KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemes 45. Hukuk Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Dosya no
- 2024/1022
- Karar no
- 2025/483
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/05/2024
- Numarası
- 2022/159 Esas 2024/320 Karar
- Davanın konusu
- İflas (Adi Takipten Doğan İtirazın Kaldırılması Ve İflas (İİK 156)
Karar Metni
2.645 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının, 29.03.2021 tarihinde davalının hesabına 35.000 USD gönderdiğini; davacı ile davalı arasında herhangi bir akdi ilişkinin kurulmamış olduğunu, 35.000 USD'nin davacı şirkete iadesi için davalıya Beşiktaş ...
Noterliğinin 10.05.2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafından söz konusu iadenin yapılmadığını, bu kez davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile iflas yolu ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının kaldırılmasına, davalı aleyhine alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ile;Davacının, dava dışı/... şirketinin sahip olduğu, dava dışı/...'de depolanmış olan 1 adet buhar türbinini satın almak istediğini, davalı/... şirketi olarak bu malın satış/pazarlama yetkisinin mal sahibinden 01.01.2021 tarihinde aldıklarını, davalının işbu satım işinde aracı olarak hareket ettiğini ve satış gerçekleştiğinde komisyona hak kazanacak olduğunu, alıcı firma olan ... Tekstil şirketinin sahibi olan davacı/... ve ortağı dava dışı/...
Tekstil şirketinin sahibi dava dışı/...'ın birlikte hareket ettiklerini, görüşmeleri birlik sürdürdüklerini, çok kere avukatlarının (...'un) da görüşmelere katıldığını, toplam satış bedeli olan 850.000 USD üzerinden 35.000 USD'lik kaparo bedelinin davalı/... şirketi hesabına, ortaklardan davacı/... tarafından gönderildiğini, aynı gün bu kaparo bedelinin, davacı tarafından satın alınmak istenilen malın (tribünün) sahibi ... Şirketi'nin hesabına davalı/...
Şirketi tarafından EFT ile gönderildiğini, satım konusu malın fiyatı ve kaparo konularında anlaşmaya varıldığını, fakat sözleşme detayları için görüşmelere devam edildiğini, sözleşmenin Nisan 2021 sonu itibariyle imzalanmaya hazır hale getirildiğini, davacı/... ve ortağı ...'ın, yatırım yapacakları ...
Projesini, kendi aralarındaki anlaşmazlık sebebiyle iptal ettiklerini 03.05.2021 tarihinde davalıya bildirdiklerini, Proje iptal olunca satım konusu malı da satın almaktan vazgeçtiklerini ve sonrasında davacı ile davalı arasında herhangi bir temas olmadığını, son taslak sözleşmede, satıcı satıştan vazgeçmediği sürece kaparonun iade edilmeyeceğinin yazmakta olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, "...Taraflar arasındaki e--mail örnekleri ve Sözleşme Taslağı örnekleri incelendiğinde; davalının, davacının satın almak istediği malların satımı konusunda davacı ile yaptığı görüşmelerde, başlangıçta, davacı nezdinde davalıyı satıcıymış gibi gösteren ifadeler kullandığı; fakat sonrasında, satıcının davalı değil de davadışı/... şirketi olduğunu davacıya açıklayan ifadeler kullandığı ve satıcının davalı değil de davadışı/...
Şirketi olduğunun davacı tarafından anlaşıldığı, bu durum karşısında, önceki sözleşme taslağında yer alan “Satıcı: ... Ltd.” ibaresinin, sonraki Sözleşme Taslağında “Satıcı:..
Şti” olarak davalı tarafından değiştirilmiş olmasının, davacının davalıya olan “güvenini” zedeleyici bir davranış olmadığı, kaldı ki davacının da bu duruma onay vermiş olmasının da, davalıya olan “güveninin” zedelenmediğini gösterdiği; dolayısıyla, davacının söz konusu malları satın almaktan “Haklı” olarak vazgeçtiğini kanıtlayamadığı, “Haksız” olarak vazgeçtiği için, davacının davalının banka hesabına göndermiş ve davalı tarafından da aynı gün davadışı/...
Şirketi'nin (Satıcının) banka hesabına gönderilmiş olan kaparonun iadesini talebe hak kazanamayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde.
Taraflar arasında kurulan ilişkinin niteliği her ne kadar imzasız sözleşmede ekipman satışı alım satımı olarak yazılmışsa da satım değil şahsen ifa gerektiren eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bir an için dava konusu üründen kaynaklı taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi değil de satış sözleşmesi olarak atfedilse dahi bu ürün her yerde bulunan hali hazır bir ürün olmadığını, müvekkilin özel sipariş ve talepleri kapsamında hazırlanacağını, bir an için dava konusu üründen kaynaklı taraflar arasındaki ilişki eser sözleşmesi değil de satış sözleşmesi olsa dahi davalının satıcı sıfatı olmadığını, temsil yetkisi de bulunmadığını,
dava konusu ürününü mülkiyet sahibi de olmadığını, davalı taraf mülkiyetinde olmayan başkasına ait bir ürünü kendisininmiş gibi göstererek müvekkile satmaya çalıştığını, bu nedenle de eser sözleşmesi hükümleri kapsamında bilirkişinin incelemesi ile yeniden rapor alınması gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, somut olayda, satıcı tamamen değiştirilmiş olup davalının yönetimi altında da değerlendirilemeyeceğini, yüklenici iş sahibinin izni olmaksızın iş sahibi adına ve hesabına eser sözleşmesini bir başkasına devrederse, asıl eser sözleşmesine aykırı davranmış ve yetkisiz temsilci olarak hareket etmiş olacağını,
davalı tarafça satıcının aslında Borbillet olduğunun sonradan bildirilmiş olması davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, bedelin gönderilmesinden sonra taraf değişikliği yapılmaya ve bunun dayatılmaya çalışması güveni zedelediğini ve taraflar arasındaki ilişkinin devamına engel olduğunu,davalıya gönderilen bedel ister depozito/cayma akçesi ister bağlanma parası olarak nitelendirilsin her halde müvekkile iadesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, İİK 154. vd. maddelerinde düzenlenen iflas yolu ile takibe karşı yapılan itirazın kaldırılması ile borçlu şirketin iflasının istemine ilişkindir. 2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir.
Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir.Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır.Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.
156/4 fıkrada ise, iflas istemek hakkının ödeme emrinin tebliğ tarihinden bir sene sonra düşeceğine yer verilmiştir. Bu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süresinde açılmayan dava reddedilir. Ayrıca, iflas ödeme emri tebliğ edilmeden açılan takipli iflas davası dinlenemeyeceğininden, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve diğer şartlarının re’sen incelenmesi gerekecektir.
Dosya kapsamına göre; davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine ... sayılı dosyası ile ödeme dekontuna istinaden 35.000,00 USD alacağın tahsili amacıyla iflas yolu ile adi takip başlatıldığı, davalının itiraz üzerine eldeki davanın hak düşürücü süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 158.maddesinde "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66. maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir.
İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler. Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder.
Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder.Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi yer almaktadır.Takibe itiraz edildiğinden, mahkemece öncelikle itirazın kaldırılması talebi yönünden genel hükümlere göre alacağın mevcut olup olmadığı,
muaccel hale gelip gelmediği hususları incelenerek değerlendirilme yapılması gerekmektedir."İflas davasının açıldığı ticaret mahkemesinde, icra mahkemesindeki gibi sıkı şekil şatlarına tâbi bir yargılama yapılmayıp, HMK’nın genel hükümleri uygulanır.
Basit yargılama usulünün uygulanacağı iflas davasında borçlu evvelce ödeme emrine karşı ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı olmaksızın meselâ, takip konusu borcu ödemiş olduğu ya da borcun zamanaşımına uğradığı itirazını cevap dilekçesinde beyan edebilir.İflas davasında alacaklı, alacağını ispat bakımından İİK’nın 68. maddesinde tahdidi olarak sayılmış bulunan belgelerle bağlı değildir.
Alacaklı normal bir alacak davasında olduğu gibi alacağın varlığını HMK’ya göre mümkün olan her türlü delil ile ispat edebilir.Mahkemenin yapacağı inceleme sonucunda borçlunun borçlu olmadığı kanısına varılırsa iflas davasının reddine karar verilir.
İflas davasının reddi kararı maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve alacaklı iflas takibi ve davası konusu yapılmış alacak için borçluya karşı yeni bir alacak davası açamaz.Yapılan inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğu kabul edilirse borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına karar verilir. Bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edilir.
Akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkarılır.Bu depo kararı ile mahkeme, borçluya yedi gün içerisinde faiz ve icra giderleri ile birlikte borcunu ifa etmesini veya o kadar miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (m.158, II c. 2).
Borçlu yedi günlük depo süresi içerisinde faiz ve giderleri ile birlikte borcu ödemez veya mahkeme veznesine depo etmez ise, mahkemece depo kararından sonraki ilk oturumda borçlunun iflasına karar verilir." ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 21/12/2021 tarih 2019/(15)6-574 E., 2021/1710 K. Sayılı ilamı) Dosya kapsamına göre; davacının 29/03/2021 tarihinde davalı şirketin banka hesabına “... firmasındaki türbin ve yardımcı ekipman depozito bedeli -...” açıklamasıyla 35.000,00 USD gönderdiği, yine sunulan dekontlardan, davalı şirketin 29/03/2021 tarihi saat 15:45'te hesabına gelen 35.000,00 USD'yi aynı gün saat 16:41'de ...
Şti.'nin banka hesabına “santral satis peşinat” açıklamasıyla gönderdiği, davalının ticari defterleri incelendiğinde; gerek davacı tarafla ve gerekse ...şirketiyle mal/hizmete dayalı ticari bir ilişkisi olmadığı, davalı şirketin davacıdan gelen 35.000 USD'yi, bankalar hesabından kendi defterine kaydettiği, bu tutarı, “Giden Eft” açıklamasıyla ...'e aktardığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Dosyaya sunulan imzasız “Ekipman Alım ve Satış Sözleşmesi” başlıklı taslak sözleşme incelendiğinde; alıcının (XXX), satıcının....
Ltd. şirketi olarak gösterildiği, işbu sözleşmenin hem alıcı hem de satıcı tarafından akdedilmesi ve teslim edilmesinden sonra alıcı, satıcıya 85.000 USD + KDV tutarında banka havalesi yapacağı (peşin ödeme), ancak sözleşme taraflarca kararlaştırılan tarihte imzalanmadığından iyiniyet çerçevesinde bu peşin ödeme tutarına mahsuben 35.000 USD ödeme 29/03/2021 tarihinde satıcıya yapılmış olup kalan 50.000,00 USD +KDV sözleşmenin imzalandığı tarihte satıcıya ödeneceği, bu bedel aynı zamanda geri ödenemez kapora bedeli olduğu,
iş bu sözleşmede bedeli olan 850.000 USD + KDV bedelinden peşin ödeme tutarı düştükten sonra bakiye 765.000 USD lik tutardan. A grubu ekipmanlarının sökülmeye başlanacağı 20.04.2021 tarihinde 267.500 USD, B grubu ekipmanların sökülmeye başlanacağı 01.06.2021 tarihinde 267.750 USD, C grubu ekipmanlarının sökülmeye başlanacağı 01.07.2021 tarihinde 229.500 USD olarak ödeneceği, alıcı tarafın hem peşin ödemeyi ve hem de kapanış ödemesini, “.. Ltd.
Şti”'nin ...bank ...nolu iban hesap numarasına yapacağı belirtilmiş olup akabinde davalı şirket yetkilisinin...'ın 16/04/2021 tarihinde gönderdiği e-posta da sözleşme taslak metninde, satıcı bölümünde davalı şirketin unvanı yerine... şirketinin unvanı, sözleşmede kararlaştırılan tutarların gönderileceği banka hesabı bilgileri olarak da ... şirketinin banka hesap bilgileri yazıldığı görülmüştür.
Taraflarca dosyaya sunulan e-posta yazışmaları dökümlerinden, tarafların buhar türbini ve ekipmanlarının satışı konusunda 14/02/2021 tarihinden 28/04/2021 tarihine kadar muhtelif tarihlerde e-posta yazışmaları gerçekleştirdiği, dava konusu depozito bedelinin gönderilmesine kadar geçen süreçte, davadışı/... şirketi nezdinde bulunan malların satışına ilişkin olarak davalı tarafından, davacı ile pazarlık ve anlaşma yapmak üzere iletişim kurulduğu, davacı tarafından depozito bedeli gönderilirken de ilgili dekontta işbu hususa ilişkin açıklamaya yer verilmiş olduğu,
depozito bedeli gönderilene kadar davalı şirketinin, satıcı gibi hareket ettiği, davalı tarafından davacının ortağı olduğu anlaşılan ...'a 07/04/2021 tarihinde gönderilen e-mail de; satışı planlanan buhar türbinleri ve yardımcı ekipmanların yeni sahibi ... şirketi olduğu, ...'un tüm ekipmanları ...'den geçtiğimiz yıl aldığını, sözleşmede yazıldığı gibi tüm ekipmanları direkt ...'dan satın alacağını bildirilmesi üzerine, davalı tarafından davacı tarafa gönderilen e-mail ekindeki taslak sözleşmede satıcının unvanının değiştirildiği görülmüştür.
Akabinde davalı tarafından davacıya gönderilen 24.04.2021 tarihinde; “...Bey Merhaba, ...Sizin gönderdiğiniz şekliyle artık son aşamaya gediğimize göre artık ilerleyebiliriz. Bu görüşmeyi, yapılan değişiklikleri kaydederek son sürüm olarak ekte gönderiyorum. Sizin şirket bilgilerinizin de ilave edilmesi gerekiyor. Sözleşmeyi bu şekilde ...'e gönderdim. Yorumunu bekliyorum.
Önümüzdeki hafta başı için ... ile ortak bir toplantı yapıp imza aşamasına getirelim”, 28/04/2021 tarihinde “... Bey, güzel haber ... Sözleşmeyi onayladı. Artık imzaya açabiliriz. Bugün akşama kadar müsaitseniz whatsapp üzerinden 3'lü görüşme organize etmek istiyorum. Tanışma ve sona kalan ilave 2 adet soğutma kulesi pompası ve yangın hidrat pompası konusunu da konuşuruz." şeklinde e-mailler gönderildiği anlaşılmıştır.
Görüldüğü üzere taraflar arasında buhar türbini ve ekipmanların satışı konusunda sözleşme öncesinde bir takım görüşmeler ve sözleşme taslakları hazırlanmış ise de gerek davaya konu 35.000 USD'nin gönderildiği tarihte gerekse de ilerleyen zamanlarda taraflar arasında akdedilmiş bir yazılı veya sözlü sözleşme bulunmamaktadır.
Mahkemece her ne kadar davacının söz konusu malları satın almaktan “haklı” olarak vazgeçtiğini kanıtlayamadığını, "haksız” olarak vazgeçtiği için, davacının davalının banka hesabına göndermiş ve davalı tarafından da aynı gün davadışı/...
Şirketi'nin (satıcının) banka hesabına gönderilmiş olan kaparonun iadesini talebe hak kazanamayacağına karar verilmiş ise de yukarıda ifade edildiği üzere taraflar arasında akdedilmiş yazılı veya sözlü sözleşme bulunmadığından davacı yan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği taslak sözleşme uyarınca iyiniyet çerçevesinde yapmış olduğu ön ödemeyi talep etme hakkı bulunmaktadır.O halde somut olayda; hukuki sorumluluğun davalı şirkete mi yoksa dava dışı ... şirketine mi yöneltilmesi gerektiği tartışılması gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre, başlangıçta davalı kendisini satıcı gibi göstermiş, sözleşme taslağında satıcı bilgileri davalı olarak yer almış, davaya konu ön ödeme de davacı tarafından davalı hesabına yatırılmıştır.
Ön ödeme yapıldıktan sonra satıcının davadışı ... olduğu davacı tarafça öğrenilmiş, akabinde düzenlenen taslak metinde satıcı bilgileri... olarak güncellenmiş ise de dava dışı ...'in davacıya karşı sorumluluğu yönünden söz konusu satış işlemi konusunda davalıya verilmiş bir temsil yetkisi bulunması elzemdir.Bir kimsenin, hüküm ve sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin ad ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisine temsil denir (Eren, F..
Borçlar Hukuk Genel Hükümler, 22. Baskı, Ankara 2017, s. 444).Temsil hâlinde işlem temsilci tarafından temsil olunanın nam ve hesabına yapıldığından hukuki işlemin tarafı, doğrudan doğruya temsil olunandır.Temsilci hukuki işlemi temsil olunanı hiç söylemeden kendi adına yaptıktan sonra bu işlemden doğan hak ve borçları temsil olunana nakledebileceği gibi (dolaylı temsil), hukuki işlemi yaparken bu işlemi doğrudan temsil olunan nam ve hesabına da (doğrudan temsil) yapabilir.Temsilin söz konusu olabilmesi için temsilcinin hukuki işlemi/muameleyi temsil olunan adına yapması, bunu diğer tarafa bildirmesi,
temsilcinin temsil yetkisinin bulunması veya temsil olunanın sonradan yapılan hukuki işleme icazet vermesi gereklidir. Bu noktada, mümessil tarafından yapılan hukuki işlemden doğan hak ve borçların temsil edilene ait olabilmesi için gerekli en önemli unsur; mümessilin, temsil edilen adına hukuki işlem yapmaya yetkili olmasıdır.
Temsil yetkisi, temsil olunanın temsilciye, kendisini üçüncü kişiler nezdinde temsile yetkili olduğunu bildiren bir irade beyanıdır.Temsil ilişkisinin meydana gelmesi için yetki beyanının temsilcinin hakimiyet alanına ulaşması yeterlidir.
Doğrudan doğruya temsilin söz konusu olabilmesi için gerekli olan temsil yetkisinin olmaması hâlinde, temsil olunanın sonradan icazet vermesi bu noksanlığı tamamlar ve bu icazetle temsilci ile temsil olunan arasındaki temsil ilişkisi ispatlanmış olur. Temsil yetkisinin olmaması ve temsil olunanın icazet vermemesi hâlinde hukuki muamele kesin olarak hükümsüzdür.
Temsil olunan ve temsilci, hukuki işlem ile bağlı değillerse de yetkisiz temsil ile işlem yapan temsilcinin üçüncü kişinin zararını karşılamak ile yükümlü olduğu açıktır (HGK'nun 22.09.2010 tarih ve 2010/13-414 E., 2010/412 K.) Bu husus TBK'nun 46. maddesinde.
"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur." şeklinde ifade edilmiştir.
Aynı yasanın 47. Maddesinde de temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması halinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden isteyebileceği düzenlenmiştir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde;
taraflar arasında söz konusu satış işleminin yapılması/görüşülmesi konusunda dava dışı ...şirketi tarafından, davalı şirkete verilmiş bir temsil yetkisine yada sonradan yapılan işlemlere icazet verdiğine dair dosya kapsamı itibariyle bilgi ve belge bulunmamaktadır.Bu itibarla davacının,
sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı yana göndermiş olduğu bedeli davalıdan talep edebileceği gözetilerek borçlunun itirazının kesin olarak kaldırılmasına ve akabinde davalı borçluya takip konusu borcu ödemesi için İİK'nın 158. maddesine uygun olarak bir depo kararı çıkartılmasına karar verilmesi gerekirken hukuki yanılgı ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne;
kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine, dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜ M
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile,İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/05/2024 tarihli ve 2022/159 Esas 2024/320 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın,Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine,4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, E. 2024/1022, K. 2025/483, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama