KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1136
- Karar no
- 2024/2230
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 02/12/2021
- Numarası
- 2018/75 Esas - 2021/889 Karar
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar Metni
2.283 kelime·11 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
02.05.2017 günü davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile teminat altında olan, davalı ...' un işleteni olduğu ... plakalı aracın davalı ...' ın 2,91 promil alkollü olarak sevk ve idaresinde iken müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araca kırmızı ışıkta beklerken arkadan çarpması ve müvekkilinin aracının da önünde bulunan dava dışı ... plakalı araca çarparak durabilmesi sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkili ...' nin ağır yaralandığını ve malul kaldığını,
davalı sigorta şirketine yapılan yazılı başvuru sonrasında 14.03.2018 tarihinde 79.757,00 tazminat ödemesi alındığını ancak kaza tarihinde 21 yaşında olan ve Kocaeli Üniversitesinde 3. sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam eden müvekkilinin kaza nedeni ile 3 ay okulunagidemediğini ve dönem kaybetmesine neden olduğunu, alınan rapora göre % 8 malul olduğunun belgelendirilmiş olmasına karşın davalı sigorta şirketinden alınan tazminatın davacının maddi zararını karşılamadığını fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik;
davacı ... (...) için geçici iş göremezlik zararı 1.000,00 TL ve davalı sigorta şirketi tarafından 14.03.2018 tarihinde yapılan 79.757,00 TL tazminat ödemesi dışında kalan sürekli maluliyet tazminatı 1.000,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın 13.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline ve davacı ...için 40.000,00 TL,
davacı ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... ve ... 'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle;
davalı ... isimli şahsa aracın cam film yapılması için 01.05.2017 tarihinde verildiğini ancak aracın kendilerine teslim edilmemesi nedeni ile yaptıkları araştırma sonucunda aracın hasarlı olarak bulunduğunu ve Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan şikayetle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/135096 E sayılı soruşturma dosyasının derdest olduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davacı için henüz eğitimine devam ediyor olması ve herhangi bir kazancının bulunmaması nedeni ile geçici iş göremezlik zararı talep edilemeyeceğini,
kaza sonrası hastanede kalmayarak aynı gün taburcu edilen davacı için talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Davalı ...
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya karışan ... plakalı aracın müvekkil sigorta şirketi nezdinde 28.01.2017/2018 vadeli ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğunu, dava öncesi davacının talebi ile açılan hasar dosyasından 14.03.2018 tarihinde 79.757,00 TL maddi tazminat ödemesi yapılarak müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunu yerine getirdiğini, genel şartlar dahilinde geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olmadıklarını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu,
dava tarihinden itibaren talep edilebilecek faizin yasal faiz olduğunu belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Maddi Tazminat Talebi Bakımından davanın kabulü ile.
2.106,09 TL geçici iş göremezlik ile 182.581,48 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 184.687,57 TL'nin davalılar ... ve ...'dan 01/05/2017 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi bakımından kısmi ödemenin yapıldığı 14/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, manevi tazminat talebi bakımından, davanın kısmen kabulü ile;
davacı ... (...) bakımından 15.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... (...) bakımından 8.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan 01/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili, davalı ...
A.Ş. vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından iş göremezlik hesabı yapılırken müvekkilinin ...'lı geliri eksik hesaplandığını, bilirkişi tarafından 150 günlük gelir miktarı üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, 104 günlük gelir miktarı üzerinden hesaplama yapılmış olmasına itiraz ettiğini, geçici iş göremezlik dönem zararı hesabının eksik yapılmış olması kabul edilemeyeceğini, iyileşme süresinin Adli Tıp Kurumu tarafından 1,5 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa edilmiş olması,
iyileşme süresi içerisinde müvekkilinin derslerine ve okuluna devam edemediğini, sınavlara katılamaması ve başarısız olması mezuniyet süresinin yarım dönem yani 7 ay uzamış olmasına sebep olduğunu, 7 aylık geçici iş göremezlik zararının hesaplanması gerektiğini, müvekkiller yönünden manevi tazminat talebinin kısmen reddi kararı kabul edilemeyeceğini, % 8 oranındaki maluliyet oranı göz önüne alındığında gayet makul bir rakam olduğunu dava da afaki bir tazminat talep edilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ...
A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
28.12.2020 ve 18.03.2021 tarihli ATK raporlarında davacı ...’ün dava konusu trafik kazasına bağlı yaralanmasının "maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı" belirlendiğinden, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı yanın kaza tarihindeki gelirini ispatlar bir belgenin bulunmaması nedeniyle asgari ücret esas alınarak yapılan hesaplama yapılması gerektiğini, davacının kaza tarihindeki geliri ile ödeme tarihinde geçerli olan kanun hükümleri ve hesaplama yöntemleri çerçevesinde hesaplama yapıldığında müvekkil şirketçe tüm zararın karşılandığı anlaşıldığını,
bilirkişi hesap raporunda TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmış ise de hesaplamada progresif rant yönteminin kullanılmış olmasına açıkça itiraz ettiğini, geçici iş göremezlik zararlarının poliçe kapsamında bulunmadığını, faiz talebinin reddine ve hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, temerrüte düşürüldüğü kabul edilse dahi ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
mahkemenin kararının gerekçeli olmadığından adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, müvekkilin pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, müvekkilinin eşi dava konusu aracı, camlarını film kaplattırmak üzere 01.05.2017 tarihinde diğer davalı ... isimli şahsa teslim ettiği ancak şahıs tarafından araç geri getirilmemiş, bunun üzerine yapılan araştırma neticesinde mezkur araç hasarlı bir şekilde bulunmuş olup davalı ... isimli şahıstan şikayetçi olduklarındann, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/135096 soruşturma numaralı dosyası incelenmediğini,
kaza meydana geldiği sırada müvekkilinin araç üzerinde herhangi bir fiili hakimiyeti bulunmadığını, aracın herhangi bir şekilde ekonomik bir yararlanma amacı güdülmeden tamamen karşılıklı güven ilişkisi sebebiyle emanet edildiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, dosya içerisinde bulunan adli vaka raporu ve diğer raporlar ile de sabit olduğu üzere davacının kaza neticesinde almış olduğu yaralar basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunu, kaldı ki kaza sonrasında davacı 1 gün dahi hastanede kalmadığını, aynı gün ayakta tedavi edilerek taburcu olduğunu, müvekkilin araç sahibi olması dışında,
kazanın meydana gelmesi aşamasında herhangi bir kastı veya suçu bulunmadığını, bir başka deyişle müvekkilin, davacının manevi zararı üzerinde doğrudan veya dolaylı bir etkisi olmadığını, illiyet bağı kurulmadığından manevi tazminat talebinin müvekkilin açısından reddedilmesi gerektiğini, zarar görenin yakınların manevi tazminat talebinde bulunabilmesi için ağır bedensel zarar veya ölüm halinin gerçekleşmesi gerektiğini, bu kapsamda kanunun aradığı şartların yerine gelmediği sabit olduğunu ve talebin reddi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava,
yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 01.05.2017 günü saat 16:40 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Cumhuriyet caddesini takiben Bağlarbaşı istikametine seyir halindeyken, olay mahalline geldiğinde idaresindeki aracın ön kısımları ile,
kendisiyle aynı istikamette önünde istikametine yanan kırmızı ışıktan kaynaklı duraklamakta olan davacı sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin arka kısımlarına çarpması ve çarpmanını etkisiyle ötelenen aracın önünde duraklayan dava dışı araca arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralanması nedeniyle maddi manevi tazminat talep edildiği anlaşılmıştır KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.
Davalı ... ,... plakalı otomobilin maliki olduğuna göre, işleten olarak kaza anında bu aracı kullanan sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan davacıya karşı müteselsilen sorumludur. Aracın bir başkası tarafından işletilmesi de bu sorumluluğu kaldırmayacaktır.
Bu nedenle Mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Dosyanın istinaf incelemesi için Dairemizde bulunduğu sırada davacılar vekili dosyaya sunulan 03/05/2023 işlem tarihli dilekçe ile davaya konu maddi tazminat talebi bakımından davalı sigorta şirketiyle sulh olunduğunu, yapılan ödemeyle maddi tazminata ilişkin davanın konusuz kaldığını ancak manevi tazminat talebine ilişkin dava ve haklarının devam ettiğini bildirmiştir.Yine davalı ...
A.Ş. vekili tarafından Dairemize hitaben verilen dilekçesiyle "görülmekte olan tazminat davasında, davacı vekili ile akdedilen 17.04.2023 tarihli ibraname çerçevesinde sulh olunmuş, davacı taraf ekli sulh ibranamede belirlenen ödemenin yapılması ile birlikte maddi tazminata ilişkin davanın ZMS poliçesi teminat limitleri (330.000,00-TL) kapsamında müvekkili, dava konusu ihtilaf bakımından ibra etmişlerdir.
Davacı vekilinin ekli ibraname kapsamında maddi tazminata ilişkin davanın ZMS poliçesi teminat limitleri (330.000,00-TL) kapsamında konusuz kaldığını beyan etmesi halinde tarafımızca da hiçbir vekâlet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunulmayacağı, ...sulh sebebi ile HMK'nın 314. maddesi gereği sulh doğrultusunda ek karar verilmesini, sunulan teminat mektubunun iadesine ilişkin karar verilmesi" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
HMK'nun 315. maddesi "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.(2) İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hallerinde sulhun iptali istenebilir" şeklinde hüküm altına alınmıştır.Her ne kadar maddi tazminatın kabulüne dair verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de davacı vekili ile davalı ...
A.Ş. vekili tarafından ilk derece mahkemesince verilen karardan sonra ve fakat istinaf aşamasında dosyaya sunulan dilekçe ile görülmekte olandavaya konu maddi tazminat konusunda tarafların sulh olduğu ve varılan mutabakat gereğince belirlenen tazminat miktarının davacı tarafa ödendiği ve bu suretle davanın konusuz kaldığı anlaşılmaktadır.Bu durumda davanın esasına ilişkin bu beyanlara öncelik verilmesi gerektiğinden ve zarar sorumlularından biri ile yapılan anlaşma diğer zarar sorumlularına da sirayet edeceğinden,
istinaf yasa yoluna başvuran tarafların maddi tazminatın miktarının belirlenmesinde hata yapıldığına ilişkin istinaf itirazları değerlendirilmesinin gerekmediği, istinaf aşamasında meydana gelen duruma göre maddi tazminat davası ile ilgili olarak hüküm tesis edilmesi gerektiği sonucuna varılmış ve maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-b/2 hükmü uyarınca kaldırılarak davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmek ve dosyaya ibraz edilen sulh sözleşmesi içeriği gözetildiğinde davacı ve davalılar tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda
da karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.TBK'nın 56/1 ve 56/2.maddelerine göre davacı ...'nın kalıcı maluliyeti bulunduğundan maluliyet oranına göre ağır yaralanma mahiyetinde olduğundan davacı anne için de manevi tazminata hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş ve manevi tazminat miktarına yönelik talep bakımından da kazanın meydana geldiği tarih, kusur durumu, davacı ...'nın yaralanmasının niteliği, maluliyet oranı, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyo ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde,
davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu anlaşılmakla talep miktarı kadar manevi tazminatın kabulüne hükmedilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar tesis edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu gerekçe doğrultusunda davalı... vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesine; davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun reddine; davacılar vekili ile davalı ...
AŞ. vekili ve davalı ... vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusu konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1136, K. 2024/2230, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama