KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2024
- Dosya no
- 2022/858
- Karar no
- 2024/1221
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/01/2021
- Numarası
- 2019/230 Esas, 2021/91 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı yüklenici, davalı iş sahibi ile aralarında ticari ilişki olduğunu, davalı için fason üretim yaptığını, kedisine verilen siparişleri zamanında davalıya teslim ettiğini, fatura düzenlediğini ancak 185.347,56 TL cari hesap alacağı olduğunu, takip başlattığını belirterek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı iş sahibi, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 15.09.2017 tarihli satım sözleşmesi ve eklerine dayandığını, davacının süreç içerisinde verilen siparişlere hiç başlamadığını yada geç teslim ederek davalının zararına sebebiyet verdiğini bu yüzden alacaklı konumda olduğunu iddia ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde olduğu, davalının geç teslim iddiasına konu malların davacı tarafından davalıya teslim edilmediği, bu ürünlerin üretimine ilişkin kayıtların davacının defterinde yer almadığı, sipariş iptali sebebiyle ise davalının kar mahrumiyetinin 43.433,90 TL olduğu, davacının alacağından mahsubu sonucu davacı alacağının 141.913,64 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında, , davalının kar mahrumiyeti zararının doğru olmadığını gecikmelerden davalının kusurlu olduğunu, mail yazışmalarından bu durumun belli olduğunu, davalının kar kaybına sebebiyet veren ürünleri diğer firmalara üretebilecekken basiretli tacir gibi davranmayarak bunu yapmadığını, davalının zararı olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinafında, davacının anlaşma gereği edimlerini hiç yada zamanında yerine getirmediğini, sözlü olarak bir çok kez uyarıldığını, 2. Ek bilirkişi raporunun sonuç bölümüne göre davalının borcu olmadığının tespit edildiğini, davacının iki ürünün gecikmesinden dolayı ürünlerin iptaline sebebiyet verdiğini ve bu ürünlerin başka firmadan teslim alındığını, bedellerinin ödendiğini, mahkemenin ticari sözleşme hükümlerini yok sayarak karar verdiğini, sözleşmenin 8.2 maddesinin uygulanması gerektiğini, terditli hesaplamaya göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, cevap dilekçesindeki itirazların dikkate alınmadığını,
eksik inceleme ile karar verildiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı yüklenici, davalı ile yapılan sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini belirterek davaya konu takiple cari hesap alacağının tahsilini talep etmiş, davalı iş sahibi ise davacının işi süresinde teslim etmediğini, gecikme nedeniyle iptal edilen siparişlerin başka firmadan temin edilmesi nedeniyle zarara uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece işin gecikmesi nedeniyle davalının uğradığı kar mahrumiyeti zararı da davacı alacağından mahsup edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı iş sahibi iptal edilen ürünlerin bedelini mahsup itirazı olarak talep etmiş ise de diğer zarar kalemlerine ilişkin haklarını saklı tutmuştur.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.2 maddesi, "....siparişin iptal edilmesi halinde ... ( iş sahibi) ürünün perakende satış fiyatını satıcıdan( yüklenici) tahsil etme imkanına sahiptir. " şeklinde düzelenmiştir. Buna göre, davalının da davacıdan sözleşmenin 8.2 maddesi hükmü uyarınca iptal edilen siparişler nedeniyle 186.541,26-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının defterine göre davalıdan 185.347,00TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterine göre ise davalının davacıdan 1.193,72TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, aradaki farkın davacının süresinde teslim etmediği ve davalının bu ürünlerin iptali sebebiyle davacıya yansıttığı faturalardan kaynaklandığı belirlenmiştir.
Yani bilirkişi raporunda yansıtma faturası(kar mahrumiyeti) dikkate alınmadığında taraf ticari defterlerine göre davacının davalıdan alacağının bulunmadığı belirlenmiştir. Dosya kapsamına göre, davalı iş sahibi, iptal edilen ürünlerin bedelinin mahsup kapsamında değerlendirilmesini istemiş, mahkemece, talep olmadığı halde davalı iş sahibinin kar mahrumiyetine yönelik zararı da davacı alacağından mahsup edilmiştir.
Oysa ki, davalı iş sahibi diğer zarar kalemleri yönünden hakkını saklı tutmuştur. O halde, mahkemece alınan bilirkişi heyet raporuna göre davacının davalıdan alacağı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine dair yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/858, K. 2024/1221, 13 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama