KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2024
- Esas no
- 2022/859
- Karar no
- 2024/2024
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 21/12/2021
- Numarası
- 2018/1133 Esas - 2021/823 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
1.567 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 28.10.2012 tarihinde davalı 01.04.2012 – 2013 vadeli ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araçta yolcu konumunda iken meydana gelen kazada, müvekkillerinin desteği ... ile ... ve ...'in vefat ettiğini, müvekkillerinin desteği ...’in vefatı sebebi ile davalı sigorta şirketinin ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında teminat limiti dahilinde sorumlu olduğunu, iş bu kazaya ilişkin kazaya sebebiyet veren araç ZMMS sigortacısı ...
Sigorta A.Ş. aleyhinde açılan İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/964 Esas sayılı dosyasından alınan 02.11.2015 tarihli aktüer rapor kapsamında müvekkillerinin hak kazanacağı tazminat miktarının 412.239,85 TL olacağının tespit edildiğini, bu kapsamda ZMMS poliçe limiti olan 225.000,00 TL dışında kalan ve karşılanmayan zarar bakımından hak sahipleri müvekkilleri için proporsiyon hesabı yapıldığını ve ... için 62.741,50 TL, ... için 12.884,75 TL, ... için 14.973,00 TL, ... için 9.400,75 TL tazminata hak kazanacakları tespit edildiğini,
müvekkilleri bakımından ihtiyari mali mesuliyet poliçe limiti olan 100.000,00 TL’nin fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla davalıya başvuru tarihi olan 12.11.2015 tarihinden 8 işgünü sonrası olan 25.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
kabul anlamına gelmemekle birlikte kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat kapsamına alındığını, teminatları poliçenin ön yüzünde kayıtlı olup sorumluluklarının genel ve özel şatlar dahilinde poliçede yazılı limit ile sınırlı olduğunu, kaza tarihi itibariyle trafik sigorta poliçesinin kişi başı teminat limiti 225.000,00-TL olduğunu, davacı taraf, alacağını aktüer raporuna dayandırarak işbu aktüer raporunda tazminatın 412.239,85-TL olarak hesap edildiğini, rapor kabul anlamına gelmemekle birlikte,
müteveffaların üç kişi olması sebebiyle trafik sigorta poliçesinin teminat limiti 225.000x3 = 675.000,00-TL olduğu tespit edildiğini, trafik sigorta poliçesinin teminat limiti iddia edilen zararın tamamını karşılar nitelikte olduğunu, şirket kayıtları incelendiğinde davacı tarafın müteveffaların desteğinden yoksun kaldığını beyan ederek bir başvuruda bulunduklarına dair bir evrak tespit edilmediğini, bu yönüyle davacı taraf talepleri hukuk ve yasaya aykırı olup davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, " 1-Davacı eş ... yönünden. 53.498,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den tahsili ile davacı ...’e verilmesine,2-Davacı baba ... yönünden. 10.945,87 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den tahsili ile davacı ...’e verilmesine3-Davacı çocuk ... yönünden.
14.266,72 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den tahsili ile davacı ... ’e verilmesine,4-Davacı çocuk ... yönünden. 11.839,31 TL destekten yoksun kalma tazminatının 07.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... Sigorta A.Ş.’den tahsili ile davacı ...’e verilmesine, " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının sorumlu olduğu miktar 100.000 TL olmasına rağmen yerel mahkeme kararında davalının tüm teminat limiti kadar sorumlu tutulmaması hatalı olup, hükme esas alınan bilirkişi raporu güncel asgari ücretler esas alınmadığını, hükme en yakın veriler esas alındığında teminat limitini aştığını, ihtiyari dava arkadaşlığı gereğince her bir davacı için lehe ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmolunmamasının hatalı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Davayı ve talepleri kabul anlamına gelmemekle birlikte kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat kapsamına alındığını, teminatların poliçenin ön yüzünde kayıtlı olup sorumluluğu genel ve özel şatlar dahilinde poliçede yazılı limit ile sınırlı olduğunu, eldeki davaya konu talep zaman aşımına uğramış olup davanın zaman aşımından reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, ihtiyari mali mesuliyet teminatının devreye girebilmesi için öncelikle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin limiti tüketilmiş olması gerektiğini,
Trafik Sigorta Poliçesinin teminat limiti iddia edilen zararın tamamını karşılar nitelikte olduğunu, taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığının, araştırılmalı, hatır taşıması olduğunun anlaşılması halinde hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından uygun oranda indirim yapıldıktan sonra poliçe limiti dikkate alınarak karar verilmesi gerektiğini,
dosya içeriği belgelerden anlaşılmamakla birlikte şayet müteveffanın kusurlu davranışı ile ölüm olayı meydana geldi ise müteraffik kusur indiriminin yapılması gerektiğini yine 01.06.2015 tarihinde genel şartlarda yapılan değişiklik ile yeni düzenleme çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini, davacı taraf, hem SGK tarafından, hemde müvekkil şirketten alacağı ödeme ile tazminatı mükerrer almış ve sebepsiz yere zenginleşmiş olacağını, ek bilirkişi raporu incelendiğinde garameten hesaplamanın yapılmadığını, eldeki davaya konu kazada üç kişi vefat ettiğini,
en basit hesaplamaya göre poliçe limitinin 100 bin TL ile sınırlı olması sebebiyle kişi başı düşen limit 100.000, / 3 = 33.333,33-TL olduğunu, aksi yöndeki bilirkişi raporu hatalı olup hükme esas alınmaması gerektiğini, dava dışı hak sahiplerinin payları ayrılması gerektiğini, daha önce usulüne uygun başvuru yapılmadığından faiz başlangıç tarihi dava tarihi olan 05/12/2018 tarihi olabileceğini, belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
Dosya kapsamından, 28.10.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacıların yakını ...’in vefat ettiği, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/964 Esas sayılı dosyasında davacılar tarafından zorunlu trafik sigortacısı ...
Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davadas gerekçeli karar içeriğine nazaran, poliçe teminat limitinin 225.000,00 TL olduğu, hesaplanan zararın bu teminat limitini aştığından, aşan kısmının davalı İMMS sigortacısından talep edildiği anlaşılmıştır.KTK'nın 109/2.maddesine göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 28/10/2012 tarihi ile dava tarihi olan 05/12/2018 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. Dosya kapsamından hükme esas alınan aktüerya raporunun istinaf talep eden davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile tebliğ edildiği halde davalı vekilinin süresi içerisinde rapordaki hesaplamanın TRH2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faize göre belirlendiği yönünde itiraz etmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda HMK'nın 281. maddesi çerçevesinde aktüerya raporunda ki hesaplama bakımından davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gibi HMK'nın 357/1. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar ve savunmalar dinlemeyeceğinden aktüerya raporunda ki TRH2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faize göre belirlendiği yönündeki hesaplamaya ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Yine SGK dan rücuya tabi ödeme alınmadığına ilişkin yazı cevabına göre bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde değildir.
Kabule göre mahkemece, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporunda, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/964E. sayılı dosyasında karar tarihi itibariyle ve o dosyadaki verilere göre hesaplama sonucu ZMMS limiti 225.000 TL ve o dosyadaki raporda hesaplanan tazminata göre ZMMS limitini aşan miktar 160.808,81 TL hesaplanmış olup İMMS limiti kaza başına bedeni zarar 100.000 TL olduğundan bu limitin de üzerinde kaldığı ve paylaştırıldığı görülmüştür.
Bu durumda, davacı tarafça ZMMS limitini aşan kısım için talepte bulunulduğuna göre, davalı vekilinin maddi zarara ilişkin taleplerin öncelikle ZMMS poliçesinden karşılanması gerektiğine ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiş ancak dava dilekçesinde davacı eş ... için 62.741,50 TL talep etmesine rağmen ıslahını ilk bilirkişi raporu doğrultusunda tüm davacılar için yapmış ancak bu davacı için dava dilekçesindeki talebini ıslahla düşürmesi ve mahkemece bu miktara ( 2. bilirkişi raporu hükme esas alınmış ancak Bircan için ıslahla bağlı kaldığından toplam limitin altında kaldı) karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı taraf yargılama sırasında savunmasında ve hesap bilirkişi raporuna itirazlarında kazada birden fazla kişinin vefat ettiğini garameten paylaştırma yapılması gerektiğine ilişkin itirazlarının tartışılmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Bu durumda kaza ile ilgili ceza dosyasının da getirtilerek kazada kaç kişinin yaralandığı ve vefat ettiği belirlenerek poliçe limitini aşan tazminat oluşmuşsa davalı savunması üzerinde durularak yine müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi gerekip gerekmediği de tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine ve aleyhine hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücreti verilmesi gerekir.
Bu bakımdan davacılar yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Mahkemenin gerekçesinde faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olduğu belirtilmiş ancak dava tarihi yerine farklı tarih yazılması da doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/859, K. 2024/2024, 28 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama