, davacı ile yapılan sözleşme gereği 15.000 poliçe hazırlandığını, müvekkilinin sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olmadığını, davacı firma tarafından ...
Poliçesi düzenlenebilmesi için gerekli ekranın açık olduğunu ancak davacının ancak 2452 adet poliçe düzenleyebildiğini, ekranlar halen açık olmasına rağmen poliçelerin düzenlenmemesinin tek sorumlusunun davacı olduğunu ayrıca davacının bugüne kadar ne şifahi ne de yazılı olarak müvekkili şirketten bir talepte bulunmadığını, herhangi bir görüşme talep etmediğini beyan ederek hukuki ve maddi dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; ''Dava, taraflar arasındaki anlaşmanın davalı yanca iptali iddiası ile davacı tarafından ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalıdan tahsili davasıdır.Somut olayda; taraflar arasında davacı şirket müşterilerine, müşterilerden herhangi bir ücret alınmadan, 15.000 adet ...Poliçesi yapılacağı hususunda anlaşıldığı, yapılan anlaşma karşılığında davalı tarafa 50.000 TL nakit ve 3 adet çek karşılığı 195.000 TL ödeme yapıldığı, anlaşma gereği 2.452 adet poliçe tanzim edildiği,
poliçe tanzim edilmek üzere açılan portalın davalı tarafça haklı neden olmaksızın kapatıldığı iddiasıyla davalı tarafa ödenen fazla bedelin iadesi talebi ile huzurdaki davanın ikame edildiği görülmüştür.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
taraflar arasında akdedilen "01.06.2017 tarihli Yıllık Grup Hayat Sigorta Sözleşmesi" nin 6. Maddesi gereği davacı sigorta ettirenin 01.06.2017 tarihi itibariyle taahhüt ettiği 15.000 kişi için 195.000 TL prim ödemeyi taahhüt ettiği, davacı tarafından davalı adına keşide edilmiş 1 adet 45.000,00 TL ve 2 adet 50.000,00'er TL olmak üzere toplamda 145.000,00 TL tutarındaki çek ödemesinin banka tarafından ilgilisine yapıldığı, 9. maddesine göre sözleşme süresinin 01.06.2017 tarihinden itibaren 1 yıl olduğu, davalı şirket ile dava dışı ...
Limited Şirketi arasında akdedilen 12.06.2017 tarihli "Asistans Hizmetleri Sözleşmesi"nin 1. maddesi gereği iş bu sözleşmenin konusunun davacı şirketin sigorta ettiren olarak müşterileri için yaptıracağı grup hayat sigorta sözleşmelerinin davalı şirket tarafından ...
Limited Şirketi bünyesindeki hizmet ve organizasyon olarak üstlendiği hizmetlerin hediye edilmesine ilişkin olduğu, sözleşmenin 4. Maddesine göre davalı şirketin sözleşme kapsamındaki hizmetleri hediye ettiği kişilerin davacı şirketin 15.000 adet müşterisi olduğu, davalı şirketin davacı şirkete sunulmak üzere dava dışı şirketten aldığı hizmetler için toplamda 139.830 TL ödeme yapılacağının taahhüt edildiği, davalı şirketin dava dışı şirkete toplamda 160.030,00 TL banka havalesi yolu ile ödeme yapmış olduğu, taraflar arasında akdi ilişkinin varlığına dair herhangi bir anlaşmazlık olmadığı,
uyuşmazlığın davalının davacı tarafından kullanılan portalın haklı neden olmaksızın kapatılıp kapatılmadığı ve bu nedenle davacının davalının vermeyi taahhüt ettiği hizmetten sözleşme hükümleri gereği yararlanıp yararlanmadığı noktasında toplandığı, bilgisayar mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 20.11.2020 tarihi bilirkişi raporunda; davacının sabit IP adresi ile davalının sistemine giriş yapılabilmesinin mümkün olduğu, ancak davacı tarafından ... 'dan alınan ... internet hizmetinin 07.09.2018 tarihinde iptal edilmesi nedeniyle artık davacı tarafın sabit ... adresinden davalının sistemine giriş yapmasının imkansız hale geldiği,
bununla birlikte sözleşmenin süresinin 1 yıllık olduğu ve davacının davalı tarafa sisteme giremediğine dair herhangi bir bildirimde bulunmamış olduğu hususları göz önünde bulundurulduğunda davacı tarafın sözleşme konusu hizmeti davalı tarafın haksız yere sistemi kapatmış olması nedeniyle alamadığına yönelik iddialarının ispat edilemediği, bu haliyle davacının sözleşmeden dönüp ödemeyi geri isteme koşullarının somut olay bakımından gerçekleşmediği anlaşılmakla; davanın reddine karar verilmiştir." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Dosyaya sunulan 20/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının sabit ... adresinin 213.14.191.236 olduğu ve bu adresten sisteme en son 17/08/2018 tarihinde giriş yapıldığı ifade edilmekle bu durumun ekranın ağustos 2018 tarihinde davalı tarafından kapatıldığını ispatladığını, zira sonraki süreçte müvekkili tarafından ekrana giriş yapılamadığını, her ne kadar mahkeme kararında ... internetin iptal edilmesi nedeniyle giriş yapmanın imkansız hale geldiği ifade edilmişse de bu durumun dava konusu ekranın kapatılması ile bir bağlantısı olmadığını,
internet bağlantısının kesildiği tarihte ekranın halihazırda kapalı olduğunu ve giriş sağlanamadığını, buna ilişkin tanıklarının mahkeme celp ederek beyanı alınmadığını, Ayrıca davalı taraf yargılama boyunca ekranın halen açık olduğunu iddia etmiş ise de bilirkişi raporunda davacı bilgisayarında kayıtlı "..." adlı videoda "..." adında sigorta poliçesi kesilebildiği ancak davalı sisteminin mevcut güncel sürümü ile aynı kullanıcı adına giriş yapıldıktan sonra "..." ürünü için sigorta poliçesi kesilemediğinin tespit edildiğini,
buna rağmen davacının.. adresi ile sisteme girilebildiği gerekçe gösterilerek davanın reddi yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu,Yine bilirkişi raporunda "Ürün listesine dair değişikliğin ne zaman yapıldığı,
ne zamandan beri bu ürünün seçilemez olduğunun tespitinin davalı tarafında yapılacak kontroller ile tespit edilebileceği" ifade edilmesine rağmen mahkeme tarafından davalı tarafın sistemleri üzerinde yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması yoluna gidilmeyerek eksik incelemeyle karar verildiğini,İlk derece mahkemesi kararında ayrıca taraflar arasındaki sözleşmesinin 1 yıllık olması nedeniyle sürenin sonunda davalının poliçe ekranını haklı olarak kapatmış olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de taraflar arasında akdedilen yazılı bir sözleşme olmadığını ayrıca davanın her aşamasında ekranın kapalı olmadığı davalı tarafça defalarca dile
getirilmesine yani sözleşmeden ve süresinden bahsedilmemesine rağmen mahkemenin verdiği hukuka aykırı kararına olmayan delilleri dayanak haline getirdiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme.
6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava; taraflar arasında yapılan anlaşma gereği 15.000 adet poliçe tanzim edilmesi karşılığında davalıya ödenen 195.000,00 TL'den, 2.452 adet poliçe tanzim edilmesi,
kalan poliçelerin ise davalının poliçe oluşturma portalını kapatması üzerine düzenlenememesi sebebiyle 12.548 poliçe karşılığı 163.124,00 TL'nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında 15.000 adet poliçe düzenlenmesi için anlaşıldığı, poliçe başı bedelin 13,00 TL toplam bedelin 195.000,00 olduğu, davacı tarafça 2.452 adet poliçe tanzim edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; poliçe oluşturma ekranının davalı tarafça haksız olarak kapatılıp kapatılmadığı, 12.548 poliçe karşılığı 163.124,00 TL bakiye bedelin davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Mahkemece yargılama aşamasında davalıya ait sistem üzerinde inceleme yaptırılarak bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan 09/03/2020 tarihli raporda;-Davalıya ait sistem üzerinde yapılan teknik incelemede, davacının sistemde aktif olduğu,-Davacının sistem üzerinde aktif/pasif yapma yetkisi olup olmadığı incelendiğinde,
aktif/pasif yapma yetkisinin sadece davalıya ait olduğu,-Dosya sunulan log kayıtları sistem üzerinde incelendiğinde sunulu log kayıtlarının aynı olduğu, -Davalı tarafça kullanılan sistemin kapalı devre sitem olduğu, bu nedenle dışarıdan bağlanan kullanıcıların statik ... tanımlanarak siteme bağlandıkları, davacı için ... adresinin tanımlandığı, sistem üzeriride bulunan ...,... adreslerinin davalı sistem bilgisayarların ... adresleri olduğu,-Bu tespitler uyarınca; davacı ekranının aktif olduğu,
dosya sunulan ... bilgilerinin davacı tarafça davalı sunucularına bağlantı yapıldığı andaki log kayıtlarını tuttuğu, dosyaya sunulan log kayıtlarının sistem üzerinde aynı olduğu, ekranın kapatıldığı yönündeki iddianın sübuta etmediği hususlarında görüş bildirilmiştir.Davacıya ait sistem üzerinde inceleme yapılması amacıyla yazılan talimat gereği bilgisayar mühendisi bilirkişiden alınan 20/11/2020 tarihli raporda;-Davacı tarafa ait adres "...Gölbaşı/ANKARA" olup davacı tarafın iş değişikliği nedeniyle 07/09/2018 tarihinde işyerini devrettiği, bu adreste faaliyet göstermediği,
dolayısıyla dosya kapsamında belirtilen işyeri adresinde inceleme yapmanın mümkün olmadığı, ayrıca inceleme konusu cihazın server değil sigorta poliçesi kesmek için kullanılan bir bilgisayar olduğu, herhangi bir veri tabanı veya sunucu özelliklerini barındırmadığı,-Davacı ile dosya kapsamında bahsi geçen dava dışı ...'nın ...
A.Ş.'ye ait sistemi aynı kullanıcı adı ve aynı şifreyle kullandığı, normal zamanda kapalı devre olan sisteme erişmek için kullanıcıların sabit ... bilgilerinin tanımlanması gerektiğinden dava dışı ...Sigortanın yanı sıra davacının ... bilgisine de erişim için davalı tarafından izin verildiği, davacının belirtmiş olduğu ... adresinin 213.14.191.236 olduğu, ortak kullanılan kullanıcı adı ve şifre ile sisteme erişebilmek adına ...'nın ... bilgisi olan 66.249.64.154'ün yanı sıra davacı ... bilgisine de izin verildiği, böylelikle farklı lokasyondaki iki ... adresinden aynı kullanıcı adı ve aynı şifre ile davalı sistemine giriş yapılabildiği,
bu bağlamda yerinde incelemenin ise dava dışı ... Sigorta'nın işyeri adresinde yapıldığı,-Davacının sabit... adresinin 213.14.191.236 olduğu ve davalının sistemine giriş yapılabilmesi için bu ... adresine izin verildiğinin belirtildiği,-... tarafından gönderildiği görülen dokümanda alınan ... internet hizmetinin 07/09/2018 tarihinde iptal edildiği,
bu durum göz önünde bulundurulduğunda bu tarihten sonra ... adresinden sisteme giriş yapmanın imkansız olduğu,-Davacı bilgisayarında kayıtlı, “...” adında 02/06/2017 tarihine ait poliçe kesim işlemini anlatan video kaydında davalı sistemine aynı kullanıcı ile giriş yapıldıktan sonra "..." menüsü seçilerek "..." ürün seçimi yapılarak ilerlendiği ve "..." adında sigorta poliçesi kesilebildiği, -Davalı sisteminin mevcut güncel sürümüne aynı kullanıcı ile giriş yapıldıktan sonra "..." menüsü seçilerek poliçe sayfasında "..."ne ait "..." ve "...." listesinden gerekli seçimleri yaparak poliçe kesme işlem yapılabildiği,
ürünler arasında "..." veya benzeri isimde bir ürün olmadığı, dolayısıyla güncel sistemde "..." ürünü için sigorta poliçesi kesilemediği,-Davacı bilgisayarında kayıtlı 02/06/2017 tarihine ait poliçe kesim işlemini anlatan video kaydında "..." ürününün mevcut olduğu ve sigorta poliçesi kesilebilirken, güncel sürümde bu veya buna benzer bir isimde ürün seçimi olmadığından poliçe kesilemediği,-Ürün listesine dair değişikliğin veya ürünü aktif/pasif yapma durumunun davacı tarafından yapılmasının mümkün olmadığı,-Ürün listesine dair değişikliğin ne zaman yapıldığı,
ne zamandan beri bu ürün seçiminin mevcut olmadığı veya hangi zamanlarda bu ürünün seçilebilir/seçilemez duruma getirildiği bilgisinin tespitinin davacı tarafında yapılacak incelemelerde mümkün olmadığı,-Davalı tarafında yapılacak kontrollerde hangi ürünün ne zaman aktif, ne zaman pasif olduğunun tespit edilebileceği hususlarında kanaat bildirilmiştir. Taraflarca getirilme ilkesinin sonucu olarak davacı, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmelidir.
Bu hususa, HMK'nın 194 üncü maddesinde (vakıaları) somutlaştırma yükü denilmektedir. Bir davada ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır.
Dayanılan bu vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de HMK'nın 119/1-g bendinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar arasında sayılmıştır. Ancak hukuki sebepler dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasındadır.Çünkü, Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hakim (HMK m. 33) için dava dilekçesinde gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir.
Buna karşılık, hakim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Bu vakıalar davanın sınırını çizmekte ve hakim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir.
Davanın hukuki niteliği de bu vakıalara göre belirlenmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 11/02/2021 tarihli ve 2017/1-1216 E. 2021/60 K. sayılı kararı).İspat; dava konusu yapılan hakkın gerçekten var olup olmadığının anlaşılması, maddi hukukun o hakkın doğumunu veya sona ermesini kendisine bağladığı vakıaların doğru olup olmadığının tespit edilmesi sonucunda mümkün olur ve dava konusu hak ile buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları yönünde mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda 187/1.maddesinde "İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir." şeklinde düzenlenmiştir. Vakıa (olgu) ise, kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylardır.
İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.Hakim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini, kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu ise HMK'nın "İspat Yükü" başlıklı 190. maddesinde yer almakta olup.
"İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenlenmiş,TMK'nın "İspat yükü" başlıklı 6. maddesinde.
"Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" hükmüne yer verilmiştir. Yani ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer. Kendisine ispat yükü düşen taraf için bu bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir).
Zira taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük).
Kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; mesela, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, 6. b., 2.c., s.1972).Somut olayda; davacı, poliçe kesmek için kullandığı sistemin haksız olarak davalı tarafça kapatıldığını, bu nedenle poliçe kesemediğini iddia etmektedir.
Ancak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacıya sisteme girmesi için tanımlanan ... adresinin ... olduğu yani davalıya ait sisteme giriş yapılabilmesi için davacı tarafça bu ... adresinin kullanılması gerektiği ancak davacının ... internet hizmetini 07/09/2018 tarihinde iptal ettiği, bu nedenle 07/09/2018 tarihinden sonra ... adresinden sisteme giriş yapmasının imkansız olduğu tespit edilmiştir.
Davacı tarafça internet hizmetinin iptal edilmesi sebebiyle sistemde tanımlanan ... adresini kullanılması artık mümkün olmamasına rağmen bu hususta davalı tarafa herhangi bir bildirim yapılmadığı, yeni bir ... adresinin sisteme tanımlanmasının talep edilmediği, bu durumda sistemin davalı tarafça kapatıldığı hususunun ispat edilmediği, yine davalı sistem kayıtlarında yapılan incelemede ise davacı ekranının aktif olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili ayrıca tanıklarının dinlenmemiş olmasını istinaf sebebi yapmış ise de konu teknik incelemeyi gerektirdiğinden, bildirilen tanığın mahkemece dinlenmemiş olması sonuca etkili değildir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ve Dairemizce yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı anlaşılmış, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığından ayrıca kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2021/1934, K. 2025/9, 8 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama