KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2022/946
- Karar no
- 2024/1018
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/11/2020
- Numarası
- 2019/659 Esas, 2020/575 Karar
- Davanın konusu
- İtirazın İptali
Karar Metni
664 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili, müvekkili şirketin ...
Stadı yenileme projesi enerji nakil hattı çekilmesi işlerinin yapılması işine karşılık davalı şirket ile 699.120,50TL bedel alacağına dair anlaşmış olduğunu, bu işe ilişkin 01/04/2016 tarihli faturanın düzenlendiğini, işbu fatura bedelinin müvekkili şirkete ödenmemesi üzerine söz konusu faturaya karşı vade farkı faturası tanzim edildiğini, 22/10/2018 tarihinde tanzim edilen 43.460,98.-TL lik faturanın ödenmemesi üzerine ise davalı şirket aleyhine takibe geçildiğini, davalının itirazları üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına,
davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, müvekkili şirketin stadyum yenileme çalışmalarında davacı şirketin taşeron olarak görev aldığını, takibe konu edilen vade farkı faturasının haksız ve sözleşmeye aykırı şekilde düzenlendiğini, taraflar arasında vade farkı ödenmesine ilişkin herhangi bir anlaşma veya uygulama bulunmadığını, bu sebeple faturanın davacıya iade edildiğini savunarak davanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların kabulündeki sözleşme hükümlerinde davacı tarafından davalıdan zamanında ödenmeyen fatura için vade farkı talebinde bulunulabileceğine dair bir düzenleme olmadığı, taraflar arasında süregelen ticari ilişkide defter kayıtlarına göre böyle bir uygulama ile teamülün oluştuğu da davacı tarafından kanıtlanamadığı, kötüniyet tazminatı koşullarının da oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinafında, davalı ile şifaen 90 günlük vade konusunda anlaştıklarını, vadeye uyum sağlanmadığını, davalının sözleşmeden sonra iki yıl geçen bir süreçte ödeme yapmamasına rağmen anapara alacağına %9 faiz işletilerek vade farkı alacağı talep edildiğini, bilirkişi raporundaki hukuki değerlendirmelerin haksız olduğunu, bilirkişi raporunda faiz talebi ile ilgili hesaplama yapılmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, dosya kapsamında tek bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu,
bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini ve ek rapor ya da yeni bilirkişiden rapor talebinde bulunduklarını ancak mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı yüklenici, davaya konu takip ile vade farkı faturasına dayalı olarak alacak talebinde bulunmuş, davalı tarafça davanın reddi istenmiştir.
Mahkemece davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Vade farkı alacağı ile ilgili TBK’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak uygulamada taraflarca kararlaştırıldığına rastlanmaktadır. Mahkeme kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere Yargıtay içtihatlarına göre vade farkı alacağı talep edebilmek için iki şarttan birinin bulunması gerekmektedir.
Bu şartlar, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunması veya taraflar arasında bu konuda bir uygulama ve teamülün oluştuğunun belirlenmesidir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olayda, taraflar arasında vade farkı ödeneceğine ilişkin bir anlaşma bulunmadığı gibi, davacı tarafça daha evvel vade farkı faturası düzenlenip davalı tarafından ödendiğine ilişkin bir delil de sunulmadığı anlaşılmakla mahkemece verilen karar doğru olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, E. 2022/946, K. 2024/1018, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama