KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi
- Mercii
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Nisan 2025
- Esas no
- 2022/1647
- Karar no
- 2025/644
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Karar tarihi
- 17/03/2022
- Numarası
- 2016/1213 Esas - 2022/218 Karar
- Dava
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Karar Metni
1.490 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 09.09.2016 tarihinde müvekkillerinin müşterek çocuğu ...'ın evinin önünde yaya olarak yürümekte iken, davalı... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması ile yaralandığını ve tedavisinin halen Göztepe Eğitim Araştırma Hastahanesinde devam ettiğini, davalı ...
A.Ş davaya konu kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın ZMMS poliçesi ile rizikoyu teminat altına aldığını, maddi tazminat talepli ihtarının 24.10.2016 tarihinde davalı sigortaya tebliğ olunmasına rağmen bugüne kadar zararlarının karşılanmadığını, davalılardan ...
AŞ.'nin diğer davalılar ile birlikte müteselsilen; müvekkilleri ..., ... ve ... için 2.500,00 TL maddi tazminat; davalı... ve ...'ten, 70.000.00 TL manevi tazminat olmak üzere şimdilik toplam 72.500.00,00 TL,'nin olay tarihi olan 09.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: davaya konu kazanın 09.09.2016 günü saat 16:30 civarında davalılardan... idaresindeki aracın ...’ın yanında ebeveyni olmadan başka bir küçük çocukla kaldırımda koşturup kovalamaca oynadığı esnada sağına-soluna bakmadan aniden caddeye atlayıp aracın önüne
çıkması nedeni ile kaçınılmaz bir şekilde meydana geldiğini, müvekkili sürücünün yavaş seyrettiği için hemen sola manevra yaparak durduğunu ve daha vahim bir durum meydana gelmesini engellediğini, davacının maddi tazminat talebinin ispata muhtaç olduğunu ve kabule şayan olmadığını, tazminat hesaplanması halinde tazminattan davalı ...
A.Ş. sorumlu olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin de haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup, sebepsiz zenginleşme amacı güttüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...
A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: tedavi ve bakım gideri olarak talep edilen maddi tazminatın Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, hastane giderleri, ambulans ve yol masrafları, barınma giderleri, efor kaybı vb. giderlerin tedavi giderleri kapsamında olup 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili şirketin tedavi giderleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın haksız fiil esasına dayanmakta olduğunu ve davacı ile müvekkili sigorta şirketi arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığından davanın reddini, aksi halde bakıcı,
tedavi gideri ve geçici maluliyet talebi dışında kalan maddi tazminat talepleri bakımından belirttikleri şekilde hesaplama yapılarak hüküm tesis edilmesini, bakıcı, tedavi gideri ve geçici maluliyet talebi ile ilgili maddi tazminat taleplerinin ve kaza tarihinden itibaren avans faiz talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,"Davanın kısmen kabulüne, 661,75 TL maddi tazminatın davalılar... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren,
davalı sigorta şirketi yönünden 04/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalılar... ve ... yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkeme tarafından hükmedilen manevi tazminat talebinin çok az olduğunu, sadece kazanın olduğu dakika itibariyle bile müvekkillerin manevi tahribatının 30.000 TL'yi geçecek boyutta olduğunu, Yerel Mahkemenin manevi tazminata hükmederken topyekün olarak her üç müvekkil lehine karar verdiğini, bu şekilde yapılan hesaplamanın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, her üç müvekkilinin de ayrı ayrı şahıslar olarak zarar uğradıklarını, davanın her üç müvekkili tarafından açılmış olmasının usul ekonomisi ilkesine uymak adına tercih edildiğini,
manevi tazminat istemlerinin zenginleşme amacını taşımadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde,
zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır.
Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak,
meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Dava dilekçesinde davacılar ... ve...'ın kendi adlarına asaleten davacı küçük ... adına velayeten dava açılmış olduğu neticei talep kısmında her bir davacı için ne kadar manevi tazminat talep edildiği belirtilmediği, davacı vekilinin 25/12/2020 tarihli talep açıklama dilekçesi ile davacı ... için 25.000 TL, davacılar ... ve ... için 22.500 TL manevi tazminat talep edildiği belirtilmiştir.
Mahkemece her bir davacının manevi tazminat talebi hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken davacılar lehine toplam olarak manevi tazminat belirlenmesi ile ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacı küçük ...'ın yaralanmasının mahiyeti ve iyileşme süresi ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları ile manevi tazminatın belirlenmesinde hakim olan ilkeler ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde,
TBK'nın 56/1. maddesi kapsamında belirlenen manevi tazminat miktarının bir miktar düşük olduğu; aynı ilkelere göre yapılan değerlendirme sonucunda takdiren davacı ... lehine 10.000,00 TL, diğer davacılar lehine ayrı ayrı 2.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.Bu nedenle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/1647, K. 2025/644, 14 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama