KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- Dosya no
- 2022/904
- Karar no
- 2024/648
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/10/2020
- Numarası
- 2018/1305 Esas, 2020/559 Karar
- Dava
- Sözleşmenin İptali
- Dava tarihi
- 27/12/2018
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/12/2018
- Davanın konusu
- Sözleşmenin İptali
Karar Metni
2.255 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında Beylikdüzü ilçesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerine D,E,F,G ve H blokların kaba inşatının yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, akabinde de bir çok ek protokoller yapıldığını, bu protokollerden 24/02/2016, 12/05/2016, 01/12/2016,19/04/2017 ve 28/03/2018 tanzim tarihli portokollerin müvekkiline tehdit ve baskılar ile imzalatıldığını ileri sürerek 24/02/2016, 12/05/2016, 01/12/2016, 19/04/2017 ve 28/03/2018 tanzim tarihli portokollerin iptali ile fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 500.000,00 TL’nin taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının, müvekkilinin taşeronu olarak iş yaptığının doğru olduğunu, müvekkili ile davacının 11/06/2015 tarihli sözleşme ile iş yapmak üzere anlaşıtıklarını, ancak davacının ödemeleri zamanında yapmaması nedeniyle noter aracılığı ile ihtar çekildiğini, bilahare görüşmeler sonucunda yeni ek protokoller yapıldığını, ancak davacının bu porokoller de uymadığını, davacının üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmediğinden sözleşme uyarınca teminat olarak alınan senetlerin Bakırköy ....
İcra müdürlüğünün ... ve ... icra müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyaları ile icra takibine konu edildiğini, davacanın iddialarının doğru olmadığını ve haksız olarak bu davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Birleşen Bakırköy 1.ATM 'nin 2018/1307 esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi ... pafta, ... Ada, ... parsel üzerinde bulunan ...
Evleri Projesini kapsamımında D,E,F,G,H bloklarının kaba yapılması işi ve teknik şarname doğrultusunda diğer imalat işlerinin yapılması konusunda anlaşma yapıldığını, birçok sözleşme ve ek protokeler yapılarak dava konusu oluşturulan teminat senedinin tanzim edildiğini, ek sözleşmelerinin şirket yetkililerinin tehdit edilmesi ve zorlanmıs neticesinde imzalandığını, bu nedenle ek protokollerin iptali amacıyla dava açıldığını, müvekkili şirket tarafından verilen 02/01/2019 vade tarihli, 600.000,00 TL bedelli bononun teminat amaçlı verildiğini, bu bakımdan ilgili bononun teminat senedi olduğunu, kambiyo senedi vasfında olmadığını,
müvekkilinin davalıya bono da belirtilen şekilde bir borcunun bulunmadığını belirterek senet hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, cevap dilekçesi ibraz etmediğinden davayı inkar etmiş sayılmıştır.
Birleşen Bakırköy 5.ATM 'nin 2019/513 esas sayılı dosyasında davacı vekili, taraflar arasında düzenlenen esas ve ek sözleşmelerle müvekkilinin Beylikdüzü ilçesi ... ada ... parselde bulunan imalatların yapılması işini davalıya verdiğini, bu kapsamda 28.03.2018 tarihli ek protokol kapsamında iki adet 100.000 TL bedelli teminat bonosunun davalıya verildiğini, sözleşmelerin irade fesadı altında imzalandığının tespiti ile iptali için Bakırköy 4. ATM'nin 2018/1305 Esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığını, bonoların da tehdit altında verildiğini, ileri sürerek, Bakırköy ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu iki adet bono nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller kapsamında bonoların müvekkiline verildiğini, davacının sözleşmede tahrifat yaptığını, davanın kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Mahkemece, Asıl dava yönünden; dava konusu protokol tarihlerinin 24/02/2016, 12/05/2016, 01/12/2016, 19/04/2017 ve 28/03/2018 olduğu,
davacı şirket yetkilisinin savcılığa şikayet tarihinin 20/02/2018 ve iş bu dava tarihinin 27/12/2018 tarihi olduğu nazara alınacak olursa bir yıllık hak düşürücü sürenin ilk iki protokol için geçtiği, dinlenen tanıkların iptali talep edilen protokollerin bizzat baskı ve tehdit altında imzalatıldığına ilişkin doğrudan bir beyanları olmadığı, konu ile ilgili yapılan şikayet hakkında da Büyükçekmece CBS 'nin 2018/9691 soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
ayrıca söz konusu protokollerin tanzim tarihleri arasındaki süreler nazara alındığında protokollerin uzun bir süreçte peyder pey imzalandıkları, bu kadar uzun süreli bir baskı ve tehdide karşı davacının basiretli tacir olarak yasal yollara başvurarak sonuç alabilecek iken başvurmayıp yeniden protokol imzalaması karşısında, davacının tehdit ve baskı altında protokolleri imzaladığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,
bu nedenle asıl davanın reddi gerektiği, Birleşen Bakırköy 5. ATM 'nin 2019/513 esas sayılı dosyasına konu iki adet bononun taraflar arasındaki 28/03/2018 tarihli protokolün 3/3 maddesine göre verilen teminat bonoları olduğu ileri sürülmüş ise de bu bonoların taşeron bakiye alacağına karşılık olarak verildiğinin protokolün 3/4 ve 3/5 maddeleri ile sabit olduğu,
Birleşen Bakırköy 1. ATM 'nin 2018/1307 esas sayılı dosyasına konu 600.000,00 TL bedelli bononun, protokolün 3/2 ve 3/3 maddeleri kapsamında, daha önceki sözleşmelerde mutabık kalındığı üzere iş verenin taşerona devir edeceği A 1 Blok 3 nolu bağımsız bölümün devrine engel hukuki imkansızlığının 30/07/2018 tarihine kadar giderilememesi halinde taşeronun uğrayacağı zararı teminat altına almak amacıyla iş verenin taşerona vereceği teminat bonosu olduğu,
protokolün 3/3 maddesine göre A 1 Blok 3 nolu bağımsız bölüm 30/07/2018 tarihine kadar taşerona devredilmezse, artık taşeronun 600.000,00 TL bedelli bononun tahsilini talep edebileceği ve bağımsız bölüm üzerinde hiç bir hakkı kalmayacağı, tapu kayıtlarına göre A1 Blok 3 nolu bağımsız bölüm tapusu davalıya devredilmediğinden davalının dava konusu bono nedeniyle davacıdan alacaklı olduğu,
davacı tarafça birleşen davalara konu protokolün zorlama ve tehdit yoluyla imzalatılarak senetlerin alındığı iddia edilmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere bu iddianın da davacı tarafça ispatlanamadığından birleşen davalara konu bonoların geçerli olan protokol kapsamında taşeronun alacağına karşılık verildiği kabul edilerek birleşen davaların reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Davacı-birleşen davacı vekili istinafında, Mahkemece kurulan gerekçeli kararda Yargıtay içtihatlarına göre, irade sakatlığı hallerinin her türlü delille ispat edilebileceği belirtilmişse de dosya kapsamında dinlenen tanıkların, müvekkili şirket yetkililerine davalı şirket yetkililerince korkutma ve tehditte bulunduğu hakkındaki net ve açık beyanlarının yok sayıldığını, taraflar arasında yapılan işteki bedellerin davalı şirketçe daha da yükseltilmek istenmesi haricinde bir uyuşmazlık bulunmadığı sabitken,
karşı yanca başka bir uyuşmazlık sebebi de ortaya koyulmamışken bu anlamda ilgili tehdit ve korkutma cümlelerinin ve fiziki müdahalelerinin doğrudan dava konusu protokollere yansıyan fahiş bedellerin kabul ettirilmesine yönelik olduğu çok net olmasına rağmen, tanık beyanlarıyla da tehdit ve korkutmalar sabit olarak ortaya koyulmuşken Mahkemece bu tehditlerin dava konusu protokollerin imzalatılmasına yönelik olmadığı şeklinde hatalı hüküm kurulduğunu, Mahkeme yalnızca iptalini talep ettikleri protokollerin tanzim tarihlerine bakarak 1 yıllık hak düşürücü sürenin yalnızca son iki protokol bakımından geçmediği,
diğer protokoller bakımından hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu belirtilmiş ise de Türk Borçlar Kanunu 39. Maddesinde diğer irade sakatlığı hallerinden farklı olarak korkutmada süre başlangıcının korkutmanın ortadan kalktığı, kişinin hür iradesiyle hareket imkanına kavuştuğu an olarak belirlendiğini, müvekkiline arka arkaya korkutma ile 5 ek protokol imzalatan davalı şirket yetkilisinin korkutma baskısının, irade sakatlama kastının ilk protokolden son protokolün imzalanmasından sonra bir süre daha devam ettiğini, zaten dava konusu edilen protokollerin de birbirleriyle bağlantılı olarak imzalandığını,
tüm protokoller bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin son protokolün imzalanmasından sonraki sürecin sonunda işlemeye başladığını, bu durumda da hiçbir protokol bakımından 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 74. Maddesine göre hukuk hakiminin ceza mahkemesinin beraat kararıyla dahi bağlı olmadığını, somut durumda ise davalı şirket yetkilisi hakkında bir ceza yargılaması dahi yapılmadığını, şikayetin savcılık aşamasında takipsizlikle sonuçlandığını, bu takipsizlik kararının hukuk hakimini bağlamayacağını,
buna rağmen Mahkemenin davalı şirket yetkilisi hakkında verilen takipsizlik kararını kendisi için bağlayıcı saydığını ve dosyadaki net ve açık tanık beyanlarını takipsizlik kararı ile yok saydığını, Mahkemenin, basiretli bir tacirin uzunca bir süre korkutmayla ilgili yasal yollara başvurmamasını hayatın olağan akışına aykırı olarak görmesinin de hatalı bir bakış açısı olduğunu,
1 yıllık hak düşürücü süreye ilişkin açıklamalarında belirttikleri üzere müvekkilinin uzunca bir süre davalı şirket yetkilisinin korkutmasına maruz kaldığını ve bu etkiden kurtulur kurtulmaz 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeden hem savcılık şikayetinde bulunduğunu hem de huzurdaki dava ile ek protokollerin iptalini talep ettiğini, birleşen davalara konu senetlerin 28/03/2018 tarihli Ek Protokol'ün 3.3 ve 3.5 maddelerinden anlaşılacağı üzere teminat olarak verildiklerini, bu protokol maddelerinin emsal Yargıtay kararlarına göre senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldıran,
illetten mücerretliği sona erdiren yazılı delil niteliğinde olduğunu, ayrıca söz konusu ek protokolün de korkutma ile imzalatıldığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarından da anlaşılacağı üzere teminat olarak verildiği yazılı deliller ile ispat edilmiş senetlere dayanılarak takip başlatılamayacağını ve teminat niteliğindeki senet dolayısıyla borçlu olunmadığı şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, davalı vekilinin 12/06/2020 tarihli dilekçesinde birleşen 2018/1307 E. sayılı dosyaya konu 600.000,00 TL'lik senedin teminat senedi olarak verildiğine dair Mahkeme içi ikrar niteliğinde,
HMK anlamında kesin delil olarak sayılması gereken "Senetlerden 600.000,00 TL A1-3 nolu dairenin devri için alınan teminat senedidir." şeklinde bir beyanı da bulunduğunu, değinmiş oldukları emsal Yargıtay kararları uyarınca taraflarınca senetlerin teminat senedi olduğunu gösterir, davalı şirket imzasını taşıyan Ek Protokoller dosyaya sunulmuş olmasına rağmen ve hatta birleşen 2018/1307 E. sayılı dosya bakımından davalı vekilinin 12/06/2020 tarihli dilekçesiyle açıkça mahkeme içi ikrarda bulunarak 600.000,00 TL'lik dava konusu senedin teminat amaçlı verildiğini ikrar ettiği,
bu hususun uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığı ortaya koyulmuş olmasına rağmen Mahkemece kurulan gerekçeli kararda bu senetlerin alacak karşılığı verildiğinin belirtildiğini belirterek, asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen kararların kaldırılarak üç dava bakımından da davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Davacı-birleşen davacı taşeron, davalı-birleşen davalı iş sahibidir. Asıl dava, taraflar arasındaki Beylikdüzü İlçesi, ... pafta, ... Ada, ... parsel üzerinde bulunan ...
Evleri Projesini kapsamımında D,E,F,G,H bloklarının kaba yapılması işi ve teknik şarname doğrultusunda diğer imalat işlerinin yapılmasına ilişkin 06/11/2015 tarihli taşeronluk sözleşmesinin revize edilmesine ilişkin 24/02/2016, 12/05/2016, 01/12/2016, 19/04/2017 ve 28/03/2018 tanzim tarihli protokollerin tehtid ve baskı ile imzalatıldığı iddiasıyla iptaline ve bu sözleşmelere bağlı olarak ödenen 500.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi istemine.
Birleşen Bakırköy 5.ATM 'nin 2019/513 esas sayılı dosyasındaki dava, yukarıda belirtilen 28/03/2018 tanzim tarihli ek protokol kapsamında davalı tarafa verilen iki adet 50.000,00'er TL'lik bonoların teminat bonosu olduğundan bahisle menfi tespit talebine.
Birleşen Bakırköy 1.ATM 'nin 2018/1307 esas sayılı dosyasındaki dava ise, yukarıda belirtilen 28/03/2018 tanzim tarihli ek protokol kapsamında davalı tarafa verilen bir adet 600.000,00 TL bedelli bononun teminat bonosu olduğundan bahisle menfi tespit talebine ilişkindir.
Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı tarafça, asıl davaya konu 24/02/2016, 12/05/2016, 01/12/2016, 19/04/2017 ve 28/03/2018 tarihli ek protokollerin tehdit ve baskı altında imzalatıldığını iddia edilmiş ise de davacı şirket yetkilisinin bu hususta savcılığa şikayet tarihinin 20/02/2018, asıl dava tarihinin ise 27/12/2018 olduğu dikkate alındığında TBK'nın 39. Maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin ilk iki protokol için geçmiş olduğu,
dinlenen iki davacı tanığının, davacı şirket yetkilisi ile davalı şirket yetkilisinin dava konusu inşaatın yapımı sürecinde kavga ettiklerine, davalı şirket yetkilisi ... ve kardeşi ile babasının inşaat mahallinde gezdikleri sırada davacı şirket yetkilisi ...'ı fiyat farkını vermezsen asarız, keseriz şeklinde tehdit ettiklerine dair anlatımları mevcut ise de, iptali talep edilen protokollerin bizzat baskı ve tehdit altında imzalatıldığına ilişkin doğrudan bir beyanları bulunmadığı,
kaldı ki konu ile ilgili yapılan şikayet üzerine Büyükçekmece CBS 'nin 2018/9691 soruşturma nolu dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, ayrıca, söz konusu protokollerin tanzim tarihleri arasındaki süreler dikkate alındığında protokollerin uzun bir süreçte peyder pey imzalandıkları, bu kadar uzun süreli bir baskı ve tehdide karşı davacının basiretli tacir olarak yasal yollara başvurarak sonuç alabilecek iken başvurmayıp yeniden protokol imzalaması karşısında, davacının tehdit ve baskı altında protokolleri imzaladığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,
Birleşen Bakırköy 5. ATM 'nin 2019/513 esas sayılı dosyasına konu iki adet bononun taraflar arasındaki 28/03/2018 tarihli protokolün 3/3 maddesine göre verilen teminat bonoları olduğu ileri sürülmüş ise de bu bonoların taşeron bakiye alacağına karşılık olarak verildiğinin protokolün 3/4 ve 3/5 maddeleri ile sabit olduğu, zaten bu iki bonoda teminat senedi ibaresine de bulunmadığı, protokolde de teminat olarak verildiklerine dair bir kayıt bulunmadığı,
Birleşen Bakırköy 1. ATM 'nin 2018/1307 esas sayılı dosyasına konu 600.000,00 TL bedelli bononun, protokolün 3/2 ve 3/3 maddeleri kapsamında, daha önceki sözleşmelerde mutabık kalındığı üzere iş verenin taşerona devir edeceği A 1 Blok 3 nolu bağımsız bölümün devrine engel hukuki imkansızlığının 30/07/2018 tarihine kadar giderilememesi halinde taşeronun uğrayacağı zararı teminat altına almak amacıyla iş verenin taşerona vereceği teminat bonosu olduğu,
protokolün 3/3 maddesine göre A 1 Blok 3 nolu bağımsız bölüm 30/07/2018 tarihine kadar taşerona devredilmezse, artık taşeronun 600.000,00 TL bedelli bononun tahsilini talep edebileceği ve bağımsız bölüm üzerinde hiç bir hakkı kalmayacağı, tapu kayıtlarına göre A 1 Blok 3 nolu bağımsız bölüm tapusu davalıya devredilmediğinden davalının dava konusu bono nedeniyle davacıdan alacaklı olduğu, Mahkemece bu doğrultuda yapılan "teminatın şartlarının gerçekleştiğine" dair değerlendirmeye karşı ayrıca ve açıkça bir istinaf itirazında bulunulmadığı, sadece tehdit iddiasının dile getirildiği,
davacı tarafça birleşen davalara konu protokolün zorlama ve tehdit yoluyla imzalatılarak senetlerin alındığı iddia edilmiş ise de yukarıda belirtildiği üzere bu iddianın da davacı tarafça ispatlanamadığı, Mahkemece de bu tespit ve değerlendirmeler doğrultusunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı-birleşen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/904, K. 2024/648, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama