Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-sigortalı ...Şti.'nin maliki bulunduğu ... plaka sayılı aracın sürücüsü ...'ın 12/11/2017 tarihinde kırmızı ışık ihlali yaptığını ve kazaya sebebiyet verdiğini, kaza neticesinde ... plaka sayılı araçta hasar meydana geldiğini, kırmızı ışık ihlali ile davacı ... şirketinin sigortalı davalıya rücu hakkı doğduğunu, ... plaka sayılı araçta kaza sonucu oluşan ve ekspertiz incelemesi ile tespit edilen hasar miktarı 11.022,00 TL'nin davacı şirket tarafından ödendiğini, alacağın tahsili için davalı sigortalı aleyhinde ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını,
davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece Mahkemesince;"Dosyaya sunulan ve bilirkişi heyeti nezdinde oluşturulan rapor dosya münderecatıyla uyumlu, denetlenebilir ve hükme esas alınabilir niteliktedir.
Buna göre davacı tarafa sigortalı araç sürücüsünün kendisine hitaben yanan kırmızı trafik lambasına rağmen kavşağa girdiği ve ışık ihlalinde bulunarak %100 kusuru ile ... (...), ... ve ... plaka sayılı araçlara kırmızı trafik lambasında durakladıkları sırada çarparak hasarlanmalarına sebep olduğu, davacı ... tarafından kaza nedeniyle 3.kişilere ait araçta meydana gelen hasar bedelinin zarar görenlere ödendiği, araçlara ait toplam hasar bedelinin 11.115,04 TL olarak tespit edildiği anlaşılmakla davanın kabulü ile alacak likit ve belirlenebilir olmadığından,
hasarın, kusur durumunun ve zarar bedelinin tespiti yargılamayı ve bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi haklı bulunmadığı" gerekçesiyle;Davanın KABULÜ ile, a-... sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin takip talebindeki miktar ve kayıtlarla aynen devamına,b-Şartları oluşmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, karar verilmiştir.Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; davacı tarafın dava dilekçesinde sadece ... plakalı araç hasarının rucuen tazmininden bahsedildiği,
bilirkişi raporunda da gerekçeli kararda da bunun dışında ayrıca dava konusu olmayan... ve ... plakalı iki farklı aracın hasarının da irdelenerek rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu, dava dışı sürücünün kırmızı ışık ihlali nedeniyle %100 kusurlu kabul edilerek davalıya rücu edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça ödeme belgesi ve fatura sunulmadığı, dava konusu aracın uzun dönem araç kira sözleşmesi uyarınca kiralanmış olduğu,
müvekkilinin söz konusu araç bakımından işleten sıfatına sahip olmadığı hususlarına ilişkindir.Dava, zorunlu trafik sigortası kapsamında hak sahibine ödenen tazminatın sigortalıdan rücuen tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortalarında, sigortacının rücu hakkı 2918 sayılı KTK'nın 95/2 maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarında düzenlenmiştir.Genel Şartların B.4.a maddesinde;
tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır, Genel Şartların B.4.a maddesinde sözü edilen "ağır kusur" kavramı Yargıtay 4. ve 17. Hukuk Daireleri ile Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre "tam kusur" olmayıp, kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmektedir.Somut olayda, 12/11/2017 tarihli kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsü ...'ın kırmızı ışık ihlali nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiş olup, özel hukuk kavramı olan ağır kusurun,
kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade ettiği, davaya konu kazada sigortalı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunun kabul edilmesi halinde dahi bu durumun başlı başına kastı ya da ağır kusuru bulunduğu anlamına gelmeyeceği, kaldı ki kırmızı ışık ihlalinin ağır kusur kavramı içinde değerlendirilmeyeceği, bu nedenle davacının sigortalısı davalıya rücu hakkının bulunmadığı anlaşılmakla,
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. (-bknz: Yargıtay 17 HD 2017/4135 Esas 2019/10470 Karar sayılı ilam-)Bu nedenle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde bulunmuştur.Ne var ki.
Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalının istinaf isteminin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/Gerekçe uyarınca,1/Karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜNE,a/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 197,61-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,b/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından,
istinaf aşamasında yapılan diğer giderlerin ise takdiren üzerinde bırakılmasına,c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,2/İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1153 esas, 2020/507 karar sayılı ve 20/09/2020 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
a/Davanın REDDİNE,b/Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 197,61-TL harcın mahsubu ile bakiye 417,79-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,c/Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,ç/Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden,
AAÜT md. 13/2 uyarınca hesaplanan 11.022,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,3/Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan ve arta kalan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2025