KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2025
- Dosya no
- 2022/1148
- Karar no
- 2025/1096
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/12/2021
- Numarası
- 2020/28 Esas- 2021/1197 Karar
- Davanın konusu
- Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.802 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri akdedildiğini, diğer müvekkili ..'in işbu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkili şirketin ödemelerini düzenli bir şekilde yapaması sebebiyle temerrüde düştüğünü, bu temerrüt sebebiyle davalı bankanın sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin feshinden sonra davalı banka tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında sözleşme borçlarının teminatı için verilen müvekkili ...'e ait İstanbul Bağcılar'da bulunan ... arsa paylı, ... ada, ... parsel, ... kat, ... numaralı bağımsız bölüm üzerine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, ayrıca müvekkilleri aleyhinde aynı sözleşme borçlarının tahsili için tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, ipotekli taşınmazın 14.08.2017 tarihli ihale sonucunda davalı banka tarafından alacağına mahsuben 266.000,00 TL bedelle satın alındığını, müvekkillerinin Bakırköy 5. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/799 Esas sayılı dosyası ile ihalenin fehsi davası açtıklarını, yapılan yargılama sonucunda ihalenin feshi davasının reddedildiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, bu süreçler devam ederken müvekkillerinin, davalı banka ile görüştüğünü ve kredi sözleşmelerinden kaynaklanan borçlarını ödemeyi teklif ettiklerini, teklifin davalı banka tarafından kabul edilmesi üzerine,
ödeme protokolü hazırlandığını ve 12/02/2018 tarihinde imzalandığını, buna göre müvekkillerinin sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmesine rağmen davalı banka tarafından sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen vefa hakkı tesisine ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmediğini ve vefa hakkı tesisine ilişkin sözleşme düzenlemediğini, davalı banka ile yapılan görüşmelerde taşınmazın mülkiyetinin devredilmesi talep edilmiş ise de ödemelerin tamamlanmadığı gerekçesi ile bu taleplerinin reddedildiğini, davalı bankanın ilave olarak 88.729,26 TL ilave ödeme yapılmasını talep ettiğini,
davalı bankanın bu bedeli hangi hesaplama detayı sonucunda talep ettiğini açıklamadığını, müvekkillerinin taşınmazın devrini talep etmekte hukuken ve yasal olarak haklı olduğunu, davalı bankanın protokol gereğince edimini yerine getirmesini sağlamak ve taşınmazın mülkiyetinin iadesini temin amacıyla işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, müvekkilleri tarafından ödenen 315.000,00 TL göz önünde bulundurularak teminatsız olarak bahse konu taşınmaz üzerine başkalarına devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla dava sonunda verilecek olan karar kesinleşinceye kadar devam etmek koşulu ile ihtiyati tedbir konulmasına,
yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalı banka adına olan tescil kaydının iptali ile müvekkili ... adına tesciline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle.
Davacı tarafça zorunlu arabuluculuk müracaatı yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacı taraf ile müvekkili banka arasında imzalanan kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle davalı taraf hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, ihaleye çıkan ipotekli taşınmazın müvekkili banka tarafından alacağına mahsuben 266.000,00 TL bedelle satın alındığını, bu aşamada davacı tarafın talebi üzerine 12/02/2018 tarihinde ödeme protokolü düzenlendiğini, bu protokolün vefa hakkı protokolü olmadığını, vefa hakkı tesis edilebilmesi için taşınmaz bedelinin ve bu tutara işleyecek faizin ödenmesi gerektiğini, davacı tarafından yeterli ödeme yapılmadığından banka tarafından vefa hakkı tesis edilemediğini, davacı tarafın borcun tamamen ödendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını,
davacı tarafın vefa hakkı tesis edilmişcesine edimin ifasını talep etmesinin hukuka uygun bir talep olmadığını, bu sebeple davanın esas yönünden reddi gerektiğini beyanla öncelikle davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmış olması sebebiyle usulden, esasa ilişkin itirazlar sebebiyle de esas yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Yerel mahkemece 17/12/2021 tarihli karar ile "...Davacı şirket ile davalı banka arasında kredi sözleşmeleri akdedildiği, diğer davalı ..'in bu sözleşemeler uyarınca müteselsil kefil olduğu, yine davalı ...'in kredi borçlarının teminatı için İstanbul Bağcılar'da bulunan ... arsa paylı, ... ada, ... parsel, ... kat, ... numaralı bağımsız bölümü üzerine ipotek tesis edildiği, kredi borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine dava konusu ipotekli taşınmaz ile ilgili İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine başlandığı, ipotekli taşınmazın ihaleye çıkması sonucunda davalı banka tarafından alacağına mahsuben 266.000,00 TL bedelle satın alındığı, bundan sonra taraflar arasında 12/02/2018 tarihli ve "Ödeme Protokolüdür" başlıklı belgenin imzalandığı, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın söz konusu ödeme protoklü içeriğinde yer alan hükümlere göre davacının protokol hükümleri uyarınca yüklendiği edimleri yerine getirip getirmediği,
davacı tarafa kullandırılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun yine protokol hükümlerinde kararlaştırıldığı şekilde davacı tarafından ödenip ödenmediği, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davalının alacağının kalıp kalmadığı,
buna göre davacının, davalı taraftan talepte bulunmasının şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu anlaşılmış olup buna göre hüküm vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi tarafından sunulan ek raporda belirtildiği üzere davacı tarafından yapılan 231.226,03 TL'lik kısmi ödeme, davacı bankadan temin edilen hesap ekstreleri, dosya içeriğinde toplanan deliller ve 12.02.2018 tarihli borç ödeme protokolü kapsamına göre davacının vefa hakkını kullanabilmesi için TBK 100. madde hükmü de dikkate alındığında davalı bankaya ödemesi gereken meblağın dava tarihi itibari ile 57.546,97 TL,
kök rapor tanzim tarihi itibariyle 65.899,97 TL olduğu, buna göre hem dava hem de raporun düzenlendiği tarih itibariyle davacı tarafın daha ödemesi gereken miktarın bulunduğu, davacı tarafın protokol hükümleri uyarınca yüklendiği edimleri tam olarak yerine getirmediği, kullandırılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun yine protokol hükümlerinde kararlaştırıldığı şekilde davacı tarafından tam olarak ödenmediği, bu durumda davacı tarafın protokol hükümleri uyarınca davalıdan talepte bulunmasının şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla.
AÇILAN DAVANIN REDDİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme taraflar arasındaki sözleşmeyi yanlış değerlendirdiğini, Müvekkilleri ile davalı Banka arasında akdedilen sözleşmede, davalı Bankanın müvekkillerimle vefa hakkı içeren bir sözleşme akdetmesi gerektiğini, davalı banka ile müvekkilleri arasında akdedilen sözleşme "ödeme protokolü" olup vefa hakkı tesis eden bir sözleşme niteliğinde olmadığını, dosyada mübrez olan bu sözleşmeye göre müvekkillerinin üstlendikleri edimler belirlenmiş olup, davalı Bankanın müvekkillerimin ödeyeceği borç tutarını hesaplamada uygulayacağı yöntem ve ilkeleri belirlendiğini, davalı Banka,
imzalamış olduğu ödeme protokolündeki yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığını, toplam borcun hesaplanmasında uygulanacak olan yöntem net olmadığı gibi Banka tarafından protokol çerçevesinde, müvekkillerinin ödeyeceği net tutar hesaplanarak müvekkillerine bildirilmediğini, müvekkilleri tarafından yapılan ödemeler, ne kadar ödeyeceklerini bilmeden yapılmış olan ödemeler olduğunu, Tüm şifahi taleplerine rağmen davalı tarafından protokol çerçevesinde hesaplama yapılarak müvekkillerine bildirilmediğini,
Mahkeme huzurunda açılmış olan davanın bu yönü ile değerlendirilmesi ve dava dilekçesine ekli olan protokolün bu açıdan değerlendirilmesi gerekirken sayın Mahkeme tarafından yanılgılı bir değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporları davanın haklılığını ortaya koyduğunu, bilirkişi tarafından düzenlenen kök raporda, müvekkillerinin 171.926,97 TL.sı daha borçları olduğu ve bu tutarı ödemeleri gerektiği belirtildiğini, Bilirkişi raporuna yaptığı itiraz sonucunda düzenlenen ek raporda protokol kapsamında müvekkillerinin ödemesi gereken tutarın dava tarihi itibariyle 57.546,97 TL.
Kök rapor tarihi itibariyle 65.899,97 TL. olduğu kanaatine varıldığını, bilirkişi bile kök rapor ile ek rapor arasında 106.000,00 TL.lık bir yanlış hesaplama yaptığını, bu hesaplama, ödeme protokolünde, borcun hesaplanmasına yönelik yöntemin müphem olmasından kaynaklandığını, bilirkişi bile protokoldeki hesaplama yöntemini anlayamadığını ve iki rapor arasındaki hesaplamada 106.000 tl.lık bir yanılgıya düştüğünü, dolayısı ile de müvekkillerinin davalı Banka'dan taleplerinin ne kadar haklı olduğu bu hesaplama hatası ile de ortaya konulduğunu, davalı Banka,
tüm taleplerine rağmen müvekkillerine ( yaptıkları ödemelerden sonra) ne kadar borçları kaldığını net bir biçimde bildirmediği gibi buna ilişkin yazılı bir belge de vermediklerini, tüm şifahi taleplerinin sonuçsuz kalması üzerine davalı Banka'ya ihtarname keşide edilmesi üzerine,
bu ihtarnameye cevap verdiklerini, ancak, cevabi ihtarnamede belirtilen tutarın nasıl hesaplandığına ilişkin hiçbir ayrıntı belirtilmediğinden söz konusu alacak tutarının şüpheli olduğu kuşkusu ile işbu dava açılmak zorunda kalındığını, davalı Bankanın 14.06.2019 tarihinde keşide ettiği ihtarnamede talep ettiği tutar 88.729,26 TL iken ek raporda, 12.07.2019 dava tarihi itibariyle 57.546,97 TL. olduğu görüldüğünü, bu durum davalı Bankanın müvekkillerinden fazla bir para tahsil etmeye ve haksız kazanç elde etmeye çalıştığını gösterdiğini, mahkeme kararının gerekçesi dosyadaki ödeme protokolü hükümlerine aykırı olduğunu,
İlk derece Mahkemesi tarafından kararında "...hem dava hem de raporun düzenlendiği tarih itibariyle davacı tarafın daha ödemesi gereken miktarın bulunduğu, davacı tarafın protokol hükümleri uyarınca yükümlendiği edimleri tam olarak yerine getirmediği,
kullandırılan kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun yine protokol hükümlerinde kararlaştırıldığı şekilde davacı tarafından tam olarak ödenmediği...."gerekçesine yer verildiğini, söz konusu bu gerekçe ile sayın mahkeme yaptığı yargılamada çelişkiye düştüğünü, dosyadaki bilirkişi raporları göz önüne alındığında, bilirkişi bile protokole göre kök ve ek rapor tanzimi sırasında 106.000 TL.lık bir hesaplama hatası yaparken, davalı Banka, dava tarihinden önce müvekkillerimin bakiye 88.729,26 TL. borçları olduğunu beyan ederken, dava tarihi itibariyle ek raporda,
protokol kapsamında ödenmesi gereken borcun 57.546,97TL.olduğu ortaya çıkmışken müvekkillerinin edimlerini protokol kapsamında tam olarak yerine getirmediklerini karara gerekçe olarak almak abesle iştigal olduğunu, açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bakırköy 2.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/28 Esas 2021/1197 Karar sayılı 17.12.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulüne, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilesini talep etmiştir.
DELİLLER
Tüm dosya kapsamı.
DOSYADA YER ALAN DELİLLER VE DEĞERLENDİRME: Dava; sözleşmenin aynen ifası, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 492 sayılı Harçlar Kanunu, harç alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine ve iradelerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece res'en gözetilmesini hükme bağlamıştır.
Kanunun 32. maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış, 30. maddesinde "...muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK'nın 409.
(HMK'nın 150. maddesi) maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
492 sayılı Harçlar Kanununun 30.maddesi uyarınca yargılama aşamasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğunun anlaşılması halinde yalnız o celse için yargılamaya devam edilmesi takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin ve karar ilam harcının tamamlanmaması durumunda davaya devam olunmaması gerekir.
Davacı vekilince dava dilekçesinde davanın 266.000,00TL değer gösterilerek açılmış, bu miktar üzerinden peşin harç yatırılmış, dava konusu taşınmaz üzerinde keşif yapılmadığı ve taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespit edilmediği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değeri tespit edildikten sonra mahkemece davacıya süre verilerek eksik harcın tamamlatılması ve yargılamaya devam olunarak davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Yerel mahkeme kararı bu yönden eksik ve hatalıdır. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusu incelenmeksizin kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucunda HMK 353/1-a-4 maddesi gereğince İDM kararının kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
22/04/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/1148, K. 2025/1096, 22 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama